Zâriyât Suresi Türkçe Meali

ZÂRİYÂT SÛRESİ CÜZ: 26, SÛRE: 51

Mekke’de inmiştir; 60 ayettir.

Bu sûre 1. ayetinde “Zâriyat” kelimesi geçtiği
için bu isimle anılır.

İmam Sadık (a.s)’ın şöyle dediği nakledil miştir: “Kim Zariyat Sûresi’ni
her gün veya her gece okursa, Allah onun
yaşayışını düzeltir, ona bol rızık verir ve Allah’ın
izniyle kıyamete kadar aydınlık verecek bir çırağla
onun mezarını aydınlatır.” (bk. Sevabu’l-A’mal.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Savuran rüzgarlara

2. Yükünü yüklenenlere

3. Kolayca akıp gidenlere

4. İşleri ayıranlara andolsun ki,

5. Size vadedilen kesinlikle doğrudur.

6. Ceza ve mükâfat mutlaka gerçekleşecektir.

7. İç içe yollara sahip olan göğe andolsun,

8. Siz farklı görüşlere sahipsiniz.

9. Döndürülen kimse ondan döndürülür.

10. Kahrolsun o yalancılar!

11. Cehalet girdabında gafilce bocalayanlar!

12. Ceza ve mükâfat gününün ne zaman
olduğunu sorarlar.

13. O, ateş üzerinde azap edilecekleri gündür.

14. “Tadın azabınızı! İşte çabuk gelmesini
istediğiniz budur.”

15. Şüphesiz, takvalı olanlar, bahçelerde ve
pınar başlarındadırlar.

16. Rablerinin kendilerine verdiklerini alırlar.
Çünkü onlar, bundan önce iyi kimseler
idiler.

17. Gecenin az bir bölümünü uyurlardı.

18. Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

19. Mallarında dilenen ve yoksul için bir
hak vardı.

20-21. Yakin edenler için yeryüzünde ve
kendi nefislerinizde nice ayetler vardır.
Görmüyor musunuz?!

Bir adam, Hz. Ali (a.s)’a, “Rabbini neyle tanıdın?”
diye sordu. Ali (a.s), “Azimleri kırması
ve çabaları bozması ile.” diye cevap verdi
ve şöyle dedi: “Bir iş yapmak istediğimde o
maksadıma ulaşmama engel oldu; bir karar
aldığımda takdir bunu önledi. Böylece
işleri yönetenin başkası olduğunu anladım.”
(bk. es-Safî Tefsiri.)

22. Rızkınız da, size vadedilen de göktedir.

23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki,
konuşmanız gibi o (vaat) haktır.

24. İbrahim’in değerli misafirlerinin haberi
size geldi mi?

25. Hani onlar İbrahim’in yanına girdiler
ve “Selam.” dediler. İbrahim de, “Selam
(size). Siz tanınmamış bir topluluksunuz.”
dedi.

26. Sonra sezdirmeden ailesine gidip semiz
bir dana getirdi.
27. Onlara yaklaştırıp (önlerine sürüp),
“Yemez misiniz?” dedi.

28. (Ellerinin yemeğe uzanmadığını
görünce) onlardan içine korku düştü.
“Korkma!” dediler ve ona bilgin bir oğ
lan çocuğu müjdelediler.

29. Karısı çığlık atarak geldi, elini yüzüne
vurarak, “Kısır bir kocakarı (nasıl çocuk
doğurur)?!” dedi.

30. Onlar, “Rabbin böyle buyurdu. Kuşkusuz
O, hikmet sahibidir ve bilendir.”
dediler.

ZÂRİYÂT SÛRESİ CÜZ: 27, SÛRE: 51

31. (İbrahim,) “Peki göreviniz
nedir, ey elçiler?” dedi.

32. “Biz suçlu bir kavme gönderildik.”
dediler.

33. “Üzerlerine çamurdan taş
yağdırmak için (gelmişiz.)”

34. “(Bu taşlar) Rabbinin katında aşırı
gidenler için işaretlenmiştir.”

35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri
çıkardık.

36. Orada Müslümanlardan bir evden
başka bulmadık.

37. Acı azaptan korkanlar için orada
bir ayet bıraktık.

38. Musa’nın başından geçenlerde de
(ayetler vardır). Hani onu apaçık bir
delille Firavun’a gönderdik.

39. Firavun erkânıyla birlikte yüz çevirdi
ve “O, bir büyücüdür veya bir
delidir.” dedi.

40. Nihayet onu ve ordularını yakalayıp
denize attık ve o kınanmayı hak
etmişti.

41. Ad kavminde de (ayetler vardır).
Hani onlara yıkıcı bir rüzgâr gönderdik.

42. Üzerinden geçtiği her şeyi çürümüş
kemiğe döndürmüştü.

43. Semud kavminde de (ayetler vardır.)
Hani onlara “Bir süreye kadar yararlanın.”
denilmişti.

44. Rablerinin emrine karşı çıktılar, bu
yüzden bakıp durdukları hâlde onları
yıldırım çarptı.

45. Ayağa kalkamadılar, öç alacak güçleri
de kalmadı.

46. Bunlardan önce de Nuh kavmini (helak
etmiştik). Çünkü onlar, yoldan çıkmış
bir topluluk idiler.

47. Göğü (büyük) bir güçle kurduk ve
biz genişleticiyiz.

48. Yeri de döşedik. Ne güzel döşeyeniz!

49. Öğüt alasınız diye her şeyden iki çift
yarattık.

50. “O hâlde Allah’a doğru koşun. Kuşkusuz
ben, O’nun tarafından size gönderilmiş,
apaçık bir uyarcıyım.”

51. “Allah ile beraber başka bir ilah uydurmayın.
Kuşkusuz ben, O’nun tarafından
size gönderilmiş, apaçık bir uyarıcıyım.”

52. Aynı şekilde, onlardan öncekilere de
ne kadar peygamber geldiyse, “O bir büyücüdür
veya delidir.” dediler.

53. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi
ettiler?! Hayır; onlar azgın bir toplulukturlar.

54. Artık onlardan yüz çevir; sen kınanacak
değilsin.

55. Ve öğüt ver; şüphesiz, öğüt müminlere
fayda verir.

56. Cinleri ve insanları ancak bana ibadet
etsinler diye yarattım.

57. Onlardan bir rızık istemiyorum. Beni
yedirmelerini de istemiyorum.

58. Kuşkusuz, bol bol rızık veren, sağlam
güç sahibi olan, ancak Allah’tır.

59. Kuşkusuz, o zulmedenlere, arkadaşlarının
payı gibi azaptan bir pay
vardır. Onu benden acele istemesinler.

60. Kendilerine vadedilen günlerinden
dolayı vay kâfirlerin hâline!