Yusuf Suresi Türkçe Meali

CÜZ: 12, SÛRE: 12
Mekke’de inmiştir; 111 ayettir.
Ancak İbn Abbas’tan ilk üç ayeti ile 7. ayetinin Medine’de
inmiş olduğu rivayet edilmiştir.İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Kim Yusuf Sûresi’ni her gündüz veya her
gece okursa, Allah onu kıyamet günü Yusuf
gibi bir cemal ve güzellikle haşreder. İnsanların
(kıyamette) uğradıkları korku ve dehşete
tutulmaz ve komşuları salih kullardan
olur.” Sonra şöyle dedi: “Yusuf, Allah’ın salih
kullarından idi. Ayrıca bu kimse dünyada
zina ve fuhşa bulaşmaktan güvende kalır.”
(bk. Ayyaşî Tefsiri.) Bu sûrede Hz. Yusuf’un
kıssası anlatıldığı için Yusuf adını almıştır.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Elif. Lâm. Ra. İşte budur açıklayan
kitabın ayetleri.
2. Biz, anlayasınız diye onu Arapça bir
Kur’ân olarak indirdik.
3. Biz, bu Kur’ân’ı sana vahyederek en
güzel anlatımla sana kıssaları anlatırız.
Kuşkusuz bundan önce sen (bunlardan)
habersizlerdendin.
4. Hani Yusuf babasına, “Ey baba! Ben
on bir yıldızın, güneş ve ayın bana secde
ettiklerini gördüm.” demişti.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 97)

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 12, SÛRE: 12

5. (Babası,) “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine
anlatma; sonra sana karşı bir
tuzak kurarlar. Kuşkusuz, şeytan insanın
apaçık bir düşmanıdır.” dedi.
İmam Sadık ve İmam Zeynelabidin (a.s)’dan
rivayet edildiğine göre, Hz. Yakub’un bu
belayla karşılaşmasına, kestiği bir koyundan
ümmetinden bir muhtaca vermemesi
sebep olmuştur. Bu olaydan sonra her öğle
vakti Yakup adına biri, “Oruca niyetli
olmayan Yakub’un öğle yemeğine
gelsin.” ve her akşam vakti de, “Oruca
niyetli olan Yakub’un akşam yemeğine
buyursun.” diye duyuruda bulunurdu.
(bk. Ayyaşî Tefsiri.)

6. “Rabbin böylece seni seçerek sözlerin
(rüyaların) tabirini sana öğretir ve
babaların İbrahim’e ve İshak’a nimetini
tamamladığı gibi sana ve Yakub’un soyuna
da nimetini tamamlar. Kuşkusuz,
Rabbin bilendir ve hikmet sahibidir.”
7. Kuşkusuz, Yusuf ve kardeşlerinde,
soranlar için ayetler vardır.
Rivayete göre, Yahudiler müşriklerin büyüklerine,
“Hz. Muhammed’e Yahudilerin niçin
Şam’dan Mısır’a göçtüğünü ve Yusuf’un kıssasını
sorun.” demişlerdir. Bunun üzerine Hz.
Muhammed (s.a.a), kimseden olayı duymadan
ve bir kitap okumdan (Kur’ân’dan
inen vahiy ile) kıssayı anlatmıştır. (bk.
Cevamu’l-Cami Tefsiri.)

8. Hani (Yusuf’un kardeşleri) dediler
ki: “Yusuf ve kardeşi, babamızın yanında,
güçlü bir topluluk olan bizden
daha sevimlidir. Babamız apaçık bir
yanılgı içindedir.”
9. “Yusuf’u öldürün ya da (ıssız) bir yere
atın ki, babanızın ilgisi size kalsın. Ondan
sonra iyi bir topluluk olursunuz.”
10. Onlardan biri şöyle dedi: “Yusuf’u
öldürmeyin; fakat bir şey yapmak istiyorsanız,
onu kuyunun derinliklerine
atın ki kervanlardan onu alan olur.”

11. Dediler ki: “Baba! Neden Yusuf hakkında
bize güvenmiyorsun? Oysa biz
onun iyiliğini istiyoruz.”
12. “Onu yarın bizimle gönder, gezsin ve
oynasın; kuşkusuz biz onu koruruz.”
13. “Onu götürmeniz beni üzer. Haberiniz
olmadan kurdun onu yemesinden
korkuyorum.” dedi.
14. “Biz güçlü bir topluluk iken kurt onu
yiyecek olursa, o zaman biz gerçekten
hüsran içinde olan (hiçbir işe yaramaz)
kimseleriz.” dediler.

CÜZ: 12, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

15. Onu kendileriyle götürüp kuyunun
derinliğine bırakmayı kararlaştırdılar.
Biz de ona vahyettik ki, onların farkında
olmayacakları bir zamanda bu işlerini
onlara bildireceksin.
16. Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
17. “Biz yarışmaya gittik, Yusuf’u da eşyamızın
yanında bıraktık, bu sırada kurt
onu yedi. Biz doğru söylesek de sen bize
inanacak değilsin.” dediler.
18. Bir de yalan olarak üzerine kan sürülmüş
olan gömleğini getirdiler. (Yakup)
dedi ki: “(Dediğiniz gibi değil.) Hayır!
Nefsiniz size (kötü) bir işi süslemiş,
güzel göstermiştir. Artık güzelce sabır
etmem gerekir. Anlattıklarınız hakkında
yardım dilenilecek, yalnız Allah’tır.

19. Ve bir kervan geldi. Su görevlisini
gönderdiler; o, kovasını saldı ve, “Müjde!
Bu bir erkek çocuğu!” dedi. Onu
ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların
yapmakta olduklarını biliyordu.
20. Onu düşük bir pahaya, bir kaç dirheme
sattılar. Zaten ona karşı meyilsiz
idiler.
21. Onu satın alan Mısırlı kişi, karısına,
“Ona iyi bak; belki bize bir faydası olur
veyahut da onu evlat ediniriz.” dedi.
Ona sözlerin (rüyaların) tabirini öğretelim
diye işte böylece Yusuf’u o yerde
yerleştirdik ve güçlendirdik. Allah
kendi işine hâkimdir. Fakat insanların
çoğu bilmezler.
22. Erginlik çağına erişince de, ona hikmet
ve ilim verdik. İşte iyileri biz böyle
mükâfatlandırırız.

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 12, SÛRE: 12

23. Yusuf’un evinde bulunduğu kadın,
onu kendisine çağırdı. Kapıları kapayarak,
“Gelsene!” dedi. Yusuf, “Allah’a
sığınırım. O benim Rabbimdir. Bana
güzel bir yer vermiştir. Kuşkusuz, zalimler
kurtuluşa ermezler.” dedi.
24. Gerçekten o kadın Yusuf’a meyletti.
Yusuf da Rabbinin açık delilini görmeseydi
ona meylederdi. İşte böyle ondan
kötülük ve rezilliği uzaklaştırmak
istedik. O bizim ihlasa eriştirilmiş kullarımızdandır.
Bu ayetle ilgili olarak bazı tefsirler, Hz.
Yusuf’un masumluk makamına yakışmayan
birtakım yorumlara ve rivayetlere yer
vermişlerdir. Ama Ehl-i Beyt İmamları’ndan
gelen çeşitli hadislerde, bu rivayetlerin yalan
olduğu ve Hz. Yusuf’un masum bir peygamber
olarak kötülüğe asla meyletmediği
açıklanmıştır. (bk. Uyun-u Ahbari’r-Rıza,
Ayyaşî Tefsiri ve es-Safî Tefsiri.)

25. İkisi de kapıya koştular. Kadın,
Yusuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının
önünde kadının kocasıyla karşılaştılar.
Kadın, “Senin ailen hakkında
kötülük düşünenin cezası, hapis veya
acı işkenceden başka ne olabilir?” dedi.
26-27. Yusuf, “O beni kendisine çağırdı.”
dedi. Kadının ailesinden bir şahit,
“Yusuf’un gömleği önden yırtılmışsa,
kadın doğru söylemiş ve o yalancıdır
Fakat gömleği arkadan yırtılmışsa, ka

dın yalan söylemiş ve o doğrulardandır.”
diye şahitlik etti.

28. Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu
görünce, “Kuşkusuz, bu siz kadınların
oyunlarındandır. Sizin oyunlarınız
pek büyüktür.” dedi.
29. “Ey Yusuf, bundan (bu olaydan) vazgeç
(onu unut) ve (ey kadın,) sen de günahının
bağışlanmasını dile. Kuşkusuz,
sen günahkârlardan oldun.”
30. Şehrin bazı kadınları, “Aziz’in karısı
kendi kölesiyle birlikte olmak istiyor.
Onun sevdasına tutulmuştur. Biz onun
açık bir sapıklıkta olduğunu görüyoruz.”
dediler.

CÜZ: 12, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

31. (Aziz’in karısı) onların (aleyhteki söz
ve) düzenlerini duyunca, (davet için)
yanlarına birini gönderdi. Bir meclis düzenleyerek
her birinin eline bir bıçak verdi.
(Yusuf’a,) “Yanlarına çık.”dedi. Onu
görünce şaşkınlığa uğradılar ve ellerini
kestiler. “Allah’ı tenzih ederiz. Bu, bir beşer
değildir; bu ancak, değerli bir melektir.”
dediler.
32. Dedi ki: “İşte hakkında beni kınadığınız
budur. Ben onunla ilişki kurmak
istedim, ama o kendisini korudu. Eğer
verdiğim emri yerine getirmezse, kuşkusuz
hapse atılacaktır ve aşağılananlardan
olacaktır.”
33. (Yusuf,) “Rabbim! Hapis, bunların
beni davet ettikleri işten daha iyidir.
Eğer onların düzenlerini benden uzaklaştırmazsan,
onlara meyleder ve cahillerden
olurum.”
34. Rabbi, duasını kabul etti ve onların
düzenini ondan uzaklaştırdı. Kuşkusuz
O, işitendir ve bilendir.
İmam Rıza (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Hapishanenin gardiyanı Hz. Yusuf’a, ‘Seni
seviyorum.’ dedi. Hz. Yusuf, ‘Başıma ne geldiyse,
işte bu sevgiden geldi. Halam beni
sevdiği için çalıp götürdü. Babam beni
sevdiğinden kardeşlerim beni kıskandılar.
Aziz’in hanımı beni sevdiğinden hapse attırdı.’
dedi.” (bk. Ayyaşî ve Kummî Tefsirleri)

35. Sonra onlar, delilleri gördükleri
hâlde onu bir süreye kadar hapse atmayı
uygun buldular.
36. Onunla birlikte iki genç de hapse
girdi. Onlardan biri, “Ben (rüyamda şaraplık)
üzüm sıktığımı gördüm.” dedi.
Diğeri ise, “Ben (rüyamda) başımın
üzerinde ekmek taşıdığımı ve kuşların
ondan yediğini gördüm.” dedi. “Bize
bunun yorumunu bildir. Biz senin iyilerden
olduğunu görüyoruz.”
37. (Yusuf) dedi ki: “Yiyeceğiniz yemek
size getirilmeden önce ben bu rüyaların
yorumunu size bildireceğim. Bu,
Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir.
Kuşkusuz, ben Allah’a iman etmeyen
ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini
bıraktım.”

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 12, SÛRE: 12

38. “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un
dinine uydum. Bize bir şeyi Allah’a
ortak koşmak yaraşmaz. Bu, Allah’ın
bize ve insanlara olan lütfudur. Ama
insanların çoğu şükretmezler.”
39. “Ey hapis arkadaşlarım! Çeşitli Rabler
mi iyidir, yoksa tek ve her şeye egemen
olan Allah mı?”
40. “Sizin O’nu bırakıp taptığınız şeyler,
sizin ve babalarınızın uydurduğu
birtakım isimlerden başka bir şey değildir.
Allah, onların doğruluğu hakkında
hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm
yalnız Allah’ındır. O’ndan başka
kimseye ibadet etmemenizi emretti.
İşte doğru din budur. Fakat insanların
çoğu bilmezler.”
41. “Ey hapis arkadaşlarım! Biriniz
efendisine şarap sunacak. Diğeriniz
ise asılacak ve kuşlar onun başından
yiyecek. Öğrenmek istediğiniz konu
böylece kesinleşmiştir.”
42. “Kurtulacağını sandığı kişiye (Yusuf)
dedi ki: “Efendinin yanında beni
an.” Fakat Şeytan efendisine hatırlatmayı
o adama unutturdu. Bu yüzden
birkaç yıl hapiste kaldı.
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Süre dolduğunda ve Allah kendisine kurtulu
şu için dua etmesine izin verdiğinde Hz.
Yusuf yüzünü yere koyarak şöyle dua etti:
‘Allah’ım! Eğer günahlarım yüzümü senin
katında değersiz ve yıpranmış kılmışsa, sa

lih babalarım İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup
hürmetine sana yöneliyorum.’ Bu dua üzerine
Allah onu kurtardı.” İmam’a, “Biz de bu dua
ile dua edelim mi?” diye sorduklarında İmam,
“Bunun benzeri ile dua edin ve şöyle deyin:
‘Allah’ım! Günahlarım yüzümü senin katında
değersiz kılmışsa, rahmet peygamberi olan
nebin Muhammed’in ve Ali, Hasan Hüseyin ve
İmamlar’ın hakkına senin kapına geldim.’ deyin.”
buyurdu. (bk. Mecma’ul-Beyan ve Ayyaşî
Tefsirleri.)

43. Hükümdar, “Ben (rüyamda) yedi zayıf
ineğin yediği, yedi semiz inek ve yedi
yeşil başak ile yedi kurumuş başak görüyorum.
Ey büyükler! Eğer rüya tabir ediyorsanız,
rüyam hakkındaki görüşünüzü
bildirin.” dedi.

CÜZ: 12, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

44. Onlar, “Bunlar karışık rüyalardır. Biz karışık
rüyaların tabirini bilmeyiz.” dediler.
45. Hapisteki iki kişiden kurtulan ve uzun
bir süreden sonra Yusuf’u hatırlayan kişi,
“Ben size onun tabirini bildireceğim. Beni
(hapishaneye) gönderin.” dedi.
46. “Ey Yusuf! Ey doğru konuşan kişi!
Yedi zayıf ineğin yediği, yedi semiz inek
ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak
hakkında görüşünü bize bildir. Umarım,
halka dönerim de onlar (bu rüyanın tabirini)
öğrenirler.”
47. Dedi ki: “Peş peşe yedi yıl ekin ekersiniz.
Yiyeceğiniz azıcık kısmı hariç, biçtiklerinizi
kendi başağında bırakın
kalsın.”

48. “Ondan sonra yedi kurak yıl gelir,
(tohumluk olarak) koruduğunuz az bir
kısmı hariç o yıllar için önceden hazırladıklarınızın
hepsini yiyip bitirir.”
49. “Sonra bunun ardından halka bol
yağmurun yağacağı ve (meyve suyu)
sıkacakları yıl gelir.”
50. Hükümdar, “Onu bana getirin.”
dedi. Yusuf’a elçi geldiğinde, “Efendinin
yanına dön ve, ‘Ellerini kesen
kadınların durumu neydi?’ diye sor.
Kuşkusuz, benim Rabbim onların tuzaklarını
bilir.” dedi.
51. Hükümdar, “Yusuf’la ilişki kurmak
istediğiniz de sizin durumunuz neydi?”
dedi. “Allah’ı tenzih ederiz, biz
onda bir fenalık bulmadık.” dediler.
Aziz’in hanımı, “Şimdi hak ortaya çıktı.
Ben onunla ilişki kurmak istedim.
O, doğru konuşanlardandır.” dedi.
52. (Yusuf dedi ki:) “Bu (isteğim), benim
(Aziz’in) yokluğunda ona hıyanet
etmediğimi bilmesi içindir. Kuşkusuz,
Allah hıyanet edenlerin düzenini bir
sonuca vardırmaz.”

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 12

53. “Ben kendi nefsimi temize çıkarmıyorum.
Hiç şüphesiz, Rabbimin merhamet
ettiği dışında, nefis sürekli kötülüğü
emreder. Kuşkusuz, Rabbim
affeden ve merhamet edendir.”
54. Hükümdar, “Onu benim yanıma
getirin ki onu özel adamlarımdan kılayım.”
dedi. Yusuf’la konuşunca da, “Sen
bizim yanımızda bugün üstün mevki
sahibi, güvenilir bir kişisin.” dedi.
55. Yusuf, “Bu toprakların hazinelerinin
(maliye) yetkisini bana ver; ben
koruyucu ve bilen birisiyim.” dedi.
56. Böylece Yusuf’a o topraklarda güç
verdik. Dilediği yere yerleşebiliyordu.
Biz dilediğimize rahmetimizi ulaştırırız
ve iyilerin mükâfatını zayi etmeyiz.
57. Elbette ahiret mükâfatı iman edip
sakınmakta olanlar için daha iyidir.
58. Yusuf’un kardeşleri gelip huzuruna
çıktılar. Onlar onu tanımadıkları hâlde
o onları tanıdı.
59. Yüklerini hazırlayınca onlara, “Sizin
baba bir kardeşinizi (ikinci gelişinizde)
bana getirin. Ölçeği tam olarak
verdiğimi ve benim en iyi misafir
ağırlayan olduğumu görmüyor musunuz?”
dedi.
60. “Onu getirmeyecek olursanız, artık benim
yanımda size verilecek bir ölçek yoktur
ve bir daha da bana yaklaşmayın.”
61. Dediler ki: “Onu babasından ayırmaya
çalışacağız. Mutlaka bu işi yapacağız.”
62. Hizmetçilerine, “Bedel olarak getirdikleri
mallarını yüklerinin içerisine bırakın,
belki ailelerine dönünce onu fark
ederler de tekrar dönerler.”
63. Babalarının yanına geri dönünce, “Ey
baba! Bize yiyecek verilmesi yasaklandı.
Kardeşimizi bizimle gönder de yiyecek
alalım. Kuşkusuz, biz onu koruyacağız.”
dediler.

CÜZ: 13, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

64. Dedi ki: “Önceden kardeşi hakkında
size güvendiğim gibi mi onun hakkında
size güveneyim?! Allah en iyi koruyucudur.
O, merhamet edenlerin en iyisidir.”
65. Kendi yüklerini açınca bedel olarak
götürdükleri mallarının kendilerine geri
verildiğini gördüler. “Ey baba!” dediler,
“Ne istiyoruz?! İşte bedel olarak götürdüğümüz
malımız, bize geri verilmiş.
Ailemiz için bir geçimlik getiririz ve kardeşimizi
de koruruz. (Onu götürmekle)
bir deve yükü de fazla alırız. Bu, az bir
ölçektir.”
66. Dedi ki: “Kuşatılıp tutuklanmanız dışında
onu bana geri getireceğinize dair
Allah adına bana bir güven vermediğiniz
sürece onu asla sizinle göndermem.”
Onlar güvence verdikten sonra,
“Allah bu söylediklerimizin vekilidir.”
dedi.

67. Dedi ki: “Ey oğullarım! Bir kapıdan
değil, ayrı ayrı kapılardan (şehre) girin.
Allah tarafından size gelecek olan
bir şeyi önleyemem. Hâkimiyet yalnız
Allah’ındır, O’na tevekkül ettim, tevekkül
edenler de O’na tevekkül etsinler.”
68. Babalarının emrettiği yerden girdiklerinde,
bu, Allah tarafından gelecek
olan bir şeyi onlardan önleyemezdi.
Sadece Yakub’un dile getirdiği
içindeki bir isteği yerine getirmiş oldular.
Kuşkusuz o, kendisine öğrettiğimiz
şeyi iyice bilen biri idi. Fakat
insanların çoğu (bunu) bilmezler.
69. Yusuf’un huzuruna çıktıklarında,
o, kardeşine yanında yer verdi ve, “Ben
senin kardeşinim; artık onların yaptıklarına
üzülme.” dedi.

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 12

70. Onların yüklerini yükletirken su
kabını kardeşinin yüküne koydu. Sonra
bir münadi, “Ey kafile! Siz hırsızsınız.”
diye seslendi.
71. Onlara dönerek, “Ne kaybettiniz?”
dediler.
72. Onlar, “Hükümdar’ın su kabını
kaybettik.” dediler. (Yusuf dedi ki:)
“Kim onu getirirse, ona bir deve yükü
(mükâfat) var ve ben buna kefilim.”
73. “Allah’a yemin ederiz ki, bu topraklarda
fesat çıkarmak için gelmediğimizi
ve hırsız da olmadığımızı siz iyice
biliyorsunuz.” dediler.
74. “Yalan söylemiş olursanız, bu işin
cezası nedir?” dediler.
75. “Cezası, (su kabı) kimin yükünde
bulunursa, onun kendisi bunun cezasıdır.
(Bu işinin cezası olarak hürriyetini
kaybeder ve köle olur.) Biz zalimleri
böyle cezalandırırız.” dediler.
76. Kardeşinin yükünden önce onların
yüklerini aramaya başladı. Sonra onu
kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yusuf’a
böyle tedbir öğrettik. Allah’ın dilemesi
olmasaydı, Hükümdar’ın kanununa göre
kardeşini alıkoyamazdı. Biz, dilediğimizi
derecelerle yükseltiriz. Her bilgi sahibinden
daha üstün bir bilen vardır.

77. Kardeşleri, “Eğer o çalmışsa, ondan
önce kardeşi de çalmıştı.” dediler. Yusuf,
bunu içine attı ve açığa vurmadı. “Sizin
durumunuz çok kötüdür. Allah sizin anlattığınızı
daha iyi bilir.” dedi.
78. Kardeşleri dediler ki: “Ey vezir! Onun
çok yaşlı ihtiyar bir babası var. Birimizi
onun yerine al. Biz senin iyilerden olduğunu
görüyoruz.”

CÜZ: 13, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

79. Dedi ki: “Eşyamızı yanında bulduğumuz
kişiden başkasını almaktan Allah’a
sığınırız. Yoksa kuşkusuz zalim oluruz.”
80. Ondan ümitlerini kesince, bir kenara
çekilip sessizce konuşmaya başladılar.
Büyükleri, “Babanızın sizden Allah adına
güvence aldığını ve önceden de Yusuf
hakkındaki ihmalkârlığınızı bilmiyor
musunuz? Babam izin verinceye ya da
Allah benim hakkımda bir hüküm verinceye
kadar ben bu yerden ayrılmam. Allah
hükmedenlerin en iyisidir.” dedi.
81. “Babanızın yanına dönün, deyin ki:
“Ey babamız! Oğlun hırsızlık etti. Biz
sadece bildiğimiz şeye şahitlik ediyoruz.
Biz gaybın bekçisi (gözeticisi)
değildik.”

82. “Bulunduğumuz şehre (gittiğimiz
şehrin halkına) ve beraberinde geldiğimiz
kervana da sor. Kuşkusuz, biz
doğru söylüyoruz.”
83. (Babaları) dedi ki: “Hayır, nefsiniz
size bir şeyi süsledi. Artık (bana) güzelce
sabretmek gerekir. Belki Allah
onların hepsini birlikte bana getirir. O,
bilendir ve hikmet sahibidir.”
(bk. Açıklamalar Bölümü: 98)

84. Onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:
“Vah Yusuf! Gözleri üzüntüden ağardı
ve o üzüntüsünü hep yutmaktaydı.”
85. “Allah’a yemin ederiz ki, Yusuf’u
hep hatırlayarak ya ağır şekilde hastalanacak
veya helak olacaksın.” dediler.
86. “Ben, tasa ve üzüntümü Allah’a şikâyet
ederim ve Allah katından sizin
bilmediğiniz şeyi bilirim.” dedi.

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 12

87. “Ey oğullarım! Gidin ve Yusuf ile
kardeşini arayın. Allah’ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin. Kâfir topluluktan
başkası Allah’ın rahmetinden ümidini
kesmez.”
88. Yusuf’un yanına geldiklerinde, “Ey
vezir! Biz ve ailemiz sıkıntıya uğradık
ve pek az bir malla geldik; bize ölçeği
tam ver ve bize tasadduk eyle; kuşkusuz,
Allah sadaka verenlere karşılık
verir.” dediler.
89. (Yusuf,) “Cahil iken Yusuf’a ve kardeşine
ne yaptığınızı biliyor musunuz?”
dedi.
90. “Yoksa sen Yusuf musun?!” dediler.
“Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir. Allah
bize büyük nimet verdi. Kuşkusuz,
kim takvalı olur ve sabrederse, (bilmelidir
ki,) Allah iyilerin mükâfatını zayi
etmez.” dedi.
91. “Allah’a yemin ederiz ki, O seni bize
yeğlemiştir. Kuşkusuz, biz hata edenlerden
idik.” dediler.
92. Dedi ki: “Bugün size bir kınama yok.
Allah sizi bağışlar. O, merhamet edenlerin
en merhametlisidir.”
93. “Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne
koyun, yeniden görmeye başlar ve
tüm ailenizle bana gelin.” dedi.
94. Kervan (memleketlerine dönmek için)
ayrılınca Yakup, “Bana bunak demezseniz,
ben Yusuf’un kokusunu alıyorum.” dedi.
95. “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ eski
şaşkınlığındasın.” dediler.

CÜZ: 13, SÛRE: 12 YÛSUF SÛRESİ

96. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne
koyunca görmeğe başladı ve dedi
ki: “Size, ‘Allah katından bilmediğiniz
şeyi ben bilirim.’ demedim mi?!”
97. “Ey babamız! Günahlarımızın bağışlanmasını
dile. Kuşkusuz, biz günah işledik.”
dediler.
98. (Yakup,) “Rabbimden sizin bağışlanmanızı
dileyeceğim. Kuşkusuz, O çok
bağışlayandır ve sürekli merhamet edendir.”
dedi.
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Resulullah
(s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Duanız için en
iyi zaman seherlerdir.’ Sonra bu ayeti okudu ve
dedi ki: Onlara dua etmeyi seher vaktine erteledi.”
(bk. el-Kâfî, es-Safî’den naklen.)

99. Yusuf’un yanına vardıklarında
anne ve babasını kucakladı ve dedi
ki: “Allah’ın dileği ile güvenlik içinde
Mısır’a girin.”
100. Anne ve babasını tahtın
üzerinde oturttu ve onların hepsi
onun karşısında secdeye kapandılar.
Yusuf, “Babacığım!
Önceden gördüğüm rüyanın yorumu
işte budur. Rabbim onu gerçek kıldı ve
Şeytan benimle kardeşlerimin arasını
açtıktan sonra beni hapishaneden çıkararak
ve sizi çölden buraya getirerek
bana lütufta bulundu. Kuşkusuz, Rabbim
dilediğine lütfedendir. Kuşkusuz,
O bilendir ve hikmet sahibidir.” dedi.
101. “Ey Rabbim! Bana hükümranlık
verdin ve sözleri yorumlamayı bana
öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var
eden! Dünya ve ahirette benim sahibim
sensin. Beni Müslüman olarak öldür
ve beni iyilere kat.”
102. Bu, sana vahyettiğimiz gayba ait
haberlerdendir. Onlar sözbirliği yapıp
tuzak kurduklarında sen onların yanında
değildin.
103. Ama sen ne kadar istesen de, insanların
çoğu iman etmezler.

YÛSUF SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 12

104. Sen bunun için onlardan bir karşılık
da istemiyorsun. Bu (Kur’ân), sadece
âlemlere bir öğüttür.
105. Göklerde ve yerde nice ayetler
vardır ki, onların yanından yüzlerini
çevirerek geçerler.
106. Onların çoğu, ancak ortak koşarak
Allah’a iman ederler.
Bu ayet hakkında İmam Sadık (a.s)’dan
şöyle nakledilmiştir: “Bu; kişinin, ‘Falan adam
olmasaydı ben helak olurdum, falan olmasaydı
benim başıma şu bela gelirdi, şu olmasaydı
malım elimden çıkardı.’ demesidir.
Böyle söyleyen kimsenin, bir başkasını, elde
ettiği rızk veya elinden çıkardığı mal hususunda
Allah’a ortak kılmış olduğunu görmez
misin?!” İmam’a, “Allah, falancayı bana
lütfetmeseydi ben helak olurdum, demek
nasıldır?” diye sordum. İmam, “Bunun bir sakıncası
yoktur.” dedi. (bk. Ayyaşî Tefsiri.)

107. Acaba onlar, Allah’ın kuşatıcı bir
azabının onlara gelmesinden veya bilmedikleri
bir sırada o kıyamet saatinin
ansızın gelmesinden güvende midirler?!
108. De ki: “Bu benim yolumdur. Ben
ve bana uyan kimseler, bilinçle Allah’a
doğru çağırırız. Allah (her türlü eksiklikten)
münezzehtir ve ben müşriklerden
değilim.”
109. Senden önce de, ancak şehirlerin
halkından kendilerine vahyettiğimiz
birtakım kişileri gönderdik. Yeryüzünde
gezmediler mi ki kendilerinden
önce olanların akıbetlerinin nasıl olduğunu
görsünler?! Ahiret yurdu, takvalı
olanlar için daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor
musunuz?!

110. Nihayet peygamberler ümitsizliğe
düşünce ve (halk) kendilerine yalan söylendiğini
sanınca, onlara yardımımız geldi
de dilediğimiz kurtuldu. Suçlu olan kavimden
ise azabımız asla geri çevrilmez.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 99)

111. Onların kıssalarında akıl sahipleri
için ibret vardır. Bu (Kur’ân) uydurulan
bir söz değildir. Önünde bulunanı (önceki
kitapları) tasdik eden, her şeyi açıklayan
ve iman eden topluluk için hidayet
ve rahmet olan bir kitaptır.