Vâkıa Suresi Türkçe Meali

VÂKIA SÛRESİ CÜZ: 27, SÛRE: 56

Mekke’de inmiştir. 96 ayettir.

Bazılarına göre sadece
82. ayeti Medine’de inmiştir.

Bu sûrenin ilk ayetinde “Vâkıa” kelimesi geçer
ve bu isimle anılır. Resulullah (s.a.a)’in
şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim Vâkıa Sûresi’ni
her gece okursa, asla çaresizlikle
karşılaşmaz.” İmam Sadık (a.s)’dan şöyle
nakledilmiştir: “Kim her cuma gecesi Vâkıa
Sûresi’ni okursa, Allah onu sever ve bütün
halka sevdirir; dünyada asla zorluk ve fakirlik
çekmez, dünya afetlerinden bir afet
görmez ve Emirü’l-Müminin’in arkadaşlarından
olur. Bu sûre, Hz. Ali (a.s)’a mahsustur;
kimse onunla bu sûrede ortak değildir.” (bk.
es-Safî Tefsiri, Mecmau’l-Beyan ve Sevabu’l-
A’mal kitaplarından naklen.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. O olay gerçekleştiği zaman.

2. Onun gerçekleşmesinde bir yalan yoktur.

3. O, alçaltıcı ve yücelticidir.

4. Yer şiddetle sarsıldığı,

5. Dağlar ufalandığı,

6. Toz duman olup savrulduğu

7. Ve siz üç sınıf olduğunuz zaman:

8. Uğurlular; uğurluların durumu ne güzel!

9. Uğursuzlar; uğursuzların durumu ne
kötü!

10. Bir de önde olanlar, önde olanlar.

11. İşte onlar, (Allah’a) yakınlaştırılmış olanlardırlar.

12. Nimetlerle dolu cennetlerdedirler.

13. Onların birçoğu öncekilerdendir.

14. Birazı da sonrakilerdendir.

15. Mücevherlerle süslü tahtlar üzerinde,

16. Karşılıklı oturup onlara yaslanırlar.

17. Çevrelerinde (hizmet için) ölümsüz
gençler dolaşırlar.

18. Main çeşmesinden doldurulmuş bardaklar,
ibrikler ve kadehlerle.

19. Bu içkiden ne başları ağrır ve ne de
akılları gider.

20. Ve beğendikleri meyvelerle.

21. Gönüllerinin istediği kuş etleriyle.

22. Onlara iri gözlü huriler var.

23. Sedef içinde korunmuş inciler gibi.

24. Bunlar, yaptıklarına karşılık olarak
(onlara verilir).

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir
laf işitmezler.

26. Duydukları söz, sadece “selam” ve
“esenlik”tir.

27. Amel defteri sağ eline verilenler;
amel defteri sağ eline verilenlerin durumu
ne güzel!

28. Dikensiz sedir ağaçlarının,

29. Meyveleri salkım salkım dizilmiş
muz ağaçlarının,

30. Uzamış gölgelerin,

31. Çağlayan suların,

32-33. Ne tükenen, ne de yasaklanan
bol meyvelerin

34. ve yüksek döşeklerin içindedirler.

35. Gerçekten biz o hurileri özel bir yaratılışla
yarattık.

36-37. Onları, eşlerine düşkün, yaşıt
bakireler kıldık.

38. Amel defteri sağ eline verilenler için.

39. Bunların birçoğu öncekilerdendir.

40. Birçoğu da sonrakilerdendir.

41. Amel defteri sol eline verilenler;
amel defteri sol eline verilenlerin durumu
ne kötü!

42. Yakıcı bir rüzgârın ve kaynar suyun,

43-44. serin ve hoş olmayan kapkara
dumandan bir gölgenin içindedirler.

45. Çünkü onlar, bundan önce refah
içinde şımarmışlardı.

46. Büyük günah işlemekte ısrar ediyorlardı.

47. “Ölüp toprak ve kemik olduğumuzda
tekrar mı diriltileceğiz?!” diyorlardı.

48. “Bizim ilk atalarımız da mı?!”

49. De ki: “Şüphesiz, hem öncekiler,
hem de sonrakiler,”

50. “Bilinen bir günün buluşma vaktinde
mutlaka bir araya toplanacaklardır.”

51. Sonra siz ey yalanlayan sapıklar!

52. Mutlaka zakkum ağacından yiyeceksiniz.

53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

54. Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

55. Susamış develerin su içmeleri gibi.

56. İşte ceza ve mükâfat gününde onların
ağırlanması böyledir.

57. Sizi biz yarattık. O hâlde tasdik etmeniz
gerekmez mi?!

58. Döktüğünüz meniyi gördünüz
mü?

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz,
yoksa yaratan biz miyiz?

60. Aranızda ölümü biz takdir ettik.
Yerinize benzerlerinizi getirmede ve
sizi bilmediğiniz bir âlemde yeniden
var etmede önümüze de geçilemez.

62. Geçekten siz, ilk yaratılışı bildiniz.
O hâlde ders almaz mısınız?

63. Ektiğinizi gördünüz mü?

64. Onları siz mi bitiriyorsunuz, yoksa
bitiren biz miyiz?

65. Dileseydik, onu kuru çerçöp yapardık
da şaşar kalırdınız.

66. “Biz ziyana uğradık!”

67. “Hatta biz mahrum kaldık!” (derdiniz).

68. İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

69. Onu siz mi buluttan indirdiniz, yoksa
indiren biz miyiz?

70. Dileseydik, onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz
gerekmez mi?

71. Yaktığınız ateşi gördünüz mü?

72. Onun ağacını siz mi oluşturdunuz,
yoksa oluşturan biz miyiz?

73. Biz onu, bir ibret ve çölde oturanlar
için bir meta yaptık.

74. Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et.

75. Yıldızların yerlerine yemin ederim,

76. Bilseniz bu büyük bir yemindir,

77. Kuşkusuz bu kitap, değerli Kur’ân’dır.

78. Saklı bir kitaptadır.

79. Tertemiz kılınmış olanlardan başkası
ona dokunamaz.

80. O, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.

81. Şimdi siz, bu sözü hafife mi alıyorsunuz?!

82. Rızkınızı (nasibinizi) onu yalanlamak
mı yapıyorsunuz?!

83. Öyleyse niçin can boğaza dayandığında,

84. Ki o zaman siz bakar durusunuz

85. Ve biz ona sizden daha yakınız, fakat
siz görmezsiniz,

86. Eğer ceza görmeyecekseniz, öyleyse
niçin

87. onu geri çevirmiyorsunuz?! Şayet
doğru söyleyenlerden iseniz?!

88. Eğer (ölen kişi, Allah’a) yakınlaştırılmış
olanlardan ise,

89. Ona rahatlık, güzel kokulu gül ve
nimetlerle dolu cennet vardır.

90. Eğer amel defteri sağ eline verilenlerden
ise,

91. (Ona,) “Selam olsun sana, amel defteri
sağ eline verilenlerden.” (denir.)

92. Fakat eğer sapık yalanlayıcılardan ise,

93. Kaynar su ile ağırlanır

94. ve cehenneme atılır.

95. Kuşkusuz, bu, kesin bilginin özüdür.

96. Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih
et.
(