Tûr Suresi Türkçe Meali

TÛR SÛRESi  CÜZ: 27, SÛRE: 52 

Mekke’de inmiştir; 49 ayettir.

Birinci ayetinde geçen “Tûr” kelimesine binaen
bu isimle anılmıştır.

İmam Muhammed Bâkır ve Cafer Sadık (a.s)’ın şöyle dedikleri
nakledilmiştir: “Kim et-Tûr Sûresini okursa Allah
dünya ve ahiret iyiliğini bir arada ona verir.”

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Andolsun Tur’a,

2-3. Yayılmış ince deri üzerine satır satır
dizilmiş kitaba,

4. Beyt-i Ma’mur’a,

5. Yükseltilmiş tavana,

6. Dolu ve kaynayacak denize

7. Ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gerçekleşecektir.

8. Onu savacak yoktur.

9. O gün gök sarsıldıkça sarsılır.

10. Ve dağlar yürüdükçe yürür.

11. İşte o gün yalanlayanların vay hâline!

12. Onlar ki daldıkları yerde eğlenip
dururlar.

13. O gün itilip kakılarak cehennem
ateşine sürülürler.

14. “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş
budur.”

15. Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi
görmüyorsunuz?!

16. “Girin o ateşe! Sabretseniz de, sabretmeseniz
de artık sizin için birdir.
Siz, ancak işlediklerinizin karşılığını
göreceksiniz.”

17. Şüphesiz, takva sahipleri cennetler
ve bol nimet içindedirler.

18. Rablerinin kendilerine verdiği ile
sevinirler ve Rableri onları cehennem
azabından korumuştur.

19-20. Onlara, “İşlediklerinizden ötürü,
yan yana dizilmiş tahtlara yaslanarak
afiyetle yiyin için.” denir ve onları,
ceylan gözlü eşlerle evlendiririz.

21. İman eden, soyları da imanda kendilerine
uyan kimselere soylarını da
katarız. Onların işlediklerinden hiçbir
şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığının
rehinidir.

22. Onlara, diledikleri meyve ve etten
bol bol veririz.

23. Orada saçmalamaya ve günah işlemeye
yol açmayan bir kadehi birbirlerinden
alırlar.

24. Sedefteki inciler gibi olan genç hizmetçileri
etraflarında dolaşırlar.

25. Birbirlerine dönüp soruşurlar.

26. Derler ki: “Doğrusu, biz bundan önce
ailemizin arasında korku içindeydik.”

27. “Allah bize lütfetti ve bizi öldürücü
azaptan korudu.”

28. “Doğrusu, biz bundan önce O’na yalvarıyorduk.
Şüphesiz O, iyilik yapandır,
sürekli merhamet edendir.”

29. Sen öğüt ver; Rabbinin nimetiyle (lütfuyla)
sen ne kahinsin, ne de delisin.

30. Yoksa senin için, “Ölümünü gözlediğimiz
bir şairdir.” mi diyorlar?

31. De ki: “Gözleyin; doğrusu, ben de sizinle
beraber gözleyicilerdenim.”

32. Bunu onlara akılları mı emrediyor,
yoksa onlar azgın bir kavim midirler?!

33. Yahut, “Onu kendi uydurdu” mu diyorlar?!
Hayır; onlar iman etmezler.

34. Eğer doğru söylüyorlarsa, benzeri bir
söz getirsinler.

35. Yahut onlar bir şey olmaksızın mı yaratıldılar,
yoksa yaratanlar kendileri midir?!

36. Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar?!
Hayır; onlar yakin etmezler.

37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında
mıdır?! Yoksa onlar mı (her şeye)
hâkimdirler?!

38. Yoksa üzerine çıkıp vahiy dinledikleri
bir merdivenleri mi var?! Öyleyse,
dinleyenleri açık bir delil getirsin.

39. Yoksa kızlar Allah’ın, oğullar sizin
mi?!

40. Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun
da onlar ağır bir borç altında
mı kalıyorlar?!

41. Veya gayb onların yanındadır da,
onlar mı yazıyorlar?!

42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar?!
Ama o tuzağa yakalanacak olanlar,
küfre sapanlardır.

43. Yoksa Allah’tan başka bir ilahları
mı var?! Allah, onların ortak koştuklarından
münezzehtir.

44. Gökten azap olarak düşen bir parça
görseler, “Üst üste yığılmış buluttur.”
derler.

45. Çarpılıp ölecekleri günleriyle karşılaşıncaya
kadar onları (kendi hallerine)
bırak.

46. O gün, tuzakları kendilerine bir fayda
vermez; onlara yardım da edilmez.

47. Zulmedenlere, şüphesiz bundan önce
de -veya bundan başka da- bir azap
vardır; fakat onların çoğu bilmezler.

48. Rabbinin hükmüne sabret; doğrusu,
sen bizim gözetimimizdesin; ve
kalkarken Rabbini överek tespih et.

49. Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken
de O’nu tespih et.