Secde Suresi Türkçe Meali

CÜZ: 21, SÛRE: 32

Mekke’de inmiştir; sadece 18-20. ayetleri Medine’de
inmiştir. 30 ayettir.

15. ayetinde müminlerin Allah’a secde ettikleri
açıklandığı için bu adla anılmıştır. İmam Sadık
(a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim her
cuma gecesi Secde Sûresi’ni okursa, Allah,
onun kitabını sağ eline verir, yaptıklarından
dolayı onu hesaba çekmez, Muhammed ve
Ehl-i Beytinin dostlarından olur.” (bk. Mecmau’l-
Beyan.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Elif, Lâm, Mîm.

2. Kendisinde kuşku olmayan bu kitap,
âlemlerin Rabbinden indirilmedir.

3. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar?
Hayır; o, senden önce kendilerine uyarıcı
gelmemiş bir topluluğu uyarman
için Rabbinden gelen bir haktır. Olur
ki hidayete ererler.

4. Gökleri ve yeri ve o ikisinin arasında
olan her şeyi altı günde yaratan, sonra
Arş’a hükmeden, Allah’tır. O’ndan
başka bir dost ve şefaatçiniz yoktur.
Düşünüp öğüt almaz mısınız?!

5. O, gökten yere doğru her işi düzenler.
Sonra işler, sizin saydığınıza
göre bin yıl tutan bir günde O’na
doğru çıkar.

6. Gizliyi ve açıkta olanı bilen, üstün
olan ve sürekli merhamet eden O’dur.

7-9. Yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı
yaratmayı çamurdan başlatan,
sonra onun soyunu değersiz bir suyun
özünden yapan, sonra onu düzeltip
biçim veren, ruhundan ona üfleyen
ve sizin için kulaklar, gözler ve kalpler
var eden O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

10. “Yeryüzünde kaybolduktan sonra
yeni bir yaratılışta mı olacağız?!” dediler.
Doğrusu, onlar Rableriyle buluşmayı
inkâr ediyorlar.

11. De ki: “Sizinle görevli olan ölüm
meleği canınızı alır, sonra Rabbinize
döndürülürsünüz.”

12. Suç işleyenleri, Rablerinin huzurunda
başlarını öne eğmiş olarak,
“Rabbimiz! Gördük ve duyduk; bizi
bizi çevir de, iyi işler yapalım;
artık yakinen iman etmişiz.” diyecekleri
zaman bir görsen!

13. Biz dileseydik, herkese hidayetini
verirdik. Fakat, “Kuşkusuz, cehennemi
cinler ve insanlarla top yekûn dolduracağım.”
diye benim sözüm kesinleşti.

14. Bu güne kavuşmayı unuttuğunuz
için tadın (azabı)! Biz de sizi unuttuk.
Artık yaptıklarınız yüzünden ebedi
azabı tadın!

15. Bizim ayetlerimize, ancak ayetlerimiz
kendilerine hatırlatıldığında
secdeye kapanan ve büyüklük taslamadan
Rablerini överek tesbih eden
kimseler inanır.

16. Vücutları yataklardan ayrılır, Rablerine
korku ve ümit içinde yalvarırlar
ve kendilerine verdiklerimizden (Allah
yolunda) harcarlar.

İmam Cafer Sadık (a.s)’dan rivayet edildiğine
göre, bir kişi Resulullah (s.a.a)’e gelerek,
İslam’ın temeli, dalı ve zirvesi hakkında
sordu. Resulullah (s.a.a), “İslam’ın temeli
namaz, dalı zekât ve zirvesi Allah yolunda
cihat etmektir.” buyurdu. O adam, “Ey
Allah’ın Resulü! Hayrın kapılarının ne olduğunu
bana bildir.” dedi Resulullah (s.a.a)
şöyle dedi: “Oruç siperdir, sadaka günahları
giderir ve kişinin geceleri kalkıp Rabbi
ile münacat etmesi.” dedi. Sonra şu ayeti
oludu: “Vücutları yataklardan ayrılır, Rablerine
korku ve ümit içinde yalvarırlar ve kendilerine
verdiklerimizden (Allah yolunda)
harcarlar.” (bk. el-Burhan Tefsiri.)

17. Hiç kimse, yaptıklarına mükâfat olarak
kendileri için saklanan göz aydınlatıcı
nimetlerin ne olduğunu bilemez.

18. Mümin olan kimse, emre karşı gelen
(fasık) kimse gibi midir? Bunlar, eşit olamazlar.

19. İman edip doğru işler yapanlar, yaptıkları
işlere karşılık yerleşecekleri bahçelerde
ağırlanırlar.

20. Ama emre karşı gelenlerin (fasıkların)
barınağı ateştir. Ne zaman oradan
çıkmak isterlerse, tekrar ona geri döndürülürler
ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz
ateşin azabını tadın!” denir.

21. Belki dönerler diye, o büyük azabın
dışında, mutlaka daha yakın azaptan onlara
tattıracağız.

22. Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan
sonra onlardan yüz çevirenden
daha zalim kim var? Kuşkusuz, biz suçlulardan
intikam alırız.

23. Gerçekten biz Musa’ya kitap verdik.
Şu hâlde O’nunla buluşacağından şüphe
etme. Biz o kitabı İsrailoğulları’na hidayet
vesilesi kıldık.

24. Sabrettikleri ve bizim ayetlerimize
yakinen iman ettikleri için, onlardan,
emrimiz ile (halkı) hidayete ileten önderler
kıldık.

Bu ayeti şu şekilde de tercüme edebiliriz:
“Sabrettikleri için onlardan emrimiz ile (halkı)
hidayete ileten önderler kıldık ve onlar yakinen
bizim ayetlerimize iman ediyorlardı.”

25. Kuşkusuz Rabbin, kıyamet günü
ihtilaf ettikleri şeyler hakkında onların
aralarında hükmedecektir.

26. Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları,
kendilerinden önce yaşamış nice
kuşakları helak etmemiz, onları hidayete
iletmedi mi? İşte bunda, birçok
ayet vardır. Hâlâ duymazlar mı?!

27. Suyu kurak topraklara sevk ettiğimizi
ve onunla hayvanlarının ve kendilerinin
yediği ekinler çıkardığımızı
görmediler mi? Yine görmezler mi?!

28. “Doğru söylüyorsanız, bu zafer ne
zamandır?” derler.

29. De ki: “Zafer günü kâfir olanlar için
imanları bir fayda vermez ve onlara
fırsat da verilmez.”

30. Artık onlardan yüz çevir ve bekle.
Onlar da beklemektedirler.