Sakîfe’de Olup Bitenler

Hüsniye sözlerine şöyle devam etti: “Ümmet Ebûbekir’in hilâfetinde icmâ  etti, diyorsunuz. Ey İbrâ-hîm, nasla  çatışan icmânın geçerli olup olmayacağını söyler misin?”
İbrâhîm “Hayır.” dedi.
Hüsniye “O halde neden icmâya dayanıyorsun?” deyince, Hârûn gülerek başını iki yana salladı.
Hüsniye dedi ki: “Ey İbrâhîm, naslardan geçtik, Allah’ın buyruğunu ve Rasûlüllâh’ın hükmünü de bir kenara koyalım. Söyler misin, Ebûbekir’in halîfeliği, bütün ümmetin icmâsıyla mı, yoksa sadece havâs-sın icmâsı ile mi gerçekleşti?”
İbrâhîm düşünceye daldı. Ümmetin tamamının icmâsı dese; yalan söylediği sabit olacaktı. Çünkü bir şehrin, hatta bir mahalle halkının bile ittifakı yoktu. Sadece Allah Rasûlü’nün Ehl-i Beyti’ne düşmanlık-larıyla meşhur ve Allah Rasûlü hayattayken nifak yolunu tutmuş, birkaç merdut fâsık  vardı orada .”
İbrâhîm dedi ki: “Ey Hüsniye, ümmetten ‘ehl-i hall ve akid’ olan havâs , onun hilâfete daha layık olduğunda ittifak etti.”
Hüsniye dedi ki: “Ey bu mecliste hazır bulunan ulemâ, bu hususta size bir sorum olacak. Halîfenin hu-zurunda doğruyu söyleyin. Ebûbekir’den sonra bütün sahâbe içinde en fazîletli, en üstün, en önde ge-len ve en âlim olanlar kimlerdir? Ashâbın havâssına dair; Allah Rasûlü’nün, kendilerinin faziletleri hakkında hadis buyurduğu ve menkıbelerini açıkladığı, üstünlükleri bütün sahabe tarafından, hatta bütün âlemler tarafından bilinenler kimler idi?”
Dediler ki: “Ali, Abbâs, Hasan, Hüseyin, Ömer b. Hattâb, Talha, Zübeyr, Abdullah b. Mesûd, Abdullah b. Abbâs, Selmân, Ebûzer, Mikdâd b. Esved, Ammâr b. Yâsir, Câbir Ensârî, Ebû Eyyûb Ensârî, Osman b. Maz’ûn, Ebû Dücâne Ensârî, Huzeyfe b. Yemân, Übey b. Ka’b, Sa’d b. Ubâde ve (oğlu) Kays b. Sa’d.”
Hüsniye dedi ki: “Ey Halîfe, makamına oturmuş olduğun kimsenin  hakkı için ulemâya sorar mısın: Ali, Abbâs, Hâşim oğullarının ve ashâbın en büyükleri Ebûbekir’e biat etti mi?”
Hârûn ulemâya dönerek, “Gerçek olan neyse söyleyin!” dedi. Hepsi başını öne eğdi. Şâfiî doğruldu ve dedi ki: “Neden başınızı öne eğiyorsunuz! Size ulaşan haber ve rivâyetleri anlatsanıza.” Ebû Yûsuf dedi ki: “Görünen o ki, bu hususta ashâp ve Ehl-i Beyt’in muhâlefeti ve tartışması vâki olmuştur.”
Hüsniye dedi ki: “Neyin vâki olduğunu açıklayayım. Sizin haberleriniz, hadisleriniz ve tefsirlerinizden ispatlarsam, sözümü tasdik edecek misiniz?”
Hârûn “Madem ki biliyorsun; anlat da dinleyelim!” dedi.
Hüsniye anlatmaya başladı: “O vakit Ali b. Ebî Tâlib (aleyhisselâm), Fazl b. Abbâs, Hâşim oğullarından bir grup ve büyük sahâbeden bir cemaatle  birlikte Allah Rasûlü’nü yıkama, kefenleme ve defin işle-riyle  meşgul idiler. Sahâbenin münafıklarının çoğu Sâide oğullarının gölgeliğinde  oturmuş, Peygamberlerinin kefen ve defin işlemleriyle cenaze namazına katılmayıp , hilâfet için aralarında tartışıyorlardı.
Haber Ensâr’a ulaştığında, onların arasında da tartışma uzadı. Bazen Ebûbekir Ömer’e “Elini uzat, sana biat edeyim!” diyor, bazen Huzeyfe’nin azatlısı Sâlim’i teklif ediyorlar, bazen de Ebû Ubeyde’nin adını söylüyorlardı. Uzun tartışmaların ardından, Ensâr’dan olanlar, “Bir emir bizden, bir emir de sizden ol-sun!”  önerisiyle, Ensâr’ın büyüğü olan Sa’d b. Ubâde’ye “Uzat elini, sana biat edelim!” dediler. Sa’d’ın içi daraldı. Çünkü halîfe olmayı istemiyordu . Ensâr’ın aşırı derecede ısrarı sonucu, Sa’d râzı oldu.
Kays b. Sa’d , babasının hilâfet işine râzı olduğunu görünce, ayağa kalktı ve kılıcını kınından çıkararak babasının başına dikildi ve: “Sizin Emîru’l-Mü’minîn Ali b. Ebî Tâlib’e (aleyhisselâm) karşı deliliniz nedir? Ğadîr–Hum’da, Allah’ın emriyle, Hazreti Rasûl (sallallâhu aleyhi ve âlih) Ali’nin elini tutup size imam ve ha-lîfe tayin ettiğinde ; hepiniz buna rıza göstererek biat etmiş, kendisini tebrik edip kutlamıştınız. Şimdi Allah’ın emrine ve şu an aramızda bulunmayan Peygamber’in talimatına neden muhâlefet ediyorsu-nuz? Vallâhi baba, bu işten vazgeç, aksi takdirde başını bedeninden ayırırım.” dedi.
Sa’d, kendi oğlundan bu sözleri işitince üzüldü, pişman olup tevbe istiğfar etti. Derken Ensâr da başka birini önerdi. O sırada Ömer ayağa kalktı ve “Bir kına iki kılıç sığmaz! ” dedi.  Kılıcını çekerek Ebûbekir’in yanına vardı. “Sözü fazla uzatma, çabuk elini ver, sana biat edeyim.” dedi. Ömer böylece Ebûbekir’e biat etti, sonra Ebû Ubeyde biat etti. Onları takiben, dalâlet sâhipleri birer ikişer gelip biat et-tiler. Yaklaşık yirmi kişiydiler. Daha sonra Ömer b. Hattâb, kılıcını çekmiş halde, tek tek ashâbın yanına giderek; zorla ve ite kaka onları getirdi ve biat ettirdi.
Bu şekilde üç gün geçti. Üç gün sonra Rasûlüllâh’ın mescidine yöneldiler. Allah Rasûlü’nü kabrinden çıkarıp cenaze namazını kılmak istediler. Emîru’l-Mü’minîn Ali (aleyhisselâm), her iki ucu demirli bir bir sopayı eline alıp, Hz. Peygamber’in kabrinin başına dikildi. “Yemin ederim, Peygamber’i kabrinden çıkar-manıza izin vermeyeceğim. Ya öldürülürüm, ya da birçoğunuzu öldürürüm.” dedi.
Muâviye  Ebûbekir’e dedi ki: “Gel bu işten vazgeç. Çünkü ben Hz. Peygamber’in şöyle dediğini işit-tim: “Kardeşim Ali b. Ebî Tâlib (aleyhisselâm), başına kızıl sarık sarıp, eline (şu andaki gibi) bir sopa aldığında, do-ğudan batıya kadar kim saldırırsa saldırsın; onu yenemez. Allah’ın izniyle hepsini öldürür.”
Bu haberi Muâviye’den duyduklarında, niyetlerinden vazgeçtiler. Hepsi gelip Rasûlüllâh’ın mescidine oturdu. Hz. Ali de, büyük sahâbeler, dindar mü’minler ve kalabalık Hâşim oğulları grubuyla bir kenara oturdu. Sohbet uzun sürdü. Hz. Ali onlara deliller getirdi; Peygamberlerini terk ettikleri, yıkanıp kefen-lenmesi ve namazının kılınıp defnedilmesinde hazır bulunmadıkları ve Sâide oğulları gölgeliğine git-tikleri için onları kınadı. Kendisiyle ilgili Allah’ın hükmü ve Rasûlüllâh’ın buyruğunun olduğu bir ko-nuda tartışma çıkardıklarını, birkaç fâsığın istişâresiyle  Allah Rasûlü’ne halîfe seçtiklerini söyledi.
O sırada Osman b. Affân, Abdurrahmân b. Avf  ve Ebû Ubeyde ayağa kalkarak: “Ey Ümeyye oğulları, Ey Zühre oğulları; gelin, Ebûbekir’e biat edin.” dediler. Onlar da gelip biat ettiler. Bunlar, Rasûlüllâh hayattayken Emîru’l-Mü’minîn’e düşmanlıklarıyla tanınıyorlardı. Kalabalık bir halde  gelerek, Ali ve Hâşim oğullarının karşısına oturdular.  “Siz de gelip, Ebûbekir’e biat edin. Bakın, halkın çoğu biat etti.” dediler.