Rüya Tabirleri – Şahıslara Göre Rüyâların Özellikleri

İbni Sirîn der ki:

Rüyâ, kâfir ve mümin olmak üzere iki hâlden oluşur. Aslı ise on üç çeşittir:

1- Hâkimlerin rüyâsı.

2- Fâkihlerin rüyâsı.

3- Âlimlerin rüyâsı.

4- Özgürlerin rüyâsı.

5- Kölelerin rüyâsı.

6- Erkeklerin rüyâsı.

7- Kadınların rüyâsı.

8- İffetlilerin rüyâsı.

9- Fâsıkların rüyâsı.

10- Zenginlerin rüyâsı.

11- Fakirlerin rüyâsı.

12- Baliğlerin rüyâsı.

13- Baliğ olmayanların rüyâsı.

 

Buna göre, hâkimlerin rüyâsı diğerlerinin rüyâsından daha gerçekçidir. Zira fazilet, adâlet, insaf, nezâret, halkın işleriyle ilgilenme, sorunları çözme vb. gibi şeyler onların vazifesidir. Fakihlerin ve âlimlerin uykuları da diğerlerine nazaran daha gerçekçidir. Zira Allah, halkı hidâyet etmeleri, onları hayra ve doğruluğa dâvet etmeleri ve kötülükten sakındırmaları için fakihlere ve âlimlere özel lütfunu göndermiştir. Erkeklerin rüyâları, kadınların rüyâlarından daha gerçekçidir. Nitekim Allah şöyle buyurur:

 

“Erkekler, kadınlardan üstündür, çünkü Allah onları birçok şeylerde kadınlardan üstün etmiştir.” 11

 

“Erkeğe iki kadının hissesi kadar düşer.” 12

 

“İki erkek olmazsa biri unuttuğu vakit öbürünün hatırlatması için râzı olacağınız kimselerden bir erkekle iki kadın tanık olsun.” 13

 

Yüce Allah sabrı, aklı, reyi, bayındırlığı, büyüklüğü, şecaati, cömertliği, yargıyı, takvâyı ve adâleti erkeklere daha fazla vermiştir.

 

İffetlilerin [sâlihlerin] rüyâsı da fâsıkların rüyâsından gerçekçidir. Zira sâlihler, iyiliğe ve hakka itaate yönelirler ve günahlardan kaçınırlar. Ama fâsıkların rüyâları, tıpkı kâfirlerin rüyâları gibi kıyâmet günü için onlara delil niteliğindedir. Zira fâsıklar günah konusunda ısrar ederler ve kıyâmet gününü düşünmezler.

 

Peygamber Efendimiz [s.a.a], “Veren el, alan elden üstündür” buyurmuştur. Dolayısıyla dilencilerin rüyâları asılsızdır. Çünkü onlar hep üzüntü içerisindedirler. Geçimliklerinden başka bir şey düşünmezler.

 

Fakirlerin rüyâsı ise iki şekilde yorumlanır, görülen rüyâ iyiyse geç, kötüyse erken gerçekleşir. Zenginlerin rüyâsı bunun tersinedir. Bâliğ olan çocukların rüyâları ise zayıftır. Çünkü onlarda şehvet ön plandadır ve yeterli derecede akıl ve edebe sâhip değillerdir. Bâzı tâbircilere göre, bu çocuklar iyi bir rüyâ görmüşse, anne-babalarına yorulur. Kötü ise de herhangi bir zararı yoktur. Henüz baliğ olmayan çocukların rüyâları hakkında ise iki görüş vardır:

 

1- Onların gördüğü rüyâ çabuk gerçekleşir, çünkü henüz günaha bulaşmamışlar ve dünyadan yana bir şeye sahip olmamışlardır.

 

2- Çocukların rüyâsı tâbirsizdir, çünkü akılları ve bilgileri henüz kemâle ermemiştir. Yine bâzı tâbircilere göre sarhoşun, cünüplünün ve hayızlı kadının rüyâları tâbirsizdir. Ama İbni Sirîn bu görüşe karşıdır. Zira müşrikler, yahudiler ve hıristiyanlar aslâ cenabet guslü almazlar ve dâima cenabetli gezerler.

 

Rivâyet edilir ki, Safiye binti Vahiy, Hayber’deyken rüyâsında ay ile güneşi bir arada görmüş ve gördüğü bu rüyâyı Hayber’in emirine anlatmıştı. Emir bu rüyâyı işitince Safiye’ye yumruğuyla vurdu ve öfkeyle, “Eğer senin gördüğün rüyâ doğruysa, Muhammed [s.a.a] bu kaleyi ele geçirecek, seni de eşi yapacak!” dedi. Ertesi gün Resul-i Ekrem [s.a.a], İmam Ali’nin gösterdiği yiğitlikle kaleyi ele geçirince Safiye’yi O’nun huzuruna getirdiler. Resul-i Ekrem, ona yüzündeki kızarıklığın sebebini sordu. O da gördüğü rüyâyı ve başından geçen olayları anlattı. Böylece rüyâsı gerçekleşmiş oldu.

 

Kirmanî: Müslüman’ın rüyâsı kâfirden, âlimin rüyâsı câhilden, sâlihin rüyâsı fâsıktan ve iyilerin rüyâsı kötülerden daha doğru ve gerçekçidir. Nitekim Allah, şöyle buyurur:

 

“Yoksa kötülük kazananlar, kendilerini de iman edenler ve iyi işlerde bulunanlarla eşit mi tutacağız, dirimleri de, ölümleri de onlarla bir olacak mı sanıyorlar ?” 14

 

Yaşlıların rüyâsı gençlerinkinden, gençlerin rüyâsı da çocuklarınkinden daha doğru ve gerçekçidir.

 

Adamın biri İbni Sirîn’e, “Rüyâmda ezan okuyordum, bunun tâbiri ne olabilir ?” diye sordu. İbni Sîrin, “Hacca gideceksin” dedi. Hemen arkasından biri daha geldi ve o da aynı rüyâyı gördüğünü söyledi. İbni Sirîn ona da “Seni hırsızlıkla itham edecekler” dedi. Bunun üzerine öğrencileri “Ey üstat, aynı anda birini hacca, diğerini de hırsızlıkla ithama yordunuz, hâlbuki ikisinin de rüyâsı aynıydı, bunun sebebi nedir ?” diye sordular. İbni Sirîn şöyle cevap verdi: “Önce gelenin bâtınını iyi gördüm ve bunu hacca yordum. “Ve insanları hacca dâvet et, uzak uzak, bütün yerlerden yaya olarak yahut hayvana binerek gelsinler sana.” 15 Diğerinin simâsından onun kötü biri olduğunu okudum ve bunu da hırsızlıkla ithama yordum. “Onların yüklerini hazırlayınca şerbet içtiği bardağı kardeşinin yükünün içine koydurdu, sonra da ey kafile, siz hırsızsınız diye bir münâdiye nidâ ettirdi.” 16

 

İmam Câfer Sâdık [a.s]: Gündüz vakti görülen rüyâ, birkaç gün içerisinde gerçekleşir. Gece vakti görülen rüyânın gerçekleşmesi ise altı ay, bir yıl veya yirmi yıl kadar gecikebilir. Nitekim Hz. Yusuf’un rüyâsı yirmi yıl sonra gerçekleşmişti. Bâzen de kırk yıl sonra gerçekleşebilir. Zira Resul-i Ekrem [s.a.a], rüyâsında birinin İmam Hüseyin’in [a.s] kanını içtiğini görmüş ve bu rüyânın tâbiri kırk yıl sonra, İmam’ın şehadetiyle gerçekleşmişti.

 

Câbir: Geceleyin görülen rüyâ, gündüz vaktinde görülen rüyâdan daha gerçekçidir. Akşamın ilk saatlerinde görülen rüyânın tâbiri olmaz. Çünkü bunun sebebi, o anki düşüncelerdir. Gece yarısında görülen rüyânın da etkisi yoktur. Çünkü o vakitte görülen rüyâlar karışık rüyâlardır ve bunlar şeytanın ürünüdür. En doğru rüyâlar, sabaha yakın bir zaman kala veya hava aydınlanmaya başlayınca görülen rüyâlardır. Zira bu rüyâları mukarreb melek Levh-i Mahfuz’dan gösterir. Bu yüzden gerçekçi olur ve tâbiri vardır.

 [11]– Nisa, 34.

 [12]– Nisa, 176.

 [13]– Bakara, 282.

 [14]- Casiye, 21.

 [15]- Hac, 27.

 [16]- Yusuf, 70.