Rüya Tabirleri – Rüya İle İlgili Bilmediklerimiz

BÂZI İLGİNÇ RÜYÂLAR

 

1- Mehdi b. Mensur bir gece rüyâsında yüzünün karardığını gördü. Uyandığında çevresindeki tâbircileri toplayıp, bu rüyânın ne anlama geldiğini sordu. tâbirciler, bunun anlamını bilemeyince içlerinden biri, “İbrâhim b. Abdullah Kirmâni, rüyâ tâbirleri alanında hepimizden daha bilgedir, bir de O’na sorunuz” dedi. Mehdi b. Mensur’un emriyle İbrâhim çağrıldı. Mehdi, gördüğü rüyâyı O’na da anlattı. İbrâhim “Senin bir kızın olacak” dedi. Oradaki herkes bu çabuk cevaba şaşırmıştı. Hemen, “Dayanağın nedir ?” diye sordular. İbrâhim, çünkü yüce Allah şöyle buyurur, dedi: “Onların birine kızı olduğu müjdelenirse oldukça kızar, yüzü simsiyah olur.” 29

 

O gün Mehdi’nin bir kızı oldu. Bunun üzerine İbrâhim’e on bin dirhem ikramda bulundu. Bin dirhem de daha sonra ikram etti.

 

2- Adamın biri rüyâsında cinsel organının kesildiğini gördü. Tâbircilerden bu rüyâsının tâbirini sordu. Bâzıları ölümünün yaklaştığını, bâzıları ailesinden ayrılacağını, bâzıları makamından olacağını, bâzıları neslinin kesileceğini, bâzıları eşinden boşanacağını, bâzıları da malının ve hayatının son bulacağını söylediler.

 

Çok geçmeden adam karısından boşandı. Ticâret amacıyla çocuklarıyla birlikte deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuk sırasında şiddetli bir fırtınaya yakalandı ve gemisi alabora oldu. Çocuklarıyla birlikte bu olayda boğuldu. Malı da denizin dibine battı. Bir köpek balığı O’nun cinsel organını yedi.

 

Tüm bu anlatılanlar neticesinde, görülen rüyâları herkese anlatmamakta fayda vardır. Özellikle de kadınlardan, çocuklardan ve düşmanlardan tâbiri sorulmamalıdır. Nitekim İmam Sâdık [a.s] şöyle buyurur: “Rüyâ, câhillerin sözüyle değişmez. Ama bununla birlikte rüyânın yorumunu şu dört gruptan sormayın: İnançsızlar, kadınlar, câhiller ve düşmanlar. Zira rüyâyı bunlara açmanın bir faydası yoktur.”

TERS RÜYÂLAR

 

Bâzı rüyâların tâbiri birbirinin tersinedir. Meselâ, İbni Sirîn der ki: Rüyâda veba görmek, savaş demektir, Kurân hikmettir, hikmet Kurân’dır, firar etmek gülmektir, gülmek firar etmektir, çekirge ordu ve kargaşadır, ordu çekirgedir ve elçi yolculuktur. Harâbe ev, ev sahibinin ölümüne işârettir ve kız istemek [evlenmek] ekin ekmek demektir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin. 30

 

İyilik yapmak kumaş dokumaktır, kumaş dokumak iyilik yapmaktır ve sel düşmandır. Her şeyin yenisi iyiye, eskisi de kötüye yorulur. Yenisi kötü olan her şeyin rüyâya göre eskisi iyiye yorulur. Yeni ayakkabı giymek hüzün ve kedere, eski ayakkabı ise sevince işârettir.

 

Bu gibi rüyâlar çoktur. Elinizdeki kitapta yeri geldikçe Allah’ın izniyle bu konulara işâret edilecektir.

ALLÂME MECLİSÎ’NİN ÖNSÖZÜ

 

Şu nâçiz kul Muhammed Bâkır b. Muhammed Tâki [Allah Onlar’ı tertemiz Ehlibeyt [a.s] İmamlar’ıyla haşretsin] birkaç âyet ve muteber hadisler neticesinde, rüyâ tâbirleri hakkında şöyle der:

 

Sâdece inanan kadınların rüyâları tâbir edilir. Takva sahibi kadınların rüyâları elbette ki diğer kadınların rüyâlarından daha üstündür. Aynı şekilde cömert ve zengin kimselerin rüyâları cimri kimselerin rüyâlarından daha üstündür. Nitekim Resul-i Ekrem [s.a.a] şöyle buyurmaktadır: “Cimri kimse Cennete giremeyecektir.”

 

Hallerinden şikâyetçi olan yoksul kimselerin rüyâlarının da tâbiri yoktur. Çünkü sürekli fakirliğin üzüntüsü içindedirler.

 

Bâzen insan rüyâsında gördüğü bir şeyi gerçek hayatta da bulur. Bu tür rüyâlar, etkisi çabuk görülen rüyâlardır. Çocukların gördüğü rüyâlara gelince, bu konuda iki görüş vardır:

 

1- Henüz çocukların kalpleri günahlarla kirlenmediği için rüyâları gerçeğe yakındır.

 

2- Henüz yaşları küçük olduğu için gördükleri rüyânın itibârı yoktur.

 

Ergenlik çağına yaklaşan çocuğun gördüğü rüyâlar anne-babaya tâbir edilir. Gördükleri kötü rüyâların hiçbir zararı yoktur.

 

Yahudî, içki ehli, hayızlı veya cenâbetli kimselerin gördükleri rüyâlar doğrudur ve tâbir edilebilir.

 

Bir rivâyete göre, Hayber emirinin hanımı Hay b. Ahtab kızı Safiye, rüyâsında ay ile güneşin yanı başına düştüğünü görmüştü. Uykudan uyanınca gördüğü rüyâyı kocasına anlattı. Bunun üzerine kocası O’na şiddetli bir tokat attı ve bu tokat yüzünden yüzü morardı. “Allah sana lânet etsin, dedi, eğer rüya’n doğruysa Muhammed kaleyi zapt edip seni esir alacak ve kendisine eş yapacak!”

 

Üç gün sonra Hayber Kalesi zapt edildi ve Safiye de Resulü Ekrem’in [s.a.a] huzuruna çıkarıldı. Peygamberimiz [s.a.a] Safiye’nin yüzünde morarma görünce sebebini sordu. Safiye de gördüğü rüyâyı Peygamberimize anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Bu, senin gördüğün rüyânın tâbiriydi!”

 

İnsanların mizaçları, karakterleri, konuşma tarzları vs. farklı olduğu gibi gördükleri rüyâlar da farklıdır. İşte bu yüzden görülen rüyâlar kişiden kişiye fark eder ve ona göre tâbir edilir.

 

Kan oranları yüksek olan kişiler uyumadan önce ilaç, şurup vb. şeyler görürse, bu kimselerin görmüş oldukları rüyâlar aşırı kandan kaynaklanmıştır ve tâbiri de yoktur.

 

Sarılıkları fazla olan sarı benizli ve zayıf kimseler sarımsak, soğan, bakla, mercimek vb. yiyecekler yer de rüyâlarında ışık, kandil, meşâle vb. şeyler görürlerse rüyâları tâbir edilmez.

 

Balgamı fazla olan kimseler ayran vb. içecekler içer de rüyâlarında deniz, havuz, kar, yağmur vb. şeyler görürlerse bakılır, eğer rüyâ gören kimse üzgünse, bu, balgamının arttığından kaynaklanıyordur ve dolayısıyla tâbiri de yoktur.

 

Âşık-mâşuk ilişkileri, düşmanlık vb. nedenlerden dolayı sürekli üzgün olan veya aynı nedenlerle rüyâda kendilerini iki deniz/nehir arasında gören kimselerin rüyâları da doğru değildir ve dolayısıyla tâbir edilmez.

RÜYÂ TÂBİRİNDE, TÂBİRCİNİN SAYGINLIĞININ KORUNMASI

 

Rüyâ gören kimse, gördüğü rüyâyı tâbirciye sormak için yanına gittiğinde, önce selam verip oturmalı, Allah’ı yâd ettikten sonra, Peygamber’e [s.a.a] ve O’nun tertemiz soyuna [a.s] salâvat getirmeli, Allah’tan yardım dilemeli, daha sonra besmele getirip gördüğü rüyâyı hiçbir azaltma ve çoğaltma yapmadan doğru bir şekilde tâbirciye anlatmalıdır. Nitekim Resul-i Ekrem [s.a.a] şöyle buyurmaktadır: “Doğru konuşanların rüyâları daha doğrudur.”

 

Öte yandan tâbirci de sabırlı olmalı, rüyâ görenin rüyâsını sonuna kadar dinlemelidir. Rüyâ sahibinin babasının ismini, herhangi bir zümreye âit olup olmadığını, mesleğini, âlim mi câhil mi, mümin mi münâfık mı, yerli mi yabancı mı olduğunu, rüyâyı gündüz mü gece mi gördüğünü vs. sorup öğrenmeli ve bu durumları göz önünde bulundurmalıdır. Yâni rüyâ gören kişinin durumuna tamâmen vâkıf olup, öyle tâbir etmelidir. Daha sonra gerçekleri hiç çarpıtmadan yansıtmalı, sırf ona hoş gelsin diye rüyâyı tâbir etmemelidir.

UYUMA ÂDÂBI

 

Müslüman bir kimse, uyumadan önce abdestli olmalı, Allah’ı zikretmekten gâfil olmamalı, Peygamber’e [s.a.a] ve Ehlibeyt’ine [a.s] salâvat göndermeli, kelime-i şehâdet getirmeli, sağına doğru uyumalı ve sol elini çenesinin altına koymalıdır. Daha sonra İhlas, Nas ve Felak sûreleriyle, Âyete’l Kürsi, Amenerresulü âyetlerini ve Kehf sûresinin son âyetini okumalı, son olarak da şu duâyı dile getirmelidir:

 

[O öyle bir ilahtır ki, ne yeryüzünde ne de gökyüzünde hiçbir şey O’nun ismiyle zarar veremez. O işitendir, bilendir. Allah’ım, senden dinimde, dünyamda ve âhiretimde bağışlanma âfiyet ve sıhhat diliyor, Sana tevekkül ediyor, Kitabından hayır umuyor ve kendimi Sana teslim ediyorum. Ey kutlu ve yüce Rabbimiz! Sen ihtiyaçsızsın, bizse muhtacız, senden bağışlanma diliyor, Sana dönüyor ve Senin gazabından yine Sana sığınıyorum. Ey Allah’ım, uykumda bana zararı olmayan sâlih [doğru ve faydalı] rüyâ göster.]

 

Bu duâyı okuduktan sonra ellerini açmalı ve kıbleye doğru uyumalıdır.

 

Uykudan uyandığında Allah’ı anmalıdır. İyi bir rüyâ görürse Allah’a şükretmeli ve sadaka vermelidir. Kötü bir rüyâ görmüşse yine sadaka vermeli ve tâbirciye mürâcaat edip, gördüğü rüyâyı eksiksiz olarak anlatmalıdır.

 

Hatırlatmak gerekir ki, rüyâ tâbiri güneş doğduğu vakit, vakit namazları tam olarak yerine getirilmeden veya güneşin zeval vaktinde sorulmamalıdır. Ayrıca rüyâ deliye, câhile ve düşmana anlatılmamalıdır:

 

“[Babası:] Yavrucuğum, dedi, rüyânı sakın kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.” 31

 

Gördüğünüz bir rüyâdan korkarsanız, üç kez İhlâs sûresi okuyun, sol elinize üfleyin ve şöyle söyleyin:

 

“Ey Rabbim! Sen güçlüsün, bense âciz, Sen âlimsin, bense câhil ve Sen her şeye gücü yetensin. Eğer gördüğüm rüyâ iyiyse, Sen onu bana nâsip eyle ve eğer kötüyse, benden uzaklaştır!”

HANGİ RÜYÂLAR GERÇEK RÜYÂLARDIR  ?

 

Başta da belirttiğimiz üzere, rüyâ dört çeşittir:

 

1- Bâzen kan basıncınızın artmasından kaynaklanan rüyâlar görürsünüz. Bu tür rüyâlar tâbir edilmez.

 

2- Bâzen stres altında olmanız ve düşüncelerinizin başka şeylerle meşgul olması yüzünden rüyâ görürsünüz. Bu rüyâlar da gerçeği yansıtmaz ve tâbiri yoktur.

 

3- Bâzen gün boyu yaptığınız işlerden etkilenir ve bunlarla ilgili rüyâlar görürsünüz. Bu tür rüyâların da tâbiri olmaz.

 

4- Bâzen de kalbinizi bir şeyle meşgul etmez ve ruhunuzu birtakım şeylerden arındırırsınız. Böyle yaparsanız, gördüğünüz rüyâ gerçeği yansıtır.

 

Bâzı vakitlerde görülen rüyâlar diğer vakitlerde görülen rüyâlardan daha etkilidir. Buna göre:

 

1- Yılın ilk başlarında görülen rüyâlar, yılsonunda görülen rüyâlardan…

2- Gecenin sonlarında görülen rüyâlar, akşamın ilk saatlerinde görülen rüyâlardan…

3- Günün ilk saatlerinde görülen rüyâ, günün son saatlerinde görülen rüyâlardan…

4-Takva sâhiplerinin gördüğü rüyâlar, diğerlerinden gerçeğe daha yakın ve daha etkilidir.

RÜYÂ SINIFLARI

 

Müslüman’ın rüyâsı Yahudilerden, âlimlerin rüyâsı câhillerden, sâlihlerin rüyâsı sâlihalardan, sâlih ve sâlihaların rüyâsı, zan altında olanlardan daha iyidir. Aynı şekilde önde gelen şahsiyetlerin rüyâsı, sıradan insanların rüyâsından, fâkihlerin rüyâsı, çarşı esnafının rüyâlarından, ayık insanların rüyâsı, sarhoşların rüyâsından daha iyidir.

RÜYÂLARIN TÂBİRİ NE ZAMAN GERÇEKLEŞİR ?

 

Ayın ilk günü görülen rüyâlar doğru rüyâlardır.

Ayın 2. günü görülen rüyâlar doğru ve daha etkilidir.

  1. gün görülen rüyâlar da çabuk etkisini gösterir.

4 ve 5. gün görülen rüyâlar bir yıl sonra etkisini gösterir.

6, 7, 8 ve 9. günün rüyâsı yine bir yıl sonra etkili olur.

Ayın 10. günü görülen rüyâ yalancı rüyâlardır ve tâbiri doğru çıkmaz.

11 ve 12. günün rüyâları da bir yıl sonra gerçekleşir.

  1. günün rüyâsı orta hallidir, yâni ne iyi ne de kötüdür.
  2. günün rüyâsının etkisi çabuk görülür.

16 ve 17. günün rüyâsı bir süre geçtikten sonra kendini gösterir.

18 ve 19. günün rüyâsı çok etkilidir.

20 ve 21. günün rüyâsı yalancı rüyâdır ve tâbir edilmez.

  1. günün rüyâsı çabucak etkisini gösterir.

23 ve 24. günün rüyâsı çok kötüdür ve hayırlı bir etkisi olmaz.

25 ve 26. günün rüyâsı da yalancı rüyâdır ve tâbir edilmez.

27 ve 28. günün rüyâsı faydasız bir rüyâdır.

  1. ve 30. günün rüyâsı doğru, güzel ve etkilidir.

UYUMADAN ÖNCE YAPILMASI TAVSİYE EDİLEN AMELLER

 

“Et Tehzib” adlı kitapta, İmam Sâdık’tan [a.s] şöyle bir rivâyet nakledilmiştir: “Kim uyumadan önce abdest alır ve temiz bir şekilde yatağına girerse, yatak onun için mukaddes bir mescit gibi olur. Uyumadan önce abdest almayı unutan kimse, yataktayken teyemmüm alabilir. Allah, abdestli olarak yatağa giren kimseye öyle bir başarı verir ki, aslâ namaz ve Allah’ı anma konusunda tembellik etmez.”

 

El Hisal’de, İmam Ali’den [a.s] şu rivâyet nakledilmiştir: «Uyumadan ve henüz yatağa girmeden önce şu duâyı okuyun:

 

[Nefsimi, ailemi, malımı, evlâdımı, işlerimin âkıbetini ve Rabbimin bana verdiği bütün nimetleri, zehirli ve ısırgan hayvanların, cinlerin ve insanların, karada yaşayan ve içinden çıkan canlıların, gökten inen ve göğe çıkanların ve Rabbimin yarattığı bütün canlıların şerrinden Allah’ın izzetine, azametine, ceberrutuna, saltanatına, rahmetine, şefkatine, bağışlayıcılığına, kuvvetine, kudretine, celâline, hekimâne sanatına, rükünlerine, [istediğini istediği zaman ve istediği yerde] toplayıcılığına, Resulüne ve dilediğine uyguladığı gücüne sığındırırım. Rabbim her şeyi korur, gözetir ve O, her şeye kâdirdir. Güç ve kuvvet, ancak azamet sâhibi yüce Allah’tandır.]

 

Kim bu duâyı okursa, korktuğu her şeyden Allah onu korur, gözetir. Nitekim Peygamberimiz de [s.a.a] bu duâyla Hasan ile Hüseyin’i [a.s] Allah’a sığındırırdı.»

 

Şeyh Sâduk’un “Emâli” adlı eserinde İmam Câfer Sâdık’ın [a.s] şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Allah, uyumadan önce 100 İhlâs okuyan kimsenin 50 yıllık günahını bağışlar.”

 

“Felâhu’s Sâil” de yine İmam Câfer Sâdık’ın [a.s] şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce 11 kez İhlâs okursa, Allah onun günahlarını bağışlar ve komşuları hakkında şefaatte bulunur.”

 

Aynı şekilde İmam Ali’den rivâyet edilmiştir ki, “Kim uyumadan önce bu sureyi okursa, onu koruması için Allah bin meleğini görevlendirir ve bu sure, 50 yıllık [amellerinin] keffâreti olur.”

 

Yine “Felahu’s Sail” de İmam Câfer Sâdık’ın [a.s] şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Uykuda korkmamak ve kötü rüyâlar görmemek için, uyumadan önce Nas ve Felak surelerini, ardından da Âyetel Kürsi’yi okuyun.”

 

Aynı şekilde Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet edil­miştir: “Kim uyumadan önce İhlas, Felak, ve Nas surelerinden herha­ngi birini 3 kez okursa, Kurân-ı Kerim’in tamamını okumuş gibi olur. Kurân’ın her âyetinin karşılığı olarak da ona, Peygamber sevabı verilir. Tıpkı anadan yeni doğmuş gibi tüm günahları silinir, temizlenir. O gün ölecek olursa, şehit olarak ölür.”

 

“Mekarimu’l Ahlak” ta, Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet edilmiştir: “İçinizden kim kabir azabından kurtulmak istiyorsa, her gece uyumadan önce Tekâsür Suresi’ni okusun.”

 

“El Fakih” te, İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Şirkten uzak olmak için uyumadan önce İhlas ve Kâfirun surelerini okuyun.”

 

Aynı şekilde İmam Muhammed Bâkır’dan [a.s] şöyle rivâyet edil­miştir: “Kim uyumadan önce 11 kez Kadir Suresi’ni okursa, Allah onun için genişliği gökyüzü kadar olan bir nur ve bu nurun her derece­sinde bin melek yaratır. Meleklerin her birinde bin dil, her dilinde de bin lügat vardır ve onlarla, bu sureyi okuyan için bağışlanma dilerler.”

 

Mecmau’l Beyan” da, Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce Şehâdet Âyeti’ni okursa, Allah onun için yetmiş bin melek yaratır ve bunlar, kıyâmete kadar onun adına bağışlanma dilerler.”

 

Şehadet Âyeti:

 

“Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şâhitlik etti, melekler ve ilim sâhipleri de O’ndan başka ilah olmadığına adâletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hekim olan Allah’tan başka ilah yoktur.” 32

 

Usulü Kâfi’de, Peygamber Efendimizden şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce Âyetel Kürsi okursa Allah onu, ailesini, komşusunu, komşusunun komşusunu ve etrafındaki evleri her türlü belâdan korur.”

 

Aynı şekilde, İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce 3 kez Âyetel Kürsi, Şehadet Âyeti, Sahhara Âyeti ve Secde suresinin son âyetini okursa, Allah iki şeytanı, onu diğer şeytanlardan koruması için görevlendirir. Onlarla birlikte 30 melek yaratır ve bu melekler, duâyı okuyan kişi uyanıncaya kadar Allah’a hamd ederler, O’nu tespih ederler, tehlil [lâ ilâhe illâllah] okurlar, tekbir getirirler ve O’ndan bağışlanma dilerler. Tüm bunların sevabı ise uyuyan kimseye yazılır.”

 

Sahhara Âyeti:

“Şüphesiz, Rabbimiz, öyle bir Allah’tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır da, sonra arşa hâkim ve mutasarrıf olmuştur, aceleyle ve durmadan geceyi tâkip eden gündüze gecenin örtüsünü atar, o örtüyle örter onu ve güneş de onun emrine ram olmuştur, ay da, yıldızlar da. İyice bilesiniz ki yaratış da O’nun, buyruk da, âlemlerin Rabbi Allah’ın şânı ne de yücedir.” 33

 

Secde Suresi’nin son âyeti:

 

“Artık yüz çevir onlardan ve bekle, şüphe yok ki onlar da beklemeteler.” 34

 

“Sevabu’l Âmal” da İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce 3 kez şu duâyı okursa, anasından yeni doğmuş gibi günahları silinir:

 

[Yüce olan ve kahreden Allah’a hamd olsun, gizli işlerden haber veren Allah’a hamdolsun, her şeye mâlik olan ve hükmeden Allah’a hamdolsun, ölüleri dirilten ve dirileri öldüren Allah’a hamdolsun. O, her şeye kâdirdir.]

 

Ve kim uyumadan önce üç kez şöyle söylerse, bin rekât namaz kılmış gibi olur:

 

[Allah, dilediğini kudretiyle yapar ve dilediğine izzetiyle hükmeder.]

 

El Hisal’de İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce 100 kez “Lâ ilâhe illallâh” derse, Allah onun için Cennette bir ev inşâ eder.”

 

Sevabu’l Âmal’da da rivâyet edilmiştir ki, “Kim uyumadan önce 100 kez istiğfar ederse, tıpkı ağaçların yapraklarını döktüğü gibi günahları dökülür.”

 

Camiu’l Ahbar’da Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce şöyle derse, ağaçların yaprakları, çöldeki kum tanecikleri ve dünya günleri sayısınca günahları olsa da, Allah onun tüm günahlarını bağışlar:

 

Kendisinden başka ilah olmayan, diri ve ayakta olan Allah’tan bağışlanma diler, O’na dönerim [tövbe ederim.]

 

Felahu’s Sail’de İmam Câfer Sâdık’tan [s.a.a] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce şu duâyı okur da aynı gece ölürse, Cennete girer:

 

[Allah’ım, seni kendime tanık ederim ki, sen, Ali b. Ebu Talib’in [a.s] ve O’nun soyundan gelen [isimleri yukarıda zikredilen] İmamların [a.s] itaatini bana farz kıldın.]

 

Mecmau’l Beyan’da, İmam Câfer Sâdık’tan şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim uyumadan önce Hz. Fâtıma [s.a] Tespihatı’nı35 okursa, Allah’ın Kurân-ı Kerim’de adından söz ettiği ‘Allah’ı çokça anan kadınlar ve erkekler’ zümresinde yer alır.”

 

Hülâsatül Ezkar’da şöyle rivâyet edilmiştir:

 

«Uyumadan önce [müstahap olarak] şu ameller yerine getirilmelidir:

 

1- Üç kez İhlas Suresi okumak: Allah, bu sureyi 3 kez okuyan kimseye Kurân’ın tamamını okuma sevabı verir.

 

2- Tespihatı Erbaa’yı okumak: “Sübhânallâhi ve’l hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber” demek.

 

3- Ölmüş ve bu dünyadan göçmüşleriniz hakkında bağışlanma dilemek, onları kendinizden râzı ve hoşnut etmek: Bunun için şu duâyı okumak daha iyidir:

 

Allah’ım, kadın-erkek inananları ve kadın-erkek tüm müslümanları bağışla.

 

4- Şu salâvatla Peygamber Efendimizi [s.a.a] ve diğer Peygamberleri [a.s] kendinize şefaatçi edinmek:

 

[Allah’ım, Muhammed’e ve O’nun Ehlibeyt’ine salât gönder, Allah’ım, bütün Peygamber ve Resullere salât gönder.]

 

Yukarıda yer alan hadis, mezkûr kitapta tam metniyle Hz. Fatıma’dan rivâyet edilmiştir. Rivâyet şöyledir: “[Hz. Fâtıma buyurdu ki:] Bir gece uyumadan önce Resul-i Ekrem [s.a.a] geldi ve ‘Kızım uyumadan önce şu dört ameli yerine getir.’ buyurdu.” Hz. Fâtıma [s.a], daha sonra babasından rivâyet ettiği bu dört ameli sıralamıştır.

 

Aynı şekilde, rivâyetlerde uyumadan önce göze sürme çekmek de tavsiye edilmiştir. Rivâyet edilmiştir ki, “Uyumadan önce gözünüze yedi mil sürme çekin. Bunlardan dördü sağ göze, üçü de sol göze çekilmelidir. Sürme çekerken şu duâyı okuyun:

 

[Allah’ım, Muhammed ve Ehlibeyt’i hürmetine senden diliyorum: Gözümde ışığı, dinimde basireti, kalbimde yakîni, amelimde ihlası, canımda sağlığı, rızkımda genişliği ve hayatta olduğum sürece [dilimde] şükrü dâima bana mukadder eyle. Şüphe yok ki, sen her şeye kâdirsin.]

BELİRLİ SAATLERDE UYANMAK İÇİN TAVSİYE EDİLEN AMELLER

 

Usulü Kâfi’de İmam Câfer Sâdık [a.s], Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet etmektedir:

 

“Kim gece yarısı, belirli bir saatte uyanıp namaz kılmak isterse şu duâyı okusun:

[Allah’ım beni çârelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma ve beni gâfillerden eyleme. Allah dilerse, falan saatte uyanırım.]

 

Kim bunu yaparsa, Allah da bir meleğini, onu istediği saatte uyandırması için görevlendirir.”

 

Felâhu’s Sâil’de, İmam Musa Kâzım’dan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Gece namazı için uyanmak isteyen kimse şu duâyı okusun:

 

[Allah’ım, beni çârelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma, yüzünü benden çevirme, seninle aramda olan [hayâ] perdesini yırtma, isyanımla beni cezalandırma, beni gâfillerden eyleme, uykumdan uyandır, bu gecede, senin hoşlandığın en güzel zamanda ayağa kalkabilmeyi bana kolay kıl, bu gecede beni namazla, şükürle ve duâyla rızıklandır. Tâ ki senden isteyeyim, sen de bana veresin, seni çağırayım, sen de bana icâbet edesin, senden bağışlanma dileyeyim, sen de beni bağışlayasın. Şüphe yok ki, sen çok bağışlayansın, rahimsin.]

 

Felâhu’s Sail’de, İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “İstediği saatte uyanmak isteyen kimse uyumadan önce şu âyeti okusun:

 

“De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, bana vahyedildi ki, mâbudunuz ancak ve ancak bir mâbuttur. Artık Rabbiyle buluşmayı uman kimse iyi işlerde bulunsun ve Rabbine kulluğunda hiçbir kimseyi eş tutmasın.” 36

 

Kim bu âyeti okursa, onun nuru Mescidi Haram’a kadar parlar ve melekler bu nurun arasında, onun için Allah’tan bağışlanma diler.” Ve yine rivâyet edilir ki, “Kim belirli bir saatte uyanmak ister de, uyumadan önce şu âyeti okursa, Allah’ın izniyle muradına erer:

 

“Biz Kâbe’yi insanlara sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri yaptık. Siz de İbrâhim’in makamından bir namaz yeri edinin. İbrâhim ve İsmail’e:

 

Evimi tavaf edenler, ibâdete kapananlar, rükû ve secde edenler için temizleyin diye kuvvetli bir emir vermiştik.” 37 Havassu’l Âyât’ta rivâyet edilmiştir ki, “Kim gecenin belirli bir saatinde uyanmak istiyorsa, uyumadan önce şu âyetleri okusun:

 

“İnanıp iyi işler yapanlara gelince, onların konağı da Firdevs Cennetleridir. Orada ebedi olarak kalırlar ve oradan ayrılmak da istemezler. De ki: Deniz mürekkep olsa tükenir, yazılmaz Rabbimin sözleri tükenmeden, hatta o deniz kadar bir deniz daha eklense gene tükenir, yazılamaz. “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, bana vahyedildi ki, mâbudunuz ancak ve ancak bir mabuttur. Artık Rabbiyle buluşmayı uman kimse, iyi işlerde bulunsun ve Rabbine kulluğunda hiçbir kimseyi eş tutmasın.” 38

 

Sonra da şu duâyı okusun:

 

[Allah’ım, falan saatte beni uyandır, şüphe yok ki ruhum senin elindedir. O halde senden bağışlanma diliyorum, sen de beni bağışla. Şüphesiz sen, her şeye kâdirsin, dilediğini yaparsın. Yoktur senden başka ilah, tenzih ederim seni. Doğrusu ben, zâlimlerden oldum.]

 

Ve yine rivâyet edilmiştir ki, “Kim uyumadan önce Kehf Suresi’nin son âyetini okursa, hiçbir şeyden korkmaz.”

 

Ebu Said Hudrî, Peygamber Efendimizden [s.a.a] şöyle rivâyet etmiştir. “Kim Kehf Suresi’nin son âyetini okursa, Deccal ortaya çıktığında ondan güvende olur.”

 

Yine Havassu’l Âyât’ta rivâyet edilmiştir ki, “Kim şu âyetleri sürekli okursa, kalbi kin ve düşmanlıktan temizlenir, imanı sâbitleşir, dünya ve âhiret utancından güvende olur:

 

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde, elbette akıl sahipleri için ibretler vardır. Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. ‘Rabbimiz, derler, bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru! Rabbimiz, gerçekten de sen kimi ateşe atarsan şüphe yok ki onu hor hâkir bir hâle sokarsın ve zâlimlere hiçbir yardımcı yoktur. Rabbimiz, biz ‘Rabbinize inanın’ diye imana çağıran bir dâvetçi işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al! Rabbimiz, bize, elçilerine vaat ettiğini ver, kıyâmet günü bizi rezil, perişan etme. Zira sen verdiğin sözden dönmezsin!” 39

 

Eğer bu âyetleri ağaçtan yapılmış bir tabağa yazar, zemzem suyuyla yıkar ve onunla geceleyin kalkamayan birine su içirirseniz, o kimse istediği saatte uyanabilir.”

İMAM ALİ’NİN [A.S] GECE YARILARINDA OKUDUĞU DUÂ

 

[Allah’ım, nice günahlar var ki Sen onlara karşı sabreder ve azap etmek için acele etmezsin ve Sana karşı nice cüret edenler olmuştur ama Sen onların hatâlarını kendi kereminle örtersin.

 

Allah’ım, eğer ömrümün çoğunu Sana isyanla geçirmişsem ve günah defterim kabarmışsa, yine de Senin bağışlamanı arzu ediyor ve Senin rızânı ümit ediyorum.

 

Allah’ım, Senin affını düşünüyorum. Affını düşündükçe de hatâlarım bana daha hafif geliyor. Sonra da Senin büyük cezâlandırmanı düşünüyorum. Bunu yapınca da günahlarımdan dolayı başıma gelecek belâlar [gözümde] daha da büyüyor.

 

Ah, amel defterime işlenmiş ve benim unutmuş olduğum kötülükleri okuduğumda, Sen onu sayacak ve şöyle diyeceksin: Yakalayın onu [günahlarından dolayı], vay hâline onun, artık onu ne akrabası ne de kabilesi kurtarabilir!

 

Ah! böbrekleri ve ciğerleri yakıp kavuran ateş ne acı! Evire çevire yakıp kül eden ve kasıp kavuran ateş ne acı!]

 

İMAM ZEYNELABİDİN’İN GECE YARILARINDA OKUDUĞU DUÂ

 

[Allah’ım, gökyüzündeki yıldızlar parladı, insanların gözleri uykuya daldı ve mahlûkatının sesleri kısıldı. Pâdişahlar onların yüzlerine kapıları kapattı ve hizmetkârlar etraflarında dönmeye başladı. Onlardan hâcet dilendiğinde esirgediler ya da onlar umdukları faydayı bulamadılar.

 

Allah’ım, oysaki Sen dirisin ve dâima ayaktasın. Ne uyuklamaya kapılır, ne de uykuya dalarsın. Hiçbir şey Seni başka bir işi yapmaktan alıkoyamaz. Göklerinin kapısı Seni çağıran için açılmıştır. Hazinelerinin kapısı sürekli açıktır. Rahmet kapılarının önünde bir mâni yoktur. Nîmetlerin, dileyenler için esirgenmemiş, bilakis bağışlanmıştır.

 

Allah’ım, Sen öyle kerem sâhibi bir ilahsın ki, müminlerden hâcet dileyeni geri çevirmezsin. Onlardan kim Senden bir şey dilerse lütfunu esirgemezsin. İzzetine ve celâline andolsun ki, onların hâcetlerini Senden başkası vermez, Senden başka kimse hâcetlerini yerine getiremez.

 

Allah’ım! hâlimi ve karşında zelil bir şekilde duruşumu görüyorsun. Yiyecek ve içeceğimin tadı kalmamış, karnım aç olduğu hâlde lokmalar boğazımdan inmiyor, başımı rahatça yastığa koyamıyorum, uykularım kaçmış, uyuyamıyorum. Ölüm meleğinin gece veya gündüz ansızın kapıyı çalacağından korkan biri nasıl uyuyabilir ki ? Ya da ölüm meleğinin gece ve gündüz uyumadığını, geceleyin veya gündüz saatlerinde ruhunu almak için peşinde olduğunu bilen akıllı biri nasıl uyuyabilir ki ?

 

Bu duâ okunduktan sonra secdeye varılır ve alın toprağa değdiğinde şöyle denir:

 

[Allah’ım!] Ölüm ânında huzur ve rahatlığı ve seninle mülâkat ettiğimde affını dilerim.

UYKUDAN UYANDIKTAN SONRA OKUNAN DUÂLAR

 

Sevabu’l Âmâl’da yer alan bir rivâyete göre, Peygamber Efendimiz [s.a.a] uyumadan önce ve uyandıktan sonra şu duâları okurdu:

 

Uyumadan önce:

[Allah’ım, senin adınla ölür ve senin adınla dirilirim.]

 

Uyandıktan sonra:

[Öldükten sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun, dönüşümüz O’nadır.]

 

Muhasebetu’n Nefs’te İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Allah Resulü [s.a.a] uykudan uyandığında şükür secdesine kapanırdı. Misvağını yatağının kenarına koymadan uyumazdı. Uyandığında da dişlerini onunla fırçalardı.”

 

Mekarimu’l Ahlak’ta da rivâyet edilir ki, “Peygamberimiz uykudan uyandığında şöyle derdi:

 

[Ölüleri dirilten Allah’ı tenzih ederim, O, her şeye kâdirdir.]

 

Yine Mekarimu’l Ahlak’ta rivâyet edilir ki, “Peygamber Efendimiz [s.a.a] her gece, gece namazı için uyandığında şu duâyı okur, daha sonra dişlerini fırçalar ve abdest alırdı:

 

[Yerin ve göklerin nuru olan Allah’a hamdolsun, yeri ve gökleri ayakta tutan Allah’a hamdolsun, yerin, göklerin ve içinde bulunanların Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Sen haksın, sözün hak, Seninle buluşmak hak, Cennet hak, Cehennem hak ve kıyâmet haktır. Allah’ım, Sana teslim oldum, iman ettim, tevekkül ettim ve [günahlarımdan] döndüm. Seninle düşmana karşı koydum ve [işlerimde] Seni hakem kıldım. O halde geçmişte işlediğim, gelecekte işleyeceğim, gizlide ve açıkta yaptığım [bütün günahlarımı] bağışla. Sen, benim ilahımsın. Yoktur senden başka ilah.]

 

Aynı şekilde İmam Ali’den [a.s] rivâyet edilir ki, “Peygamber Efendimiz uykudan uyandığında şu duâyı okurdu:

 

[Beni mezarımdan [uyuduğum yerden] çıkaran Allah’a hamdolsun. Dileseydi, şüphesiz süresini kıyâmete dek uzatabilirdi. İbret almak veya şükretmek isteyenler için geceyle gündüzü birbiri ardınca getiren Allah’a hamdolsun. Geceyi örtü, uykuyu istirahat ve gündüzü çalışıp-koşturma [zamanı] yapan Allah’a hamdolsun.

 

[Ey Allah’ım!] Senden başka ilah yoktur. Münezzehsin. Doğrusu ben kendime zulmettim. Denizlerin kendisine örtülü kalmadığı, örtülü olanların kendisine gizlenemediği ve göğüslerde saklananlardan haberdar olan Allah’a hamdolsun.]

 

Usulü Kâfi’de rivâyet edilmiştir ki, “İmam Câfer Sâdık [a.s] gecenin geç saatlerinde uyandığında evdeki herkesin duyacağı şekilde sesini yükseltir ve şöyle buyururdu:

 

[Allah’ım, ölüm geldiğinde ve bir sonraki âleme geçerken bana yardım et, kabrimi genişlet ve beni ölümden önceki ve sonraki hayırlarla rızıklandır.]

UYKUDA CÜNUP OLMAMAK İÇİN

 

Felahu’s Sâil’de İmam Ali’den [as] rivâyet edilmiştir ki, “Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin:

 

[Allah’ım, [uykuda] cünup olmaktan, karmaşık rüyâların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından Sana sığınırım.]

 

Maaric ve Kadir sûrelerini okumak da uykuda boşalmayı önler.

HIRSIZLARDAN KORUNMAK İÇİN

 

El Fâkih’te, Resulü Ekrem’in [s.a.a] Hz. Ali’ye [a.s] şöyle vasiyet ettiği bildirilmiştir:

 

“Ey Ali! Bu âyet, ümmetimi hırsızlığa karşı korur:

 

“De ki: “İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız, en güzel isimler O’nundur. Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut. ‘Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a hamdolsun!’ de ve O’nu tekbirle an.” 40

 

Mekarimu’l Ahlak’ta İmam Ali’den şöyle rivâyet edilmiştir:

“Hırsızlardan ve evin çökmesinden korkuyorsanız, [uyumadan önce] sağ yanınıza yatın, sağ elinizi sağ yanağınızın altına koyun ve şunları söyleyin:

 

[Allah’ın adıyla, İbrâhim’in [a.s] ve Muhammed’in [s.a.a] dini ve itaatini üzerime farz kıldığın kimselerin velâyeti üzere, böğrümü yere koydum. [Hiç kuşkusuz] Allah’ın dilediği olur ve dilemediği olmaz. Şehadet ederim ki Allah her şeye kâdirdir.]

 

Böyle yaptığınız takdirde melekler sizin için sabaha kadar Allah’tan bağışlanma dilerler.

DEPREMDEN KORUNMAK İÇİN

 

El Fakih’te, İmam Musa Kâzım’dan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Uykudayken depremden ve doğal âfetlerden korunmak istiyorsanız, şu âyeti okuyun:

 

“Allah yıkılmamaları için gökleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun, gökler ve yer yıkılsa, onları kendisinden başka hiç kimse tutamaz. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır.” 41

ZARARLI HAYVANLARDAN KORUNMAK İÇİN

 

Felâhu’s Sâil’de, İmam Zeynelabidin’den [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim bu duâyı okursa, Allah ondan fakirliği giderir ve onu bütün yırtıcı hayvanların kötülüğünden korur.

 

Ey Allah’ım! Sen, kendisinden önce hiçbir şey olmayan ilahsın [her şeyden öncesin], zâhirsin ve Senin üstünde hiçbir şey yoktur, bâtınsın ve Senin altında hiçbir şey yoktur, âhirsin ve Senden sonra hiçbir şey yoktur, ey yedi göğün, yedi yerin, Tevrat’ın, İncil’in, Zebur’un ve hüküm sâhibi Kurân’ın Rabbi! Her canlının şerrinden Sana sığınırım. Sen, [her canlının] perçeminden tutup çekersin [onu dilediğin gibi yönetirsin]. Gerçekten Sen, doğru bir yol üzerindesin [âdilsin, yanında kimse zulme uğramaz.]

 

Et Tehzib’de İmam Muhammed Bâkır’dan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Uyumadan önce şu cümleyi söyleyen kimse için akrep ve diğer zararlı hayvanların sabaha kadar ona zarar veremeyeceklerine dâir ben kefilim:

 

[Allah’ın yarattığı tüm canlıların ve zarar veren hayvanların şerrinden O’nun tam ve kâmil kelimelerine sığınırım. Öyle ki ne iyiler ne de kötüler O’ndan öteye geçemezler. O, [her canlının] perçeminden tutup çeker [onu dilediği gibi yönetir]. Şüphesiz Rabbim, doğru bir yol üzerindedir [âdildir, yanında kimse zulme uğramaz.]

UYKUSUZLUĞU GİDERMEK İÇİN

 

Felâhu’s Sâil’de, İmam Ali’nin şöyle anlattığı rivâyet edilmiştir: “Hz. Fâtıma [s.a], Resulü Ekrem’in [s.a.a] yanında uykusuzluktan dert yandı. Bunun üzerine Peygamberimiz, O’ndan şu cümleyi söylemesini istedi:

 

[Ey aç karınları doyuran, ey çıplak bedenleri giydiren, ey çarpan damarları sâkinleştiren ve ey uyanık gözleri uyutan! Çarpan damarlarımı sâkinleştir ve uyuması için gözüme âcilen izin ver.]

 

Aynı şekilde, El Fakih’te, İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Ne zaman uykusuzluktan yakınsanız, uyumadan önce şunları söyleyin:

 

[Şânı yüce, saltanatı dâim ve açık bürhan sâhibi Allah münezzehtir. O her gün [yeni] bir iştedir.]

 

Mekârimu’l Ahlak’ta da rivâyet edilmiştir ki, “Uyumadan önce Âyetel Kürsi okuyun ve şunları söyleyin:

 

“Anın o zamanı, hani bir emniyet vermek için sizi hafif bir uykuya daldırmıştı ve sizi arıtmak, sizden şeytan’ın pisliğini gidermek, yüreklerinizi sağlamlaştırmak ve ayaklarınızı pekiştirip metânetinizi arttırmak için gökten bir yağmur yağdırmıştı. 42 “Ve biz, uykunuzu size bir dinlenme kıldık.” 43

UYKUDAN SIÇRAYARAK UYANMAMAK İÇİN

 

Mekarimu’l Ahlak’ta yazılıdır ki “Ne zaman uykudan sıçrarsanız on kez şunları söyleyin:

 

Allah’ın gazabından, cezâlandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve onların yanımda bulunmalarından yine Allah’a sığınırım.”

 

Tıbbu’l Eimme’de, İmam Muhammed Bâkır’dan [a.s], O da İmam Ali’den [a.s] şöyle rivâyet etmiştir: “Çok ağlayan çocukları dindirmek, uykudan korkuyla ve sıçrayarak uyananları rahatlatmak ve ağrıdan dolayı uyuyamayan kadınların uyumasını sağlamak için şu iki âyeti okuyun:

 

“Onları bir uykuya daldırdık, yıllarca hiçbir şey duymadılar. Sonra da iki taraftan hangisi, onların ne kadar yatıp kaldıklarını hesap edip ayırt edecek, bilelim diye tekrar onları uyandırdık.” 44

 

Aynı şekilde, Mekârimu’l Ahlak’ta yazılıdır ki, “Korkarak sıçradığınızda şu âyetleri okuyun:

 

Âl-i İmran, 18:

 

“Allah şahittir ki, kendisinden başka yoktur ilah. Meleklerle bilgi sâhipleri de tam bir doğrulukla bunu bildiler, bildirdiler. O hüküm ve hikmet sâhibinden başka ilah yoktur.” 45

 

Âyetel Kürsi:

 

“Allah öyle bir ilahtır ki, yoktur ondan başka ilah. Diridir, her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf edip durur. Ne uyuklamaya kapılır, ne uykuya dalar. O’nundur ne varsa göklerde ve ne varsa yerde. Kimdir izni olmadıkça O’nun yanında şefaate kalkışacak ? Önlerindekini de bilir, artlarındakini de. O’nun bilgisinden, dilediği miktardan başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. Göğü, yeri korumak, O’na ağır da gelmez. O’dur çok yüce ve çok ulu.

 

Dinde zor yoktur. Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır. Kim putları inkâr edip Allah’a inanırsa şüphesiz, öyle sağlam bir kulpa yapışmıştır ki hiç kopmaz o ve Allah her şeyi duyar, bilir. Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan ışığa çıkarır. İnanmayanlarınsa dostları Şeytan’dır, onları ışıktan karanlıklara götürür. Onlardır ateş ehli, onlar orada ebedi kalırlar.” 46

 

İsra, 110-111:

 

“De ki: “İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler O’nundur. Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisi arasında bir yol tut. ‘Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a hamdolsun!’ de ve O’nu tekbirle an.” 47

 

Yunus, 3:

 

“Şüphe yok Rabbiniz, öyle bir Allah’tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattı da sonra arşında kudret ve tedbiriyle her şeye hâkim oldu. Her işi O takdir ve gereğince tedbir eder. O’nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçi şefaatte bulunamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, artık kulluk edin O’na. Düşünmez, ibret almaz mısınız ?” 48

 

Tevbe, 128-129:

 

“Andolsun, size içinizden, öyle bir elçi gelmiştir ki, bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir O’na, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahimdir. Fakat döner, yüz çevirirlerse [Ey Peygamber] hemen de ki: Allah yeter bana, yoktur O’ndan başka ilah, O’na dayandım ve O’dur büyük arşın sâhibi.” 49

 

Enbiya, 42:

 

“De ki: “Gece gündüz, sizi Rahman’dan kim koruyacak?” Hayır, onlar, Rablerini anmaktan yüz çeviriyorlar.” 50

 

Mümin/Gafir, 16-17:

 

“O kavuşma günü, onlar, kabirlerinden çıkarlar, Allah’a karşı hiçbir şeyleri gizli kalmaz, [bilir misin] bugün saltanat ve tedbir kimindir ? Bir ve her şeye üstün Allah’ındır. O gün herkes, ne kazandıysa onun karşılığını bulur, o gün zulüm yoktur, şüphe yok ki Allah’ın hesâbı, pek tezdir.” 51

UYKULU OLMAYI ÖNLEMEK İÇİN

Mekarimu’l Ahlak’ta yazılıdır ki, “Uykulu olmayı önlemek için şu âyeti suya okuyun, elinizi, yüzünüzü ve kolunuzu o suyla yıkayın:

 

“Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi O’nunla konuşunca, Rabbim demişti, bana görün de bakayım Sana. Rabbi, “Beni kesin olarak göremezsin sen” demişti, “Fakat şu dağa bak, eğer yerinde durabilirse görebilirsin beni.” Derken Rabbi, dağa tecelli edince dağ yerle bir oldu ve Musa bayılıp yere yığıldı. Kendisine gelince de “Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim dedi, tövbe ettim Sana ve ben, inananların ilkiyim.”52

PEYGAMBERİMİZİ [S.A.A] RÜYÂDA GÖRMEK İÇİN

 

Felâhu’s Sâil’de İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilmiştir: “Kim Resulü Ekrem’i [s.a.a] rüyâda görmek isterse, yatsı namazından sonra gusül abdesti alıp dört rekât [ikişer rekât hâlinde] namaz kılsın. Her rekâtta bir Fâtiha ve bir Âyetel Kürsî okusun. Ardından bin kez salâvat getirsin. Temiz bir elbiseyle yatağa girsin ve sağ elini sağ yanağına koyarak yüz kez şu tesbihi söylesin:

 

[Tenzih ederim Allah’ı, hamd ancak O’na mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah [tanımlanabilir her yüce tanımdan] daha büyüktür. Güç ve kuvvet ancak izzet ve azamet sâhibi Allah’tandır.]

 

Ve ardından yüz kez “mâşâallâh” [Allah’ın istediği olur] desin ve kimseyle konuşmadan uyusun. Böyle yapan bir kimse Allah’ın izniyle rüyâda Resulü Ekrem’i [s.a.a] görecektir.”

İMAM ALİ’Yİ [A.S] GÖRMEK İÇİN

 

Felâhu’s Sâil’de rivâyet edilmiştir ki, “Kim rüyâda Müminlerin Emiri İmam Ali’yi [a.s] görme şerefine nâil olmak isterse, uyumadan önce şöyle söylesin:

 

[Allah’ım, ey lütfu gizli ve nîmetleri tükenmez Rabbim! Senden gizli lütfun vesilesiyle, rüyâmda efendim Ali b. Ebu Tâlib’i [a.s] göstermeni istiyorum. Zira Sen bir kuluna lütfettiğinde ona yetersin.]

CENNETTEKİ YERİMİZİ GÖRMEK İÇİN

 

Meheccu’d Daavât’ta, Seyit b. Tâvus [r.a], Ebu Zâhiriye’den naklen der ki: “Kim bir yıl boyunca günde bir kez şu tesbihi okursa, ölmeden önce mutlaka Cennetteki yerini görür:

 

[Ezelî ve sürekli ayakta olan Allah [her türlü eksiklikten] münezzehtir, sürekli ayakta olan ezelî Allah’ı tenzih ederim, Allah’ı hamd ile tenzih ederim, mülk sâhibi mukaddes Allah’ı tenzih ederim, meleklerin ve ruhun Rabbi olan Allah’ı tenzih ederim, yüceler yücesi Allah’ı tenzih ederim, yüce Allah münezzehtir.]

ÖLEN YAKINLARIMIZI GÖRMEK İÇİN

 

Felâhu’s Sail’de, Ebu Muhammed b. Harun b. Musa [r.a], O da İmamlardan [a.s] rivâyet eder ki, “Kim ölen bir kimseyi rüyâda görmek isterse, temizlendikten sonra, sağ tarafı üzerine yatsın, bir kez Hz. Fâtıma [s.a] tesbihâtı okusun ve ardından şu duâyı söylesin, Allah’ın izniyle onu görecektir:

 

[Allah’ım, Sen vasfedilemez bir niteliğe sâhipsin. İman onunla tanınır, her şey kaynağını Senden alır ve Sana döner. Sana yönelene Sen sığınak ve kurtarıcı olursun, Sana sırtını dönen ise Senden başka sığınak ve kurtarıcı bulamaz. O halde “lâ ilâhe illallah” sözü, “Bismillahirrahmanirrahim” cümlesi ve Peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed’in [s.a.a], vasiylerin en hayırlısı İmam Ali’nin [a.s], âlemlerdeki bütün kadınların hanımefendisi Hz. Fâtıma’nın ve Cennet gençlerinin efendileri kıldığın Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in [a.s] hakkı hürmetine senden diliyorum, Muhammed’e [s.a.a] ve O’nun Ehlibeyt’ine [a.s] salât gönder ve hangi hâl üzereyse, ölmüş yakınımı bana göster.]

 

Yine rivâyet ederler ki, “Ölen kimseyi görmek için uyumadan önce pak ve temiz olmalı, kıbleye dönmeli, sağ yana yatmalı, yedişer kez Şems, Leyl, Kâfirûn, İhlas, Felak, ve Nas sûreleri okumalı, ardından “Allâhumme erinî menâmî kezâ ve kezâ” [Allah’ım, rüyâmda falan kimseyi bana göster] demeli, “keza ve keza” yerine görmeyi istediğiniz kimsenin ismini söylemeli, daha sonra da “Vec’al lî min emrî ferâcen ve mehrâcâ” [İşimde bana bir çıkış yolu göster] demeli ve bu ameli yedi gece tekrar etmelisiniz. Bu amelleri yapan kimse hiç kuşkusuz, rüyâsında o kimseyi görecektir.”

SORUNLARI GİDERMEK İÇİN

 

Herhangi bir sorunu olan ve çözümünü arayan kimse, bunun çözümünü rüyâda görmek istiyorsa Şems, Duha, Tin, Kadir ve Kâfirûn sureleriyle birlikte Kehf Suresi’nin 110. âyetini üçer kez okusun. Ardından Peygamberimiz ve Ehlibeyt’ine [s.a.a] yedi kez salâvat getirsin. Üç kez “Bismillâhirrahmânirrahîm” deyip temiz elbiselerle ve taharetli olarak kıbleye yönelsin ve ardından da şöyle söylesin:

 

[[Allah’ım!] Senden istediklerimi rüyâmda bana göster. Şu vasfının hürmetine: Öyle bir Allah ki O’ndan başka yoktur ilah. Diridir, her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf eder durur. Ne uyuklar, ne uykuya dalar.]

 

Aynı şekilde, umduğu bir şeyi rüyâda görmek isteyen kimse, ayın on dördüncü gecesi tam bir taharetle, şu âyeti avucunun içine yazmalı ve o elini başının altına koyarak kıbleye doğru uyumalıdır. Böyle yaptığı takdirde Allah’ın izniyle muradına erecektir. Âyet şöyledir:

 

“Biz, kesin bilgiye sâhip olanlardan olması için İbrahim’e, göklerdeki ve yeryüzündeki melekûtu [kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmeti] böylece gösteriyorduk.” 53

 

Ve yine rivâyet edilmiştir ki, “İstediğin bir şeyi rüyâda görmek istiyorsan, taharetli bir şekilde kıbleye doğru yönel ve yirmi beş kere şu duâyı oku, Allah’ın izniyle gerçekleşecektir:

 

[Allah’ım, ilâhi nübüvvetin [Peygamberlerin], ihtiyaçsız görkemin, sarsılmaz ilahlığın, yüce izzetin, ezelî eşsizliğin ve yegâne kudretin hürmetine Muhammed [s.a.a] ve Âl-i Muhammed’e [a.s] salavat gönder ve rüyâmda bana şunu şunu göster.]

 

Burada “keza ve keza” [şunu şunu] yerine istekler söylenmelidir.

KAYBOLAN ŞEYİ VEYA KİMSEYİ GÖRMEK İÇİN

 

Rivâyet edilir ki, “Kim kaybolan bir şeyi veya bir kimseyi rüyâsında görmek ve durumundan haberdar olmak isterse veyahut da kimin bir dileği varsa, içten inanarak ve bunları canı gönülden umarak temiz elbiseler giysin, abdest alsın, kıbleye doğru ve sağ tarafa yatarak yedişer defa Fatiha, Şems, Duha, Leyl, İnşirah, Tin ve İhlas surelerini okusun, daha sonra da şunları söylesin:

 

[Allah’ım, rüyâmda bana şunu şunu, işimde genişlik ve bir çıkış yolu ve duâmın icâbet yolunu göster.]

 

Burada “kezâ ve kezâ” yerine dileğini söylesin. Eğer ilk gecede muradına eremezse, bunu yedi gece devam ettirsin. Hiç şüphesiz, muradına erecektir.

 

Ahund Alaaddin Muhammed’den nakledilir ki, “Kim bir şeyini kaybetmişse, uyumadan önce abdest alıp kıbleye yönelir, 311 kez “Yâ delîlel mutehayyirîn!” [Ey şaşkınlara yol gösteren!] der ve kimseyle konuşmadan uyursa, kaybettiği şeyin nerde olduğunu mutlaka rüyâsında görür. Bu, defalarca tecrübe edilmiştir.”

TEREDDÜTTEN KURTULMAK İÇİN

 

Tereddütte kalan bir kimse, taharetli bir şekilde yatağına girer, kıbleye doğru yatar ve şu âyetleri okursa, rüyâsında birinin ona yol gösterdiğini ve onu tereddütten/şaşkınlıktan kurtardığını görecektir:

 

“Ant olsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı ?” diye sorsan, elbette diyecekler ki: Onları, çok üstün, çok bilen yarattı. O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı. Öyle bir mâbuttur ki, ihtiyaç miktarınca yağmur yağdırır gökten, derken onunla ölü şehri diriltiriz, işte böylece sizi de diriltip kabirlerinizden çıkarırız. O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti. Binip oturun da sonra onların üstünde doğrulduğunuzda, Rabbinizin nimetini anın ve deyin ki: Yücedir, noksan sıfatlardan münezzehtir. O bunu bizim hizmetimize vermiştir, yoksa biz, zaptedemezdik onu. Biz elbette Rabbimize döneceğiz.”54

 

Yine rivâyet edilmiştir ki, “Ne zaman bir iş konusunda tereddüt ederseniz, ketenden bir parçaya şu âyetleri yazın ve uyumadan önce başınızın altına koyun, ardından dilediğiniz şeyin gerçekleşmesini Allah’tan isteyin.” Âyetler şunlardır:

 

“Gâibin anahtarları, O’nun yanındadır, onları ancak O bilir, karada ve denizde ne varsa bilir. Bir yaprak bile düşse, onu bilir ve yeryüzünün karanlıkları içinde bir tek tane yoktur ki, yaş ve kuru hiçbir şey bulunamaz ki, apaçık kitapta tespit edilmemiş olsun. O, öyle bir Allah’tır ki geceleyin âdeta sizi öldürür, gündüzün ne çeşit işlerde bulunacağınızı bilir, sonra sizi gündüz diriltir de, mukadder olan ölümünüze dek, bu böyle gider, ölümden sonra da dönüşünüz O’nadır, sonra ne yaptıysanız hepsini size haber verir. O’dur kullarından yüce tasarruf ve kudret sâhibi ve size, amellerinizi kaydeden melekler göndermiştir. Nihâyet birinizin ölümü geldi mi elçilerimiz, onu öldürürler ve onlar, artık ve eksik iş görmezler. Sonra, gerçek efendileri olan Allah’a götürülürler. Bilin ki hüküm O’nundur ve O, hesap görenlerin en çabuk hesap görenidir.” 55

GÜZEL VE SEVİNDİRİCİ ŞEYLER GÖRMEK İÇİN

 

Kim Nur Âyeti’ni uyumadan önce 66 kere okursa, uykuda ona, güzel ve sevindirici şeyler gösterilir. Nur Âyeti şudur:

 

“Allah göklerin ve yerin nûrudur. Nurunun örneği, kandil konan bir yere benzer, orada bir kandil var, kandil, bir sırça içinde, sırça da parıl parıl parlayan bir yıldız sanki, doğuda da batıda da olmayan kutlu zeytin ağacından yakılmış, ateş dokunmadan da yağı, hemen ışık verecek, nur üstüne nur. Allah, dilediğine doğru yolu nuruyla gösterir ve Allah, insanlara [böyle] örnekler getirir ve Allah, her şeyi bilir.” 56

BİR İŞİN İYİ Mİ KÖTÜ MÜ OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN

 

Lafzu’l Fevâid’de, Şeyh Kefamî’den [r.a] nakledilir ki, “Kim yapmak istediği bir işin iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu anlamak isterse şu âyeti okumalı:

 

“Kâfir olanlar, benden ayrı olarak kullarımı kendilerine yardımcı edineceklerini mi sandılar ? Biz kâfirlere konak yeri olarak Cehennemi hazırladık.” 57

 

Ardından da şunları söylemelidir:

 

Allah’ım, Muhammed’e ve O’nun Ehlibeyt’ine salât gönder ve bana beyazı ve kırmızıyı göster.

 

Bunları yaptıktan sonra taharetli bir şekilde ve kimseyle konuşmadan kıbleye doğru uyumalıdır. Yaptığı işin iyi mi, kötü mü olduğu inşallah rüyâsında ona söylenecektir.

HANGİ GÜNLER RÜYÂLARIN TABİRİ DOĞRU ÇIKAR  ?

 

Şeyh Bahauddin Amulî’den [r.a] rivâyet edilir ki, “Cuma akşamı görülen rüyâ, yalancı rüyâdır. Cumartesi akşamlarının rüyâsı doğru ve iyidir. Pazar akşamlarının rüyâsı doğrudur ve tâbiri çabuk gerçekleşir. Pazartesi akşamlarının yorumu ise şöyledir: Rüyâyı gören kimseye pek yakında zulmedilecektir. Başka bir deyişle o günün rüyâsı kötüdür. Salı akşamının rüyâsı oldukça iyi ve güzeldir. Çarşamba’nın rüyâsı iyiye yorulur, mal ve servet olarak tâbir edilir. Perşembe akşamının rüyâsı ise doğrudur ve faydası yakın bir zamanda görülür.”

HANGİ SAATLERDE GÖRÜLEN RÜYÂLAR DOĞRUDUR  ?

 

Gecenin ilk saatlerinde görülen rüyâ, yalancı rüyâdır. Bu rüyânın tâbiri yoktur ve etkisi de olmaz. Gece yarılarında görülen rüyâların tâbiri vardır ama yorumu günler ve aylar sonra gerçekleşir. Sabah saatlerinde görülen rüyâ ise, doğru ve mûteber rüyâlardır ve yorumu aynı gün içerisinde gerçekleşir.

RÜYÂ HAKKINDA BİRKAÇ MEVZU

 

Biharu’l Envar’da, İmam Câfer Sâdık’ın [a.s] Mufazzal’a şöyle buyurduğu rivâyet edilir: “Ey Mufazzal! Uyku ve rüyâ hakkında tefekkür et, nasıl da her şey yerli yerinde düşünülmüş [tasarlanmış], doğru rüyâlarla yalancı rüyâlar birbiriyle karıştırılmış! Eğer bütün rüyâlar doğru olsaydı, herkes Peygamber olurdu ve tam tersi, hepsi yalancı rüyâ olsaydı, yine aynı olurdu. Zira böyle olsaydı, rüyânın hiçbir faydası olmazdı, boş ve anlamsız olurdu. Bâzen rüyâ doğru olur ve insanlar ondan faydalanır, onunla birtakım şeyler elde ederler ya da birtakım zararlardan uzak dururlar. Bâzen de rüyâ, yalancı rüyâ olur, insanlar tamâmen rüyâlarına bel bağlamasınlar diye çoğu rüyâlar böyledir.”

Yine İmam Câfer Sâdık’tan [a.s] şöyle rivâyet edilir:

«Rüyâlar iki kısımdır:

1- Karışık rüyâlar veya başka bir deyişle yalancı rüyâlar.

2- İşâretler veya başka bir deyişle doğru rüyâlar.

 

Doğru rüyâlar da kendi aralarında, açık rüyâlar ve açık olmayan rüyâlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Açık rüyâlar, herhangi bir yoruma ve tevile ihtiyaç duyulmayan rüyâlardır. Hz. İbrâhim’in [a.s] oğlu Hz. İsmâil’i [a.s] kurban olarak kestiğini görmesi, bu rüyâlardandır. “İbrâhim dedi ki: Oğulcağızım, ben, rüyâmda, seni kesiyorum gördüm.” 58

 

Tâbire ihtiyaç duyulan, açık olmayan rüyâlar ise, tıpkı Hz. Yusuf’un [a.s] rüyâsı gibidir:

 

“Yusuf, babasına dedi ki: Babacığım, ben on bir yıldızla, Güneş’i ve Ay’ı gördüm, bir de baktım ki onlar bana secde ediyorlar.” 59 Nitekim tâbiri yıllar sonra gerçekleşti. “Anasıyla babasını tahta çıkartıp oturttu ve hepsi de O’na karşı secdeye kapandılar.” 60 Bu olayın ardından Yusuf [a.s] babasına şöyle buyurdu: “Babacığım, evvelce gördüğüm rüyâ bu işte, Rabbim onu gerçekleştirdi.” 61

EBCED HARFLERİNE GÖRE RÜYÂ TÂBİRİ

 

Bâzı hekimler, rüyâ tâbirinde 28 harften oluşan ebced harflerini esas almışlardır.

Şöyle ki, rüyâ gören kimse, rüyâsında gördüğü şeyin hangi harfle başladığına bakar. Söz gelimi “bal” görmüşse, ebced harflerinden “ba” ya, yani “be” harfine bakmalıdır. Buna göre, ebced harfleri şöyledir:

 

ELİF- [a, e, i, u harfleri]: Murâda erme.

BA- [be harfi]: Belâ ve sıkıntı.

CİM- [ce harfi]: Sevinç ve mutluluk.

DAL- [de harfi]: Büyüklük.

HA- [he harfi]: Sevinç ve mutluluk.

VAV- [ve harfi]: Murâda erme.

ZA- [ze harfi]: İyi hal ve rahatlık.

HA- [kalın he harfi]: Zorluk, işin zorluğu.

TA- [kalın te harfi]: Yol veya yolculuk.

YA- [ye harfi]: Kalabalık ve birleşme.

KAF- [ke harfi]: Yalan haber.

LAM- [le harfi]: Sıkıntılardan kurtulma.

MİM- [me harfi]: İşlerde başarıya ulaşma.

NUN- [ne harfi]: Zayıflık ve tembellikten kurtulma.

SİN- [se harfi]: Şeref ve yücelik.

AYN- : Saadet ve mutluluk.

FA- [fe harfi]: Perişanlık ve hayıflanma.

SAD- [kalın se harfi]: İyi haller.

GAF- [Kalın ge harfi]: Doğruluk ve güvenilirlik.

RA- [re harfi]: Huzur ve mutluluk.

ŞİN- [şe harfi]: Doğruluk ve güvenilirlik.

TA- [te harfi]: Mâlî zarar ve telef.

SA- [peltek se harfi]: Bir kimseye karşı özlem.

KHA- : İyi hal.

ZAL- [peltek ze harfi]: Makamda terfilik ve yükseliş.

ZAD- : Kötü hal, perişanlık.

ZA- [kalın ze harfi]: Güç ve derman.

ĞAYN- : Hayır, güven ve bereket.

 

 [29]– Nahl, 58.

 [30]– Bakara, 223.

 [31]– Yusuf, 5.

      [32]-Âl-i İmran, 18.

      [33]-Âraf, 54.

[34]-Secde, 30.

 [35]-Hz. Fatıma (s.a) Tespihatı: 34 kez Allah-u Ekber, 33 kez el-Hamdulillah ve 33 kez Subhanallah zikirlerini söylemek.

[36]-Kehf, 110.

[37]-Bakara, 125.

[38]-Kehf, 107-110.

 [39]-Âl-i İmran, 190-194.

 [40]-İsra, 110-111.

[41]-Fatır, 41.

 [42]-Enfal, 11.

 [43]-Nebe, 9.

 [44]-Kehf, 11-12.

 [45]-Âl-i İmran, 18.

 [46]-Bakara, 255-257.

 [47]– İsra, 110-111.

 [48]- Yunus, 3.

 [49]– Tevbe, 128-129.

 [50]– Enbiya, 42.

 [51]– Mümin (Gafir), 16-17.

 [52]-Âraf, 143.

 [53]-Enam, 75.

 [54]-Zuhruf, 9-14.

[55]-Enam, 59-62.

[56]-Nur, 35.

[57]-Kehf, 102.

 [58]-Saffat, 102.

 [59]-Yusuf, 4.

 [60]-Yusuf, 100.

 [61]-Yusuf, 100.