Rûm Suresi Türkçe Meali

(30)

CÜZ: 21, SÛRE: 30

Mekke’de inmiştir. Bazılarına göre 17. ayeti
Medine’de inmiştir. 60 ayettir.
Bu sûre, adını Romalılarla (Bizanslılarla) ilgili olan
ikinci ayetinden almaktadır. Bu sûreyi okumanın
fazileti Ankebut Sûresi’nde zikredildi.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Elif, Lâm, Mîm.

2-5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye
uğradılar. Onlar, bu yenilgilerinden sonra
birkaç yıl içinde galip geleceklerdir.
Önce de, sonra da emir Allah’ındır. İşte
o gün müminler, Allah’ın yardımı için sevinirler.
Allah, dilediğine yardım eder. O,
üstündür ve hikmet sahibidir.
İmam Hasan Askerî (a.s)’a, bu ayet hakkında
bir soru sorulduğu ve onun da şöyle dediği
nakledilmiştir: “Yani, emretmeden önce de
emir O’nundur, emrettikten sonra da emir
O’nundur; dilediği şekilde hükmeder.” (bk. es-
Safî, el-Haraic’den naklen.)

6. Bu, Allah’ın bir vaadidir. Allah sözünden
caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.

7. Onlar, dünya hayatının dış görünüşünü
bilirler; ahiretten ise habersizdirler.

8. Kendi kendilerine, Allah’ın gökleri
ve yeri, ikisinin arasında olanları ancak
hak olarak ve belirli bir süre için yarattığını
düşünmediler mi? Gerçekten
insanların çoğu, Rableriyle buluşmayı
inkâr ederler.

9. Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin
sonunun nasıl olduğuna bakmadılar
mı? Onlar, kendilerinden daha
güçlü idiler; yeri devşirdiler ve yeryüzünü
bunların bayındırlaştırmasından
daha fazla bayındırlaştırdılar. Peygamberleri
de onlara apaçık deliller getirdi.
Allah, onlara zulmedecek değildi; ama
onlar, kendilerine zulmediyorlardı.

10. Sonra, kötülük yapanların sonu
pek kötü oldu. Çünkü onlar, Allah’ın
ayetlerini yalanlayıp onlarla alay ediyorlardı.

11. Allah, yaratılışı başlatır; sonra onu
yeniler; sonra O’na döndürülürsünüz.

12. O belirli saat ortaya çıktığı gün,
suçlular ümitsizliğe kapılırlar.

13. (Allah’a) koştukları ortaklardan
onlar için arabulucular olmaz ve onlar,
ortaklarını inkâr ederler.

14. O belirli saat ortaya çıktığı gün, işte o
gün (insanlar birbirlerinden) ayrılırlar.

15. İman edip doğru işler yapanlar, onlar,
cennette mutlu edilirler.

16. Küfre düşüp ayetlerimizi ve ahiret
buluşmasını yalanlayanlara gelince,
işte onlar, azapta tutulurlar.

17. O hâlde akşamladığınızda ve sabahladığınızda
Allah’ı tenzih edin.

18. Göklerde ve yerde, geceleyin ve
öğleye girdiğinizde hamd (övgü), O’na
mahsustur.

19. Ölüden diriyi çıkarır ve diriden
ölüyü çıkarır ve yeryüzünü ölümünden
sonra canlandırır. İşte siz de (kabirlerden)
böyle çıkarılırsınız.

20. Onun ayetlerinden biri de, sizi topraktan
yaratmasıdır; sonra siz, hemen
her yere yayılan insanlar oldunuz.

21. Kendileri ile huzur bulmanız için
size kendinizden olan eşler yaratması
ve aranızda sevgi ve merhamet var
etmesi de, O’nun ayetlerindendir. Gerçekten
bunda, düşünen bir topluluk
için ayetler vardır.

22. Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin
ve renklerinizin değişik olması da, O’nun
ayetlerindendir. Gerçekten bunda bilenler
için ayetler vardır.

23. Gecede ve gündüzde uyumanız ve
O’nun lütfunu aramanız da, O’nun ayetlerindendir.
Gerçekten bunda, işiten bir
topluluk için ayetler vardır.

24. Korku ve ümit uyandırıcı olarak şimşeği
size göstermesi ve gökten su indirip
ölümünden sonra onunla yeri diriltmesi
de, O’nun ayetlerindendir. Gerçekten
bunda, düşünen bir topluluk için ayetler
vardır.

25. Göğün ve yerin O’nun emriyle durması
da, O’nun ayetlerindendir. Sonra
sizi (yerden çıkmak için) bir tek davetle
çağırınca hemen çıkıverirsiniz.

26. Göklerde ve yerde olanlar, O’nundur.
Hepsi, O’na boyun eğmiştir.

27. Yaratılışı başlatan, sonra onu yenileyen
O’dur. Bu, O’nun için pek kolaydır. Göklerde
ve yerde en güzel örnek (vasıf) O’nundur.
O, üstündür ve hikmet sahibidir.

28. Size kendinizden bir örnek veriyor:
Size verdiğimiz rızklarda, kölelerinizden
sizinle eşit haklara sahip ve birbirinizden
çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz
ortaklarınız var mı? Böylece
ayetlerimizi düşünen bir topluluk için
açıklıyoruz.

29. Fakat zulmedenler, bilgisizce
heva ve heveslerine uydular.
Allah’ın saptırdığını, artık kim
hidayete erdirebilir?! Onların
yardımcıları da yoktur.

30. Yüzünü hakka yönelmiş olarak
dine çevir; Allah’ın insanları üzerine
yaratmış olduğu yaratışına. Allah’ın
yaratışında bir değişiklik olmaz. İşte
sağlam din budur; fakat insanların
çoğu bilmezler.
İmam Ca’fer Sadık (a.s)’dan rivayet edildiğine
göre, ayette geçen “yaratış”tan maksat,
Allah’ın insanları tevhit üzere yaratmış
olduğudur. (bk. el-Burhan.)

31. O’na yönelerek O’ndan korkun.
Namazı hakkıyla kılın ve müşriklerden
olmayın.

32. Dinlerini ayıran ve gruplar hâline
gelenlerden olmayın. Her grup, kendi
yanında olan ile sevinir.

33. İnsanlara bir keder dokununca,
Rablerine yönelerek O’na yalvarırlar.
Sonra O, kendi katından onlara bir rahmet
tattırdığında, bakarsın ki onlardan
bir kesimi, Rablerine ortak koşarlar.

34. Kendilerine verdiklerimizi inkâr
etsinler bakalım! Zevkinizi sürün; yakında
bileceksiniz!

35. Yoksa onlara kesin bir delil indirmişiz
de, o delil mi ortak koşmalarını
söylüyor.

36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda,
ona sevinirler. Ama kendi elleriyle
önceden yaptıkları yüzünden başlarına
kötülük gelirse, hemen ümitsizliğe
kapılırlar.

37. Allah’ın, rızkı dilediğine yaydığını
da, daralttığını da görmüyorlar mı?
İşte bunda, iman eden topluluk için
ayetler vardır.

38. Akrabana hakkını ver; yoksula ve
yolda kalmışa da (haklarını ver). Allah’ın
hoşnutluğunu isteyenler için
bu, daha hayırlıdır. Bunlar, kurtuluşa
erenlerdir.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 146)

39. İnsanların malları içinde artsın
diye riba kastıyla verdiğiniz (borç)
mal, Allah’ın katında artmaz. Fakat Allah’ın
hoşnutluğunu dileyerek verdiğiniz
zekâta gelince, işte bunlar (zekât
verenler), (mükâfatlarını) iki kat artırmaktadırlar.

40. Sizi yaratan, sonra size rızk veren,
sonra sizi öldürecek olan, sonra sizi
diriltecek olan, Allah’tır. Allah’a koştuğunuz
ortaklarınızdan bunlardan
herhangi birini yapan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından yüce ve
münezzehtir.

41. İnsanların kendi elleriyle işlediklerinden
dolayı kara ve denizde bozulma
meydana geldi. Böylece, belki dönerler
diye yaptıklarının bir kısmını kendilerine
tattırmaktadır.
İmam Cafer Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Nimetleri değiştiren günahlar, başkalarının
hakkına tecavüz etmektir. Pişmanlık meydana
getiren günah, adam öldürmektir. Bedbahtlıklara
yol açan günah, zulümdür. Perdeleri
yırtan günah, içki içmektir. Rızkı önleyen günah,
riyadır. Ölümü çabuklaştıran günah,
akrabalarla iyi ilişkiyi kesmektir. Duayı geriye
çeviren ve havayı karartan günah, baba ve
anneye karşı gelmektir.” (bk. el-Burhan Tefsiri,
el-Kâfî’den naklen.)

42. De ki: “Yeryüzünde dolaşın ve öncekilerin
sonunun nasıl olduğuna bakın.”
Onların çoğu, (Allah’a) ortak koşarlardı.

43. Allah katından dönüşü olmayan gün
gelmeden önce yüzünü sağlam olan
dine dosdoğru yönelt. O gün onlar parçalanırlar.

44. Küfre düşenin küfre düşmesi, kendi
aleyhinedir. Doğru iş yapanlar da, kendileri
için hazırlık yapmaktadırlar.

45. Çünkü (Allah), iman edip doğru işler
yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir.
Kuşkusuz O, kâfirleri sevmez.

46. Rahmetinden size tattırması, emriyle
gemilerin hareket etmesi için ve
lütfunu arayasınız ve şükredesiniz
diye müjdeciler olarak rüzgârları göndermesi,
O’nun ayetlerindendir.

47. Senden önce kendi kavimlerine nice
peygamberler gönderdik, onlara apaçık
deliller getirdiler. Sonunda suç işleyenlerden
intikam aldık. Müminlere
yardım etmek, bize düşen bir haktır.

Allah’ın suçlulardan intikam alması ve müminlere
yardım etmesi, çeşitli şekillerde tezahür
eder. Kâfirlerin müminlerle savaşta
yenik düşmeleri, zalimlerin birbirlerine musallat
olması ve aralarında ihtilafın oluşması
veya hidayetten mahrum kalmaları vb.
şekillerde olabilir.

İmam Sadık (a.s)’dan şöyle
nakledilmiştir: “Allah’ın mümine yardımı
olarak, düşmanının Allah’a isyanla uğraştığını
görmesi yeter.” (bk. es-Safî, el-Fakih’ten
naklen.)

48. Allah rüzgârları gönderir; bunlar
bulutu harekete geçirirler. Böylece Allah
onu gökte dilediği gibi yayar ve
yoğunlaştırır. Sonra arasından yağmur
çıktığını görürsün. Onu kullarından
dilediği kimselere ulaştırınca, onlar
hemen sevinirler.

49. Oysa onlar, onun öncesinde, kendilerine
(yağmur) indirilmeden, ümitsiz
idiler.

50. İşte Allah’ın rahmetinin sonuçlarına
bak; yeri ölümünden sonra nasıl
diriltiyor! Ölüleri de diriltecek olan
O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.

51. Bir rüzgâr göndersek de (ekinin)
sarardığını görseler, mutlaka bunun
ardından nankörlük ederler.

52. Kuşkusuz, sen ölülere işittiremezsin
ve yüzlerini dönüp giderlerken sağırlara
da bu çağrıyı duyuramazsın.

53. Körleri de sapıklığından vazgeçirip
hidayete erdiremezsin. Ancak teslimiyet
içinde ayetlerimize iman edenlere
duyurabilirsin.

54. Sizi güçsüz bir maddeden yaratan,
sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet
veren, sonra kuvvetin ardından güçsüzlük
ve yaşlılık veren Allah’tır. O, dilediğini
yaratır. O, bilendir ve güçlüdür.

55. Kıyamet kopunca, suç işleyenler,
bir saatten fazla kalmadıklarına yemin
ederler. İşte böyle (haktan) çevriliyorlardı.

56. Ama kendilerine ilim ve iman verilenler,
“Siz, Allah’ın kitabında, diriliş
gününe kadar kaldınız. İşte bugün diriliş günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”
derler.

57. Artık o gün, zulmedenlere mazeretleri
bir fayda etmez. Ve onlardan (Allah’ı)
hoşnut etmeleri de istenmez.

58. Gerçekten biz, bu Kur’ân’da insanlar
için her türlü örneği verdik. Eğer kendilerine
bir ayet getirsen, küfre düşenler, “Siz
ancak boş laf uyduranlarsınız.” derler.

59. Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte
böyle mühürler.

60. Sabret; kuşkusuz, Allah’ın vaadi haktır.
Sakın, yakinleri olmayanlar, seni hafifliğe
sürüklemesinler.