Velâyetnamede Anlatılan Kerametler

Piri Baba Velâyetnamesi, baştan sona Piri Baba’nın veliliğini ve kerametlerini anlatan bir eserdir. Velâyetname yazarının esere,  “Piri Baba hazretleri (kaddesa’llahu sirrahü’l-‘aziz) kermatlerin beyan idelüm.” ifadeleriyle başlaması da bunun açık bir kanıtıdır.Piri Baba velâyetnamesinde geçen keramet örneklerinden bazıları Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde de görülmektedir. Bu örneklere kısaca değinilecektir. 

Piri Baba’nın üstadı hacdayken ona bir lenger helva götürmesi kerametinin bir benzeri Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde de görülmektedir. Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde aktarılan rivayete göre; Şeyh Lokmân-ı Perende Kâbe’ye (Beytullah) gittiği bir zamanda hac vazifesini yerine getirdikten sonra Arafat Dağına çıkıp vakfeye durduğunda yoldaşlarına “Bugün arefe günüdür şimdi bizim evimizde bişi bişiyor” der ve bu durum Horasan ülkesindeki Hacı Bektaş Veli’ye malum olur. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, Lokmân-ı Perende’nin evine gider ve pişirilmekte olan bişilerden birkaç tanesini bir tepsiye koyarak Arafat Dağındaki Şeyh Lokmân-ı Perende’ye sunar.[63]  Anlatılan bu rivayetin Piri Baba velâyetnamesindeki versiyonunda, Piri Baba üstadının hanımının arefe günü helva pişirmesi üzerine bir lenger helvayı alarak hacda olan üstadına göz açıp kapayıncaya kadar (tarfetülayn) götürür.[64]

Piri Baba velâyetnamesinde, mevsiminden önce üzümlerin erken olması kerametinin bir benzeri yine Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde bulunmaktadır. Buradaki keramet, bir kış günü göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre içerisinde elma ağacının yeşerip tomurcuklanması ve meyve vermesi şeklinde gerçekleşmektedir.[65]  Piri Baba velâyetnamesinde kebapların erken pişmesi kerameti de[66]  içerik olarak elma ağacının mevsiminden önce yeşermesi kerametini çağrıştırmaktadır.

Üçüncü olarak velâyetnamede, Şamlıoğlu Hoca İbrahim’e Piri Baba’nın güvercin donunda görünmesi kerameti Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde de çok kez tekrarlanan bir keramet olarak karşımıza çıkmaktadır.[67] Burada anlatılan keramet örneğine bağlı olarak dördüncü örnek, Piri Baba’nın Şamlıoğlu İbrahim’i, denizde meydana gelen bir fırtınadan kurtarması kerametinin Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinde de işlenmiş olmasıdır. Hacı Bektaş Velâyetnamesinde; Karadeniz’de batmak üzere olan yüklü gemi ve içerisindeki tüccarın kurtarılması ve devamında gelişen olaylar ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.68

Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinin Piri Baba velâyetnamesinden önce kaleme alındığı göz önüne alındığında, Piri Baba velâyetnamesi yazarının Hacı Bektaş Veli velâyetnamesinden etkilenerek böyle bir keramet örneğini velâyetnameye koyduğu düşünülebilir.

Belirtilen bu keramet örnekleri dışında velâyetnamede belirtilen kerametlerin özgün oldukları ve Piri Baba’nın hayatında bizzat cereyan eden olaylar olduğu kuvvetle muhtemeldir.

Velâyetnamelerde işlenen kerametlerin kökeni, bazı yayınlarda [69] daha çok İslâm öncesi eski Türk inançları, Uzak Doğu ve İran dinleri, Kitabı Mukaddes (eski ve yeni ahit) ve mitolojik bazı inanışlara bağlanmaktadır. Ancak konuya Kurân-ı Kerim perspektifli olarak bakılmamaktadır. Keramet örneklerinin kökeni ağırlıklı olarak Kurân-ı Kerim dışındaki zeminlerde aranmaktadır. Bu noktada işin diğer bir boyutu ise, nedense bu keramet örneklerinin olabilirliği üzerinde hiç durulmamakta ve olaya salt bir menkıbe gözüyle bakılmaktadır. Oysa bu keramet örnekleri veya en azından bazıları velinin hayatında gerçekleşmiş olamaz mı?

Konuya Kuran-ı Kerim çerçevesinden bakmak gerekirse, Neml Suresi 40. Ayette belirtilen keramet örneği birçok şeye ışık tutmaktadır. Ayetin meali şöyle:


“Kitaptan bir ilmi olan kimse ‘Gözünü açıp kapamadan ben o tahtı sana getiririm’ dedi. (Süleyman) tahtı yanında yerleşmiş olarak görünce, ‘Bu, Rabbimin bir lütfudur; şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak istiyor. Kim şükrederse, gerçekten kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse kuşkusuz Rabbim kimseye ihtiyacı yoktur ve kerimdir.”70  
Ayetin açıklanması hakkında İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan nakledilen rivayet şöyledir:


“Allah’ın ism-i a’zamı yetmiş üç harften ibarettir. (Hz. Süleyman’ın (a.s) vasisi olan) Asif’in yanında yalnız bir harf bulunmaktaydı; onu söylediğinde, onunla Belkıs’ın tahtı arasında yer çöktü (mesafe aradan kalktı). Öyle ki tahtı eliyle tutabildi. Sonra yer, göz kırpmasından daha çabuk bir zamanda eski haline döndü…”71 

Gerek ayetin kendisi gerekse de İmam Muhammed Bâkır’dan nakledilen rivayet incelendiğinde; kitap ilmini taşıyan kimsenin Allah’ın izniyle bu âlemde tasarruf (keramet) gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, Hacı Bektaş Veli ve Piri Baba gibi velilerin hayatından kesitler sunan velâyetnamelerde belirtilen keramet örneklerinin olabilirliğinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, velâyetnamelerde belirtilen keramet örneklerinin kökenini Kuran-ı Kerim zemini dışında aramanın çok gerçekçi olmadığı düşünülmektedir.
Velâyetnamede anlatılan kerametler maddeler halinde aşağıya çıkarılmıştır.

a- Piri Baba’nın Öğle Namazlarını Kâbe’de Kılması:

(V-2a) Piri Baba’nın üstadının hizmetinde olduğu ifade edildikten sonra O’nun her gün öğle namazını Kâbe’de kıldığı ve sonra gelip tekrar sanatıyla meşgul olduğu belirtilmektedir.

b- Piri Baba’nın Üstadına Zemzem Suyu Getirmesi:

(V-2b, 3a), Üstadının su istemesi üzerine Piri Baba üstadı için zemzem suyu getirir. Fakat üstadı O’nun geç sudan gelmesine kızar. Piri Baba’nın zemzem suyu getirdiğini söylemesine de inanmaz ve kendisiyle eğlendiğini sanır hatta O’nu dövmeye yeltenir.

c- Üstadı Hacdayken O’na Helva Götürmesi:

(V-4a), Piri Baba’nın üstadı hacca niyet edip gider. Bu arada Piri Baba üstadı tarafından başka bir üstada çırak olarak verilir. Ama akşamları hacca giden üstadının evinde kalır. Üstadı hacdayken üstadının hanımı hac arifesinde bir kazan helva pişirir. Piri Baba, bu helvadan bir kısmını bir lengere koyarak Kâbe’de olan üstadına götürür.

ç- Kendisini Dövmeye Çalışan Üstadının Bir Gözünü    Şahadet Parmağıyla İşaret Edip Kör Etmesi:

(V-5a, 5b), Yine günlerden bir gün üstadı Piri Baba’dan bir su getirmesini ister. Piri Baba eline yeşil bir bardak alarak su getirmeye gider. Fakat yine geç kalır. Geldiğinde üstadı bu duruma sinirlenir. Piri Baba ise, “Bu içtiğin su buraya uzaktır. Üç buçuk aylık yoldur.” diye açıklamada bulunur. Ancak üstadı yine inanmaz ve bulduğu bir değnek ile Piri Baba’yı dövmeye çalıştığında, Piri Baba şahadet parmağıyla işaret ederek nazar eylemesi üzerine üstadının bir gözü kör olur.

d- Piri Baba’nın İmam Hüseyin Çeşmesinden Su     Getirmesi:

(V-5a, 6a), Üstadının su istemesi üzerine Piri Baba eline aldığı yeşil bir bardak ile çıkar ve su yolunda geç kaldığı için üstadı ona kızar hatta onu dövmeye yeltenmesi üzerine üstadının bir gözünü kör eder. Sonrasında ise Hazreti İmam Hüseyin’den Piri Baba’yı ziyarete gelen bazı kimseler aşura günü İmam Hüseyin Çeşmesinden elinde yeşil bir bardak ile su alanın Piri Baba olduğunu ifade ederler.

e- Keseri Taşa Batırması:

(V-6b), Piri Baba, Eski Hamam külhanında kaldığı bir zamanda, “bir kere cuş edip” eline bir keser alarak yumruğuyla keseri külhan ocağındaki bir taşa batırır.

f- Kebapların Erken Pişmesi:

(V-7a, 7b), Bazı kişiler Havyalı Nahiyesine bir bağa kebap yemeye giderler. Kebabı ocağa koyarlar. Bu arada Piri Baba çıkagelir ve orada oturur. Henüz kebap pişmemişken Piri Baba kebap getirin de yiyelim der. Kebabı ocağa koyanlar şaşırıp kalırlar. Piri Baba’ya kebabın pişmesine daha çok zaman olduğunu söylerler. Piri Baba ısrar ettiğinde, ocağı açıp bakarlar ki kebap çoktan pişmiş.

g- Üzümlerin Erken Olması:

(V-7b, 8a, 8b), Piri Baba, birlikte kebap yediği kişilere, bir yer tarif ederek oraya gitmelerini ve oradaki bağda olmuş olan üzümlerden getirmelerini ister. Bu istek üzerine buradaki kişiler şaşırarak henüz üzüm mevsiminin gelmediğini dolayısıyla bu mevsimde üzüm bulamayacaklarını ifade ettiklerinde, Piri Baba gitmelerini ister. Gidip bakarlar ki üç tevekte üzümler olmuş. Bu kişiler aralarında anlaşarak iki tevekteki üzümleri alıp birini bırakırlar ve gidip hep beraber yerler. Bu kişiler geride bıraktıkları bir tevek üzüm için bir plân hazırlarlar. Üzümünü yedikleri bağın sahibine bu mevsimde taze üzüm bulduklarını söylerler. Bağın sahibi ise bu mevsimde üzüm olacağına inanmaz ve aralarında bahse girerler. Bunun üzerine bağa gelip bakarlar ki üzümlerin yerinde yeller esiyor. Ve anlarlar ki üzümler Piri Baba’nın kerametiyle olgunlaşmış.

h- Eski Hamamın Damlamaması:

(V-9a), Merzifon’daki Eski Hamamın tavanı terlediği için damlarmış. Piri Baba’nın “Hamam bundan sonra damlama” diye nefes etmesi üzerine hamam bir daha damlamamış.

ı- Geylanlı Âlimin Sorusuna Cevap Vermesi:

(V-9a, 9b, 10a), Bir gün Geylan (Gilan) Vilayetinden bir âlim çıkar gelir. Önce Amasya’ya uğrar ve buradaki âlimlere bazı sorular sorar. Amasya âlimleri Geylanlı âlimin sorularını cevaplayamadıkları için Geylanlı âlim bu kez de Merzifon’a gelir. Burada da aynı soruları sorar ve bu sorularına karşılık arar. Merzifon âlimleri de soruların cevabını veremez. Ancak Molla Ali adlı kişi Geylanlı âlimden biraz süre ister ve Eski Hamama doğru giderken yolda Piri Babayla karşılaşır. Piri Baba, Molla Ali’ye sorulan soruların karşılığını söyler. Bu kez Molla Ali Geylanlı âlime bir soru sorar. Fakat Geylanlı âlim de bu soruyu cevaplayamaz ve Molla Ali’nin bir velinin himmetiyle sorulara cevap verdiğini anlar. Molla Ali’de sorulara Piri Baba’nın himmetiyle cevap verdiğini açıklar.

i- İstanbul’un Fethinin Önceden Haber Verilmesi:

(V-11a,11b), Fatih Sultan Mehmet Merzifon’a geldiği bir zamanda, Merzifon ileri gelenlerinin Piri Baba hakkında anlattıkları bir konu nedeniyle Piri Babayla sohbet etmek için Eski Hamama gider. Bu arada Piri Baba zekerini eline alarak padişahın üzerine doğru yürür. Bu arada padişahın koruma görevlileri Piri Baba’yı durdurmak isterlerse de padişah buna engel olur. Bunun üzerine Piri Baba zekerin salıverir. Padişaha gelerek O’nun kulağına şahadet parmağıyla üç kere “aldılar, verdiler.” diyerek hamamın kapısından çıkar. Bu durumu müneccimlere yorumlatan padişah, zekerin anahtar, kulağının da kapı olduğunu öğrenir. Fatih Sultan Mehmet, Osmancık’tan dönüşte İstanbul’un alındığı müjdesini alır.

j- Koyun Baba ile Fatih Sultan Mehmed Arasındaki    Konuşmaların Piri Baba’ya Malûm Olması:

(V-13a), Fatih Sultan Mehmed, Merzifon’dan Osmancık Şehrine gider ve orada uğradığı Koyun Baba’ya “Ya Dede Sultan iste benden ne muradın?” diye sorduğunda, Koyun Baba itlerine yallık için köy, abdallarına aba ve yüz elli altın ister. Bu durum Piri Baba malum olur ve Piri Baba “Koyun Baba gayrı dünya meşakkatine düştü.” der.

k- Piri Baba’nın Güvercin Donunda Görünmesi:

(V-15b, 16b), Denizde fırtınaya tutulan Şamlıoğlu Hoca İbrahim adındaki kişi, fırtınadan kurtulursa Piri Baba’nın türbesini yaptıracağını vaat eder. Sonrasında ise uykuya dalar ve rüyasında, Piri Baba ağca güvercin donunda kendisine görünür. Ayrıca fırtınadan kurtulduktan sonra söz verdiği gibi türbeyi yaptıran Şamlıoğlu Hoca İbrahim, Piri Baba’yı yine ağca güvercin donunda görür ve O’nunla konuşur.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir