Piri Baba – TSM Kütüphanesindeki Nüshanın Özeti

Piri Baba, Merzifon’un Narince Köyündendir. Yedi-sekiz yaşlarındayken annesi O’nu Merzifon’a getirip bir başmakçının yanına çırak olarak verir. Piri Baba küçük yaşlarından itibaren ibadet ehli ve keramet sahibi bir erendir. Öyle ki, O; öğle namazlarını Kâbe’de kılar ve tekrar gelip sanatıyla meşgul olurmuş.Üstadı Piri Baba’yı birkaç kez suya gönderir ve her seferinde Piri Baba sudan geç gelir. Çünkü O bazen Şad suyuna gider bazen de İmam Hüseyin çeşmesine gider. Fakat üstadı bilmediği için bu duruma çok kızar ve O’nu her seferinde uyararak incitici sözler söyler. Hatta bir keresinde Piri Baba üstadına zemzem suyu getirmek için Kâbe’ye gider ama üstadı buna inanmadığı için O’nu değnekle dövmeye çalışırken araya adamlar girer ve Piri Baba’yı ustasının elinden alırlar.

Piri Baba’nın ustası bir gün hacca gitmeye karar ve hacdan dönene kadar Piri Baba’yı başka bir üstadın yanına verir. Verirken de Piri Baba’nın akşamları kendi eşinin yanında kalmasını şart koşar.

Üstadı hacdayken hanımı bir kazan helva pişirir. Piri Baba bu helvayı alır Kâbe’ye götürür ve üstadı niyazda iken, kendisini göstermeden bir lenger helvayı üstadının yanına bırakır. Dönüşte üstadının eşi bu olan bitenden dolayı Piri Baba’nın  “Veli” olduğunu anlar.

Yine bir gün üstadı Piri Baba’dan su istedi ve O’da hemen eline yeşil bir bardak ile suya gider fakat yine geç kalır. Bu nedenle üstadı Piri Baba’ya olur olmaz sözler söyleyerek O’nu dövmeye kalkışınca Piri Baba şahadet parmağıyla işaret etmesi üzerine üstadının bir gözü kör olur. Bu olayı duyan şehir halkı Piri Baba’nın ziyaretine gelirler.  Bu sırada Piri Baba’nın ilk ustası hacdan döner ve eşine helva lengerini sorar. Eşi olan biteni anlatır ve Piri Baba’nın bir Veli olduğunu açıklar. Yine bu arada, Hz. İmam Hüseyin’inden (Kerbelâ’dan) birkaç kimseler gelir ve aşura günü elinde yeşil bir bardak ile İmam Hüseyin çeşmesinden su alan gencin Piri Baba olduğunu bildirirler. Piri Baba’nın ustası, bütün bu olup bitenleri O’nun annesine anlatarak, artık Piri Baba’nın kendilerine değil kendilerinin Piri Baba’nın hizmetine layık olduklarını bildirir. Bu olaylardan sonra Piri Baba, eski hamam külhanına girer ve kerametler gösterir. 

Piri Baba bir gün külhanda yatarken cuş edip eline aldığı bir keseri külhan ocağında bir taşa koyup onu yumruğuyla bir karış batırır. Bir keresinde gittiği bir bağda henüz pişmemiş olan kebabı erken pişirir. Ayrıca bir bağda henüz olmamış olan üzümleri yenecek duruma getirir. Bir keresinde eski hamamın damlayan tavanına “hamam bundan sonra damlama” der ve hamam artık damlamaz.

Bir gün Geylan (Gilan) Vilayetinden bir âlim bazı sorulara cevap bulmak için önce Amasya’ya gider fakat Amasya’nın âlimleri sorularını cevaplayamayınca Merzifon’a gelir. Buradaki âlimler sorularına tam bir cevap veremeyince Piri Baba, Molla Ali adındaki âlime cevapları söyler ve böylece Geylanlı âlim sorularına karşılık bulur.

Piri Baba eski hamamda, öğleye değin erkeklerle, öğleden sonra ise kadınlarla beraber yıkanır ama kadınlara bakmayıp kendi halinde gezermiş. Bu duruma bazı Merzifonlular razı olmazlar ve konuyu, Merzifon’a gelmiş olan Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed’e bildirerek bu konuda hüküm vermesini isterler. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed, Piri Baba’nın bulunduğu eski hamama gider. Piri Baba zekerini eline alarak Fatih’in üzerine yürür. Kapıcılar ise engel olmak isterler. Fakat Fatih Piri Baba’ya engel olmamalarını ister. Bu arada Piri Baba zekerin salıvererek padişahın kulağına şahadet parmağıyla üç kere “aldılar verdiler” diyerek hamamdan çıkar. Bunun üzerine Padişah Piri Baba’nın veliyullah olduğunu anlar ve bu söz ve davranışlarını müneccimlerden yorumlamalarını ister. Müneccimler, Piri Baba’nın zekerinin “anahtar” kulağının ise “kapı” olduğunu ve padişahın bir vilayet fethedeceğini bildirirler. Fatih Sultan Mehmed, Piri Baba için vakıflar tahsis etmek ister fakat Piri Baba istemez. O bu tahsisi Merzifonlu âlimler için ister.

Fatih Sultan Mehmed, Merzifon’dan Osmancık Şehrine gider ve orada Koyun Baba’ya uğrar. Koyun Baba’yla görüştükten sonra İstanbul’a hareket eder ve kendisine İstanbul’un alındığı müjdesi verilir.

Piri Baba her gün iki kez uğradığı yerde (tekkesinde) vefat eder. Bu arada Narıncalılar Piri Baba’nın cesedini alıp köylerine götürmek isterlerse de Merzifon’un âlimleri buna razı olmaz ve Piri Baba’nın öldüğü yerde toprağa verilmesini isterler. Ve Piri Baba Merzifon’da toprağa verilir. Olan bitenin padişaha bildirilmesi ve Piri Baba’ya köyler vakfedilmesi için Kara Baba adındaki kişi İstanbul’a gönderilir. Ancak Kara Baba İstanbul’a varıp padişahla görüştükten sonra burada vefat eder.

Bu arada Merzifonlular, Piri Baba için bir türbe ve tekke yapması için Piri Baba’nın akrabalarından olan Ali Dede’den istekte bulunurlar. Ali Dede bu işe pek olumlu bakmamakla beraber kendisine yapılan baskılardan da rahatsız olur.

Bu sırada Şamluoğlu Hoca İbrahim namında biri denizde fırtınaya tutulur. Bunun üzerine “Ya Piri Baba eğer bu fırtınadan kurutulursam evime gitmeden önce mezarının üzerini yaptırayım.” diye dilekte bulunur. Bu arada Hoca İbrahim uykuya dalar ve rüyasında bir ağca güvercin donunda Piri Baba’yı görür.  Rüyasında Piri Baba’ya mezarının üzerine bir türbe yaptıracağını tekrar eder ve kızını da süpürgeci olarak adayacağını ahdeder.  Bu arada güvercin uçup gider.

Şamluoğlu Hoca İbrahim fırtınadan kurtulduktan sonra hemen Merzifon’a gelir ve Bizircioğlu namındaki şahıstan yer satın alarak, Piri Baba’nın türbesini ve tekkesini yaptırır. Hoca İbrahim, kızını da Piri Baba’nın kardeşinin oğlu Ali Dede’yle evlendirmek ister. Ali Dede yetmiş seksen yaşlarında yaşlı bir insan olduğunu ve bu yaştan sonra zürriyeti olmayacağını gerekçe göstererek bu teklifi reddeder.  Fakat sonra yapılan ısrarlar üzerine evlenmeyi kabul eder ve bir evladı olur.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir