Piri Babanın Türbesi

Amasya İli Merzifon İlçesi Nusratiye Mahallesinde yüksekçe bir mevkide yer alan Piri Baba Türbesi günümüzde Amasya – Merzifon yöresinin önemli Alevî ziyaretgâhları arasında yer almaktadır.Türbe, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evliya Çelebi,  Piri Baba dergâhından söz ederken burada; yüksek kubbelerle süslü büyük binalar, birçok meydanlar, mutfak, kiler ve derviş odalarıyla donatılmış olduğunu ve burada her gece iki yüz üç yüz insanın konakladığını ve Piri Baba’nın başı açık iki yüz dervişinin bulunduğunu yazmaktadır.44

Piri Baba tekkesinin 1515 tarihli tapu tahrir defterinde “Zaviye-i Piri Baba der Merzifon” olarak kayıtlı olduğu bilinmektedir.[45] 1826 yılında Yeniçeri Ocaklarının kaldırılması sürecinde diğer bütün Bektaşi tekkeleriyle birlikte Piri Baba tekkesi de kapatılarak, tekkenin meydan odası yıktırılmıştır.[46] Tekke birimlerinden sadece türbe günümüze ulaşmıştır.

Piri Baba türbesi kare mekânlı ve üzeri tek kubbelidir. Sekizgen kasnaklı kubbeye geçiş dilimli tromplarla sağlanmıştır. Türbe moloz taş malzeme ile yapılmış ve önde yer alan iki gözlü revak kısmında ise, moloz taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır. Ayrıca eserin beden duvarları ve kubbe kasnağı üzerinde tuğla dizilerinden oluşan kirpi saçaklar bulunmaktadır. Türbe doğu ve batı duvarlarında, kubbe kasnağı seviyesinde açılmış bulunan küçük birer pencere ile güney cephede yer alan bir pencereyle aydınlanmakta ve genel yapısı itibariyle dışa kapalı bir görünüm arz etmektedir. Ayrıca türbenin güney cephe alınlığında ise, çini bezeme izleri görülmektedir.

Türbe üzerinde inşa kitabesi bulunmadığı için kesin yapım tarihi hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Fakat mimari özelliklerinden hareketle 15. yüzyılda yapılmış olabileceği kabul edilebilir. Bu noktada Amasya Tarihi adlı eserde konuyla ilgili az da olsa verilen bilgi tarihleme konusundaki görüşümüzü desteklemektedir.47

Velâyetnameye göre Piri Baba türbesi, Bizircioğlu adlı kişiden satın alınan yere Şamlıoğlu İbrahim tarafından inşa edilmiştir. Velâyetnamenin aktardığı rivayete göre; Şamlıoğlu İbrahim adındaki zat denizde yakalandığı fırtınadan kurtulmak için Piri Baba’dan yardım diler ve buna karşılık türbesini yaptırır.

Piri Baba türbesine birkaç basamaklı bir merdivenle çıkılarak önce revak kısmına geçilir. Revak kemeri başlangıcının yanında kısmen yıpranmış bir halde duran Arapça “Maşallah” ibaresi göze çarpmaktadır.

Türbeye geçişi sağlayan cümle kapısı basık kemerli ve kenarları düzgün kesme taş söveli olarak düzenlenmiştir. Çift kanatlı ahşap kapısı ise, kündekari teknikle yapılmış olup orijinaldir. Kapı kanatları, yukarıdan aşağıya önce bir kare pano ardından dikdörtgen ve son olarak yine bir kare panodan oluşan bir kompozisyona sahiptir. Buradaki kompozisyon sonsuzluk prensibiyle ele alınmış olup, geometrik karakterli bir bezeme karşımıza çıkmaktadır.

Türbe, iki katlı olarak yapılmış olup alt kat cenazelik kısmıdır. Ziyaret edilen yer, sandukanın bulunduğu üst kattır. Buradaki sanduka alışılmışın dışında yüksek ve geniş bir biçimde düzenlenmiştir. Sanduka dışa taşıntı yapan bir kaide üzerinde yer almakta ve türbenin tam ortasında, mekânın büyük bir kısmını kaplamaktadır. Ahşap sandukanın üzerinde yeşil renkte bir örtü bulunmaktadır.

Piri Baba türbesi içerisinde yer alan duvar resimleri, geç devir Osmanlı resim sanatı örnekleri arasında yer almaktadır. Burada olabildiğince bütün iç mekân kök boyalarla bezenmiş bir durumdadır. Beden duvarlarında özellikle dikkati çeken olgu birbirinin benzeri olan natürmort (ölü doğa) çalışmalarıdır. Ayrıca doğu duvarda yer alan ve kare bir pano içerisine karşılıklı, birbirine bakar şekilde işlenmiş teber (derviş baltası),   tespih ve Zülfikâr[48]   motifleri ile ortada bir ipe asılı olan keşkülden oluşan kompozisyon dikkat çekicidir. Buradaki keşkül motifi üzerine yazılmış bir “destur” ibaresi ve bu ibarenin altında iki satırlık bir de kitabe bulunmaktadır. Osmanlıca yazılmış olan kitabe şöyledir:

Zâir gir bu makama bâhulûs bâihtiram 
Kıl ziyaret merkad-ı Piri Baba zîr bu makam [49]  

Ağırlıklı olarak patlıcan moru, kirli sarı, kırmızı, yeşil, vişneçürüğü ve mor renklerin kullanıldığı kalem işi bezemeleri yapan usta, imzasını giriş kapısın üzerinde bulunan kitabelik kısmına atmıştır. İki satırlık kitabenin üst satırında belirgin bir şekilde “Lâ ilâhe illâllah Muhâmmedûn Resûlûllâh” altta ise, üste oranla mütevazı bir şekilde yazılmış “Nakkaş İbrahim sene–1322” ibaresi yer almaktadır.

Piri Baba türbesinin, 20. yüzyıl başlarında büyük bir onarım geçirmiş olduğu [50]  göz önüne alındığında, Nakkaş İbrahim tarafından 1322H./1906M. yılında yapılmış olan duvar resimlerinin bu onarım kapsamında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Piri Baba türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1977 yılında bir onarım daha görmüştür.[51]

Piri Baba türbesi, içerisinde çok sayıda ağaç bulunan geniş bir bahçeye sahiptir. Bahçe içerisinde kuruluk, mutfak ve çeşme gibi birimler de bulunmaktadır.

Haziredeki Mezar Taşları:

Piri Baba türbesinin güney ve güneybatı yönünde küçük bir hazire yer almaktadır. Hazire içerisinde tespit edilebilen toplam (8) adet mezar bulunmaktadır.

1 Nolu Mezar:

Piri Baba türbesinin doğu kapısı yakınında, türbenin güney cephesinde yer almaktadır. Mezar yapısının gövdesi bir sıra iri siyah taşlarla düzenlenmiştir. Mezarın baş taşı, muhtemelen Ortaçağ yapısı olan ve ikiye bölünmüş bir sütun altlığı ve bunun üzerine de yukarı doğru konik bir şekilde daralan ikinci bir taşın yerleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Baş taşı, 46 x 25 (49) cm ölçülerinde 26 cm kalınlığındadır. Dış yüzü üzerinde üç satırlık bir Arapça kitabe mevcut olmakla birlikte taşın yüzeyindeki tahribat ve kötü tamirat nedeniyle kitabe okunamamaktadır. Ayak taşı ise dikdörtgen formlu olup kitabesiz ve bezemesizdir.

2 Nolu Mezar:

1 nolu mezarın yakınındadır. Basit ve düzensiz olan baş ve ayak taşlarından ibaret bir mezar olup taşlar kitabesizdir.

3 Nolu Mezar:

Sarı renk taşlarla düzenlenmiş bir mezardır. 68 cm uzunluğunda olan mezar adeta bir çocuk mezarı görünümündedir. Baş ve ayak taşları gövde taşlarına dört madeni kenetle tutturulmuş ancak bir kenet dışında diğerleri yerinde bulunmamaktadır.

Baş taşı, 50 x 28 cm ölçülerinde ve 12 cm kalınlığındadır. Baş taşı, aşağıdan yukarı dikdörtgen formlu olup alınlık kısmı üçgenimsi bir şekilde son bulmaktadır. Baş taşının dış yüzü sekiz sıra Osmanlıca kitabelidir. Taşın doğal tahribattan dolayı kısmen aşınmış olması nedeniyle kitabe kısmı iyice okunamamaktadır. Ancak 6, 7 ve 8. satırlarında “Ali Rıza Efendi’nin Kerimesi Hanımın Ruhuna el-Fatiha” ibaresi yazılı bulunmaktadır.
Mezarın ayak taşı, 26 x 38 cm ölçülerinde ve 12 cm kalınlığında olup üst kısmı yuvarlak bir şekilde sonlanmaktadır. Ayak taşı kitabesizdir.

4 Nolu Mezar:

Mezarın bir yanı 120,5 cm diğer yanı ise 123,5 cm uzunluğundadır. Gövde 45 cm yüksekliğindedir. Baş, ayak ve gövde taşları birbirine dört köşede yer alan madeni kenetlerle bağlanmıştır. Kuzeybatı köşede olması gereken kenet hâlihazırda bulunmadığı için mezarın gövde taşı biraz dışarı doğru taşmıştır.

Baş taşı, 134 x 48,5 cm ölçülerinde olup 18 cm kalınlığındadır. Dışa bakan yüzü insan başı biçiminde düzenlenmiş olup bu kısımda açılmış olan düzgün olmayan bir dörtgen içinde “Hüvel hay” ibaresi yer almaktadır. Yüzeyinde toplam on dört satır Osmanlıca kitabe bulunmakta olup satır araları düz, çizgi hatlarla belirginleştirilmiştir. Taşın yüzeyinde oluşan çürükler ve yarılmalardan dolayı kitabe bir bütün halinde okunamamaktadır. Ancak yukarıdan aşağı on ikinci satırda “Emine Hanımın Ruhuna Fatiha” ibaresinden ve son satırdaki “Sene 1337” tarih kaydından, mezarın 1337/1919 yılında vefat eden Emine Hanıma ait olduğu anlaşılmaktadır.

Ayak taşı, 93 x 47,5 cm ölçülerinde ve 17 cm kalınlığındadır. Dış ve iç yüzleri düz üst kısmı ise dış tarafa gelen yerdeki köşesi bulunmayan bir piramit biçiminde düzenlenmiştir. Kitabesiz ve bezemesizdir.

5 Nolu Mezar:

Pembemsi renkli baş ve ayak taşından ibaret bir mezardır. Baş taşı, 98 cm yüksekliğinde, 14 cm kalınlıkta ve 24-48 cm arası değişen yüzey genişliğine sahiptir. Baş taşının dış yüzünün orta kısmında açılan bir bölüme 23 x 28 cm ölçülerinde beyaz mermerden küçük bir kitabe bulunmaktadır. Beş satırlık Osmanlıca kitabe oldukça yıpranmış bir halde olduğu için tamamı okunamamıştır. Okunabilen kısımlar aşağıya çıkarılmıştır.
1- ………………………………….
2- Gel oku ihlas ile bir Fatiha ..
3- …………. ………… ….el-Hac
4- Baba Yusuf ruhiçün el-Fatiha
5- Sene-1208

Mezarın ayak taşı ise 79 cm yüksekliğinde, 13 cm kalınlığındadır. Ayak taşı da baş taşı gibi aşağıdan yukarı doğru daralan bir yapıda olup 17-46 cm arası bir yüzey genişliğine sahip bulunmaktadır. Mezar taşındaki kitabenin verdiği bilgiye göre, bu mezar 1208/1794 tarihinde vefat eden Hacı Baba Yusuf’a aittir.

6 Nolu Mezar:

Bu mezarda 5 nolu mezar gibi ayak ve baş taşlarından ibaret olup gövde taşları bulunmamaktadır. Baş taşı, 59 x 63 cm ölçülerinde ve 13 cm kalınlığındadır. Ayak taşı ise 5 nolu mezarın ayak taşının bir benzeri gibidir. 71 cm yüksekliğinde, 8 cm kalınlığında ve 18-44 cm arası değişen yüzey genişliğine sahiptir. Mezar taşları kitabesizdir.

7 Nolu Mezar:

Baş ve ayak taşları beyaz taştan yapılmış ve kenarlarını çevreleyen koyu renkli kısa gövde taşlarıyla desteklenmiştir. Baş taşı, 145 x 33,5 cm ölçülerinde 15,5 cm kalınlığındadır. Baş kısmı 37 sıra dilimli bir sarık şeklinde düzenlenmiştir. Taşın dış yüzünde sekiz sıra Osmanlıca kitabe bulunmakta ve satır araları düz, çizgi hatlarla belirginleştirilmiştir. Kitabenin üst kısmı kabartma bitkisel bezemelidir. Kitabe aşağıya çıkarılmıştır.

1- Hüvel baki
2- Merhum Tayyar Paşa Efendimizin
3- Tatar ağası merhum ve
4- Mağfur el-muhtac ala
5- Rahmeti rabbihi el-gafur
6- el-Hac Mustafa Ağanın
7- Ruhiçün fatiha
8- Sene-1225 fi 25 n

Mezarın ayak taşı sade ve kitabesizdir. 109 cm yüksekliğinde 7 cm kalınlığında ve 18-33 cm arası değişen yüzey genişliğine sahip bulunmaktadır.
Mezarın baş taşında verilen bilgilerden, mezarın 1225/1810 tarihinde vefat eden Mustafa Ağa’ya ait olduğu anlaşılmaktadır.

8 Nolu Mezar:

Hazirenin güney batısında, 7 nolu mezar ile aynı doğrultuda bulunmaktadır. Mezar 115 cm uzunluğundadır. Baş, ayak ve gövde taşları dört köşede yer alan madeni kenetlerle birbirine bağlanmıştır. Mezarın gövde taşları büyük oranda dolgu toprak içerisinde kalmıştır.

Mezarın baş taşı, 95 cm yüksekliğinde, 32 cm genişliğinde ve 13-14,5 cm arası değişen kalınlıktadır. Sarıklı olarak düzenlenmiş olan baş taşın dış yüzünde on bir satır Osmanlıca kitabe görülmektedir. Ancak kitabenin devam edip etmediği toprak dolgudan dolayı iyice anlaşılamamaktadır. Baş taşın iç yüzü ise adeta bir beşik çatı şeklinde, orta kısmı şişkin, her iki kenara doğru meyilli yüzeyler biçiminde yapılmıştır. Baş taşındaki kitabe aşağıya çıkarılmıştır.

1- Hüvelbaki
2- Dünyadan ukbaya eyledi rıhlet
3- Eşrafı memleket bir âli himmet
4- Beka değil mümkün darı cihanda
5- Gelen gider kalmaz bu cai ibret
6- Habibin Mustafa aşkına ya rab
7- Günahın afv idüb eyle mağfiret
8- Bin iki yüz doksan birde vefatı
9- İde hak kabrini ruhuna cennet
10- Tatar ağası zade hacı Hüseyin
11- ……………………………………

Mezarın ayak taşı, 88 cm yüksekliğinde, 32,5 cm genişlikte ve 12,5-14,5 cm arası değişen kalınlıktadır.
Mezarın baş taşında geçen 1291 vefat tarihinden mezarın 1291/1874 tarihli olduğu anlaşılmaktadır.

Hazirenin kuzey batı köşesinde, mezar gövdesi olabilecek tarzda uzatılmış bazı taşlar bulunmaktadır. Ancak bunların kesin mezar olup olmadıkları anlaşılamamıştır. Bu alanda yapılacak bir temizlik çalışmasında gerek bu taşların mahiyeti gerekse de zemine iyice gömülmüş olan diğer mezarların sıfır noktaları açığa çıkarılacaktır. Çünkü bazı mezarların zemine kısmen gömülmüş olması nedeniyle mezar taşlarının gerçek ölçüleri alınamamakta ve baş taşlarındaki kitabelerin son kısımları okunamamaktadır.

Piri Baba haziresi içerisinde yer alan mevcut sekiz mezardan ikisi dışında diğerlerinin baş taşları kitabelidir. Kitabelere düşülen tarihlerden en erkeni 1208/1794 en geçi ise 1337/1919 tarihlidir. Her iki tarih arasında 125 yıllık bir tarih dilimi bulunmaktadır. Tarihi net okunamayan ve ayrıca kitabesiz olan örneklerde dikkate alındığında bu alana 18. yüzyıldan itibaren defin yapılmış olduğu ve 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar bu işlemin devam ettiği anlaşılmaktadır.

44-EVLİYA ÇELEBİ Seyahatnamesi, II Kitap, s. 207
45-MADEN Fahri, “XVIII ve XIX. Yüzyılda Piri Baba Tekkesi, Mescidi,
Türbesi ve Vakfı” Geçmişten Günümüze Merzifon, s. 384
46-MADEN Fahri, a.g.m., s.387
47-Abdi-Zâde Hüseyin Hüsameddin, a.g.e., C. I, s. 327
48-Zülfikâr,   Hz. Muhammed (s.a.a) tarafından Hz. Ali’ye (a.s)  armağan
edilmiş olan kılıçtır.
49-DOĞANBAŞ Muzaffer, Kültürel ve Sanatsal Boyutuyla Amasya, s. 174
50-ERKEN Sabih, Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler., s. 334

51-ERKEN Sabih, a.g.e,  s. 334

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir