Necm Suresi Türkçe Meali

NECM SÛRESİ CÜZ: 27, SÛRE: 53

Mekke’de inmiştir.

İbn Abbas’a göre 32. ayeti
Medine’de inmiştir. 62 ayettir.

Bu sûre birinci ayetinde geçen yıldız anlamında
“Necm” kelimesinden dolayı bu
isimle adlanmıştır.

İmam Sadık (a.s)’ın şöyle
dediği nakledilmiştir: “Kim her gün veya her
gece Necm Sûresi’ni okumayı âdet edinirse,
halkın arasında övgüyle yaşar, günahları
bağışlanır ve Allah’ın izniyle insanlar arasında
sevilen biri olur.” (bk. Sevabu’l-A’mal.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Batmakta olan yıldıza andolsun ki,

2. Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış
ve hedefini kaybetmemiştir.

3. Arzusuna göre konuşmamaktadır.

4. O, ancak (kendisine) vahyedilen bir
vahiydir.

5-7. Ona, çetin kuvvetlere ve üstün yeteneklere
sahip olan (Cebrail) öğretti.
Sonra en yüksek ufukta iken doğruldu.

8. Sonra yakınlaştı ve daha da yakınlaştı.

9. Araları iki yay aralığı kadar, belki
daha da yakın oldu.

10. (Allah) o anda kuluna vahyedeceğini
vahyetti.

11. Gördüğünü gönlü yalanlamadı.

12. Gördüğü şey hakkında mı onunla
tartışıyorsunuz?!

13. Onu önceden bir defa daha görmüştü.

14. Sidretü’l-Münteha’nın yanında.

15. Me’va cenneti de onun yanındadır.

16. O sırada Sidre’yi bürüyen (göz alıcı
bir nur) bürümüştü.

17. Gözü ne kaydı, ne de (haddi) aştı.

18. O, Rabbinin en büyük ayetlerinden
bazısını gördü.

19. Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı?

20. Ve diğer üçüncüleri olan Menat’ı?

21. Demek erkek size, dişi O’na, öyle mi?!

22. Öyleyse bu haksız bir paylaşma!

23. Bunlar, sizin ve babalarınızın taktığı
adlardan başka bir şey değildir. Allah,
onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.
Onlar, sadece zanna ve nefislerinin
hoşlandığına uymaktadırlar. Oysa onlara
Rablerinden hidayet gelmiştir.

24. Yoksa insan, arzu ettiği her şeye ulaşır
mı?!

25. Oysa ahiret de, dünya da Allah’ındır.

26. Göklerde nice melekler vardır ki, Allah
dilediğine ve hoşnut olduğuna izin
vermedikçe şefaatleri bir işe yaramaz.

27. Doğrusu, ahirete inanmayanlar, meleklere
“dişi” adını takarlar.

28. Oysa onların bu hususta bir bilgileri
yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise,
şüphesiz, insanı haktan müstağni kılmaz.

29. O hâlde, zikrimizden dönenlerden ve
dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden
yüz çevir.

30. Bu (dünya hayatı), onların ulaştıkları
bilginin nihayetidir. Doğrusu, Rabbin yolundan
sapmış olanı pek iyi bilir, hidayete
ermiş olanı da çok iyi bilir.

31. Göklerde olanlar ve yerde olanlar
Allah’ındır. Sonunda kötülük yapanları
yaptıklarıyla cezalandıracak, iyilik
yapanları da daha iyisiyle mükâfatlandıracaktır.

32. Küçük günahlar dışında büyük
günahlardan ve çirkin işlerden
kaçınanlara gelince; şüphesiz,
Rabbinin bağışı boldur.
Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin
karınlarında cenin hâlinde iken
sizi en iyi bilen O’dur. O hâlde kendinizi
temize çıkarmayın. O, sakınanı
çok iyi bilir.

33. Gördün mü yüz çevireni?

34. (Malından) azıcık verip (sonra onu
da) keseni?

35. Gaybın bilgisi yanında da, o görüyor
mu?!

36-37. Yoksa Musa’nın ve vefa gösteren
İbrahim’in sahifelerinde olan şu gerçekler
ona bildirilmedi mi?!

38. Ki hiçbir yük sahibi diğerinin günah
yükünü yüklenmez.

39. İnsan için sadece çalıştığı vardır.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 157)

40. Onun çalışması, şüphesiz yakında
görülecektir.

41. Sonra ona, karşılığı eksiksiz verilecektir.

42. Doğrusu, son varış, Rabbi’nedir.

43. Doğrusu, güldüren de, ağlatan da
O’dur.

44. Doğrusu, dirilten de, öldüren de
O’dur.

45-46. Doğrusu, (rahme) atıldığında meniden
erkek ve dişi çiftini yaratan O’dur.

47. Doğrusu, öteki âlemi yaratmak da
O’na aittir.

48. Doğrusu, zengin eden de, kalıcı sermaye
veren de O’dur.

49. Doğrusu, Şi’ra yıldızının Rabbi O’dur.

50. Şüphesiz, ilk Ad kavmini de O
helak etti.

51. Semud’u da (helak etti) ve geride
kimseyi bırakmadı.

52. Daha önce de Nuh kavmini (yok etti);
çünkü onlar, çok zalim ve pek taşkın
kimselerdi.

53. Altüst olan şehirleri de (Lut kavminin
şehirleri) yere geçirdi.

54. Sonra onları örttüğü şeyle (ağır bir
azapla) örttü.

55. O hâlde, Rabbinin hangi nimetinden
şüpheye düşersin?!

56. İşte bu da, ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

57. Yaklaşan (kıyamet) yaklaşmıştır.

58. Allah’tan başka hiç kimse onun zorluklarını
gideremez.

59. Bu söze mi şaşıyorsunuz?!

60. Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz?!

61. Sürekli gaflet içinde oyalanıyorsunuz?!

62. Artık secdeye varın ve Allah’a kulluk
edin.