Mümtehine Suresi Türkçe Meali

MÜMTEHİNE SÛRESİ  CÜZ: 28, SÛRE: 60 

Medine’de inmiştir; 13 ayettir.

Bu sûre adını 10. ayetinde yer alan onları imtihan
edin anlamında olan “femtehinûhunne”
kelimesinden alır. “Mümtehine” sınanmış, imtihan
edilmiş anlamındadır.

İmam Zeynelabidin (a.s)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim Mümtehine
Sûresi’ni farz ve nafile namazlarında okursa,
Allah onun kalbini iman için imtihan eder,
gözünü aydınlatır, asla fakirliğe uğramaz ve
Allah’ın izniyle kendisi ve çocukları deliliğe duçar
olmazlar.” (bk. Sevabu’l-A’mal.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey iman edenler! Benim yolumda cihad
etmek ve rızamı kazanmak için (yurdunuzdan)
çıkmış iseniz, düşmanımı, ve düşmanınızı
dost edinmeyin. Onlar, size gelen
hakkı inkâr edip Peygamber’i ve sizi,
RabbinizAllah’a iman ettiniz diye yurtlarınızdan
çıkarıyor ama siz onlara sevgi
gösteriyor ve onlarla gizlice dostluk kuruyorsunuz.
Ben, sizin gizlediğinizi de
açığa vurduğunuzu da daha iyi bilirim.
Sizden kim bu işi yaparsa, gerçekten
doğru yoldan sapmıştır.

2. Eğer sizi ele geçirirlerse, size düşman
kesilirler; ellerini ve dillerini size kötülükle
uzatırlar ve kâfir olmanızı isterler.

3. Kıyamet günü yakınlarınız ve çocuklarınız
size bir yarar sağlamaz; Allah, sizi
birbirinizden ayırır. Allah, yaptıklarınızı
iyice görmektedir.

4. Gerçekten İbrahim’de ve onunla birlikte
olanlarda sizin için güzel bir örnek
vardır. Hani onlar, kavimlerine demişlerdi
ki: “Biz sizden ve sizin Allah’ı bırakıp
taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz.
Bir tek Allah’a iman edinceye kadar bizimle
sizin aranızda kalıcı bir düşmanlık
ve nefret belirmiştir.” Sadece İbrahim’in
babasına, ”Senin için bağışlanma dileyeceğim;
ama Allah’tan sana gelecek herhangi
bir şeyi önlemeye gücüm yetmez.”
demesi hariç. “Ey Rabbimiz! Yalnız sana
dayandık, sana yöneldik ve dönüş de ancak
sanadır.”
Yani, İbrahim’in güzel örnek oluşu bu konuyu
içine almaz. Buna göre, kâfir olan bir
yakın için bağışlanma dilememek gerekir.
(bk. Cevamiu’l-Cami Tefsiri.)

5. “Ey Rabbimiz! Bizi kâfir olanlara bir
imtihan vesilesi yapma. Bizi bağışla ey
Rabbimiz! Kuşkusuz, sen üstünsün ve
hikmet sahibisin.”

6. Gerçekten onlarda size, Allah’ı ve
ahiret gününü uman kimselere güzel
bir örnektir. Kim yüz çevirirse, (bilsin
ki) kuşkusuz, Allah zengindir ve övgüye
layıktır.

7. Umulur ki Allah, sizinle onlardan
düşman olduklarınız arasında bir
dostluk meydana getirir. Allah güçlüdür,
Allah çok bağışlayandır, çok merhamet
edendir.

8. Allah, din hakkında sizinle savaşmayan
ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan
kimselere iyilik etmenizi ve adaletli
davranmanızı yasaklamıyor. Allah,
adaletli davrananları sever.

9. Allah, yalnız din hakkında sizinle
savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran
ve çıkarılmanıza destek olanları dost
edinmeyi size yasaklıyor. Kim onlarla
dost olursa, işte onlar, zalimlerdir.

10. Ey iman edenler! Mümin kadınlar
hicret ederek size gelince, onları
imtihan edin. Allah, onların imanlarını
daha iyi bilir. Eğer onların mümin
olduklarını bilirseniz, artık onları
kâfirlere geri çevirmeyin. Ne bunlar
onlara helaldir, ne de onlar bunlara
helal olur. Onların (bu kadınlara) sarf ettiklerini geri verin. Mehirlerini kendilerine
Verdiğiniz takdirde bu kadınlarla
evlenmenizde size bir sakınca yoktur.
Kâfir kadınlarla evlilik bağınızı korumayın.
Onlara sarf ettiğiniz mehri (geri) isteyin.
Kâfir erkekler de (hicret eden mümin
kadınlara) sarf ettikleri mehri (geri)
istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür; (onunla)
aranızda hükmediyor. Allah bilendir,
hikmet sahibidir.

11. Eğer eşlerinizden biri kâfirlere katılırsa
ve siz (onlara galip gelerek) bir ganimet
elde ederseniz, (o ganimetten) eşleri
gitmiş olanlara, sarf ettikleri kadar verin
ve inandığınız Allah’tan korkun.

12. Ey peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a
hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık
yapmamak, zina etmemek, çocuklarını
öldürmemek, zinadan oluşan çocukları
yalan olarak kocalarına isnat etmemek ve
iyi işlerde sana karşı gelmemek üzere seninle
biat etmek için gelirlerse, onların biatlerini
al ve onlara Allah’tan bağışlanma
dile. Kuşkusuz, Allah çok bağışlayandır.

13. Ey iman edenler! Allah’ın gazap ettiği
bir topluluğu dost edinmeyin. Kâfirlerin
kabirdekilerden ümit kestikleri gibi, onlar
da ahiretten ümit kesmişlerdir.