Kuran-ı Kerim – Mülk Suresi Türkçe Meali

MÜLK SÛRESİ CÜZ: 29, SÛRE: 67

Mekke’de inmiştir; 30 ayettir.

Bu sûrenin Mülk Sûresi olarak adlandırılışı
birinci ayetinde bu kelimenin yer
aldığı içindir.

Tabersi bu sûrenin diğer
adının Münciye (kurtarıcı) olduğunu
söylemiştir.

Çünkü Ehl-i Beyt’ten gelen hadislere
göre bu sûreyi okumak kişiyi kabir
azabından kurtarır.” İmam Muhammed Bakır’dan
(a.s) şöyle nakledilmiştir: Mülk Sûresi
kabir azabını önleyen sûredir. Kim geceleri
onu okursa çok Kur’ân okumuş ve iyi iş yapmış
sayılır ve gaflet içinde olanlardan yazılmaz….
(bk. el- Kafi c. 2 s. 633.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah,
yüce ve kutludur. O’nun her şeye
gücü yeter.

2. Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak
için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O,
üstündür ve çok bağışlayandır.

3. Yedi göğü birbirine uyumlu olarak kat
kat yaratan O’dur. Rahman olan Allah’ın
yaratılışında hiçbir uyumsuzluk görmezsin.
Gözünü çevir de bak, onda bir
bozukluk ve gevşeklik görüyor musun?

4. Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de
bak. Ama göz (yaratılış âleminde hiçbir
eksiklik bulamadan) âciz ve bitkin bir
hâlde sana döner.

5. Şüphesiz, biz dünyanın göğünü (yere
en yakın olan göğü) kandillerle süsledik.
Bunları şeytanları kovmak için atış taneleri
yaptık. Ve onlara yakıcı ateş azabını
hazırladık.

6. Rablerini inkâr edenlere cehennem
azabı vardır. O, ne kötü dönüş yeridir.

7. Oraya atıldıklarında onun kaynarken
çıkardığı uğultuyu işitirler.

8. Öfkesinden (cehennem) çatlayacak hâle gelir. İçine ne zaman bir topluluk atılsa,
bekçileri onlara sorarlar: “Size bir uyarıcı
gelmedi mi?”

9. Onlar ise şöyle derler: “Evet, doğrusu
bize uyarıcı gelmişti, fakat biz yalanlamış
ve “Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz büyük
bir sapıklık içindesiniz, başka değil.”
demiştik.”

10. Ve derler ki: “Eğer dinlesek ve aklımızı
kullansaydık, cehenneme atılanlardan olmazdık.”

11. Böylece kendi günahlarını itiraf ederler.
Artık kahrolsun o alevli cehennem ehli.

12. Fakat gizlide Rablerinden korkanlara
gelince; onlar için, bağışlanma ve büyük bir
mükâfat vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin, isterse açıklayın.
Şüphesiz O, gönüllerde olanı bilir.

14. Yaratan (yarattığını) bilmez mi? O,
incelikleri bilen ve her şeyden haberdar
olandır.

15. Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur;
şu hâlde onun köşe ve bucağında ve yüksek
yerlerinde dolaşın ve Allah’ın rızkından
yiyin; dönüş ancak O’nadır.

16. Gökte olanın sizi yere batırmayacağından
emin misiniz? O zaman yer çalkalanıp
durur.

17. Gökte olanının size taş yağdıran bir
fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz?
Uyarmamın nasıl olduğunu yakında
bileceksiniz!

18. Şüphesiz, bunlardan öncekiler de
yalanlamışlardı. Fakat nasıl olmuştu
benim azabım?!

19. Üstlerinde (uçarken) kanatlarını
(bazen) açan ve (bazen) toplayan kuşları
görmezler mi? Onları Rahman olan
Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz
O, her şeyi iyice görendir.

20. Rahman olan Allah’tan başka, (azap
gelince) şu size yardım edecek askerleriniz
hani? Şüphesiz, kâfirler sadece
bir aldanma ve gaflet içindedirler.

21. O rızkını keserse, size rızık verecek
olan kimdir? Hayır; onlar, azgınlık ve
haktan kaçışta direnmektedirler.

22. (Küfür ve sapıklıkta) yüz üstü kapanarak
sürünen mi doğruluğa daha
yakın, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen
mi?

23. De ki: “Sizi yaratan, size kulak, göz
ve kalp veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!”

24. De ki: “Yeryüzünde sizi yaratıp yayan
O’dur ve yalnız onun huzurunda
bir araya toplanacaksınız.”

25. “Doğru konuşan iseniz, bu tehdit
(vadedilen azap) ne zaman (gerçekleşir)?”
derler.

26. De ki: “O bilgi, ancak Allah’a mahsustur.
Ben sadece bir uyarıcıyım.”

27. Ama onu (azabı) yakından gördükleri
zaman, kâfirlerin yüzleri çirkinleşip
kararır ve (kendilerine), “İşte sizin arayıp
durduğunuz budur.” denir.

28. De ki: “Allah beni ve beraberimdekileri
yok etse veya bize merhamet etse,
söyler misiniz, kâfirleri acı azaptan kim
kurtarır?”

29. De ki: “Merhameti geniş olan Allah,
O’dur. Biz O’na iman etmiş ve sırf O’na
güvenip dayanmışız. Sizler kimin apaçık
bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz.”

30. De ki: “Suyunuz yere çekiliverirse,
size kim bir akarsu getirebilir?”
İmam Musa Kâzım (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Yani, imamınız gaybete çekilirse, kim
size yeni bir imam getirebilir?” (bk. es-Safî
Tefsiri, el-Kâfî’den naklen.)