Muhammed Suresi Türkçe Meali

MUHAMMED SÛRESİ  CÜZ: 26, SÛRE: 47 

Medine’de inmiştir.

Sadece 13. ayeti Mekke ve
Medine yolunda nazil olmuştur; 38 ayettir.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 155)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. İnkâr edenlerin ve Allah’ın yolundan
alıkoyanların yaptıklarını (Allah) boşa
çıkarır.

2. İman edip doğru işler yapanların ve
Rablerinden hak olarak Muhammed’e
indirilene inananların günahlarını örter
(bağışlar) ve hallerini düzeltir.

3. Bu, inkâr edenlerin batıla uymalarından
ve iman edenlerin Rablerinden gelen
hakka uymalarından dolayıdır. İşte Allah,
insanlara örneklerini böyle verir.

4. Kafir olanlarla savaşa giriştiniz
mi boyunlarını vurun. Onları
bozguna uğrattığınızda, savaş
ağırlığını atıncaya kadar (tutsakları)
sıkıca bağlayın. Sonra isterseniz
onları karşılıksız salıverirsiniz
isterseniz de para alıp bırakırsınız. İşte
budur (Allah’ın hükmü). Allah dileseydi,
onlardan intikam alırdı; fakat sizi
birbirinizle denemek istedi. Allah yolunda
öldürülenlere gelince, Allah onların
yaptıklarını boşa çıkarmaz.

5. Onları mutluluk yoluna hidayet eder
ve durumlarını düzeltir.

6. Ve onları kendilerine tanıttığı cennete
koyar.

7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a
yardım ederseniz, O da size yardım
eder ve ayaklarınıza sebat verir (düşmana
karşı sarsılmanızı önler).

8. Kâfirler ise, yıkım ve fenalık onlara
olsun. Allah, onların yaptıklarını boşa
çıkarmıştır.

9. Bunun sebebi, Allah’ın indirdiğini
beğenmemeleridir. Allah da, onların
yaptıklarını geçersiz kılmış ve boşa çıkarmıştır.

10. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden
öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna
bakmazlar mı?! Allah, onları helak etmiştir.
Bu kâfirlere de onların uğradıklarının
benzeri vardır.

11. Çünkü Allah, iman edenlerin sahibi
ve desteğidir. Kâfirlerin ise, sahibi
ve desteği yoktur.

12. Allah, inanıp iyi işler yapanları
altlarından ırmaklar akan cennetlere
koyar. Kâfirler ise, (dünyanın geçici nimetlerinden)
faydalanırlar ve hayvanların
yediği gibi yerler. Onların yeri
ateştir.

13. Nice şehirleri biz helak ettik ki onlar
seni (yurdundan) çıkarmış olan şehirden
çok daha güçlüydüler; onlara
bir yardım eden de olmadı.

14. Rabbinden apaçık bir delil üzerine
bulunan kimse; kötü işi kendisine süslü
gösterilen ve heva ve hevesine uyan
kimseye benzer mi?

15. Muttakilere vadolunan cennetin durumu
şöyledir: Orada bozulmayan sudan
ırmaklar, tadı değişmeyen sütten
ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan
ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar
vardır. Orada onlara meyvelerin her
çeşidinden ve Rablerinden bağışlanma
vardır. Bunların durumu, ateşte ebedi
kalan ve bağırsaklarını parça parça
edecek kaynar su içirilen kimselerin
durumu gibi olur mu?

16. Onlardan (gelip) seni dinleyenler
de vardır. Fakat yanından ayrılınca,
kendilerine bilgi verilenler, “demin
ne söyledi?” derler. Allah’ın bunların
kalplerini mühürlemiştir ve bunlar
heva ve heveslerine uyan kimselerdir.

17. Doğru yolu bulanlara gelince, (Allah)
onların hidayetlerini artırır ve takvalarını
onlara verir (kötülüklerden sakınmalarını
sağlar).

18. Artık onlar, kıyamet saatinin ansızın
gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar?
Şüphesiz, onun alametleri belirmiştir.
O kendilerine gelip çatınca, öğüt
almaları ve hatırlamaları neye yarar?!

19. Bil ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.
Kendi günahın ve mümin erkekler
ile mümin kadınlar için bağışlanma dile.
Allah, sizin dönüp dolaşacağınız yeri ve
varıp duracağınız yeri bilir.

20. İman etmiş olanlar, “Niçin (kâfirlerle
cihad hakkında) bir sûre indirilmiyor?”
derler. Hükmü açık olan bir sûre indirilip,
onda savaştan söz edilince de, kalplerinde
hastalık olanların, ölüm baygınlığı
geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını
görürsün. Ölüm onlar için daha iyi!

21. Onlara düşen, itaat ve güzel sözdür.
İş ciddiye bindiği zaman Allah’a sadakat
gösterselerdi elbette bu kendileri için
daha iyi olurdu.

22. İş başına gelecek olsanız, değil mi ki,
sizden (ancak) yeryüzünde bozgunculuk
yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz
beklenir?

23. İşte bunlar, Allah’ın lanetlediği (rahmetinden
uzaklaştırdığı), sağır kıldığı
ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

24. Onlar, Kur’ân’ı hakkıyla düşünmezler
mi? Yoksa kalplerinde kalplere
ait kilitler mi var?

25. Şüphesiz, kendilerine doğru yol
belli olduktan sonra (hakka) arkalarını
dönenleri, Şeytan aldatmıştır ve uzun
arzulara düşürmüştür.

26. Bu, onların, Allah’ın indirdiğinden
hoşlanmayanlara, “Bazı hususlarda size
itaat edeceğiz.” demelerindendir. Allah,
onların gizlice konuşmalarını biliyor.

27. Melekler onların yüzlerine ve arkalarına
vurarak canlarını alırken durumları
nasıl olur?!

28. Bu, onların Allah’ı gazaplandıran
şeylerin peşice gitmeleri ve O’nu razı
edecek şeylerden hoşlanmamalarından
dolayıdır. Bu yüzden Allah onların
yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

29. Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa
Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını
mı sandılar?!

30. Dileseydik, onları sana gösterirdik
de, onları yüzlerinden tanırdın. Şüphesiz,
sen onları konuşma tarzlarından tanırsın.
Allah, işlediklerinizi bilmektedir.

31. Şüphesiz, içinizden cihad edenleri
ve sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi
(kendinizle ilgili açıklamaklarınızın
doğruluğunu) deneyinceye
kadar sizi imtihan edeceğiz.

32. İnkâr edip Allah’ın yolundan alıkoyanlar
ve kendilerine doğru yol belli
olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler,
asla Allah’a bir zarar veremezler
ve Allah onların yaptıklarını boşa
çıkaracaktır.

33. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin,
Peygamber’e itaat edin ve yaptıklarınızı
boşa çıkarmayın.

Resulullah (s.a.a) şöyle dedi: “Kim subhanellah
derse, Allah bunun için ona cennette
bir ağaç diker. Kim elhamdulillah
derse, Allah bundan dolayı ona cennette
bir ağaç diker. Kim la ilahe illallah derse, Allah
bundan dolayı ona cennette bir ağaç
diker. Kim Allah-u Ekber derse, Allah bundan
dolayı ona cennette bir ağaç diker.”
Kureyşli bir adam, “Ya Resulallah! Bizim cennette
ağacımız ne de çoktur!” dedi. Peygamber
(s.a.a), “Evet ama, ateş göndererek
onları yakmaktan sakının. İşte bunun
için Allah Teala, “Ey iman edenler! Allah’a
itaat edin, Peygamber!e itaat edin ve
yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.” buyuruyor.”
(Nurru’s-Sekaleyn Tefsiri, c.5, s.45 Sevabu’l-
A’mal kitabından naklen.) Bu hadis, İmam
Muhammed Bâkır yoluyla nakledilmiştir.

34. İnkâr edip Allah’ın yolundan alıkoyan
ve sonra da kâfir olarak ölen kimseleri
Allah asla bağışlamaz.

35. Artık gevşemeyin ve üstün olduğunuz
hâlde (zilletle birlikte olan)
barışa çağırmayın ve Allah sizinledir. O, yaptığınız işlerin sevabını asla eksiltemeyecektir.

36. Doğrusu, dünya hayatı, ancak bir oyun
ve eğlencedir. Eğer iman eder ve takvalı
olursanız, Allah mükâfatlarınızı verir ve
sizden bütün mallarınızı istemez.

37. Eğer hepsini istese ve sizi zorlasa,
cimrilik eder ve bu da kinlerinizi ortaya
çıkarırdı.

38. Siz, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz
ama içinizden kiminiz, cimrilik
etmektedir. Oysa kim cimrilik ederse, kendi
zararına cimrilik eder. Allah zengindir;
sizler ise fakirsiniz. Eğer haktan yüz çevirirseniz,
yerinize başka bir toplum getirir
de, artık onlar sizin gibi olmazlar.