Kuran-ı Kerim – Müddessir Suresi Türkçe Meali

MÜDDESSİR SÛRESİ  CÜZ: 29, SÛRE: 74 

Mekke’de inmiştir; 56 ayettir.

1. ayeti bu kelimeyi içerdiği için bu adla
anılmıştır.

İmam Muhammed Bâkır (a.s)’ın
şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim farz namazında
Müddessir Sûresi’ni okursa, Allah’a hak
olur ki, onu (cennette) Muhammed (s.a.a)
ile birlikte ve onun derecesinde kılsın ve
Allah’ın izni ile ona dünya hayatında asla
bedbahtlık ulaşmaz.” (bk. Sevabu’l-A’mal.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey uyku elbisesine bürünen (Resul)!

2. Kalk ve (halkı) uyar!

3. Sadece Rabbini büyük bil.

4. Elbiselerini tertemiz tut.

5. Kötülüklerden tamamen uzaklaş.

6. Yaptığın bu iyilikleri çok görerek başa
kakma.

7. Ve Rabbin için sabret.

8. Sûr’a üfürüldüğü zaman,

9-10. İşte o zaman, o gün (kıyamet günü)
kâfirlere hiç de kolay olmayan çetin bir
gündür.

11-14. Tek olarak yarattığım, kendisine
geniş servet ve gözü önünde duran oğullar
verdiğim ve kendisi için (her türlü nimeti)
hazırladığım kimseyi bana bırak.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 164)

15. Üstelik, (verdiğim nimetleri) artırmamı
istiyor.

16. Kesinlikle hayır! Çünkü o, bizim ayetlerimize
karşı oldukça inatçıdır.

17. Ben onu sarp bir yokuşa süreceğim.

18. Doğrusu o, düşünüp ölçtü biçti.

19. Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti!

20. Yine kahrolası, nasıl da ölçtü biçti!

21. Sonra baktı.

22. Sonra kaşlarını çatıp surat astı.

23. Sonra da sırtını çevirip büyüklük
tasladı.

24. “Bu” dedi, “olsa olsa (sihircilerden
öğrenilip) nakledilen bir sihirdir.”

25. “Bu ancak bir insan sözüdür.”

26. Ben onu Sekar’a (cehenneme) sokacağım.

27. Sen Sekar’ın ne olduğunu ne bilirsin?!

28. Ne baki bırakır, ne terk eder.
Yani yakar bitirir ama yine de bırakmaz, çünkü
tekrar ilk hâline gelip yanmaya başlar.

29. İnsanın derisini kavurur.

30. Üzerinde on dokuz (bekçi) vardır.

31. Biz cehennemin işlerine bakmakla
ancak melekleri görevlendirdik. Onların
sayısını da sadece kâfirler için (çetin) bir
imtihan (vesilesi) yaptık. Böylece kendilerine
kitap verilenler, (senin hak peygamber
olduğuna) yakin etsinler, iman
edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap
verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler,
kalplerinde hastalık olanlar ve
kâfirler, “Allah, bu örnekle ne demek
istemiştir?!” desinler. Allah, böylece dilediğini
saptırır ve dilediğini doğru yola
eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden
başkası bilmez. Bu ise, insan için ancak
bir öğüt ve hatırlatmadır.

32-34. Hayır; (onların sandığı gibi değil;)
aya, dönüp gidince geceye ve açılıp aydınlanınca
sabaha andolsun,

35. O (Sekar), en büyük musibetlerden
biridir.

36-37. İnsanlar için, (iyi işlerde) ileri gitmek
veya geri kalmak isteyenleriniz için bir
uyarıcıdır.

38. Herkes kendi yaptığına rehindir (tutsaktır).

39. Fakat amel defterleri sağ ellerine verilenler
hariç.

40-42. Onlar cennetlerdedirler; günahkârlara,
“Sizi Sekar’a sokan nedir?” diye sorarlar.

43. Derler ki: “Biz namaz kılanlardan değildik.”

44. “Yoksulu doyurmazdık.”

45. “Sürekli batıla dalanlarla birlikte (boş
konuşmalara) dalardık.”

46. “Ve ceza gününü yalanlardık.”

47. “Sonunda yakin (şüphelerin kalkmasına
sebep olan ölüm) bize geldi çattı.”

48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar
sağlamaz.

49-51. Böyle iken onlara ne oluyor ki, aslandan
ürküp kaçan yaban eşekleri gibi bu öğüt ve
hatırlatmadan yüz çevirip uzak duruyorlar?!

52. Hayır; onlardan her biri, kendisine, açılmış
sahifeler (özel ilahî kitap) verilmesini
istiyor.

53. Hayır; doğrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar.

54. Hayır; (asla sandıkları gibi olmayacak;)
gerçekten bu (Kur’ân), bir öğüt ve hatırlatmadır.

55. Dileyen kimse öğüt alır, hatırlar.

56. Allah dilemedikçe öğüt almazlar, hatırlamazlar.
O’dur sakınılmaya layık olan ve
O’dur bağışlamaya layık olan.