Meryem Suresi Türkçe Meali

19     CÜZ: 16, SÛRE:

Mekke’de inmiştir; 98 ayettir

Bu sûrenin 16-34. ayetlerinde Hz. Meryem’den
bahsedildiği için bu adla anılmıştır. İmam Sadık
(a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Kim Meryem
Sûresi’ni okumayı âdet edinirse, kendisi, malı ve
evladı hususunda ihtiyacı giderilmeden (muradına
ermeden) dünyadan gitmez, ahirette Hz.
İsa (a.s)’ın ashabından olur ve kendisine Süleyman
b. Davud’un dünyadaki saltanatı gibi bir
saltanat verilir.” (bk. Mecmau’l-Beyan Tefsiri.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Kaf, Hâ, Ya, Ayn, Sâd.
2. Bu, Rabbinin kulu Zekeriyya’ya yönelik
rahmetinin anılmasıdır.
3. Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
4. “Rabbim! Kemiklerim gevşedi, yaşlılıktan
saçım ağardı ve ey Rabbim! Ben,
sana yalvarmada asla umutsuz olmadım.”
demişti.
Yani, “Sürekli sana yalvardığımda duamı
kabul buyurdun.” Allah’ın onu kendi rahmetine
alıştırdığını ve kendisine umutlandırdığını
hatırlatarak bunu duasının kabulü için
bir vesile kılıyor. Çünkü kerem sahibi Allah,
umutlandırdığı kimseyi asla meyus kılmaz.
(bk. es-Safî Tefsiri.)

5. “Doğrusu ben, kendimden sonra yakınlarımdan
endişe ediyorum. Karım
da kısırdır. Kendi katından bana bir
veli armağan et.”
6. “Benim mirasçım olsun ve Yakub
soyunun da mirasçısı olsun. Rabbim!
(Katında) onu beğenilen biri kıl.”
7. Ey Zekeriyya! Biz sana ismi Yahya
olan bir oğul müjdeliyoruz. Bundan
önce kimseyi ona adaş yapmadık.
8. (Zekeriya,) “Ey Rabbim! Karım kısır,
ben de iyice yaşlanmışken, benim nasıl
oğlum olabilir?!” dedi.
9. (Allah,) “İşte (Rabbinin emri) böyledir.
Rabbin dedi ki: Bu bana kolaydır.
Daha önce, hiçbir şey olmadığın hâlde
seni de yarattım.” dedi.
10. (Zekeriya,) “Rabbim! Bana bir alamet
ver.” dedi. “Alametin, (sağlıklı olmana
rağmen) üç gece (gün) boyunca
insanlarla konuşamamandır.” dedi.
11. Böylece ibadet yerinden (ayrılıp)
kavminin içine geldi ve onlara, “Sabah
ve akşam Allah’ı tenzih ederek anın.”
diye işaret etti.

MERYEM SÛRESİ CÜZ: 16, SÛRE: 19

12. “Ey Yahya! Kitaba tam bir güç ve ciddiyetle
sarıl.” (dedik.) Daha çocukken
ona hikmeti (peygamberliği) verdik.
İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan şöyle
nakledilmiştir: “Zekeriyya öldü ve Yahya çocukken
ondan kitap ve hikmeti miras aldı.”
Bu da gösteriyor ki, peygamberlik makamının
çocukluk çağında da Allah’ın seçkin
kıldığı kişilere verilmesinde bir sakınca
yoktur. İmam Muhammed Taki (a.s), şöyle
buyurmuştur: “Allah, imamet konusunda
peygamberlikteki delilin aynısı delil kılmıştır.”
Sonra da yukarıdaki ayeti tilavet etmiştir.

13. Kendi katımızdan ona şefkat ve temizlik
de (verdik). O, çok takvalı idi.
14. Anne ve babasına karşı iyi davranırdı.
Zorba ve emre boyun eğmeyen
biri değildi.
15. Ona selam olsun, doğduğu gün,
öleceği gün ve tekrar diriltileceği gün.
16. Kitapta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden
ayrılarak doğu tarafında bir
yere çekilmişti.
17. O, kendisiyle onlar arasında bir
perde çekti. Biz ruhumuzu (Cebrail’i)
ona gönderdik de ona vücut yapısı
düzgün bir beşer olarak göründü.
18. (Meryem,) “Eğer takvalı bir kimse
isen, senden Rahman olan Allah’a sığınırım.”
dedi.
19. (Cebrail,) “Kuşku yok ki ben, yalnızca
sana tertemiz bir erkek çocuk hibe
etmek için Rabbinin elçisiyim.” dedi.
20. (Meryem,) “Bana bir beşer eli dokunmadığı
ve iffetsiz biri de olmadığım
hâlde benim nasıl çocuğum olabilir?!”
dedi.
21. (Cebrail,) “İşte (Rabbinin emri) böyledir.
Rabbin dedi ki: Bu bana kolaydır.
Onu insanlara bir ayet (delil) ve
tarafımızdan bir rahmet kaynağı kılmayı
diledik. Bu, kesin kararlaştırılmış
bir iştir.” dedi.

22. Böylece ona hamile kaldı ve onunla
(karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“O melek, Meryem’in elbisesin yakasını
tutup ona bir defa üfürdü.” Bir rivayete göre,
İmam Sadık (a.s), Meryem’in hamileliğinin dokuz
saat sürdüğünü bildirmiştir.

23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacının
kütüğüne götürdü. “Keşke, bundan
önce ölseydim de tamamen unutulmuş
olsaydım.” dedi.
24. Bu hâlde aşağısından (çocuk) şöyle
seslendi: “Üzülme! Rabbin senin ayaklarının
altında bir su arkı oluşturmuştur.”
25. “Hurma kütüğünü kendine doğru
salla, üzerine taze hurma döksün.”

CÜZ: 16, SÛRE: 19 MERYEM SÛRESİ

26. “Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan
bir kimseyi görürsen, “Ben Rahman
olan Allah’a oruç adadım; bugün
hiçbir insanla konuşmayacağım.” de.”
27. Onu alıp kavmine getirdi. Onlar, “Ey
Meryem! Gerçekten iğrenç bir iş yaptın!”
dediler.
28. “Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban
kötü bir adam değildi; annen de iffetsiz
biri değildi.”
29. Meryem, çocuğu gösterdi. Onlar, “Beşikteki
bir çocukla nasıl konuşabiliriz?!”
dediler.
30. (Çocuk,) “Ben, Allah’ın kuluyum.
O, bana kitap vermiştir ve beni peygamber
kılmıştır.” dedi.
31. “Nerede olsam, beni kutlu kılmış
ve yaşadığım sürece bana namazı ve
zekâtı yerine getirmeyi emretmiştir.”
Muaviye b. Vehb anlatıyor: İmam Cafer
Sadık’a (a.s), “Kulların Allah’a yakınlaşmasına
vesile olan ve Allah’ın en çok sevdiği
şey nedir?” diye sordum. İmam, “Marifetten
(Allah’ı, Peygamber’i ve Ehl-i Beyt’i tanımaktan)
sonra, namazdan daha faziletli
bir şey bilmiyorum. Salih kul Meryem oğlu
İsa’nın, “ve yaşadığım sürece bana namazı
ve zekâtı yerine getirmeyi emretmiştir.” dediğini
görmüyor musun?” diye cevap verdi.
(el-Kâfî, c.3, s.264

32. “Beni anneme saygılı kılmış,
zorba ve kötü birisi kılmamıştır.”
33. “Selam olsun bana doğduğum gün,
öleceğim gün ve tekrar dirileceğim gün.”
34. İşte Meryem oğlu İsa! İşte hakkında
kuşkuya düştükleri hak söz!
35. Allah bir evlat edinecek değildir. O
her eksiklikten uzaktır. Bir şeyin olmasını
kararlaştırınca sadece ona, “Ol!”
der de oluverir.
36. Kuşkusuz, Allah, benim de Rabbim,
sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet
edin. İşte doğru yol budur.
37. Fakat topluluklar kendi aralarında
ayrılığa düştüler. Artık o büyük günün
görüleceği zaman küfre düşenlerin
vay hâline!
38. Bize gelecekleri gün ne iyi işitir, ne
de iyi görürler! Fakat o zalimler bugün
apaçık bir sapıklık içindedirler.

MERYEM SÛRESİ CÜZ: 16, SÛRE: 19

39. Sen onları, gaflette oldukları ve iman
etmedikleri bir hâlde işin bitmiş olacağı
pişmanlık günü hakkında uyar.
40. Yeryüzüne ve onun üzerinde olan
herkese biz mirasçı olacağız. Onlar bize
döndürülürler.
41. Kitapta İbrahim’i de an. Gerçekten
o, çok doğru konuşandı ve bir peygamberdi.
42. Hani babasına, “Babacığım! İşitmeyen
ve görmeyen ve sana hiçbir yarar sağlamayan
bir şeye niçin tapıyorsun?” dedi.
Bu ayette geçen “eb” kelimesi, Arapça’da
genelde asıl baba anlamında kullanıldığı
gibi amca, kayınpeder ve öğretmen için
de kullanılır. Ancak “valid” kelimesi, yalnızca
asıl babayı ifade eder. Ehl-i Beyt’ten gelen
hadislerde açıklandığı üzere, İbarhim’in bu
ayetlerdeki muhatabı, puta tapan anne tarafından
büyük babası veya amcası Azer idi,
kendi babası değildi. Babasının adı, tarihçilerin
zikrettiklerine göre Taruh’tur. Ehl-i Beyt
uleması, peygamberlerin baba tarafından
soylarının Hz. Âdem’e varıncaya kadar tevhide
inanan, şirkten uzak insanlar olduğu hususunda
ittifak etmişlerdir. Bu, Ehl-i Beyt’ten
gelen birçok hadiste açıkça belirtilmiştir. (bk.
Kenzü’d-Dekaik ve es-Safî Tefsirleri.)

43. “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen
bir bilgi bana geldi. O hâlde bana
uy ki, seni doğru yola ileteyim.”
44. “Babacığım! Şeytan’a kulluk etme!
Çünkü Şeytan, Rahman olan Allah’a
karşı gelmiştir.”
45.”Babacığım! Rahman olan Allah’tan
bir azabın sana dokunup da Şeytan’a
dost ve yardımcı olmandan korkarım.”

46. O, “Ey İbrahim! Benim ilahlarımdan
yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmesen,
seni taşlarım! Uzun süre benden
uzaklaş!” dedi.
47. (İbrahim,) “Selam sana. Rabbimden
senin için af dileyeceğim. O, bana karşı
çok şefkatlidir.” dedi.

48. “Sizden ve Allah’tan başka taptığınız
şeylerden ayrılarak bir kenara çekilirim ve
Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarmada
ümitsizliğe kapılmayacağımı umarım.”
49. Onlardan ve Allah’tan başka taptıkları
şeylerden ayrılıp bir kenara çekilince, ona
Ishak’ı ve Yakub’u verdik ve hepsini de
peygamber yaptık.
50. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk
ve onlara yüce bir ün verdik.
51. Kitapta Musa’yı da an. Gerçekten o,
arındırılmış biri idi ve o, bir elçi ve bir
nebi idi.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 119)

CÜZ: 16, SÛRE: 19 MERYEM SÛRESİ

52. Ona Tur’un sağ tarafından seslendik
ve kendisiyle gizlice konuşarak onu kendimize
yaklaştırdık.
53. Rahmetimizin bir göstergesi olarak
kardeşini de peygamber olarak ona hibe
ettik.
54. Kitapta İsmail’i de an. Gerçekten o,
sözünde durandı ve o, bir elçi ve bir
nebi idi.
55. Ailesine, namazı ve zekâtı emrederdi.
O, Rabbinin katında beğenilmiş bir kimseydi.
56. Kitapta İdris’i de an. Gerçekten o,
doğru konuşandı ve bir peygamberdi.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 120)

57. Onu yüce bir makama çıkardık. 58.
İşte onlar, Âdem’in soyundan, Nuh
ile (gemide) taşıdığımız kimselerden,
İbrahim’in ve İsrail’in soyundan, hidayet
ettiklerimizden ve seçkin kıldıklarımızdan
Allah’ın nimet verdiği
peygamberlerdir. Onlara Rahman
olan Allah’ın ayetleri okununca
ağlayarak secdeye kapanırlardı.
59. Fakat onlardan sonra, yerlerine,
namazı zayi eden, heva ve heveslerine
uyan bir kuşak geçti. Bunlar, yakında
sapıklığa uğrayacaklar.
60. Ancak tövbe eden, iman eden ve
iyi işler yapanlar başka. Bunlar, cennete
girerler ve hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.
61. Rahman olan Allah’ın kullarına vadettiği
gayb âleminde bulunan Adn
bağlarına (cennetlerine) girerler. Kuşku
yok ki, O’nun vaadi gerçekleşir.
62. Orada asla boş bir söz işitmezler.
İşittikleri, sadece esenliktir. Sabah ve
akşam orada onlara ayrılan rızkları
vardır.
63. Kullarımızdan, takvalı olanları mirasçı
kılacağımız cennet işte budur.
64. “Biz (melekler) sadece senin Rabbinin
emri ile ineriz. Önümüzde olan her
şey, arkamızda olan her şey ve bu ikisinin
arasında olan her şey O’nundur. Ve
Rabbin asla unutkan değildir.”

MERYEM SÛRESİ CÜZ: 16, SÛRE: 19

65. “O göklerin, yerin ve o ikisinin arasında
olan her şeyin Rabbidir. O’na
ibadet et ve O’nun ibadeti yolunda
(zorluklara) sabret. O’na adaş birini biliyor
musun?”
66. İnsan, “Öldükten sonra gerçekten
(kabirden) diri olarak çıkarılacak mıyım?!”
der.
67. İnsan, daha önce hiçbir şey değilken
onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz
mı?!
Burada hatırlamak ve anmaktan maksat
tefekkür etmektir.

68. Rabbine andolsun, onları şeytanlarla
birlikte kıyamette bir araya toplayacağız.
Sonra onları diz üstü çökmüş
vaziyette cehennemin etrafında hazır
bulunduracağız.
69. Sonra her zümreden Rahman’a
karşı daha azgın olanını çekip çıkaracağız.
70. Sonra biz, elbette oraya (cehenneme)
girmeye daha layık olanı en iyi
biliriz.
71. Sizden oraya girmeyecek yoktur.
Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin bir
hükümdür.
72. Sonra, takvalı olanları kurtaracağız.
Zalimleri ise, orada diz üstü çökmüş
olarak bırakacağız.
73. Onlara apaçık olan ayetlerimiz
okunduğunda, kâfirler iman edenlere,
“İki topluluktan hangisinin makam ve
mevkisi daha iyi ve toplantıları daha güzeldir?”
dediler.

74. Onlardan önce, eşya ve görünüm bakımından
daha güzel olan nice kuşakları
helak ettik.
75. De ki: “Kim sapıklıkta olursa, Rahman
olan Allah ona bir süre mühlet versin.
Nihayet kendilerine vadedilen şeyi,
azap ya da kıyameti görünce, yeri daha
kötü olan ve ordusu daha zayıf olanın
kim olduğunu bilirler.”
76. Allah, hidayet bulmuş kimselerin hidayetini
artırır. Kalıcı iyi işlerin ise, Rab-
binin katında mükâfatı daha iyi, sonucu
daha güzeldir.

CÜZ: 16, SÛRE: 19 MERYEM SÛRESİ

77. Bizim ayetlerimizi inkâr eden ve,
“Bana çok evlat ve mal verilecektir.” diyen
kimseyi gördün mü?
78. O, gayba mı vâkıf oldu, yoksa
Rahman’ın katından bir söz mü aldı?
79. Kesinlikle hayır! Söylediğini yazacağız
ve azabını da sürekli artıracağız.
80. Dediği şeylere (mal ve evladına) mirasçı
olacağız ve o, yapayalnız bize gelecektir.
81. Kendilerine onur kaynağı olsun diye
Allah’tan başka ilahlar edindiler.
82. Kesinlikle hayır! (Edindikleri o ilahlar,)
onların tapmalarını inkâr edecekler
ve onlara düşman kesileceklerdir.
83. Görmedin mi? Biz, şeytanları kâfirlere
gönderiyoruz, onları şiddetle
tahrik ediyorlar.
84. Onları cezalandırmak için acele
etme! Biz onlar için (gün) sayıyoruz.
85. O gün takvalıları Rahman’a giden
heyet (misafirler) olarak toplarız.
86. Suçluları da susamış hâlde cehenneme
sürükleriz.
87. (O gün) Rahman olan Allah’ın katında
bir söz almış olanların dışında,
kimse şefaat hakkına sahip olmayacaktır.
88. “Rahman olan Allah çocuk edindi.”
dediler.
89. Gerçekten çok iğrenç bir şeyi ortaya
atmışsınız.
90. Neredeyse gökler bundan dolayı
çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar çökecek!
91. Rahman olan Allah’a çocuk isnat
ettiler diye.
92. Rahman’a çocuk edinmek yakışmaz.
93. Göklerde ve yerde olan herkes, kul
olarak O’nun huzuruna gelir.
94. Gerçekten onları hesaplamış ve onları
teker teker saymıştır.
95. Onların hepsi kıyamet günü yalnız
başına O’na gelecektir.

96. İman edip doğru işler yapanlara
gelince, Rahman olan Allah, onları (yaratıklarına)
sevdirecektir.
97. Gerçekten biz bu Kur’ân’ı, takvalı olanları
onunla müjdelemen ve inatçı bir grubu
uyarman için senin diline kolaylaştırdık.
98. Onlardan önce nice kuşakları
yok ettik. Onlardan kimseyi
bulabiliyor veya onlardan bir
mırıltı duyabiliyor musun?