Maide Suresi Türkçe Meali

Medine’de inmiştir; 120 ayettir.

Sadece 3. ayetin “Bugün dininizi size kâmil kıldım
ve nimetimi size tamamladım ve din olarak
İslam’ı size seçtim.” kısmı, Veda Haccı’nda
Gadir-i Humm’da inmiştir.

Bu sûre, 112-115 ayetlerinde Hz. İsa (a.s)’ın
duasıyla gökten, içinde yemekler bulunan
bir sofra indiğini anlatıldığı için sofra anlamına
gelen “mâide” adını almıştır.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey iman edenler! Akitleri (anlaşmaları)
hakkıyla gözetin ihramlı iken avı
helal bilmemek kaydıyla, açıklanacak
olanlar müstesna, (ot yiyen evcil) hayvanlar
size helâl kılındı. Allah dilediği
hükmü verir.

2. Ey iman edenler! Allah’ın şiarlarına (nişanelerine),
haram aya, alametsiz kurbana,
alametli kurbana, Rablerinin lütuf ve
hoşnutluğunu talep ederek Beytullah’a
doğru gelenlere saygısızlığı helal bilmeyin.
İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz.
Mescidu’lHaram’a
girmenize engel
oldular diye bir kavme karşı düşmanlığınız,
sizi haddi aşmaya sürüklemesin.
İyilik ve takva hususunda birbirinizle
yardımlaşın. Günah işleme ve tecavüz
etmede birbirinizle yardımlaşmayın. Allah’tan
korkun. Gerçekten Allah’ın azabı
çetindir.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

3. Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının
ismi anılarak kesilen, boğulan, (ağaçla
vb.) vurularak öldürülen, yüksek bir
yerden düşerek ölen, başka bir hayvanın
boynuzlaması sonucu ölen, (ölmeden
önce ulaşıp) başını kestiğiniz müstesna,
yırtıcı hayvanların parçalamış olduğu
hayvanlar, putlar için kesilen hayvanlar
ve fal oklarıyla hayvanların etini bölüşmeniz
size haram kılınmıştır. Bunları
yapmanız Allah’ın emirlerine karşı gelmektir.
Bugün kâfirler, dininizden (dininizi
ortadan kaldırmaktan) ümitlerini
kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın,
benden korkun. Bugün dininizi size
kâmil kıldım ve nimetimi size tamamladım
ve din olarak İslam’ı size seçtim.
Günaha meyletmemek kaydıyla açlık
durumunda çaresiz kalan (ve haram
etlerden yiyen bilmelidir ki) şüphesiz,
Allah bağışlayandır ve merhamet
edendir.

(bk. Açıklamalar Bölümü: 60)

4. Kendilerine nelerin helal edildiğini
sana soruyorlar. De ki: Size temiz olan
şeyler helal kılındı. Ve av köpeklerinin
eğiticisi olarak Allah’ın size öğrettiklerinden
öğreterek yetiştirdiğiniz av
köpeklerine gelince, onların sizin için
tuttuğu avları yiyin ve (köpeği av için
gönderdiğiniz zaman) avın üzerine
Allah’ın adını anın. Allah’tan korkun.
Kuşkusuz, Allah’ın hesap görmesi çok
süratlidir.
5. Bugün temiz şeyler size helal kılındı.
Kendilerine kitap verilenlerin
yiyecekleri size helaldir ve sizin yiyecekleriniz
de onlara helaldir. Mümin
kadınlardan iffetli olanlar ve kitap
ehlinden iffetli kadınlar da, zinadan
uzak durarak ve gizli dost tutmayarak
iffetli olup mehirlerini vermeniz
kaydıyla (size helaldir). Kim imanı
(iman edilmesi gereken bir şeyi) inkâr
ederse, ameli boşa gider ve ahirette
ziyana uğrayanlardan olur.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

6. Ey iman edenler! Namaz için kalktığınızda
yüzünüzü ve dirseklere kadar
(dirseklerle birlikte) ellerinizi yıkayın
ve başınızı ve üzerindeki çıkıntılara
(veya topuklara) kadar ayaklarınızı
meshedin. Eğer cünüp iseniz, kendinizi
temizleyin (gusledin). Eğer hasta
veya yolculukta iseniz veya içinizden
birisi tuvaletten gelir yahut kadınlara
dokunursa, (onlarla cinsel ilişki kurarsa,
bu durumlarda) su bulamadığınız
takdirde temiz toprak ile teyemmüm
edin; yüzlerinize ve ellerinize ondan
meshedin. Allah, size bir zorluk çıkarmak
istemez; sizi arındırmak ve nimetini
size tamamlamak ister. Olur ki
şükredersiniz.
7. Allah’ın size verdiği nimetini ve “Duyduk
ve itaat ettik.” dediğinizde sizinle
sözleşmesini hatırlayın. Allah’tan korkun.
Kuşkusuz, Allah gönüllerde olanı bilir.
8. Ey iman edenler! Sürekli Allah için
hareket eden ve adalet üzere şahitlik yapanlardan
olun. Bir topluluğa olan düşmanlığınız,
asla sizi adaletsizliğe sürüklemesin.
Adaletli olun; bu, takvaya daha
yakındır. Allah’tan korkun; şüphesiz, Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.
9. Allah iman edip iyi işler yapanlara,
bağışlanma ve büyük bir mükâfat vadetmiştir.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

10. Kâfir olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar
ise, işte onlar cehennemliktirler.
11. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini
hatırlayın. Hani (düşmanlardan)
bir topluluk size el uzatmayı kararlaştırdığında
O, onların elini sizden kesti.
Allah’tan korkun ve müminler, yalnız
Allah’a tevekkül etsinler.
12. Allah, İsrailoğulları’ndan ahit aldı.
Onlardan on iki önder gönderdik ve Allah
dedi ki: “Ben sizinleyim; eğer namaz
kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime
inanırsanız, onları desteklerseniz
ve Allah’a iyi bir ödünç verirsiniz (fakirlere
yardım edersiniz), şüphesiz sizin kötülüklerinizi
giderir ve altından ırmaklar
akan cennetlere sizi yerleştiririm.
Artık bundan sonra sizden kim küfre
saparsa, şüphe yok ki doğru yoldan
sapmıştır.”

13. Ahitlerini bozmaları yüzünden onları
rahmetimizden uzaklaştırdık ve
kalplerini kaskatı kıldık. Sözlerin yerlerini
değiştirip tahrif ediyorlar. Kendilerine
hatırlatılan şeylerden önemli
bir payını da unuttular. İçlerinden pek
azı hariç, sürekli onların hıyanetlerini
görürsün. Fakat sen onları affet ve cezalandırmaktan
vazgeç. Gerçekten Allah
iyilik yapanları sever.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

14. “Biz Hıristiyanız” diyenlerden de
ahit aldık. Onlar da kendilerine hatırlatılan
şeylerden önemli bir kısmını
unuttular. Biz de kıyamet gününe kadar
aralarına düşmanlık ve kin saldık.
Yakında Allah yaptıklarını onlara bildirecektir.
15. Ey kitap ehli! Kitaptan gizlediğiniz
birçok şeyi size açıklayan ve birçoğundan
vazgeçen elçimiz size gelmiştir.
Şüphesiz, Allah’tan size bir nur ve
açıklayıcı bir kitap gelmiştir.
16. Allah, rızasına uyan herkesi onunla
esenlik yollarına hidayet eder. Kendi izniyle
onları karanlıklardan çıkarıp nura
doğru götürür ve onları doğru yola hidayet
eder.
17. “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” diyenler,
kuşkusuz kâfir oldular. De ki:
Allah, Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve
yeryüzünde olan herkesi yok etmek isterse,
Allah’a karşı koymaya kimin gücü
yeter?! Göklerin, yerin ve ikisinin arasında
olan her şeyin egemenliği Allah’a aittir;
dilediği şeyi yaratır. Allah’ın her şeye
gücü yeter.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

18. Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Biz Allah’ın
çocukları ve dostlarıyız.” dediler.
De ki: “Öyleyse neden Allah günahlarınızdan
dolayı sizi cezalandırıyor. Gerçek
şu ki, siz de O’nun yaratıklarından
olan insanlarsınız; dilediğini bağışlar ve
dilediğine de azap eder. Göklerin, yerin
ve aralarında olan her şeyin egemenliği
Allah’a aittir ve dönüş O’na doğrudur.
19. Ey kitap ehli! “Bize ne bir müjdeci geldi
ve ne de bir korkutucu.” demeyesiniz
diye peygamberlerin arasının kesildiği
bir dönemde, (gerçekleri) açıklayan peygamberimiz
size geldi. Şüphesiz, müjdeci
ve korkutucu size geldi. Allah’ın her
şeye gücü yeter.

20. Hani Musa kavmine şöyle demişti:
“Ey kavmim! Allah’ın size olan nimetini
anın; O, aranızda peygamberler
var etmiş, sizi hükümdarlar kılmış ve
âlemlerden hiç kimseye vermediğini
size vermiştir.
21. Ey kavmim! Allah’ın size belirlediği
kutsal toprağa girin; ardınıza
dönmeyin; yoksa ziyana uğrayanlardan
olursunuz.”
22. Onlar, “Ey Musa! Orada zorba bir
topluluk vardır. Onlar oradan çıkmadıkça
biz oraya girmeyiz. Onlar oradan
çıkarlarsa, biz gireriz.” dediler.
23. (Allah’tan) korkan kimselerden
Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki
kişi, “Üstlerine yürüyerek kapıdan girin;
oradan girseniz, kuşkusuz galip
olursunuz. Eğer iman sahibiyseniz, sadece
Allah’a tevekkül edin.” dediler.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

24. Onlar (İsrailoğulları), “Ey
Musa! Onlar orada bulunduğu
sürece biz asla oraya girmeyiz.
Sen ve Rabbin gidin ve savaşın,
biz burada oturacağız.”
dediler.
25. (Musa,) “Ey Rabbim! Ben sadece
kendimin ve kardeşimin yetkisini
elimde bulunduruyorum. Bizimle
bu itaat etmeyen topluluğun arasını
ayır.” dedi.
26. Allah, “Öyleyse orası onlara kırk
yıl haram kılındı, (bu süre içerisinde)
yeryüzünde şaşkın dolaşırlar. İtaat
etmeyen topluluk için sen üzülme!”
dedi.
27. Hak olarak onlara Âdem’in iki oğlunun
haberini de oku. Hani o ikisi,
(Allah’a yakın olmak için) birer kurban
sunmuştu; birininki kabul edilmiş; ötekisininki
kabul edilmemişti. (Kurbanı
kabul olmayan,) “Mutlaka seni öldüreceğim.”
demişti. (Diğeri ise,) “Allah
yalnız takvalı olanların çabasını kabul
eder.” demişti.
28. “Eğer beni öldürmek için bana el
uzatsan, ben seni öldürmek için sana
el uzatacak değilim. Kuşkusuz ben,
âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkuyorum.”
29. “İstiyorum ki benim günahımı da,
kendi günahını da taşıyarak (Allah’
ın
huzuruna) geri dönesin ve cehennemliklerden
olasın. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.”
(diye eklemişti.)
30. Nefsi kardeşini öldürmeye onu meyillendirdi
ve onu öldürdü. Böylece ziyan
edenlerden oldu.
31. Allah, ona kardeşinin gövdesini nasıl
örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri
eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun
bana! Şu karga gibi olup kardeşimin
cesedini örtmekten âciz miyim ben?!”
dedi. Sonunda pişmanlardan oldu.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

32. İşte bunun için İsrailoğulları’na (şu
hükmü) yazdık ki: Kim bir cana kıyma
veya yeryüzünde fesat çıkarma (suçu)
olmaksızın bir insanı öldürürse, tüm insanları
öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanı
diriltirse (ölümden kurtarırsa), tüm
insanları diriltmiş gibi olur. Gerçekten
peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle
geldiler. Yine de onların çoğu yeryüzünde
aşırı giderler.
33. Allah ve Peygamberi’yle savaşan ve
yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların
cezası, ancak öldürülmeleri
veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının
çapraz olarak kesilmesi yahut o
bölgeden sürgün edilmeleridir. Bu,
dünyada onlar için bir aşağılanmadır
ve ahirette de onlara büyük bir azap
vardır.

34. Ancak kendilerini ele geçirmenizden
önce tövbe edenler müstesnadır.
Öyleyse bilin ki, Allah bağışlayandır
ve sürekli merhamet edendir.
35. Ey iman edenler! Allah’tan korkun
(emirlerine karşı gelmekten çekinin),
O’na (yakınlaştıran) bir vesile arayın
ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur
ki kurtuluşa erişirsiniz.
36. Şüphesiz, yeryüzünde olan her şey
ve bir misli de onunla birlikte kâfirlerin
olsa, tüm bunları kıyamet gününün
azabından kurtulmak için fidye verseler,
onlardan kabul edilmez ve onlara
acı bir azap vardır.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

37. Ateşten çıkmak isterler, ancak oradan
çıkacak değiller. Onlara kalıcı bir
azap vardır.
38. Hırsız erkek ve hırsız kadının ellerini,
yaptıklarına bir karşılık ve Allah
tarafından bir ceza olarak kesin. Allah
üstündür ve hikmet sahibidir.
39. Kim de zulmettikten sonra tövbe
eder ve kendini düzeltirse, şüphesiz
Allah onun tövbesini kabul eder. Gerçekten
Allah bağışlayandır ve sürekli
merhamet edendir.
40. Göklerin ve yerin hükümranlığının
Allah’a ait olduğunu bilmez misin? O,
dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar.
Allah’ın her şeye gücü yeter.
41. Ey Peygamber! Kalpleri iman etmediği
hâlde ağızlarıyla “iman ettik” diyenlerden
ve Yahudilerden süratle küfre
koşanlar, seni üzmesin. Onlar, (hahamların
uydurdukları) yalana iyice kulak
verirler; senin yanına gelmeyen başka bir
topluluğun sözlerine kulak verirler; sözleri
asıl yerlerinden çıkarıp tahrif ederler
ve şöyle derler: “Eğer bu (tahrif edilmiş
hüküm) size verilirse, onu tutun; eğer o
verilmezse, kaçının.” Allah kimi sınamak
(ve kötülüğünü ortaya çıkarmak) isterse,
artık Allah’a karşı onu korumaya asla
senin gücün yetmez. İşte onlar, Allah’ın
kalplerini arıtmak istemediği kimselerdir.
Dünyada onlara horluk ve ahirette
büyük bir azap vardır.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

42. Onlar, yalana çok kulak verenler ve
çok haram (rüşvet) yiyenlerdir. Eğer sana
gelirlerse, aralarında hükmet yahut onlardan
yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen,
asla sana bir zarar dokunduramazlar.
Eğer hükmedersen, adalet üzere
hükmet. Allah, adaleti gözetenleri sever.
43. Allah’ın hükmünü içeren Tevrat yanlarındayken
nasıl seni hakem kılıyorlar,
sonra bunun arkasından (verilen hükümden)
yüz çeviriyorlar?! Onlar, iman etmiş
değillerdir.
44. Biz Tevrat’ı indirdik. Onda hidayet ve
nur vardır. Bu kitap ile, (Allah’ın emirlerine)
teslim olmuş peygamberler ile
Allah’ın kitabını korumakla görevli
olmaları ve onun doğruluğuna şahit
olmaları sebebiyle Allah’a yönelmiş
bilginler ve Yahudi din âlimleri, Yahudi
olanlara hükmederler. Artık insanlardan
korkmayın, benden korkun ve
benim ayetlerimi az bir değer karşılığında
satmayın. Allah’ın indirdiği hükümlerle
hükmetmeyenler, işte onlar,
(gerçek) kâfirlerdir.

45. Biz onda (Tevrat’ta) onlara yazdık
ki, can karşılığında can, göz karşılığında
göz, burun karşılığında burun,
kulak karşılığında kulak ve diş karşılığında
diş kısas edilir ve yaraların
da kısası vardır. Kim ondan (kısastan)
vazgeçerse, bu onun (günahları) için
bir kefaret olur. Allah’ın indirdiği hükümlerle
hükmetmeyenler, işte onlar,
(gerçek) zalimlerdir.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

46. Onların izleri üzere, önündeki
Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem
oğlu İsa’yı gönderdik. Ona İncil’i verdik.
Onda (İncil’de) hidayet ve nur vardır;
önündeki Tevrat’ı doğrulayıcıdır;
takvalılar için hidayet ve öğüttür.
47. İncil ehli, Allah’ın onda indirdiği
ile hükmetsinler. Allah’ın indirdiği hükümlerle
hükmetmeyenler, işte onlar,
(gerçek) fasıklardır.
48. Sana da hak üzere ve önündeki kitapları
doğrulayıcı ve onları koruyucu
ve gözetici olarak bu kitabı indirdik.
Artık aralarında Allah’ın indirdiği hükümlerle
hükmet. Sana gelen haktan
uzaklaşarak onların heva ve heveslerine
uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat
ve bir apaçık yol belirledik. Allah
dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı;
fakat size verdiği şeyler hususunda sizi
denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde
yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’a doğrudur.
Sonra hakkında ihtilaf ettiğiniz
şeyleri O size bildirecektir.
49. Ve (sana bildirdik ki,) aralarında
Allah’ın sana indirdiği hükümlerle hükmet,
onların heva ve heveslerine uyma ve
Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından
seni uzaklaştırmaları konusunda onlardan
sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki,
Allah onları bazı günahları yüzünden cezalandırmak
istiyor. İnsanlardan birçoğu
gerçekten fasıktırlar.
50. Acaba onlar, cahiliye devrinin hükmünü
mü istiyorlar? Yakinen bilen (kesin
bilgiye sahip olan) bir topluluk için
hükmü Allah’ın hükmünden daha güzel
olan kimdir?

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

51. Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları
kendinize veli (koruyucu ve dost)
edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridirler.
Sizden kim onları kendine veli edinirse,
şüphesiz o da onlardandır. Şüphesiz, Allah
zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
52. Kalplerinde hastalık olanların süratle
onlara yöneldiğini görürsün. “Bir felaketle
karşılaşmaktan korkarız.” derler.
Olur ki Allah kendi katından bir zafer
veya bir olay meydana getirir de onlar
gönüllerinde gizledikleri şeyden dolayı
pişman olurlar.
53. (O zaman) iman edenler (münafıkların
durumuna şaşırarak), “Sizinle birlikteyiz
diye şiddetle Allah’a yemin
edenler bunlar mı?!” derler. Amelleri
boşa gitti ve ziyankârlardan oldular.

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden
dönerse, (Allah’a bir zararı
dokunmaz;) Allah öyle bir topluluk
getirir ki, O onları sever, onlar da
O’nu severler; müminlere karşı alçak
gönüllü ve kâfirlere karşı sert ve
onurludurlar; Allah yolunda savaşırlar
ve hiçbir kınayıcının kınamasından
da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın
lütfudur; onu dilediğine verir. Allah,
(güç ve merhametiyle her şeyi) kapsayan
ve (her şeyi) bilendir.
55. Şüphesiz sizin veliniz, yalnızca
Allah, Resulü ve namazı hakkıyla
yerine getiren ve rükû hâlinde zekât
veren müminlerdir.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 61)

56. Kim Allah’ı, Resulü’nü ve (sözü
edilen) müminleri kendine veli edinirse,
(bilsin ki) Allah’ın hizbi gerçek
galiplerdir.
57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine
kitap verilenlerden dininizi alay
ve eğlenceye alanları ve kâfirleri veli (koruyucu
ve dost) edinmeyin. Eğer imanınız
var ise, Allah’tan korkun.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

58. Namaz için çağırdığınızda onu
alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların
düşünmeyen (ve anlamayan) bir topluluk
olmalarındandır.
59. De ki: “Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a,
bize indirilene ve bundan önce indirilene
iman ettiğimizden ve çoğunuzun
fasık olmasından ötürü mü bizden
hoşlanmıyorsunuz?!”
60. De ki: “Allah katında mükâfatı
bundan daha kötü olanları size bildireyim
mi? Allah’ın lanetlediği, gazabına
uğrattığı, kendilerinden maymunlar
ve domuzlar oluşturduğu kimseler
ile tağuta kul olan kimselerdir. İşte
bunların yeri daha kötüdür ve doğru
yoldan daha çok sapmış olanlardır.”
61. Size geldikleri zaman, “İman ettik.”
derler. Oysa onlar, inkârcılıkla
yanınıza gelmiş ve o halle de ayrılmışlardır.
Allah, onların gizlediklerini
en iyi bilendir.
62. Onlardan çoğunun günaha, azgınlığa
ve haram yemeğe koştuklarını görürsün.
Yaptıkları iş ne kötüdür!
63. Niçin Allah’a yönelmiş bilginler ve
Yahudi din âlimleri, onları günah söz
söylemekten ve haram yemekten alıkoymuyorlar?!
Yapmakta oldukları iş ne
kötüdür!

64. Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır.” dediler.
Kendi elleri bağlansın ve söyledikleri
bu söz yüzünden lanete uğrasınlar.
Hayır, O’nun iki eli de açıktır; dilediği
gibi bağışta bulunur. Kuşkusuz, Rabbinden
sana indirilen, onlardan birçoğunun
azgınlık ve inkârını artıracaktır. Biz aralarına
kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık
ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir
ateş körükledilerse, Allah onu söndürdü.
Yeryüzünde sürekli bozgunculuk çıkarmaya
çalışırlar. Allah, bozgunculuk çıkaranları
sevmez.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

65. Eğer kitap ehli iman etselerdi ve takvalı
olsalardı, kötülüklerini giderir ve onları
nimet dolu cennetlere yerleştirirdik.
66. Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden
kendilerine indirileni (Kur’ân’ı)
hakkıyla uygulasalardı (bunlardaki hükümlere
riayet etselerdi), başlarının üzerinden
ve ayaklarının altından (bol nimet)
yerlerdi. İçlerinde mutedil bir topluluk
da var. Ama onlardan çoğunun yaptığı
ne kötüdür!
67. Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni
(halka) ilet. Eğer bunu yapmazsan,
O’nun mesajını iletmemiş olursun (elçilik
görevini yerine getirmemiş olursun).
Allah seni insanlardan korur. Kuşkusuz,
Allah kâfirler topluluğunu hidayete
erdirmez.

(bk. Açıklamalar Bölümü: 62)

68. De ki: “Ey kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i
ve Rabbinizden size indirileni tam
olarak uygulamadıkça hiçbir şey (hak
bir din) üzere değilsiniz.” Kuşkusuz,
Rabbin tarafından sana indirilen, onlardan
çoğunun azgınlık ve küfrünü
artıracaktır. Artık kâfirler topluluğu
için üzülme.
69. Kuşkusuz, iman edenler ile Yahudiler,
Sabiîler ve Hıristiyanlardan
Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve
salih amel işleyen kimseler için hiçbir
korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklar.
70. Gerçekten İsrailoğulları’ndan sağlam
bir ahit aldık ve onlara peygamberler
gönderdik. Fakat ne zaman bir
peygamber, nefislerinin istemediği bir
şeyi onlara getirdiyse, onlardan bir kesimini
yalanladılar ve bir kesimini de
öldürüyorlardı.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 6, SÛRE: 5

71. Bir azabın gelmeyeceğini sandılar
da kör ve sağır oldular; sonra Allah
onların tövbesini kabul etti. Sonra tekrar
onlardan çoğu kör ve sağır oldular.
Allah, onların yaptıklarını hakkıyla
görendir.
72. “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” diyenler,
gerçekten kâfir oldular. Hâlbuki
Mesih, “Ey İsrailoğulları!” demişti,
“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz
olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a
ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona
cenneti haram kılmıştır, onun barınağı
ateştir ve zalimler için hiçbir yardımcı
da yoktur.
73. “Allah, üçün (üç ilahın) üçüncüsü-
dür.”diyenler, kuşkusuz kâfir oldular.
Hâlbuki tek ilahtan başka hiçbir ilah
yoktur. Dedikleri sözden vazgeçmezlerse,
kuşkusuz onlardan kâfir olanlara
acı bir azap dokunacaktır.
Maksadın üçten biri olduğu, üçüncü sırada
yer aldığının kastedilmediği söylenmiştir.
Çünkü Hıristiyanlar Allah’ı üçün birincisi biliyorlardı,
üçüncüsü değil.

74. Niçin Allah’a dönüp tövbe etmez ve
O’ndan bağışlanma dilemezler?! Oysa
Allah, çok bağışlayandır ve sürekli merhamet
edendir.
75. Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdi;
ondan önce de peygamberler
gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğru bir
kadındı. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak,
nasıl ayetleri onlara açıklıyoruz; sonra
bak, nasıl (haktan) uzaklaştırılıyorlar.
76. De ki: Allah dışında size bir yarar sağlamaya
ve bir zarar dokundurmaya gücü
olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz?!
Hâlbuki Allah işitendir ve bilendir.

CÜZ: 6, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

77. De ki: “Ey kitap ehli! Haksız yere dininizde
aşırı gitmeyin. Önceden sapmış
olan, birçoklarını da saptıran ve doğru
yoldan çıkmış olan bir topluluğun isteklerine
uymayın.”
78. Emre karşı geldikleri ve hakkı çiğnedikleri
için İsrailoğulları’ndan küfre sapanlar,
Davud ve Meryem oğlu İsa’nın
diliyle lanetlenmişlerdir.
79. Onlar, yaptıkları kötü işten birbirlerini
sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları
iş ne de kötüydü!
80. Onlardan birçoğunun kâfirleri kendilerine
veli (dost ve koruyucu) edindiklerini
görürsün. Kendileri için önceden
hazırlayıp gönderdikleri şey, (yani)
Allah’ın onlara gazap etmesi ne de kötüdür!
Onlar sürekli azapta kalırlar.

81. Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene
iman etselerdi, onları (kâfirleri)
kendilerine veli edinmezlerdi. Ama
onlardan birçoğu fasıktır.
82. Kuşkusuz, insanlar içerisinde iman
edenlerin en çetin düşmanı olarak Yahudileri
ve (Allah’a) ortak koşanları
bulursun. İnsanların dostluk yönünden
iman edenlere en yakın olanlarını
da, “Biz Hıristiyanız” diyenleri bulursun.
Bu, onların (Hıristiyanların)
içinde keşişlerin (din bilginlerinin) ve
rahiplerin bulunması ve onların büyüklük
taslamamalarındandır.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 7, SÛRE: 5

83. Peygamber’e indirileni işittiklerinde,
öğrendikleri gerçek için gözlerinin
yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar
şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İman ettik;
artık bizi şahitlerle birlikte yaz.”
84. “Rabbimizin bizi salihler topluluğuyla
bir araya getirmesini umarken
ne diye Allah’a ve haktan bize gelene
iman etmeyelim?!”
85. Dedikleri bu sözden dolayı Allah,
altından ırmaklar akan ebedi kalacakları
cennetlerle onları mükâfatlandırdı.
İşte bu, iyilerin mükâfatıdır.
86. İnkâr edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar
var ya, işte onlar cehennemliktirler.
87. Ey iman edenler! Allah’ın size helal
ettiği temiz şeyleri haram kılmayın ve
haddi aşmayın. Kuşkusuz, Allah haddi
aşanları sevmez.
88. Allah’ın size rızk olarak verdiği helal
ve temiz şeylerden yiyin ve iman etmiş
olduğunuz Allah’tan korkun.
89. Allah, sizi boş (gayri ihtiyari) yeminlerinizden
dolayı sorgulamaz; ama sağlamlaştırdığınız
yeminlerden dolayı sizi
sorgular. Bunun kefareti, ailenize yedirdiğiniz
orta (dereceli) yemeklerden on
fakire yedirmek veya onları giydirmek
yahut da bir köle azat etmektir. (Bunları)
bulamayan, üç gün oruç tutmalıdır. İşte
yemin ettiğinizde yeminlerinizin kefareti
budur. Yeminlerinizi koruyun. Şükredesiniz
diye Allah ayetlerini size böyle
açıklamaktadır.

CÜZ: 7, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

90. Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlar
ve fal okları, ancak Şeytan işi birer
pisliktir. Artık bunlardan sakının; olur ki
kurtuluşa eresiniz.
91. Şeytan, içki ve kumar ile ancak aranıza
düşmanlık ve kin sokmak ve sizi
Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak
ister. Artık siz bunlardan vazgeçer
misiniz?!
92. Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat
edin ve (Allah’ın emrine karşı gelmekten)
sakının. Eğer yüz çevirirseniz, şunu bilin
ki Peygamberimize düşen, sadece (mesajı)
açık bir şekilde iletmektir.
93. İman edip salih işler yapanlara,
takvalı oldukları, iman ettikleri ve salih
işler yaptıkları, sonra takvalı oldukları
ve iman ettikleri, sonra yine takvalı
oldukları ve iyilik ettikleri takdirde
(önceden) yedikleri şeyler yüzünden
bir günah yoktur. Allah iyileri sever.
94. Ey iman edenler! Allah kimin gizlide
kendisinden korktuğunu bilmesi
(ortaya çıkarması) için (ihramlı iken)
elinizin ve mızraklarınızın eriştiği avdan
bir şeyle mutlaka sizi sınar. Artık
bundan sonra kim (Allah’ın koyduğu)
haddi aşarsa, ona acı bir azap vardır.
95. Ey iman edenler! İhramlı iken av
hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim
bilerek onu öldürürse, yaptığı kötü
işin cezasını tatması için ya ceza olarak
öldürdüğü hayvanın dengi bir
hayvanı kurbanlık olarak Kâbe’ye
ulaştırır; sizden iki adil şahit de onun
denkliğine hükmeder; ya da kefaret
olarak fakirlere yemek yedirir; ya da
onun dengi oruç tutar. Allah geçmişleri
affetti. Kim aynı işe dönerse, Allah
ondan intikam alır. Allah üstündür ve
intikam alandır.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 7, SÛRE: 5

96. Deniz avı ve yemeği (ürünü), sizin
ve yolcuların yararlanması için size
helal kılındı. Fakat ihramlı olduğunuz
sürece kara avı size haram kılındı. Kendisine
doğru götürülüp huzurunda bir
araya getirileceğiniz Allah’tan korkun.
97. Allah, Beytu’lHaram
(Saygın Ev)
olan Kâbe’yi, haram ayı, alametsiz kurbanlıkları
ve alametli kurbanlıkları, insanların
işlerinin doğrulmasına vesile
kıldı. İşte bu (hükümler), Allah’ın göklerde
olan her şeyi ve yerde her şeyi
bildiğini ve Allah’ın her şeyi hakkıyla
bilen olduğunu bilmeniz içindir.
98. Bilin ki, Allah’ın azabı çetindir ve
Allah çok bağışlayandır, sürekli merhamet
edendir.
99. Peygamber’e düşen, sadece (mesajı)
iletmektir. Allah sizin açıkladığınızı
da bilir, gizlediğinizi de.
100. De ki: Pis ile temiz bir olmazlar;
pisin çokluğu seni hayrete düşürse
bile. Ey akıl sahipleri! Allah’tan korkun;
olur ki kurtuluşa eresiniz.
101. Ey iman edenler! Size açıklandığı
takdirde hoşunuza gitmeyecek olan şeyler
hakkında soru sormayın. Eğer Kur’ân
indirildiği zaman bunlar hakkında sorarsanız,
size açıklanır. Allah bunları affetmiştir.
Allah bağışlayandır ve halimdir.
102. Sizden önceki bir topluluk bunları
sordular, sonra da onları inkâr ettiler.
103. Allah bahîre, sâibe, vasîle ve hâm
diye bir şey kılmamıştır (bunlardan yararlanmayı
haram etmemiştir). Ama kâfir
olanlar, Allah’a yalan isnat etmektedirler.
Onların çoğu düşünüp anlamazlar.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 63)

CÜZ: 7, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

104. Onlara, “Allah’ın indirdiğine ve
Peygamber’e gelin.” denildiği zaman,
“Babalarımızı bağlı bulduğumuz şey bize
yeter.” derler. Babaları bir şey bilmiyor ve
hidayete ermemiş olsalar da mı?!
105. Ey iman edenler! Siz kendinizi korumaya
bakın. Siz hidayete erişmiş olsa-
nız, sapıklığa düşen kimse size bir zarar
vermez. Hepinizin dönüşü Allah’a doğrudur.
O, işlemekte olduklarınızı size
bildirecektir.
106. Ey iman edenler! Birinizin ölüm
vakti gelince vasiyet ederken, içinizden
iki adil kişiyi aranızda şahit olarak bulundurun.
Eğer yolculukta olur ve ölüm
ile karşılaşırsanız, başkalarından olan
iki kişiyi (şahit tutabilirsiniz). Eğer (o
ikisi hakkında) şüpheniz olursa, onları
namazdan sonraya bekletirsiniz ve,
“Yakınlarımız hakkında olsa bile biz
şahadeti hiçbir şeyle değişmeyiz ve
Allah’a ait olan şahadeti gizlemeyiz.
Yoksa şüphesiz günahkârlardan oluruz.”
diye yemin ettirirsiniz.

107. Eğer o ikisinin günah işlediği belli
olursa, o zaman kendilerine haksızlık
edilmiş ve ölüye daha yakın kimselerden
iki kişi, o ikisinin yerine geçerler
ve, “Gerçekten bizim şahitliğimiz, onların
şahitliğinden daha doğrudur. Biz
hakkın sınırını aşmadık. Yoksa şüphesiz
zalimlerden oluruz.” diye Allah’a
yemin ederler.
108. İşte bu (yöntem), şahitliği doğru
şekilde yapmaları ve yemin etmelerinden
sonra, yeminlerin (diğerlerine)
devredilmesinden korkmaları için
daha uygundur. Allah’tan korkun ve
(O’nun emirlerini) dinleyin. Allah, fasıklar
topluluğunu hidayete erdirmez.

MÂİDE SÛRESİ CÜZ: 7, SÛRE: 5

109. O gün(ü an) ki Allah, peygamberlerini
bir araya toplayıp ve, “(Davetiniz
karşısında) size ne cevap verildi?” der.
Onlar, “Bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz,
gaipleri (gizlileri) hakkıyla bilen
sensin.” derler.
110. Hani Allah şöyle dedi: Ey Meryem
oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi
an. Hani Ruhu’lKudüs
ile seni destekledim
de beşikte ve yetişkinlik çağında
insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı,
hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim.
Hani çamurdan iznimle kuş şeklinde
bir şey yapıyor ve ona üflüyordun, o
da benim iznimle kuş oluyordu; anadan
doğma körü ve alacalıyı iznimle
iyileştiriyordun; ölüleri iznimle (diriltip
kabirden) çıkarıyordun. Hani
İsrailoğulları’na apaçık deliller getirdiğinde
onların sana zarar dokundurmalarını
önledim. Onlardan küfre sapanlar,
“Bu apaçık bir sihirdir.” demişlerdi.

111. Hani Havarilere, “Bana ve peygamberime
iman edin.”diye vahyettim. Onlar,
“Biz iman ettik, bizim Müslüman olduğumuza
şahit ol.” dediler.
112. Hani havariler, “Ey Meryem oğlu İsa!
Rabbin gökten bize bir sofra indirebilir
mi?” dedi. (İsa da), “Eğer mümin iseniz,
Allah’tan korkun.” dedi.
113. Onlar, “İstiyoruz ki ondan yiyelim,
kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru
söylediğini bilelim ve buna tanık olanlardan
olalım.” dediler.

CÜZ: 7, SÛRE: 5 MÂİDE SÛRESİ

114. Meryem Oğlu İsa, “Ey Allah! Ey
Rabbimiz! Bizim için gökten bize bir sofra
indir, öncekilerimiz ve sonrakilerimiz
için bir bayram ve senin tarafından açık
bir ayet olsun; ve bize rızk ver; sen rızk
verenlerin en hayırlısısın.” dedi.
115. Allah, “Şüphesiz ben onu size indireceğim;
ama ondan sonra içinizden kim
küfre saparsa (inkâr ederse), artık ben
âlemlerden hiçbir kimseyi cezalandırmayacağım
bir azapla onu cezalandıracağım.”
dedi.
116. Hani Allah şöyle dedi: “Ey Meryem
Oğlu İsa! Sen mi insanlara, “Allah yerine
beni ve annemi iki ilah edinin.” dedin?
O, “Seni her eksiklikten uzak bilirim,
hakkım olmayan bir şeyi demek bana
yaraşmaz. Eğer söylediysem, kuşkusuz
sen onu bilirsin. İçimde olan her
şeyi sen bilirsin; ama ben senin içinde
(zatında) olanı bilmem. Gerçekten sen
gaipleri (gizlileri) çok iyi bilensin.”

117. “Onlara ancak bana emrettiğin
şeyi söyledim; ‘Rabbim ve Rabbiniz
olan Allah’a ibadet edin.’ dedim. Aralarında
bulunduğum sürece onlara şahit
(gözetici) idim. Beni (aralarından)
aldığında kendin onları kollayıcı oldun
ve sen her şeye şahitsin.”
118. “Eğer onlara azap edecek olursan,
kuşku yok ki onlar senin kullarındır.
Eğer onları bağışlarsan da, şüphesiz
sen güçlüsün ve hikmet sahibisin.”
dedi.
119. Allah dedi ki: “İşte bugün doğrulara
doğruluklarının yarayacağı gündür.
Altından ırmaklar akan ebedi
kalacakları cennetler onlarındır. Allah
onlardan hoşnut olmuştur ve onlar da
Allah’tan hoşnut olmuşlardır. İşte büyük
başarı budur.”
120. “Göklerin, yerin ve aralarında ne
varsahepsinin hükümranlığı Allah’ındır
ve O’nun her şeye gücü yeter.”