Kuran ve Ehlibeyt Buyruklarında – Dört Kapı Kırk Makam

Alevî irfânında yer alan DÖRT KAPI KIRK MAKAM üzerine söz söylemek, yazı yazmak elbette zor iş… Âcizane, biz bu çalışmamızla, Ehli Beyt bağlısı canlarımıza, irfan mektebi bağlısı müminlere ufacık bir katkı sunalım istedik.

Birçok Alevî klasiklerinde yer alan, DÖRT KAPI KIRK MAKAM esasları, yaptığımız araştırmalarla gördük ki tıpa tıp birbirinin aynısı değil… Bazı eserlerde ve tarikat oluşumlarında KIRK MAKAM’ın içeriği ufak tefek farklılıklar arz etmekte.[1]  Elimizdeki eser, akademik bir çalışma olarak ve ‘sanat sanat içindir’ anlayışı içerisinde hazırlanmayıp, aksine, aşk ehli için temel kaynakları tanıma ve onlardan faydalanmaya yardımcı olması amacıyla yazıldı. Bu sebeple ayrıntılar ve farklılıklar üzerindeki tartışmalar üzerinde fazlaca durmadık. Genel anlamda zâhirî ve bâtınî içeriği kapsayacak şekilde her makamın Ehli Beyt kaynaklarında ne şekilde yer aldığını, Ehli Beyt ve On İki İmamlar’ımızın buyruğunda ilgili mevzularda nelere değinildiğini özetle ortaya koymaya çalıştık…

Aktardıklarımız, deryadan damla mesâbesindedir.

Çalışmamızın amacı ‘Dört Kapı ve Kırk Makam’ anlayışının tarihi arkaplanını ortaya koymak değildir. O nedenle bu konuya değinmedik. Ancak şu kadarını belirtelim ki araştırmacılar, bu anlayış ve uygulamanın yazılı belge olarak ele alındığı ilk dökümanın Ahmed Yesevî’nin Fakrnâme’si ile Hacı Bektaş Veli Hünkâr’ımızın Makalât adlı eseri olduğunu belirtmekteler.

Eserimizde şüphesiz ki hatalarımız, eksikliklerimiz, fazlalıklarımız olmuştur. Sürçü kalem, sürçü kelâm eyledik ise af ola. Biz; bir söyledik, siz; bin anlayın…

Eserin hazırlanmasında ve basılacak duruma gelmesinde; yazılı belgelerinden, sanal ve reel âlemdeki bilgilerinden faydalandığımız cümle canlardan, okuma ve yol gösterme zahmetine katlanan ve her türlü yardımlarını esirgemeyen dostlardan, kitabı hazırlamaya yoğunlaşmamdan dolayı kendilerine fazlaca zaman ayıramadığım ve üzerime hakları geçen sevgili eşimden, can kızımdan, tüm dost ve arkadaşlarımdan, velhâsıl aktif-pasif emeği geçen herkesten; Hak razı olsun diyor, kendilerine teşekkür ediyorum.
Hak, Muhammed, Ali elimizden tuta. Elimiz, dilimiz, yüreğimiz, tüm benliğimiz bu yola fedâ ola. Ayaklarımız hak ve hakikat üzere sâbit kala.
Önsözümüzü Hak ehlinden İmam Rızâ’nın bir buyruğu ile noktalayalım:
İmam Rızâ (a.s)[2]  şöyle buyurdular: Mümin, kendisinde üç haslet olmadıkça mümin olmaz: Rabbinden bir sünnet, Peygamberinden bir sünnet ve İmamından bir sünnet.[3]
Rabbinden olan sünnet, sırrı gizlemektir, Peygamberinden olan sünnet, halkla iyi geçinmektir, İmamından olan sünnet ise sıkıntı ve zorluklarda sabırlı olmaktır.[4]
Gerçekler demine…

Hû…
Ela gözlü pirim geldi,
Duyan gelsin işte meydan…
Dört Kapı’yı Kırk Makam’ı,
Bilen gelsin işte meydan…
Şah Hatâî

Kul Tanrı’ya KIRK MAKAM’da erer, ulaşır, dost olur.[5]
Hünkâr Hacı Bektaş Velî

Canlarımız bilirler ki Alevî İslam Yolu’nda DÖRT KAPI KIRK MAKAM’ın özel bir yeri vardır. Ve bu gerçek, Alevî klasiklerinin çoğunda açıkça yer almaktadır.
Ve, Dört Kapı’nın hangi kapılar olduğu, Kırk Makam’ın neyi ifâde ettiği; Buyruk, Makâlât, Fevâid gibi eserlerde geçtiği şekliyle -ayrıntıdaki ufak farklılıklar dışında- üzerinde görüş birliği edilen konulardandır.

Yaptığımız araştırmalar ve incelemeler ortaya koydu ki, bu Dört Kapı Kırk Makam; Alevî geleneğinde; Hak’kın, O’nun elçisi Muhammed Mustafâ ile Ehli Beyt’inin ve On İki İmamlar’ın, yaşamamızı istedikleri güzel bir hayatın nasıl yaşanabileceğinin EĞİTİM METODU’nu ve İÇERİĞİ’ni ifâde etmektedir.

Bu Alevî İrfân-Ahlâk Eğitim Metodu ile beşerin eğitilerek insan olması, insan bireylerinden oluşan âilenin mutlu bir yuva, âilelerden oluşan toplumların da RIZÂ ŞEHRİ denilebilecek Mutluluk Dünyası’nı oluşturması hedeflenmiştir.
Bu Mutluluk Dünyası’nı MİNİA CENNET / KÜÇÜK YERYÜZÜ CENNETİ olarak da görebiliriz.
Hak’kın Kelâmı’nda bireysel ve toplumsal değişim noktasında şöyle buyrulur:
‘…Şüphesiz ki bir topluluk kendi halini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…’ [Rad: 11]
‘…Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir…’ [Enfâl: 53]
İşte Hak’kın bu kutsal kelamlarının gerçekliğine uygun olarak, bireysel ve toplumsal olumsuz değişim ve dönüşümün önüne set olması, pozitif değişim ve gelişimin de gerçekleşmesi amacıyla, Hak Dostları, İlâhî Kaynaklı Buyrukları aktarma ve yaşamada bir eğitim sistemi geliştirmişlerve bunu da DÖRT KAPI KIRK MAKAM şeklinde formüle etmişlerdir.

Alevî İslâm Yolu, mümin canların ahlak güzelliği, bilgelik ve içsel aydınlanma ile kemâle ermelerini, ‘Kâmil İnsan – Olgun Mümin’ olmalarını hedefler.

Çünkü, bu ahlakî olgunluk yolunu / yöntemini sistemleştiren Hak dostları Ehli Beyt’in Piri Hazreti Muhammed efendimizin (s.a.a): ‘Şüphesiz ki ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’[6]  buyruğunun farkında idiler.

Canların cânı, gönüllerin sultânı Muhammed Mustafâ’nın sözlerine bakılacak olursa, Hak elçisinin gönderilme sebebi olarak; ‘güzel ahlâkı tamamlamak için’ ifâdesine denk gelen-zıt düşen bir başka kelâmına tanık olunmamaktadır.

Yani Allâh’ın Resûlü’nün, insanlara zâhirî ibâdetler de denilebilecek, ya da ritüel-nüsük diye tanımlanmakta olan şeklî uygulamaları öğretmek için gönderildiğini açıklayan herhangi bir ifâdesi yoktur.

Ehli Beyt ve Masum İmamlardan: ‘Güzel ahlâkın en kâmil müminlik alâmeti olduğu, kırağıyı eriten güneş gibi günahları eriteceği, ömrü uzatıp beldeleri mamur kılacağı, Allah yolunda gün boyu mücâdele edene verilecek sevap gibi sevap getireceği, mümini Hak katında en üstün insan edeceği, salât ve savm eyleyenlerin derecesini kazandıracağı…’ [7] meâlindeki sayısız buyruklar ‘güzel ahlâkın’ önemini yeterince ortaya koymaktadır.

Yine, İmam Cafer Sâdık efendimizin buyruğundaki; ‘Sirkenin balı bozması gibi, kötü ahlak da iyi ameli bozar’[8] gerçeğinin farkında olan Alevî Yolu Önderleri güzel ahlâka özel bir önem vermişler ve bu güzel ahlak ilkelerini bireye ve topluma bir güzel eğitim metodu ile öğretme ve yaşatma gayretinde olmuşlardır.

Henüz şekilsel ibâdet uygulamalarından birçoğunun emredilmediği dönemde, Kurân’ın ilk indirilen yüce âyetlerinin birisinde Hak Elçisine, ‘Şüphesiz ki sen YÜCE bir AHLÂK üzeresin’ [Kalem (68): 4] buyrularak AHLAK YÜCELİĞİ’ne dikkat çekilmiştir.

Bu nedenle diyoruz ki;
DÖRT KAPI KIRK MAKAM yolu-yöntemi; İmam Ali ve İmam Zeynelâbidîn’in: ‘Övünüp duran kimselere hayret ediyorum. Ki, dün bir damla su (meni-nutfe) idi, yarın da (mezarda çürüyüp yok olacak) kokmuş bir ceset olacak. (Neyine övünüp duruyor!)’[9] diyerek tarif eylediği “Beşer insan”ı, kendisine Allâh’ın rûhunun üflendiği sonrasında önünde secdeye inilen ‘Âdem insan’ eyleme yoludur.

1- Hacı Bektaş Veli’nin ‘Makâlât’ına, Ahmed Yesevî’nin ‘Fakrnâme’sine, Abdulgani Muhammed b. Alauddin el-Hüseynî er-Radavî’nin ‘Fütüvvetnâme-i Tarikat’ adlı eserine, Buyruklar ve bir takım Alevi Klasiklerine-tasavvufî yapıtlara göz gezdirenler dediğimizi görür ve Kırk Makam’da bir takım ufak-tefek farklı maddelerin olduğunu fark ederler. Dediğimiz gibi çok önemli farklılıklar değil, ayrıntıdaki farklı isimlendirmelerdir bunlar. Biz de genelin ortalaması diyebileceğimiz bir şekilde Kırk Makam’ı ele alıp dostlara açıklamaya gayret ettik.

2- (s.a.a), (s.a.v), (a.s), (s.a)… vs. gibi ifadeler, imanlı ve Hak katında kıymetli olduklarına inandığımız kimseler için ‘selam olsun üzerlerine’ manasına gelen kısaltmalardır. Başta peygamberler olmak üzere Ehli Beyt ve Masum İmamlarımız ile mümin olduğuna kanaat getirdiğimiz değerli zatlar için kullanılır Ehli Beyt erkânına göre…

3 – Alevi klasikleri ve buyruklarda yer alan üç sünnet yukarıdaki buyrukta açıkça yer almaktadır. Evliyâ kelâmı ne güzeldir, ne güzel…

4 – Hasan b. Ali Harranî; Tuhaful Ukûl (Tercüme); sh: 921, Hadis: 1, Müstedrekül Vesâil, c: 2, sh: 424, Hadis: 2357. Ebû Cafer Kuleynî; Usulü Kâfi; İman ve Küfür Kitabı (Tercüme); Hadis No: 2310. Bazı hadisler Ehli Beyt kaynaklarında peygamberimizden nakledilmiş olduğu gibi, birçok yerde aynı zamanda Ehli Beyt İmamlarımızdan da nakledilmiştir… Aynı hadisin birçok yolla nakledilmiş olması hadisin daha kuvvetli ve güvenilir olduğuna da bir delildir aynı zamanda…

5 – Ali Celaleddin Ulusoy; Hünkar Hacı Bektaşi Veli ve Alevi-Bektaşi Yolu, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÖZCAN; Bektaşilikte DÖRT KAPI KIRK MAKAM.

6 – Müstedrekül Vesâil; c: 11, sh: 187, Mehdi Sadr; Ehli Beyt Ahlakı; sh: 8, Seyyid Kemal Fakih İmanî; Bir Demet Gül; sh: 105.

7 – Ebû Cafer Kuleynî; Usulü Kâfi; İman ve Küfür Kitabı (Tercüme); Hadis No: 1738-1755.

8 – Ebû Cafer Kuleynî; Usulü Kâfi; İman ve Küfür Kitabı (Tercüme); Hadis No: 2599, 2601, 2603.

9 – Ebû Cafer Kuleynî; Usulü Kâfi; İman ve Küfür Kitabı (Tercüme); Hadis No: 2630. Seyyid Razi; Nehcül Belâğa; İmam Ali’nin Dünya-Âhiret’e ilişkin sözlerinden.

DÖRT KAPI KIRK MAKAM yolu; Beşer’likten, Hazreti İnsan Olma’ya yükselmek yoludur.

DÖRT KAPI KIRK MAKAM yolu; İnsan’ı; İnsanı Kâmil / Olgun İnsan’a dönüştürme yoludur.

DÖRT KAPI KIRK MAKAM yolu; Kalıben insan görüneni, Kalben insan kılma yoludur.

İslam Üniversitesinin, Alevî-İslam Fakültesinin İrfân-Ahlâk sınıfında DÖRT KAPI KIRK MAKAM, Hak’ka Kul Olma dersini öğretme sistematiği, öğretme metodudur.

Hak’ka Kul Olma dersinin temel kaynakları ise;
1- Kurân.
2- Hazreti Muhammed ve Ehli Beyt’in yaşamı.
3- On İki İmamların temiz buyrukları-hayatıdır.

Bu ölçüler içerisinde toplumu eğitmeyi ve yeryüzünü yaşanılır bir dünyaya döndürmek isteyen Hak erenleri, evvela güzel ahlakları ile örnek olmuşlar ve devamla oluşturdukları bu sistemle bireyleri Kurân ve Ehli Beyt buyrukları çerçevesinde yetiştirmeye gayret etmişlerdir.

Zira Hak Dostları Velîler, peygamber buyruğunda ‘Kurân ve Ehli Beyt’in müminlere emânet bırakılan iki önemli değer’  olduğunu biliyorlardı.

Ve yine onlar biliyorlardı ki; Ehli Beyt, Kurân’ın Ahzâb sûresi 33. âyetiyle tertemiz kılınanlardı.
Yine onlar iyi biliyorlardı ki; Ehli Beyt, Yüce Hak’kın Şûrâ sûresi 23. âyetinin buyruğuyla, kendileri sevilmesi, kendilerine ‘meveddet’ (en yürekten sevgi ve muhabbet) duyulması gerekenlerdi.

Yine o Kutlu Velîler iyi biliyorlardı ki; On iki imamlar, Allâh’ın Nisâ sûresi 59. âyeti ile, müminlere ‘Emir Sâhipleri / Ulul Emir’ kılınmışlardı.

Ve yine iyi biliniyordu ki; On iki imamlar, peygamberin kudsî buyruğuyla müminlere ‘Velîler’ kılınmış, hayatlarında örnek alınması gereken kimseler olarak tanıtılmış Hak Velîleri idiler.

Has bahçe içinde gülü neyleyim,
Oniki İmamdır gülümüz bizim.
Hak’ka varamayan yolu neyleyim,
Muhammed’e çıkar yolumuz bizim.

Muhammed Mustafâ başta tacımız,
Hatice anamız, Zehrâ bacımız.
Tâ mahşere kadar sürer acımız,
Kırık kanadımız, kolumuz bizim.

İmâm Ali’yi şehit ettiler,
Hasan’ın tasına zehir kattılar.
Hüseyn’e Kerbelâ’da n’ettiler!
Yezit kavmi büktü belimiz bizim.

Zeynelâbidîn’i hapse sürdüler,
İmam Bâkır, Cafer zulüm gördüler.
Mûsâ Kâzım’a ağu verdiler,
Dâim pürmelâldir hâlimiz bizim.

İmam Rızâ, Takî hakka yar oldu,
Nakî, Hasan Askerî nur oldu.
Mehdî mağaraya girdi sır oldu,
Onları zikreder dilimiz bizim.

Pir Sultan’ım, yoktur sözümde yalan,
Muhammed’den sonra bunlardır gelen.
Oniki İmam’ın atası olan,
İmam Ali’dir ulumuz bizim.

Alevi İslam Yolu’nda özel bir yeri olan Dört Kapı Kırk Makam; Kurân, Ehli Beyt ve On İki İmam buyruklarından çıkarılan evrensel insanî ve ahlâkî öğretiler ve bu öğretilerin güzel bir metot ile Hak’kın kullarına ulaştırılması yoludur…
Hak Elçisi (s.a.a) bir buyruğunda; ‘Ben ilmin-bilginin şehriyim, Ali de onun kapısıdır. Şehre girmek isteyen kapıdan gelsin’  buyurmuşlardır. Bu buyruğa göre Alevi Yolu’nun Dört Kapı’sını İlim Şehri’ne açılan ALİ KAPISI olarak da görsek hakikati görmüş oluruz.

Rahmân, Rahîm olan yüce Allâh’a,
Noksansız adâlet ne güzel uymuş.
Muhammed Mustafâ Ahmedi Muhtâr’a,
Vallâhi Nübüvvet ne güzel uymuş.

Her öğünde kuru ekmektir aşı,
Gece-gündüz döker gözünden yaşı.
İmamlar atası, Veliler başı,
Ali’ye İmâmet ne güzel uymuş.

Bu sözümde öğüt var anlayana,
Başımız bağlıdır yüce Kurân’a.
Masum Ehli Beyt’e düşman olana,
Zulüm ve hıyânet ne güzel uymuş.

Ali Murtazâ’dır gönlüm tabîbi,
Allâh’ın arslanı, Hakk’ın habîbi.
Ananın yavruya uyması gibi,
Ali’ye Velâyet ne güzel uymuş.
Alevî İslam Yolu’nda; Dört Kapı ve Kırk Makam öğretisinde çoğunlukla; İnsanın Yüce Tanrı’ya, O’nunla yürekten irtibatlı olmaya ve peygamber ile Ehli Beyt’in güzel ahlakına bağlılığı gibi konuların yer aldığı görülmektedir. Bunun neden böyle olduğu konusunda elbette farklı görüşler olabilir. Ancak âcizâne şu gerçeği ifâde etme gereği duymaktayım:
Ehli Beyt Yolu’nun en önemli Hadis-Buyruk Kaynağı-Kitabı ‘Usûlü Kâfi’ ismi verilen eserdir. ‘Usûl’, Ehli Beyt Mektebinde ritüel amel denilen salât, abdest, savm, hac, zekat vs. gibi ferdî amellerden çok, inanç ve kalp kaynaklı ameller-eylemler de diyebileceğimiz temel konuları ele alır.

Tamamı iki ciltten oluşan ve Ehli Beyt mektebinin Şaheser Kaynağı olan bu eserin iki cildinde de göze çarpan en önemli özellik Alevî İslâm’ın, ‘Dört Kapı Kırk Makam’ diyerek formüle ettiği hakikatleri işlediğidir. Yani; İslam’ın-İman’ın asılları-usulleri, dayanakları… Yol’un temelleri…

İşte bu yolun ahlaka verdiği değer ve öncelik, Temel Hadis kaynağımızın da öncelediği bir değer ve konudur.
Bu çerçevede Alevî erenlerin Dört Kapı ve Kırk Makam olarak isimlendirdikleri yol aşağıda belirtildiği gibidir…
Şimdi, bunlardan öncelikle Dört Kapı’nın neler olduğuna ve bu kapıları ne şekilde anlamamız gerektiğine değinelim.