Velâyetnameye Göre Koyun Baba’nın Hayatı

Velâyetnamenin verdiği bilgiler ışığında Koyun Baba’nın 15. yüzyılda yaşamış bir ermiş kişi olduğu anlaşılmaktadır. Koyun Baba, Horasan’da doğmuş ve sekizinci imam olan İmam Ali Rıza (a.s.) soyundan gelmektedir. Yani Koyun Baba Ehlibeyt soyundan bir seyyiddir.Velâyetname yazarına göre Koyun Baba’nın züht ve takvası kemal mertebeye erişince, bir gece ilmi deryada aklen bizzat Hz. Muhammed (s.a.a.) kendisine hicret edip Beytullah’a, Hacca gitmesini ve sonra gelip kendisini ziyaret etmesini belirterek, kendisine nice türlü nasipler verilmiş olduğunu ve bu nasipleri arayarak bulup tahsil etmesini söylemiştir.

Koyun Baba bunun üzerine hareket ederek önce Kerbela’ya gelir ve burada Hz. İmam Hüseyin’i ziyaret eder ve oradan Bağdad’a gider. Bağdat’tan sonra ise, hacılarla önce Kâbe’ye Hacca oradan da Medine’ye gelerek Hz. Muhammed’in kabrini ziyaret eder.

Koyun Baba, Hz. Muhammed’in kabrini ziyaret etmek için Medine’de kaldığı zamanda, Hz. Peygamberden kendisine bir nida gelir. Bu nida da; Hak Teâlâ Hazretlerini müşahede eylemesi için Diyarı Rum’a (Anadolu’ya) gitmesi söylenir. Bunun üzerine Koyun Baba önce Şam’a gelir ve burada Şam Erenleri ile sohbet eder ve sonrasında onlarla vedalaşıp Bursemeh (Bursa?) semtine, Menemen Vilayetine giderek orada koyun gütmeye başlar.

Koyun Baba, koyun güttüğü bir zamanda bir bağın kenarına gelir. Bağ kendisine hal diliyle, gerçek er ise koyunları kendisine yaymasını ve otlarını ayıklamasını ister. Bunun üzerine Koyun Baba koyunlarını bağa salar ve koyunlar bağdaki otları ayıklamaya başlar. Bu arada bağ sahibi bağın içinde koyunları görünce şaşkına döner. Şehre giderek gördüklerini Subaşı’ya anlatır ve şikâyetçi olur. Subaşı, bağ sahibiyle birlikte şehir ayanından bazı kişileri yanına alarak bağa gelir. Bakarlar ki koyunlar bağa bir zarar vermemiş aksine bağdaki otları ayıklamışlar. Subaşı, bağ sahibi ve orada bulunanlar Koyun Baba’nın velayet ehli yani bir veli olduğunu anlayarak elini öper ve kendisinden özür dilerler.

Koyun Baba, koyun güderken nefsine sükunet hasıl olur ve kırk gün bir mağarada riyazet çekip gündüzü zaim gecesi kaim bir şekilde Hak Teala Hazretlerine niyaz eder. Kırk gün tamam olduktan sonra kendisine “Aşık Çoban dile benden ne dilersin” diye bir nida gelir. Üç kez aynı nida gelir ve Koyun Baba her üçünde de “Yardımcı seni isterim” diye cevap verir. Bunun üzerine Cenabı Allah’tan bir nida gelir. Gelen nida da:
“Sen bizi istedin biz dahi seni dünyada – ahrette azizlerden kıldık…” der ve kara kayalı bir yeri tarif ederek Koyun Baba’dan orada “mekân tutup sofra yaymasını ve yoldan geçen misafiri hoş tutmasını” buyurur. Bu nidadan sonra Koyun Baba batın evinde İmam Ali  (a.s.) ile buluşup safa nazar eder. Hz. İmam Ali’de Koyun Baba’ya kara kayalı yere gitmesini sofra yayıp gelen misafiri hoş tutmasını ve Allah rızası için yedirip içirmesini buyurur.

Bütün bu olup bitenlerden haberdar olan şeytan              -Allah’ın laneti onun üzerine olsun- zürriyetlerine Arif Çoban’a ulu bir mertebe verildiğini bu nedenle O’nun yolunu bağlayıp bu durumdan uzaklaşmasını sağlamalarını ister. Şeytan zürriyetleri denileni yapar. Ancak bu durum Koyun Baba’ya malum olur ve velâyet kuvvetiyle kavak ağacına işaret eder ve kavak ağacı ikiye ayrılır, Koyun Baba kavak ağacı içinde kaybolur. Şeytanın askerleri ise Koyun Baba’yı bulamayınca perişan pare olup giderler.

Koyun Baba Osmancık Kasabasına gelmeden önce İnegöl Dağına gelir ve burada kudret sapanına bir taş koyup atar. Taş gelip Hıdırlık altına düşüp kırılır. Velâyetname, o taşın etrafının çevrilerek ziyaretgâh yapıldığını ifade etmektedir.
Koyun Baba Osmancık Kasabasına geldiğinde, burada ehli velâyet (veli) kırk kişinin bulunduğu, bunların hepsinin Mantık Dede adında bir pire bağlı oldukları velâyetnamede belirtilmektedir. Bu ehli velâyet kırk kişi, her gece toplandıkları gibi Koyun Baba’nın geldiği gece de bir araya gelip çerağlarını (mum) yakmaya çalışırlar ancak çerağları bir türlü yanmayınca bunun hikmetini birbirine sorarlar. İçlerinden Mantık Baba, Osmancık Kasabasına tasarruf sahibi bir kimsenin gelmiş olduğunu ve o nedenle çerağlarının yanmadığını bildirir. Mantık Dede bir murakabe ile Koyun Baba’nın yerini öğrenir ve dervişleriyle birlikte yanına giderler. Koyun Baba’yla tanışıp biraz sohbet ettikten sonra, Koyun Baba’ya nerden geldiği ve meşrebinin ne olduğu ayrıca nasibinin kimden olduğunu sorarlar. Bunun üzerine Koyun Baba:

“Mevlüdüm Horasan Vilayetindendir. Aslım İmam-ı heştim ve meşrebim Ali’dendir ve nasibim vasıtasız Cenab-ı Haktan sunuldu” der ve devamında “Bu vilayetin gözcülüğü bize verildi siz başka yere gidin” diyerek onların Osmancık’taki görevlerinin sona erdiğini ve başka diyarlara gitmeleri gerektiğini belirtir. İçlerinden Mantık Dede dışındakiler denileni yapar. Mantık dede ise çok yaşlı olduğunu, yaşadığı sürece kendisine hizmet etmek istediğini, öldüğünde ise abdallarıyla birlikte aynı yere gömülmeyi arzu ettiğini Koyun Baba’ya bildirir. Bunun üzerine Koyun Baba Mantık Dede’nin isteğini kabul eder. Böylelikle Koyun Baba’nın hayatında Osmancık günleri başlar ve hayatının sonuna kadar burada yaşar.

Koyun Baba bundan sonra, Osmancık ve civarında halkın sevgi ve muhabbetini kazanarak çeşitli kerametler gösterir. Bu kerametler ilgili bölümde aktarılacaktır.

Velayetname, Koyun Baba’nın İmam Ali Rıza (a.s.) soyundan geldiğini ifade eder. Bu nedenle sözün burasında İmam Ali Rıza’nın (a.s.) yaşam öyküsü hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir