VELÂYETNAMENİN LATİN HARFLERİNE ÇEVİRİSİ

Haza Velâyetname-i Koyun Baba Sultan
(V-134b) Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbilalemin hamd süphan ol halk gününe kim alemi ademden vücuda getirdi ve şena-i layüedde ve razikiyküm el-müteallikikim  ins ve cin haşrle doldurdı kendi hazinesinden kerem lütfinden ve hüdaya şükürkim bizi yokdan halk idüb din-i İslâm’la müşerref kıldı ve selam …………. nihayet olsunkim şerhi mübin ve kün ehl-i yakin evliyaullah teala aleyhim ecmain amma ……… tebarek ve teala hazretleri bu dünyayı yaratdı insanla doldurdı kendi hazinesinden ve kerem lütfundan insanı kerametle muharrem ve mükerrem kıldı. Cümle ehl-i kerametinden birisi dahi Sultan-ül Âlemin, Kutbü’l Arifin Koyun Baba Kaddesallahu sirrahü’l-aziz Hazretlerinin mevludi şerifleri (V-135a) Horasan’dan İmam Ali Kerremallahu vechehu Hazretlerinin evladlarından imam heştim yani sekizinci imam Rıza evladı olub pak silsile-i mutahhardan zuhur ve südur bulmuşdur. Baba hazretleri Horasan’da sakin iken kendi evkatını salatı ibadeti taati sarf idüb ve mesalihin Müslümanlar üzerine muadenet idüb hasta hatırın sorardı ve bunlardan gayrı hiçbir nesne ile teaddisi yok idi. Zühdi takvası kemal mertebeye irişdi. Bir gece alemi deryada aklen bizzat hazreti fahri kainat Muhammed-ül Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri lütfiyle etdi :
“Eyleküm şimden sonra hicret idüb Beytullah’ı hac idüb beni gelüb ziyaret idesin ve sana nice dürlü nasibler verilmişdir anları arayub bulub tahsil eylemek lazım gelmişdir.” Deyü buyurduktan sonra Baba Hazretleri artık eğlenmeye macali kalmayub sefer eyledi. Müddetile Kerbela’ya gelüb Hazreti İmam Hüseyin’i ziyaret kılub andan Bağdad’a geldi. Hacılar ile Kabetullah’a gelüb tavaf eyledi ve erkanı haccı yerine getürdükden sonra Medine-i Münevvereye gelüb ravza-i mutahharaya ziyaret eyleyüb ve türbe-i şerife yüzin sürüb arz-ı ihtiyacı daima ravza-i şerife dua hacet etmekden hali olmazdı. Bir gün ravza-i şerifden nida geldikim:“Eyle kim Diyar-ı Rum’a çık iznullah birle sefer eyle hak teala (V-135b) hazretlerin müşahede eyleyesin.” Dedi. Baba Hazretleri bu nidayı işitdikden sonra andan kalkub geldi. Şam erenleri ile bir nice gün can sohbeti etdiler badehu anlar ile vedalaşub Bursemeh (Bursa?) semtine, Menemen vilayetine gelüb koyun gütmeye meşgul oldı.

Bir gün Baba Hazretleri koyun güderken bir bağ kenarına geldi hal diliyle bağ ana etdi:
“Gerçek er isen şol koyunları bana yayasın olakim himmetinde ırgadım ola otlarımı ayıtlayalar.” dedi. Baba Hazretleri bu hali müşahede eyleyüb bağın kenarın çalusın kaldurub ol koyunları bu bağa salıvirdi. Sonra ol bağ sahibi bağını görmeye geldi kim bağın içinde bir sürü koyun gezer ve bir çoban değneğine dayayub durur. Bağ sahibinin aklı başından kalmayub döndi şehre geldi. Subaşına aydır:
“Benim dedimi eli virir misin? Bu hissesinden şikâyet iderem” dedi. Subaşı aydır:
“Söyle şikayetin nedir?” dedi. Bu kişi aydır:
“Bugün bağıma bir çoban koyun salmış hala dahi içinde dönüb sana geldim bana bunun gibi hayf eylemişdir nice” Subaşı şehir ayanı birkaç kimseler alub bağın zararın görmeğe geldiler. Gördiler kim koyun bağ içinde yayılub gezer lakin bağına zar-u ziyan eylememiş. Bu ahvali Subaşı ve anda ola kimseler görüb bağ sahibine (V-136a) etdiler:
“Ey kişi bu senin şikâyet etdüğün kimesne ehli velayet sahibi keramet ancak” deyüb geldiler Baba Hazretlerinin elin öpüb özür dilediler ve etdiler:
“Erenler Şahı gerçi biz sana gönlümüzden adavet etmiş idik lakin sen tekin kişi değil imişsin” deyüb hayır duasın alub gitdiler.
Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz Hazretleri koyun güderken nefsine sükunet hasıl olub kırk gün bir mağarada riyazet  çeküb gündüzi zaim gecesi kaim olub hak teala hazretlerine niyaza meşgul oldı. Pes kırk gün tamam oldukdan sonra hatifden bir nida geldi kim “Aşık çoban dile benden ne dilersin” dedi. Baba Hazretleri dahi “yardımcı seni isterem” deyince üç defa böyle dinledikde üçüncide nida geldi kim:
“Pes sen bizi istedin biz dahi seni dünyada ahretde azizlerden kıldık. Bir Kara Kayalı bir köy yeter velâyet vardır anda garib asayiş eğlencek  yer yokdur. Anda varub mekan tut sofra yay yoldan geçen misafiri hoş tutasın” deyü buyurub bu cenaba gönderilmişdir. La şek ve la şübhe sair evliyaya nasib vasıta ile verildi. Amma Koyun Baba Hazretlerine bilâ-vasıta verildi. Andan sonra Koyun Baba Sultan Kaddesa’llahu sirrahü’l-‘aziz batın evinde İmam Ali Keremallahu
(V-136b) vechehu Hazretleri ile buluşub sefa nazar idüb etdi:
“Var imdi oğlum ……… hak bula bu sana müteallik oldukim bir Karakayalı köyü yanar bir var var garip fakir eğlencek yer yokdur anda varub sofra yayub gelen misafiri hoş tutub fi-sebilillah yedürüb içüresin” deyü buyur. Ve bu nasib hazret Baba Hazret izzetden verildüğün şeytan aleyhüllane hased idüb zürriyetlerine etdi:

“Arif Çoban’a bir ulu mertebe verildi anda varub dürlü hayrı ihsan etse gerek imdi varub yolın bağlayub anı bundan azdurasın” dedi. Pes bu şeytan zürriyetleri biraderinde gelüb Baba Hazretlerinin yolın bağlayub dururlardı. Çünkü Baba Hazretleri bu ahvale mutalli olunca velayet kuvvetiyle kavağa işaret idüb hafız ismine meşgul oluncak kavak ağacı iki ayrılub Baba Sultan içinde nihan oldı. Askeri Azazil ise Baba Hazretlerinin namı nişanın bulamayub perişan pare kendi olub getdiler. Badehu Baba Hazretleri şeyatinden halas olduğuna şükrane kavak içinde bir çille çekerdi. Andan yoluna revan olub getdi.

Pes Kasaba-i Osmancık’a gelmesin mukaddem şehrin havalisinde İnegöl Dağına gelüb kudret sapanına bir taş koyub atdı. Taş gelüb hıdırlık altına düşüb kırıldı. Hala ol taşın etrafı mezar gibi çevirib ziyaretgâh (V-137a) eylemişlerdir. Çünkü Koyun Baba Hazretlerine Osmancık geldi. Ol zaman Osmancık’da kırk nefer ehli velayet kimesneler var idi. Ol gece cümlesinin çerağı çerb oldı. Ne kadar …. etdiler hiçbir vechile yakamadılar. Bunlar bir araya geldiler etdiler:

“Bu gece bizim çerağımız çerb oldı hikmet nedir?” dediler. Ol meclisde Mantık Dede dirler bir aziz var idi. Ol etdi:
“Erenler bu diyara bir sahibi tasarruf kimse geldi. Bu diyarları ana virdi. Bizim çerağımız söyündüğüne sebeb oldur” dedi. Ol erenler etdi:
“Biz evvela eri bulub diyarı şerif ile müşerref olub hakka nazar olmak lazım oldı” deyüb andan Mantık Dedeye etdiler : “Bir murakabe ile girer ol er kangi canibdedir” dediler. Andan Mantık Dede bir murâkabe çekdi. Bir saatden sonra başın kaldırub etdi : “İşbu şehir için(de)dir. Sakızlık ağacının gölgesinde oturur” dediler. Fil-hâl dervişler kalkub Koyun Baba Sultanın huzur-ı şeriflerine gelüb selam virdiler. Koyun Baba bunların selamın aldukdan sonra kalkub musafaha etdiler oturdılar biraz sohbet etdiler esna-i kelamdan sonra etdiler: “Erenler Şahı gelişiniz ne yerden ve meşrebiniz  kimsedir” dediler. “Nasibiniz kimdendir” dediler. Koyun Baba Sultan aydır:
“Hemen ırak dest yakından (V137b) uçduk bu dar-ı fenaya misafir düşdük. Mevlüdüm Horasan Vilayetindendir. Aslım İmam-ı heştim ve meşrebim Ali’dendir ve nasibim bilâ-vasıta Cenab-ı Hakdan sunuldı” deyüb tamam oldukdan sonra ol erenlere etdi:
“Eyleküm bu vilayetin gözcülüği bize verildi siz gayri yere gidin” dedi. Pes ol erenlerin otuz dokuzu Baba Hazretleri ile vedalaşub gitdiler. Amma Mantık Dede gayet pir olmuşdı. Gelüb Babanın ayağına düşüb etdi:

“Erenler Şahı beni pirliğim deminde didarından mahrum etme adım sanım bilür misin hayatımda hizmetkarın olayım mematımda abdalların ile yatayım” dedi. Pes Mantık Dede ne kader kimdir oldı. Baba Sultan nazarından ırak olmadı. Vefat eyledikden sonra abdallar mezarı içinde defnetdiler. Mezarı bellüdür. Kadir bayram namazı gecelerinde başı ayağı ucunda şamdanlar yakarlar. Bundan sonra Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-azizin velayeti eşkare oldı. Mürid muhib çoğaldı. Her etrafdan adak çırak getürüb itikadla behermend olub giderlerdi.

Pes bundan sonra Koyun Baba Sultan kerametin halka izhar eyledüğün beyan ider: Rivayetdir; ol zamanda Gümüş’de bir vaiz var idi adına Abdullah derlerdi. Evliyaya münkir kimesne idi. Osmancık’da bir er zuhur etdi deyü Baba (138a) Hazretlerinin velayetleri anın huzurunda nakl iderlerdi. Efkarı dahi ziyade olurdı. Bir gün sûhtelerine etdi:

“Osmancık’da bir şahıs peyda olmuş adına Koyun Baba dirler imiş sihir ile halkı kendüye muhib idüb delalete düşürürmüş. Sizden bir kaçınız varın anı tutub bana getürün ol sihari ihrâk bi-n-nâr ideyim” dedi. Pes bunlardan oniki kimesne yerinden durub azm eylediler. Vaiz dahi bunları gönderüb işe meşgul oldı. Bunlar öğledeğin getdiler güğercinlik yazusına geldiler gördilerkim ev sıcak oldı. Etdiler ki : “Yarenler gelin biraz söğüt gölgesinde yatalım rahat olalım andan sonra yolumuza gidelim” dediler. Pes varub birer söğüt dibinde yatdılar uyudılar. İttifak cümlesi ihtilâm oldılar. Uyanub her birisi gusletmeğe suya girdiler. Bir tarafdan bunların ne niyete geldüği Baba Hazretlerine malum oldı.

Koyun Baba Sultan ırmak kenarında olan yılanlara hal diliyle söyledi:
“Her biriniz bir kişinin esbabını hıfz idin biiznullah teala” deyüb işaret eyledi. Ol yılanlar her birisi sûhtenin esbabı üzerine çıkub başlarını bir karış yukarı kaldırıb durdılar. Pes bunların guslü tamam oldı. Esbabların giymeye geldiler gördiler kim esbabları üzerine birer yılan çıkub başların yukarı kaldurub bunlar hücum iderler. Çünkü bunlar bu hali gördiler
(V-138b) değil hayran olub basırtları bağlandı. İçlerinden biri etdi:
“Yarenler bir yılan bizim başımıza ol erin velayetini inkâr etdiğimiz için geldi” dediler. Meğer ol arada bir sığır çobanı var idi. Sığırın suya getirdi gördikim ırmak kenarında birkaç kimseler üryan durdular. Bunlar bir daha etdiler:
“Ey çoban karındaş bize şunun gibi bir hal vaki oldı. Nice edelim?” dediler. Çoban etdi:
“Hiç gönlünüzde bir kimseye yaramaz niyetiniz var mı idi?” dedi. Bunlar etdiler:
“Beli vardır” dediler. Çoban etdi:
“Nereden gelürsiz?” Bunlar etdiler:
“Gümüşlü Abdullah vaizinin sûhteleriyüz işidikkim Osmancık’da bir kişi peydah olmuş adına Koyun Baba derler imiş anı tutub alub gitmeğe geldim” dediler. Pes çoban bunlara etdi:
“İmdi bu yılanlar ol erin velayetiyle gelmişler yine anın emriyle giderler” dedi. Çünki bunlara çobandan bu veçhile hak kelamı işidincek gönüllerinden kini kibri terk idüb evliyaya muhabbetle kalblerin tasdik idüb etdiler:
“Ey yılancıklar gerçek Koyun Babayı seversek verin esbabımız üzerinden gidin” deyince ol yılanlara Baba Hazretlerinin ismi şeriflerin işidincek fil-hal her biri su gibi akub gitdiler. Dahi keramete yılanlar dahi hikmet imtisal emrine ferman olmuşlar dururlar. Hocalar esbabların giyüb çobanla vedalaşub ol (V-139a) aradan gitdiler. İkindi vaktinde şehre gelüb bir kişiye sordılar etdiler :
“Koyun Baba’nın mekânı kangı cenabdadır” dediler. Ol kişi etdi:
“Hıdırlık garib bir sakızlık ağacı dibinde durur” dedi. Bunlar dahi Sultan Koyun Baba huzurı şeriflerine erişüb elin ayağın öpüb yamacına durdılar. Etdiler:
“Erenler Şahı, kemlik bizden iyilik erenlerden” dediler. Koyun Baba Sultan mübarek ağzın açub nefesinden şöyle geldikim:
“Her ne kim ider herkes kendine ider. İyilik iden iyilik bulur kemlik bulur iyiliğim” dedi. Çünki bunlar Koyun Baba Sultan’ın veçhile hak kelamın işidincek her biri ağlayub can-ı gönülden muhib olub etdiler:
“Baba Sultanın biz günahkârlar senin hizmetkârın olmak dileriz” deyüb tazarru ve niyaz idüb. Koyun Baba Sultan etdi:
“Dervişlik bir oddan gülmekdir her kişi anı giyemez ve lokması yedi tasdan ……. zehirdir her kişi anı yiyüb hazm idemez eylekim” dedi. Bunlar etdiler:
“Erenlerin nazarı kimyadır. Kara taşa nazar etse gevher olur. Aman mürüvvet bizi didarken mahrum etme” deyü tazarru ve niyaz etdiler. Eliye ayağına düşdiler. Ol mürüvvetkani güler yüzlü şeker sözlü kutb-ül arifin evliya-i sultan Koyun Baba Kaddesallahu’l-aziz Hazretleri ider : “kabul etdin iyiliğim” dedi. On biri halis muhlis Baba’nın bendesi olub kaldılar amma bunların biri dil ile ikrar idüb gönlünden (V-139b) inkâr etdi. Hazreti Sultan Koyun Baba’nın …… göze durdı.
Bir gün Baba Hazretleri bir divar gölgesinde yatırdı. Ol bed-fiâl anı görüb seğürdüb dama çıkdı. Gördikim bir büyük taş var iki eliyle yuva(r)layub ol taşı Baba Hazretlerinin üzerine bırakdı. Ol taş inüb tokuncuk mahalde Baba Sultan mübarek eliyle ol taşı tutub dam üzerine atdı. “Cüzzam olasın” dedi. Erenlerin nefesinden hazır gerekdir. Akıbet ol kişi cüzzam olub şehirden sürdiler. Evliyadan zahir olan keramet münkir olıncak böyle olur.
Sultan Koyun Baba Osmancık’a gelmezden mukaddem çobanların köyünde zahir olan kerametini beyan ider. Menemen canibinden gelirken Koyun Baba Sultan bir köye geldi. Ol karyede Mustafa Faki dirler bir kimesne var idi. Bir nice gün anın koyunun gütdi ol köyde bir nice hasutlar var idi. Sultan Koyun Baba hakkında suizan iderlerdi. Bu derviş bu kişinin evinde durur ehli ıyâlınakim nazar ider dediler. Bunların fikri fasıkları Koyun Baba Hazretlerine malum oldı. Mustafa Faki’ye etdi:
“Kalk sizin ile bakçe seyrine gidelim” dedi. Mustafa Faki ol köy halkıyla bir olub kalkub bağçaya vardılar. Meğer ol vakit kış güni idi. Koyun Baba Sultan Hazretleri Mustafa Faki’ye etdi:
“Mevlana gönlümüzde yemiş ister çıksın şol kiraz ağacından biraz kiraz indirsin yesin” dedi. Ol köyün halkı (V-140a) bu sözi işidincek etdiler:
“Kış günidir ağaçda yabrak yok kiraz kande ola yokdur” dediler Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz aydır:
“Siz âmin deyin biz dua idelim olakim hak teala hazretleri şu kiraz ağacından bize yemiş vire inşallahu teala” dedi. Pes Koyun Baba Sultan Hazretleri Hızır Nebi duasın okuyub ol köy halkı âmin dediler. Dua tamam olub el yüze sürdükleri demde bakudretullah teala ağaç tomurcuklandı yabraklandı çiçeklendi fil-hal dobdolu kiraz olub kemalin buldı. Ol cemaat denli hayran olub kaldılar. Koyun Baba Sultan kiraz ağacına çıkub bunlara vafir kiraz indirdi. Evvel ol cemaat yukarı bakdılar gördilerkim Baba Sultan Hazretlerinin ol yerinde bir ak gül bir kırmızı gül durur. Ol suizan idenler  summun bükmün olub kaldı. Koyun Baba Sultan kiraz ağacından indiği gibi köy halkı gelüb ayağına düşdiler özürler dileyib “Bizim günahımıza kalma erenler şahı” dediler. Koyun Baba Sultan bunlara etdi:
“Ayn-el-yakîn görmeyince inanamadınız gözleri kör olasız” dedi. Ol hasudların gözleri kör oldı. Pes ol halk Koyun Baba Sultan(ın) eliyle ayağına düşüb nihaye tazarru’ ve niyaz idüb ağlaşdılar. Ol mürüvvetkani bunlara terahhum idüb mübarek ağzı yerin bunların gözlerine sürdi fil-hal sıhhat bulub ol kendünin oldı. Erenlerin vela (V-140b) yeti bir katından ol bağça bir nişangahdır. Aşıklar anı bulurlar. Sultan Koyun Baba Kaddesallahu sirrahü’l-aziz gördikim sırrı eşkare oldı. Ol köy halkıyla vedalaşub revan oldı.
Koyun Baba Sultan Sultan Mehmed’e milakat olub gösterdüği demü beyan ider. Rivayetdir ki Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz Hazretlerinin zamanı saadetlerinde Sultan Murad oğlu Muhammed Han Rum padişahı idi. Bir gün Uzun Hasan Acem’den Gürcistan’dan çeri cem’ idüb Rum üzerine yürür idi. Ol Erzurum’a geldiler andan geçüb Sivas’a geldi ol diyarı yakdı andan Tokat üstüne yürüdi. Tokat halkı gafil bulundı Tokat’ı yağma eyledi. Bu cenabdan Sultan Mehmed Tokat garra’ olduğın istima idüb bu dahi asker çeküb Enkudiye geldi anda ulu asker cemi idüb Osmancık tarafına revan oldı. Çünkü şehre yakın geldi. Şehir halkı istikbal çeküb dua ve senalar eyledikden sonra Sultan Muhammed bunlara etdi:
“Ey Osmancık halkı hiç diyarınızda evliyaullahdan kimesne var mıdır?” dedikde şehir halkı etdiler:
“Beli padişahım Koyun Baba dirler kuvvet kudret sahibi bir gerçek er vardır” dediler. Çünkü Sultan Muhammed evliya haberin işitdi ve ve(z)irine etdi:
“Lala yüri otağa varmazdan mukaddem (V-141a) ol eri ziyaret ile gör ne remz eyler yarın… sabah ben dahi varıb ziyaret idem” dedikde ve birer… deyüb birkaç beyler ile Baba tarafına revan oldılar. Kızılırmak kenarına gelince vezir ayder :
“Er nazarına gideriz gelin abdest alalım batınımız zahirimiz bir olsun” dedi. Andan abdest alub sürüb ikindi vaktinde Koyun Baba Sultan huzurına vardılar… Baba Hazretlerinin yüzini görincek aklı şaşdı ne cenabdan varacağın bilemedi. Ensesi tarafından vardı. Koyun Baba Sultan vezire etdi:
“Er erin ensesinden mi gelür bre küstah” dedi. Vezir ayder:
“Hata benden atâ’ senden erenler şahı” deyüb ileri geldi. Baba Hazretlerinin mübarek elin öpüb “Himmet nazar ile gerçekler gerçeği” deyüb gerü dönüb hünkâr katına geldi. Sultan Muhammed vezirine etdi:
“Lala gördün mü ol er nicedir” dedi. Vezir ayder:
“Gördüm padişahım keşfi keramet sahibi bir gerçek erdir. Ancak himmetime hazır olsun” dedi. Çünkü Sultan Muhammed varır anın bu kelamın işitdi derhal yerinden kalkub “bizde vacib oldı ol eri varıb ziyaret kılmak” deyüb Koyun Baba Sultan huzurına geldi gördikim Baba Hazretleri padişahın kendüye geldüği malum oldı. Dönüb padişaha ……. eyledikde padişah Koyun Baba Sultanın  (V-141b) mübarek didarın görincek aklı şaşdı. Ne cenabdan varacağın bilemeyüb gözlerine surur hasıl olub izzetle selam virdi. Koyun Baba ayak üzere kalkub:
“Aleykümselâm ey Sultan Muhammed Gazi Han” dedi. Andan Sultan Muhammed gelüb Baba Hazretleri ile musafaha eyledi. Biraz sohbet etdikten sonra Sultan Muhammed etdi:
“Himmet nazar eyle Baba Sultan birkaç türlü muradımız var hasıl olsun dahi sonra gün başına bir köy vakf ideyim. Bir nice yağ bal bahasın akın ideyim. Anda duran dervişlerin evkatı hamseden benim davamı devletin duasına meşgul olsunlar” dedi. Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz Sultan Muhammed etdi:
“Andan çıkar andan sok. Sokduğundan hatırına anlar gelüb etdi ol günahımızı bülürler erenler şahı” dedi. Koyun Baba Sultan Hazretleri etdi:
“Öyle dimek değil var anları al anda sakin ol otur dimekde” dedi. Meğer Sultan Muhammed’in muradı bu idikim eğer hak teala bana Trabuzoni, İslâmboli ve Kefeyi feth müyesser olur ise bu evliyadan bir işaret olsun deyü bu niyet üzerine gelmişdi. Pes Koyun Baba Sultan anları elde anda sakin “Evvel otur” dedikde Baba Hazretlerinin kendi nutkundan bu kelamı (V-142a) istima’ idicek cemî’an şübhe zâil olub Baba Hazretleriyle musafaha idüb etdi:
“Tahkik şimdi yolda mı ki bu zamanın kutbu imişsin. İmdi hayır duadan ferâmûş buyurmayasız” deyüb Baba ile vedalaşub otağına geldi. Yarendesi göçüb Uzun Hasan üzerine yürüdiler. Bu tarafdan Uzun Hasan dahi Tokat’dan kalkub Bayburd sahrasında karar eylemiş idi. Sultan Muhammed dahi varub bu sahrada buluşub üç gün üç gice cenk idüb Allah tealanın inayetiyle ve Resul Ekrem mucizatıyla ve Sultan Koyun Baba’nın ali himmetiyle Sultan Muhammed Uzun Hasan’ı soyub askerini tarumar eyledi. Andan dönüb Bursa’ya geldi andan sonra İslâmbol’da karar eyledi. Sultan Muhammed Koyun Baba ile buluşduğu zamanda Baba Sultan yanında zahir batını bâk olmuş on yedi dervişi var idi. Koyun Baba Sultan bu dervişlerine etdi:
“Vakıf etmeğini benim kazanıma koyman dibini deler. Hak teala dergâhında bulgur bulamaç el verir ve dirlik odını yakın, yoldan geçeni hoş tutun elde olanı fî-sebîl-illâh harc idin, gerüsi gelmez sanman gelür yetüşür ve dahi şeriat emrin muhkem tutun zira ki şeriatdan düşen dört kapudan düşer. Eliniz, emeğiz, aşınız terin fî-sebîl-illâh yedürek dost gönlün ağartmak eğer (V-142b) yaş yaşayalum ömür sürelim dirseniz …… ……. ……… izlerinde sine sine buradan ……. Devletlü olmak dilerseniz dilsüz ve kulaksuz olun” dedi. Ve dahi
“Dişinizden ve tırnağınıza değin sarının, dervişlik kelamı olıcak gelür yetişür. Birbirinize yar olun bana yar olasız bana yar olan hakka yar olur. Eğer bu nasihatlerimi tutarsanız dünyada ahretde berhudar olasız ve behermende olasız ve eğer nasihatlerimi tutmazsanız içinizden nihan oluram nice idüb neyleye çoğunuzı bilmeyesiz” dedi. Baba Hazretleri abdallarına serzeniş idüb
“Ya gözlerine ak boz oturmuşlar ne beni yelediniz ve ne bir yeriniz bildiniz her birinizi yetmiş ademden ……. Devleti ……. Varın çok şükür eylenkim yoluna gelüb bana çıkdı. Siz benim içün bir içim su ve bir dilim etmek (ekmek) virseniz yahud bir saman çöpcüğüzin huzurı kalble şuradan kaldurub şuraya kor yarın hak divanında alam şu yana kavm gözediçiniz yok sanman iyulini yavuzi göredurin bari yaramazı bana salın ben anın hakkından gelürem tutduğunı geç tutarım amma muhkem tutarım rızasız …… yaya çuvalduz … ve yerine bin avaz … şol elden ayakdan …… kadar bana hizmet eylen. Huzurı hakda size Allah teala hazretlerinden birine avaz elimi virem” (V-143a) dedi. Sultan Muhammed Koyun Baba Kaddesallahu sirrahü’l-aziz ile mülakat olub kendinden sonra ……… hacetleri reva olub Hak Teala Hazretleri fethi fütuhatı müyesser eyledi. Günlerde bir gün vezirine etdi:
“Lala Koyun Baba Sultan’ın rumuzı sahih bela şek ve la şübhe veliyullah dan idü ki …. bende anın  içün hanegah …… andurub ve bazı kariyyelerden vakıf eylemek gönlümden geçer sen ne dirsin?” dedikde vezir aydur:
“Güzel niyyet eylemişsin Allah kabul eyleye ……. ola amma evvel anda bir salih kimse gönderelim varasın ol veliyullah görsün ve andan bir cevab alsun ne veche üzerine ise gelüb padişaha alem eylesun andan sonra mübaşeret olsun” dedi. Hünkar kapucılarından erenler muhibbi bir kimse var idi. Padişah buyurdı. Ol kapucı olan ile on birinci gün Osmancık’a dahil oldı. Gelüb Koyun Baba Sultan Hazretlerine kavuşub elin ayağın pus kıldıkdan sonra etdi:
“Erenler Şahı Hazret ki selam ider senin içün bir tekye ve biraz bana idüb hayır hasenat etmek ister ne buyurursız?” dedikde Koyun Baba Sultan tebessüm idüb etdi:
“Hak virdüği bana yeter eyleküm eğer hayır etmek isterse işbu Kızılırmak üstüne bir köprü yapdırsın” (V-143b) dedi. Cevab virmedi baş kapucı dönüb Sultan Mehmed’e gelüb hali eyledi:
“Devletlü hünkârım ol veliyullah ne hanegah ve ne vakıf rıza virmedi. Eğer haber isterse bu Kızılırmak üzerine bir köprü ya(p)sun dedi.”
Sultan Mehmed vefat idince Bâyezid Han amma seyyid şehzade …….. olub eğletürdi andan cülüs etmeğe olub giderken tahta köpri üzerinden geçerken ditredi bu zaruri geçdikde “Bu mahalde bir köprü yapulsun” deyü buyurdı. Ferman bırağub köprü bina olundı. Nasib Sultan Bâyezid’in imiş. Kapucılar gitdikden sonra Koyun Baba Sultan ayak üzere kalkub abdallarına etdi:
“Gelin işbu emaneti sizinle sahibine teslim idelim” deyüb ırmak tarafına yüridi. Abdalları arkasına düşdi. Baba Hazret köprünün ortasına gelince turdı etdi : “Bu dahi sana hizmet bahası olsun” deyüb hünkardan gelen kırk bin akçeyi ırmağa atdı. Yanında hazır olanlar gönlünden etdiler : “Baba Hazretleri işbu akçeyi ırmağa atacağına bize virse bir mahalde sarf etsek olmaz mıydı?” dediler. Bunların bu hali Baba Hazretlerine malum olub bunlara etdi: “Sizden sonra gelenler taâm büşürmek içün Ortalu Dağından suyla odun getürsinler gerekdir anları rencide (V-144a) etmesun deyüb hizmet bahası virdim” dedi. Baba Sultanın himmetiyle ne denlü odun seferi oldıysa bir kimsenin burnu kanamadı.
Rivayetdir ki; gecen rivayetdir ki, geyik buzalasa buzağıyı bıragub kaçar eğer ejderha ise on iki saatde nefes alub virdikçe büyür eğer buzağu ise büyümez. Andan anası yakın gelür. Eğer kendüden yana gelürse yine kaçar eğer gelmez ise varır emzirir eğer ejderha ise Allah Tealanın şerrini Müslümanlar üzerinden vuku etmek içün azab meleklerine emridüb yağmurlu günde zencir ile havaya çıkub Kaf Dağının ardına atarlar.
İttifak Baba Hazretlerinin mübarek kademi bu diyara basmazdan mukaddem dağında bir ahu gelüb Çal Dağına giderken Allah emriyle buzaladı. Buzağı kendüden ayrıldıkda kırk adım öte durdu. Bir saat bakdı gördi kim kendüden yana gelür anı gördi bırakub gitdi. Ol ahudan doğan ejderha oldı. Ol yerde olan köyleri incitdi def’aten çare emdiler çünkü Baba Hazrete bu diyara geldi. Nice dürlü velayetler izhar eyledi. Bu iki karye halkı ittifak idüb Koyun Baba Hazretlerine gelüb etdiler:
“Erenler Şahı bizim derdimize derman eyle” deyüb Baba Sultanın ayağına düşüb yalvardılar. Ol mürüvvet madeni murâd-bahş olub etdi:
“Nenin (V-144b) gibi derman istersiz” dedi. Bunlar etdiler:
“İki köy arasında bir ejderha peydah oldı. Daim bize elem virir davarımız ırmakdan su içse suyu ağular davarımız kırılur anın şerrini bizim üzerimizden def’ eyle” deyüb tazarru’ ve niyaz eylediler. Baba Hazretleri aydır :
“Varalım Allah emriyle ol zalimin şerrini üzerinizden def’ idelim” deyüb kalkdı. Asasın eline alub ol cemaatle revan oldı. Kuşluk vakti ol ejderhanın mekânına geldiler. Ejderha Kızılırmakdan su içmeğe gitmişdi. Bunları gördi. Hemendem kıçılayub ağzından ateşler saçub Koyun Babanın üzerine ol köy halkına etdi:
“Siz geri gidin” deyüb kendüsi ileri yüridi asa ile bir kez çalub “Taş ol bire mel’ûn” dedikde Allah emriyle kıçılayub gelürken taş oldı. Şimdi dahi asa ile ol yelin yerden kan ile irin şeklinde bir saru su akar. Ol köy halkı gördiler ki, tarfet-ül-ayn içinde ejderha taş oldı. Seğerdüb Baba Hazretlerinin ayağına düşdiler itikadları dahi ziyade oldı. Birkaç gün Baba Sultan karye halkı ziyafet idüb, kurbanlar kesüb çırakları verdiler. Andan sonra Koyun Baba Sultan anlar ile vedalaşub mekânına gelüb zikri hakka meşgul oldı.
Bir gün Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz abdallarına aydır ki:
“Benim yanıma ne günah ile gelürseniz gelin kanlı gömlekle gelmen kızılca bağırsuğınıza perk bağlan (V-145a) bana dahi senetiniz olmasun” dedi. Bir gün Baba Hazretlerinin abdalları etdiler:
“Evliyaullahdan bazıları şeriat emrine girüb evlendiler ve bazıları mukayyed olmadılar. Sebeb ne ola ?” dediler. Baba Hazretleri murâd-bahş olub etdi:
“İşitmediniz mi kim Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuşdur kim ‘Benim ümmetimin sekiz yüz yıldan sonra gelenleri evlenmekden evlenmemek ….. …… zira anın içün kim tarihi hicretin sekiz yüz yılı geçdikden sonra dünyaya gelen evladın binde biri salih olmaz” dedi. Pes Baba Sultan abdallarına bu kelamı teselli hatır eyleyüb artık kıyl-u kal etmediler.
Koyun Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz Osmancıklı Necaşi’yi Kabe’ye alınub getürdüğin beyan ider. Şehirden der beyan ider şehirden Necaşi dirler Baba Hazretlerinin bir muhibbi var idi. Koyun Baba Sultan dahi anı canı gönülden severdi. Bir gün bu Necaşi Kâbe’ye gitmeye arz kıldı. Ve etdi : “Varayım Baba Hazretinden bir dua …. nazar alayım andan sonra ……. tedarik ideyim” dedi. Gelüb Baba Hazretlerinin nazarına geldi etdi:
“Sultanım bana himmet eyle Beytullaha gitmek isterem” dedi. Baba Sultan etdi:
“Sabreyle oğlum hacılar gitsünler sen bir eve gir otur seni kimesne görmesün hesab eyle hacılar Arafat’a çıkduğı gün cemî’ ….. el dahi yağa gül …. inşallahu teala seni Kabe’ye iletem muradın hasıl ideyim” dedi. (V-145b) Çünkü Necaşi bu kelamı işitdi. Baba Hazretine itikadı ve itimadı olmakla ve kendüye olan ihsanı işitdi. Kemali mertebe hazz idüb vardı. Bir eve girdi. Sabreyledi kimseye görünmedi ta hacılar Arafat’a çıkacağı gün Necaşi dünyalıkda yana kadir ise alub Baba Sultan nazar yana getürdi. Koyun Baba Hazretleri ol malı alub yetimlere ve dul avratlara ve mededsüzlere üleşdirdi. Bir habbesin kabul etmedi. Necaşi’ye etdi:
“Yüri biraz yağ bal getür helva bişürelim yolda gerek olur” dedi. Pes Necaşi dahi biraz yağ bal getürdi. Baba Sultan abdallarına etdi:
“Bizi bugün yarın gözlemen” deyüb Necaşi ile kalkub şehrin şimal tarafına revan oldılar. Bir yüksek depeye çıkub od yakdılar. Ol balı yağı helva bişürdiler andan sonra Baba Sultan Necaşi’ye ider:
“Seni Kâbe’ye bu şartla iletürem ki bu sırrı kimseye faş etmeyesin. Anda olan hacılar sana kaçak geldin dirlerse Mısır hacılarıyla geldim dersin” dedi. Andan sonra “Bismillahirrahmanirrahim” deyüb Necaşi’nin eline yapışub asasın eline alub “Yum gözüni” dedi. Necaşi ayder:
“Gözümi yumdum tarfet-ül-ayn içinde yine aç dedi gözümi açdım kendümi Arafat Dağında gördüm. Hacılar ile vakfına durdum. Baba Hazretini asla görmedim. Amma bana bir yeşil donlu kimse etdi : ‘İşde Arafat Dağı  (V-146a) budur’ dedi. Çünkü vakfe tamam olub Mina yazusına geldim. Ertesi herkes kurban almağa meşgul oldılar. Akçe yokdıkim kurban alam acaba neylesem dirken Arab şeklinde bir kimesne elinde kurban durur. Koyun Baba muhibbi kim ise bu kurbanı ana virsem gerekdir. Etdim ‘İşde Koyun Baba muhibbi benem’ dedim. Bana kurbanı virdi. Vardım boğazladım. Baba Hazretleri ‘cemî’ tavaf yerlerini tavaf etdikden sonra beni zemzem kuyusu yanında bulasın’ dimişdi. Ol araya geldim. Baba Hazretlerini anda buldum. Bana etdi : ‘Cemî’ arzularını hubb gördün mi?’ dedi. ‘Beli himmetiniz bera katında gördüm’ dedim. Yine bana etdi: ‘Yerem gözüği’ dedi pes gözümi yumdum yine ‘Aç’ dedi açdım kendim helva bişürdüğümüz ateş yanında buldum gördüm ki dahi ateş söyünmemiş dudurdı. Andan evime geldim Allah tealaya şükürler eyledim.”
Bir gün Baba Hazretlerine etdiler ki:
“Erenler Şahı sizler dar-ı fenadan intikal idincek mezarınızı ne yerde ihya idelim” dediler. Pes Baba Hazretleri bunlara etdi:
“Gelin size göstereyim” deyüb kalkdılar şehrin şimal tarafına gitdiler. Hala tekye olan mevziye gelüb Baba Hazretleri asa ile işaret eyledi. Çün Baba Hazretleri dâr-ül-bekaya intikal etdüği zaman ol yerde defnetdiler. Mezarı yapmağa başladılar. Pes Sultanın mezarı bir er boyı çıkdıkda.
Ali Koçı derler bir derviş (V-146b) var idi. Ol gayb oldı. İşbu Koca dedikleri derviş gelüb Baba Hazretlerine radet (?) getürdüği zaman Baba Sultan bu dervişi “irişdi oğlan” deyü el virmişdi. Evvel gelen dervişler gönüllerinden etdiler: “Biz nice zamandır hizmet ideriz bize irişdi deyü çağırmaz. Bu dün geldi buna irişdi deyü çağırır” deyüb hatırları melül olurdı. Bu hal Baba Hazretlerine malum olub bunları teselliyi hatır etmek içün bir gün Ali Koçı’ya etdi:
“Gerçeğim yüri ırmakdan bir içim su getür sana nasibini vireyim” dedi. Pes Ali Koçı bu kelamı işidincek eline iki desti alub Kızılırmak’dan su doldurub Baba Hazretine getürdi. Baba Sultan Ali Koçı’ya etdi:
“Gönlü gönüle katdın anı dökde bir dahi getür” dedi. Pes erin nefesin hak bilüb tekrar vardı bir dahi getürdi. Pes yakın gelince “anı dahi dök” dedi. “Bir dahi getür” dedi. Erin nefesin hak bilüb kalbine asla bir nesne getirmedi. Hulus kalbiyle varub bir dahi getürdi. Üçüncü defa da gelen suyu alub içdi. Erenlerin nazarı kimyadır. Kara taşa nazar etse gevher olur. Gözünün perdesin kaldurub arkasın sığayub nasibin virdi. Etdi Rum İlinde Turna Suyu kenarında varanda mekân tutardı. Vardı barmağıyla işaret idüb gösterdi. “İşbu mekânı tut” dedi. “Başka ocak yak fi-sebilullah yedür içür” deyü Baba Sultan (V-147a) işaret eylemişdi.  Pes evladım Ali Koçı Rum İlinde erenlerin işaret eylediği yerde varub mekân tutdı. Anın dahi menakıbı vardır malum oluna.
Pes bundan sonra cümle dervişler bir araya gelüb yapı yapmak içün meşveret eylediler. Her biri bir dürlü cevab eyledi. Selim Dede dirler bir ihtiyar var idi. Ol ider:
“Dervişler bizim kârgir bina yapmağa gücümüz yetmez. Gelin kerpiçden yapalım” dedi. Amma Mahmu(d) Dede dirler bir er var idi. O etdi:
“Benim efendim demiş idikim size hemen bahane olun er hak anı yerine kor ve hem dünya içün gam yemen, gelmez sanman gelür yetüşür” dimişdi dedikde Mahmud Dede sözine kimse iltifat etmeyüb Selim Dede kendüye tabi olan dervişleriyle Çanakcılar Mahallesinden birkaç bin kalıb kerpiç kesdiler. Kuruyub yapıya koyacak mahalde Allah emriyle yağmur yağub sel geldi kerpiçleri cemî’an helak eyledi. Üç defa ……. kerpiç kesdiler üçü dahi Allah kudretiyle sel gelüb helak eyledi. Mahmud Dede vardı Baba Hazretlerinin aşkına yaslanub etdi:
“Erenler Şahı ben senin asitaneni kerpiçden yapmak reva görmedim. Eğer sen reva görürsen bana işaret eyle” deyü uykuya vardı. Baba Hazretleri seyir aleminde “Oğlum Mahmud sabreyle ……” dedi. Mahmud Dede sakin olub sabır ile. Badehu Selim Dede dervişleriyle “Bir yere gelüb müşâvere idek” dedi. Anlar dahi eylediler etdiler : “Baba müzekkir niçün (V-147b) yapuya rıza virmedi” sözine Mahmu(d) Dede’nin ……. deyüb Mahmud Dede’yi ser-firâz idüb meskenet etdiler. Çünkü zahirleri batınları bir olıcak Hak Teala Hazretleri Karadeniz’den bir bulut peydah idüb gök gürleyüb yağmur yağdıkim vasfı kabil değil idi. Peyam Deresinden bir azim sel zahir olub binaya vafir taş getürüb Baba Hazretlerinin mezarının dört tarafına dökdi. Pes cümle dervişler şad olub safa-i hatır ile yapmağa başladılar.
Baba Hazretleri hayatında iken dervişlerden biri sordıkim “Erenler Şah(ı) yapı yaparken bizim halimiz nice olur. Irmak yakın değil, taşımak dahi mümkün değil neyleyelim” dedi. Baba Hazretleri ol zaman nefes idüb arkın önünde gelüb akar dimiş idi. Pes Baba’nın velayeti zahir oldı. Bir taş dibinden bir su çıkdı. Ta yapu tamam olunca akdı. Çünkü yapu tamam oldı su dahi tamam oldı. Su gürledi badehu kış meydanı yapılmak lazım geldi. Osmancık Erenleri cem’ olub “Bizim dahi Baba Hazretlerinin asitanesinde bir eserimiz olsun” deyüb dört hirfet dört divarın yapub kendülerden sonra gelenler “Bizi hayır duadan unutmasunlar. Her bayram aşura günlerinde her hirfetin yapduğı yere oturub ve her hirfetin makamı ve mekanı malum olub hayır dua ile ruhumuzı yad kılsunlar”  deyü bina eylediler. Hak Teâlâ Hazretleri anlar ve ol asitaneyi bina eylemeğe sebeb (V-148a) olan  dervişlere ve azizlere Hak Teâlâ Hazretleri rahmet eyleye. Âmin yarab-ül âmin.
Der beyan Çoban  Baba Hazretlerinin Saltuk nam kariyyede bir muhibbi var idi. Baba dahi anı gayet ile severdi. Baba’nın vefatın işidüb dağdan berü ağlayub feryad iderek gelürken karşudan Baba Hazretleri zahir olur. Bu kişi seğirdüb etdi:
“Babacığım seni beka oldı dediler. Hele Elhamdülillah yalan imiş” dedikde Baba Hazretleri etdi:
“Oğlum bu ten libas köhnemiş idi imdi çıkarub bırakdım. Dervişler anda ağlaşurlar var sende böyle ağla” dedi gözi önünden gayb oldı.
Sultan Koyun Baba’nın velayeti çokdur ve bu fakir-ül hakir kâtibi menakıb kesîr-ül kasr eyledim bi(r) zaman nasib kazaya mübtela oldum. Diyar-ı Acem’de Karabağ’da kazâda idim. Bir düşman hareket eyledi. Tamam, mezâikde idim. Bir gice âlemi deryada görmeğe bir alay ulular bir meclisde oturmuşlar musahabat iderlerdi. İçlerinden biri ayder: “Koyun Baba geldi” diyince mecmûî ayak üzere kalkub Baba Sultan’ın gelmesine muntazır oldılar. Çün Baba Sultan geldi. Tiz gönderek eğer bu bizim tahtımızda olaydı ben bunun mesâlihini çokdan gördüm idi. Niçün ol Müslümanlara imdad idüb gemisini halas etmediniz dedi. Baba Sultan Hazretleri etdi:
“Bir kerre sen bari yetiş ya Koyun Baba Sultan diyince irişüb korkudan halas eyledik” dedikde anlar etdiler:
“Cenabı Allah’dan ol kimsenin halas size nasib olmuşdur. Anın içün bizim (V-148b) kalbimize anların halas meyil eylemedi” dediler.
Baba Sultan Kaddesallahu sirrahü’l-aziz bir gün abdallarına etdi:
“Beni bugün yarın gözlemen” dedi. Ol aradan sır oldı. Kargu dirler bir köye geldi. Gördikim bir hatun suya gelür anda bir sakak var su doldurub buna ider:
“Oğul bana şu sakacuğı kaldur” dedi. Baba Hazretleri eyitdi:
“Ata evladın yok mudur ki suya gelürsin” dedi. Hatun ayder:
“Ya oğul bu er idi amma şükri emrine ahrete intikal etdiler” dedi. Baba Hazretleri nutka gelüb ayder:
“Ya hatun eğer iki evladın olursa birin bana virir misin ?” dedi. “Ya hatun var bu gice erin ile cem ol. Ahi Baba senden gelse gerekdir” deyü himmet eyledi. Ol aradan hatun evine geldi. Erine etdi:
“Bu gün yukarda bir derviş gördüm bana şöyle remz eyledi” deyü cevab eyledi. Ol kıssa o gice Allah emriyle eri olan kimesne ol kadir harekete geldikim delikanlı gibi cünbüşe geldi. Velhasıl ol gice ol hatun iki oğlana hamile oldı. Bu hatunun hamli zahir oldı. Bir gün fırından etmek çıkarırken ol arada hazır olan kızlar bu hatunun karnına kürek sapıyla dürtüb iderler ki:

“Pirlik deminde hamile mi kalkdın” deyü elzem iderler. Hatun bunlara iderkim:
“Karnıma niçün dürtersin, oğlanımı öldürürsin” dir. Hasıl Kelamullah emriyle Sultan Ali, Koyun Baba Hazretlerinin ali himmetiyle bu hatunun hamile kalmasın bülüb iki oğlan vücuda geldi. İkisine dahi iki yaşın peydah ider. Bu hal üzere iken Koyun Baba Sultan Allah emriyle (V-149a) çıka geldi. Ayder:
“Ana ikrarına durur musın ?” Ol hatun:
“işde ikisi de kangisin dilersen al” dedi. Baba Hazretleri birinin yüzin açar “Bu değildir”  ol birinin yüzin açar bakar “İşde budur” dir. Atasından alur hırkasının yenine koyub alub gider. Birkaç gün kudret huniyle kıdalandırdı. Tanrı emriyle validesine getürür. Anası seversin ahir bir müddetden sonra oğlan : “Ben dedeme giderem hizmetine bel bağlarım” deyüb anasıyla vedalaşub yaya.

Sultan Koyun Baba Hazretleri bir gün bu Ahi Baba’ya ider ki:“Var sen yine Karguya git anda Ocak ol gelene geçene yedir içir fî-sebîl-illâh ol yerin gözçisi ol. Sana yaramaz kasd iderlerse bana sal ben anın hakkından gelürüm” deyü himmet eyledi. Ol etdi. Varub Baba Hazretlerinin nutkı üzere ol yerde bir zaman geçindi. Sultan Ahi Baba, Koyun Baba’nın nefes evladı olduğuna şek şübhe yokdur. Allah emriyle nefesinden olduğı mükerremdir. Şimdi dahi ol diyarın gözçisidir. Vallahu alem bi-l-sevab.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir