İmam Hüseyin’in Kerbela’ya Girişi – Hz Zeyneb’in Kararsızlığı ve Çadırların Yağmalanması

Hüseyin [a] atına binip hareket etti. Hürr’ün ordusu bâzen O’na engel oluyordu, bâzen de O’nun peşinden hareket ediyordu. Nitekim Muharrem ayının ikinci günü Kerbela’ya vardılar. Hüseyin [a] oraya girince “Buranın adı nedir ? diye sordu. Dediler: Kerbela” Hüseyin[a] “Allah’ım dertlerden ve belâlardan Sana sığınırım!” dedikten sonra şöyle devam etti: “Burası hüzün ve belâ mahallidir. Burası bizim inmemiz gereken yerdir. Burada kanımız dökülecek ve mezarımız burada olacaktır. Bunu Ceddim Resulullah [s] bana bildirmiştir.” Herkes indi, Hürr ve dostları da bir köşeye indiler.

Hz Zeyneb’in Kararsızlığı

Hüseyin [a] oturdu ve kılıcını hazırlarken bir şiir okudu. Zeyneb bu şiiri duyunca dedi:
“Canım kardeşim öldürüleceğine yakîni olan biri bunları söyler.”
Hüseyin [a] “Evet, canım bacım, öyledir.” buyurunca Zeynep:
“Duyuyor musunuz, Hüseyin şehadetinden haber veriyor, öldürüleceğini söylüyor.”

Bu arada kadınlar ağlamaya, yüzlerine vurmaya ve yakalarını yırtmaya başladılar.
Ümmü Külsüm de: “Vâ Muhammedah! Vâ Aliyyah! Vâ Ümmah! Vâ Hüseyinah! Aman senden sonraki çâresizliğimizden ey Ebâ Abdillah!
Hüseyin [a] O’na teselli verdi ve buyurdu: “Canım bacım, Allah yolunda sabırlı ol. Çünkü göklerdekiler fânidir, yeryüzü halkı da tümüyle ölecek ve bütün insanlar ölecektir.”

Daha sonra da: “Ey Ümmü Kulsüm, Ey Zeyneb, Ey Fâtımâ ve Ey Rübab! Aklınızda bulunsun, ben öldürüldüğümde yakanızı yırtmayın, yüzünüze vurmayın ve Allah’a râzı  olmadığı bir söz söylemeyin.”

Başka bir târihle de şöyle rivâyet edilmiştir: Zeynep Hüseyin’den [a] uzak, kadınların ve kızların arasında oturmuştu, bu şiiri duyunca yaşmaksız ve çarşafı yerde sürüklenir bir halde kardeşinin yanına gelip dedi: “Keşke ölüm gelseydi de benim canımı alsaydı! Bu gün annem Zehra, babam Ali ve kardeşim Hasan dünyadan göçtüler, ey geçmişlerin vârisi ve kalanların sığınağı!” Hüseyin [a] O’na bakıp buyurdu: “Canım bacım dahanıklı ol, sabrını şeytana kaptırma” Zeynep: Canım Sana fedâ olsun, dedi, öldürülecek misin ?

Hüseyin [a] gam ve hüznünü kalbine gömdü, gözlerinden yaş süzüldü ve dedi: “Eğer avcılar katayı -bir kuş- kendi hâline bıraksalar yuvasında yatar.”
Yâni îmâ yoluyla demek istedi ki, eğer Ben-i Ümeyye rahat bıraksalardı Medine’den çıkmazdım.

Zeyneb bunu duyunca dedi: “Canım kardeşim, düşmana giriptar olduğunu mu düşünüyorsun, hayattan meyus musun ? İşte bu yüreğimi öylesine yakıyor ki buna dayanmak çok zor.”
Daha sonra yakasını yırtıp bayıldı ve yere yığıldı. Hüseyin [a] kalkıp Zeyneb’in yüzüne su serpti. Zeyneb ayılınca, O’na metânet ve teselli verdi. Kendi şehadetini küçük göstermek için de, Ceddi Resulullah’ın [s] ve babası Ali’nin [a] ölümünü hatırlattı. Hüseyin’in [a] kendi Ehlibeyt’ini ve ailesini berâberinde getirmesinin bir sebebi de belki şuydu: Eğer O Hazret ailesini ve Ehlibeyt’ini Hicaz’da veya başka bir şehirde bırakmış olsaydı, Yezit b. Muaviye [lânetullâhi aleyhima] bir ordu gönderir, O’nları esir ederdi ve Hüseyin’i [a] yolundan döndürmek ve Yezit’e muhalefet etmekten vazgeçirmek için O’nlara eziyet ederdi.

AŞURADAKİ OLAYLAR, ŞEHİDLERİN ŞEHADETİ VE ÇADIRLARIN YAĞMALANMASI

Ubeydullah İbni Ziyad insanları hak yoldan saptırarak Hüseyin [a] ile savaşmaya dâvet etti, bu dâveti kabul gördü ve  O’na itaat ettiler. Ömer b. Sâd’ın, âhiretini dünyası karşılığında aldı ve ordusuna başkomutan tayin etti. Ömer de bunu kabul ederek Hüseyin’le [a] savaşmak için, dört bin atlı ile Kûfe’den hareket etti. İbni Ziyad da peyderpey O’na asker gönderdi ve nitekim Muharrem’in altıncı günü Ömer b. Sa’d’ın ordusu yirmibin süvâriye ulaştı. Böylece Hüseyin’e [a] baskı üstüne baskı yaptılar. Hüseyin [a] ve ashâbı susuzluğa yenik düştüler.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir