Hz. Hüseyin (a.s)’ın Mekke-Kerbela Yolu Boyunca Buyurduğu Sözler ve Küfe’ye Yolculuk

Hz. Hüseyin Yol Boyunca Buyurduğu Sözler

Irak seferinden vazgeçmeyi Hz. Hüseyn’e (a.s) teklif eden kişilerden beşincisi Arapların meşhur şairi Ferezdak’tır. Hz. Hüseyin (a.s) Mekke’den Irak’a doğru hareket ettiği zaman Ferazdak da hac farizasını eda edebilmek için Mekke’ye doğru geliyordu. Merhum şeyh Mufid Ferazdak’ın kendisinden şöyle naklediyor: “Ben H. 60. yılda annemle birlikte hac farizasını eda edebilmek için Mekke’ye gidiyordum. Harem’in yakınlarına vardığımda… Irak’a doğru giden Hz. Hüseyn (a.s)’ın kafilesi ile karşılaştım ve hemen huzuruna çıktım. Selam verip musafaha ettikten sonra: “Ey Resulullah’ın torunu!… Hac farizasını eda etmeden Mekke’den böyle acele olarak çıkmanızın sebebi nedir?” diye sordum. Hz. Hüseyn (a.s): “Eğer acele etmeseydim beni yakalıyacaklardı.” buyurdu.

Ferazdak daha sonra şöyle devam ediyor:”… İmam (a.s) benden: “Irak halkının, mevcud durumlar hakkında görüşleri nelerdir?” diye sordu. Ben ise cevaben: “Durumu bilir kişiden sorup öğrenmek istiyorsunuz. Biliniz ki halkın kalpleri sizinledir, ancak kılıçları aleyhinizedir. Mükadderat Allah’ın elindedir, dilediği şekilde yapar” dedim.

Hz. Hüseyn (a.s) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Doğru söyledin, mükadderat Allah’ın elindedir… Eğer kaza ve kâder dilediğimiz şekilde olursa Allah’a nimetleri karşısında şükrederiz; şükretmek için yardım dilenen de O’dur. Eğer kaza ve kâder, isteğimiz arasında engel olur, işlerimiz dilediğimiz şekilde gitmezse, yine de niyeti hak ve batını takva olan (kalbine takva hükmeden) bir kimse, doğru yoldan çıkmamıştır.” (15)

Ferazdak şöyle devam ediyor: “İmam Hüseyn (a.s)’ın sözü tamamlandığında: “Evet, sözünüz doğrudur, önünüze hayır çıksın.” dedim. Daha sonra hac ve diğer bazı şeyler hususunda bir kaç soru sordum. İmam (a.s) bu sorularımı cevabladıktan sonra, vedalaşıp bineğini sürdü, böylece birbirimizden ayrıldık.

Hz. Hüseyin (a.s)’ın Kûfe Halkına İkinci Mektubu

Hz. Hüseyin (a.s) Kûfe’ye doğru hareketinde “Hacir” adındaki konağa vardığında, bu mektubu Kûfe halkına hitaben ve Muslim b. Akil’e cevap olarak yazıp ” Kasys b. Müsehher-i Saydavî” vasıtasıyla onlara gönderdi: “Allah’a hamd, Peygambere salat ve selamdan sonra. Bize yardım etmek ve hakkımızı talep etmek için toplanmış olduğunuzu bildiren Muslim b. Akil’in mektubu bana ulaştı. Allah-u Teâla hepimize güzel ihsanda bulunmasını (akibetimizi hayır etmesini) ve bu ittihada karşı da size en büyük sevabları lutufta bulunmasını niyaz ederim. Ben de Zil Hicce ayının sekizi, salı günü Mekke’den ayrılıp size doğru hareket ettim. Elçim size ulaştığında işlerinizi süratle düzene sokun. Ben de bu bir kaç gün içerisinde gelip size ulaşırım.” (16)

Hz. Hüseyn (a.s) Niçin Kûfe’yi Tercih Etti?

Bu soruya kısa bir şekilde şöyle cevap vermek mümkündür: Acaba Hz. Hüseyn (a.s) bunca mektup ve istekler karşısında, Irak ve Kûfe seferini durdurmuş olsaydı makûl bir mazereti olur muydu? Eğer Kûfe halkı, “Biz Hz. Hüseyn’in (a.s) yolunda can ve malımızdan geçmeye hazırdık” iddiasında bulunsalardı veya “Bize önderlikte bulunması için İmam Hüseyin’e (a.s) rica ettik, fakat O bizim isteklerimize itina göstermedi” deselerdi, İmam (a.s) da onlara; “Ben sizin bana karşı vefasız olacağınızı bildiğim için isteklerinize müsbet cevap vermedim” demesi ikna edici bir cevap olur muydu? Acaba onlar böyle bir zamanda, “biz davetimizde samimiydik, sana karşı vefalı da kalacaktık” iddiasında bulunmazlar mıydı?

Başka bir ifadeyle, İmam Hüseyn (a.s) burada tarihin kavşak noktasında durmaktadır. Öyle ki İmam Hüseyn (a.s) Kûfe halkının isteklerine olumlu cevap vermezse tarihin karşısında mahkûm olacaktır. Tarih, şartların oldukça elverişli ve musaid olduğuna, ama İmam Hüseyn (a.s)’ın bu mühim fırsattan istifade etmediğine veya etmek istemediğine ya da korku ve vahşet sebebiyle bu meseleden el çektiğine hükmedecekti.
Bu yüzden Hz. Hüseyin (a.s), kendisine ellerini uzatan kimselere hücceti tamamlamak için onların isteklerine olumlu cevap veriyor.

Kûfe Yolunda

Hz. Hüseyin (a.s) Kerbela seferinde “Hüzeymiye” ismindeki konağa vardı, bir gün orada kalıp dinlendi. İşte bu konakda, Hz. Zeyneb (a.s) sabah erkenden kardeşinin huzuruna gelip şöyle dedi: Kardeşim, bu iki beyt şiir sanki gayıptan bana ilham oldu ve daha çok ıstırap ve üzüntüme yol açtı.

Ey göz, yaşla dolup taş                  Ağla ağla durmadan
Çünkü kim ağlayacak                     Şehidlere sonradan
Ağla o kervana  ki                          Takdir ile  yürüyor
Ahde vefa etmeye                           Ölüm onu sürüyor.

İmam Hüseyin (a.s), bacısı Zeyneb-i Kubra’ya cevabında tek bir kısa cümleyle iktifa etti;
“Ey bacım! Allah’ın takdir ettiği şey mutlaka vuku bulacaktır.” (17)

15- Ensab’ül-Eşraf, c.3, s.164. Taberi, c.7, s.287. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.276. İrşad-ı Mufid, s.218. Harezmî, c.1, s.223.
16- Ensab’ül-Eşraf, c.3, s.167. Taberi, c.7, s.289. el-Bidaye ve’n-Nihaye, c.8, s.168.
17- Maktel-i Harezmî, c.1, s.225.

Rivâyete göre İmam Hüseyin [a] Irak’a gitmeye karar verdiğinde, insanların karşısına çıkıp şunları buyurdu: “Hamd Allah’a mahsustur, Allah’ın dilediği olur ve O’nun dışında güç kaynağı yoktur ve Allah’ın salatı Resulünün üzerine olsun. Ölüm hattı insanoğlu için çizilmiştir, kızların boynuna astıkları kolyenin izi gibi ziynettir onlara. Yâkub’un Yusuf’u görmeğe olan isteği gibi, ben de seleflerimi görmeye istekliyim. Benim öldürüleceğim yer belirlenmiştir ve ben de oraya varacağım. Nevâvis ve Kerbelâ arasında bir yerde, çöl kurtlarının aç karınlarını doyurmak ve boş dağarcıklarını  doldurmak için bedenimi parçaladıklarını âdetâ görüyor gibiyim. Kader kalemiyle çizilen yoldan kaçmak imkansızdır.

Biz Ehlibeyt’in rızâsı Allah’ın rızâsına bağlıdır. O’nun göndereceği belâya sabredecek ve sabır ehlinin mükâfatını alacağız. Resulullah’ın [s] bedeninin parçası olan bizler, O’ndan ayrılmayacak ve Cennette O’nunla berâber olacağız. Böylece Resulullah [s] râzı  olacak ve Allah’ın, Resulüne olan vaadi gerçekleşecek. Her kim bizim yolumuzda fedâkarlık etmeğe hazırsa, şehadete ve Allah ile mülâkat etmeyi dilerse bizimle gelsin. Çünkü Allah’ın yardımıyla bu sabah Mekke’den çıkacağız.”

İmam Hüseyin ve Kafilesinin Mekke’den Hareketi
Gecenin son saatlerinde Hüseyin [a] Mekke’den çıktı. Muhammed b. Hanefi’ye haberi duyar duymaz yetişip, İmam’ın bindiği devenin yularını tuttu.
Muhammed: Canım kardeşim, hani sözlerim hakkında düşüneceğine dâir söz vermiştin?
İmam: Evet.
Muhammed: O halde gitmek için neden acele ettin ?
İmam: Sen gittikten sonra Resulullah [s] yanıma geldi ve “Ey Hüseyin, Irak’a doğru hareket et, çünkü Allah Seni öldürülmüş olarak görmek istiyor” buyurdu.

Muhammed:   İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Mâdem öldürüleceksin, bu kadınları niye berâberinde götürüyorsun ?

İmam: Resulullah [s] buyurdu ki “Allah onları da esir olarak görmek istiyor.”

Muhammed İbni Hanefiye bunları duyunca İmam’la vedâlaştıktan sonra gitti.  Muhammed İbni Yakub Küleyni “Resâil” kitabında Hamza b. Hemran’dan nakleder: “Biz Hüseyin’in [a] yola çıkışını ve Muhammed b. Hanefiye’nin de İmam’la hareket etmeyişini anlatıyorduk. O mecliste bulunan İmam Sâdık [a] bana buyurdu: “Ey Hamza, sana bir hadis aktaracağım ki, bu meclisten sonra Muhammed b. Hanefiye hakkında birşey sormayasın. Hadis şudur: Hüseyin [a] Mekke’den hareket edince bir kağıt istedi ve ona şunları yazdı:

Hüseyin b. Ali’den, Beni Haşim tayfasına:
Hamd ve selamdan sonra, benimle gelecek olan herkes şehid edilecek ve gelmeyenlerse maksadına varamayacaktır. Vesselam

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir