İbrahim Suresi Türkçe Meali

CÜZ: 13, SÛRE: 14
Bedir Savaşı hakkında nazil olan 28. ve 29. ayetleri
dışında Mekke’de inmiştir; 52 ayettir.35-41. ayetlerinde Hz. İbrahim’in duaları söz
konusu edildiği için İbrahim adıyla adlandırılmıştır.
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Kim her hafta İbrahim ve Hicr Sûrelerini bir
namazın iki rekâtında okursa, Allah dilerse
o fakirlik, delilik ve belaya uğramaz.” (bk.
Ayyaşî Tefsiri ve Sevabu’l-A’mal kitabı.)
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Elif, Lâm, Ra. (Bu,) Rablerinin izniyle
insanları karanlıklardan aydınlığa, üstün
ve övgüye layık Allah’ın yoluna çıkarman
için sana indirdiğimiz bir kitaptır.
2. O Allah ki, göklerde olan her şey ve
yerde olan her şey O’nundur. Şiddetli
bir azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline!
3. Onlar, dünya hayatını ahiretten üstün
tutarlar, Allah’ın yolundan alıkoyarlar
ve onu eğri yapmak isterler. İşte
onlar, (haktan çok) uzak bir sapıklık
içindedirler.
4. Onlara (gerçekleri) iyice açıklasın
diye her elçiyi ancak kendi toplumunun
dili ile gönderdik. Böylece Allah
dilediğini saptırır ve dilediğini hidayete
erdirir. O, üstündür ve hikmet
sahibidir.
5. Gerçekten biz Musa’yı, “Kavmini karanlıklardan
aydınlığa çıkar ve onlara
Allah’ın günlerini hatırlat” diye mucizelerimizle
gönderdik. Kuşkusuz bunda,
her sabreden ve şükreden için açık
ayetler vardır.İBRAHİM SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 14

6. Hani Musa kavmine şöyle demişti:
“Allah’ın size olan nimetini hatırlayın.
Hani sizi Firavun ailesinden kurtardı.
Onlar size kötü işkence(ler) yapıyorlardı;
erkek çocuklarınızı kesiyor ve
kadınlarınızı (kızlarınızı) sağ bırakıyorlardı.
Bunda Rabbiniz tarafından
size büyük bir imtihan vardı.”
7. Hani Rabbiniz şöyle ilan etmişti:
“Şükrederseniz, nimetinizi artırırım;
nankörlük ederseniz, (bilin ki) azabım
çok şiddetlidir.”
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Herhangi bir kula Allah bir nimet verir de
kalbiyle o nimeti ikrar eder ve diliyle Allah’a

o nimetten dolayı hamd ederse, sözünü
bitirmeden Allah o nimetin kendisi için artırılmasını
emreder.” Bir rivayete göre İmam,
“Allah o nimetin artırılmasına izin verir” dedi
ve sonra şu ayeti okudu: “Şükrederseniz, nimetinizi
artırırım.” (bk. Ayyaşî Tefsiri)
8. Musa, “Eğer siz ve yeryüzünde bulunan
herkes kâfir olsanız, (şunu bilin ki)
Allah ganidir ve övgüye layıktır.” dedi.
9. Sizden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud’un
ve onlardan sonrakilerin ki
Allah’tan başka kimse onları bilmemektedirhaberi
size gelmedi mi?
Peygamberleri apaçık delillerle onlara
geldiler. Ama onlar, ellerini peygamberlerinin
ağızlarına tıkayarak ve, “Sizinle
gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten
bizi çağırdığınız şey hakkında derin
bir kuşku içindeyiz.” dediler.

10. Peygamberleri dediler ki: “Gökleri
ve yeri yoktan var eden Allah’ta kuşku
mu var?! O, günahlarınızdan bir kısmını
affetmek ve belirli bir süreye kadar size
mühlet vermek için sizi çağırıyor.” Onlar
dediler ki: “Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz.
Bizi babalarımızın ibadet ettiği
şeylerden alıkoymak istiyorsunuz. Bize
açık bir delil getirin.”

CÜZ: 13, SÛRE: 14 İBRAHİM SÛRESİ

11. Peygamberleri onlara dediler ki: “Biz
ancak sizin gibi bir beşeriz. Fakat Allah,
kullarından dilediğine büyük nimet verir.
Biz, Allah’ın izni olmadan size bir delil
getiremeyiz. Müminler, yalnız Allah’a
tevekkül etsinler.”
12. “Niçin biz Allah’a tevekkül etmeyelim?!
Oysa O bizi yollarımıza iletmiştir.
Sizin bize yaptığınız eziyetlere mutlaka
sabredeceğiz. Tevekkül edenler, yalnız
Allah’a tevekkül etsinler.”
13. İnkâr edenler, peygamberlerine dediler
ki: “Mutlaka sizi kendi topraklarımızdan
çıkaracağız, ya da bizim dinimize
geri döneceksiniz.” Bunun üzerine Rableri
onlara vahyetti ki: “Biz zalimleri
mutlaka helak edeceğiz.”

14. “Ve sizi onlardan sonra bu topraklara
yerleştireceğiz. Bu, benim huzurumda
durmaktan korkan ve uyarmamdan
korkan kimseler içindir.”
15. (Peygamberler, Allah’tan) fetih (ve
zafer) istediler ve her inatçı zorba
ümitsizliğe kapılıp ziyana uğradı.
16. Arkasından da cehennem vardır ve
(orada) ona irinli sudan içirilecektir.
17. Yudumlaya yudumlaya onu içer,
ama onu kolayca yutamaz. Her yandan
ölüm ona doğru gelir, ama o ölmez.
Arkasından da şiddetli bir azap
onu bekler.
18. Rablerini inkâr edenlerin durumu,
fırtınalı bir günde şiddetli rüzgârın esmesine
maruz kalan küle benzer. Kazandıklarından
hiçbir şeyi ele geçiremezler.
İşte uzak sapıklık budur.

İBRAHİM SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 14

19. Allah’ın gökleri ve yeri hak ile yarattığını
görmedin mi? Dilerse sizi ortadan
kaldırır ve yeni bir halk getirir.
20. Bu iş, Allah’a zor değildir.
21. Topyekûn Allah’ın huzuruna çıkarlar.
Zayıflar büyüklük taslayanlara
derler ki: “Biz size uymuştuk. Allah’ın
azabından bir şeyi bizden uzaklaştırabilir
misiniz?” Onlar, “Eğer Allah bize
yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik.
Artık sızlansak da, sabretsek de
birdir. Bizim için bir kaçış yolu yoktur.”
derler.
22. İş işten geçince Şeytan der ki: “Kuşkusuz,
Allah size hak bir sözle söz verdi.
Ben de size söz verdim ve sözümde
durmadım. Benim size bir egemenliğim
yoktu. Sadece sizi davet ettim ve siz benim
davetimi kabul ettiniz. Öyleyse beni
kınamayın, kendinizi kınayın. Ben sizin
imdadınıza koşacak değilim, siz de benim
imdadıma koşacak değilsiniz. Önceden
beni Allah’a ortak koşmanızdan uzağım.
(Bu işinizi kabul etmiyorum.) Gerçekten
zalimler için acı bir azap vardır.”

23. İman eden ve iyi işler yapanlar, altlarından
ırmaklar akan, Rablerinin izniyle
ebedi kalacakları cennetlere konurlar.
Oradaki ağırlanmaları “selam”dır.
24. Allah’ın nasıl bir örnek verdiğini
görmüyor musun? Temiz ve güzel söz
(inanç), kökü yerleşik ve dalları gökte
olan temiz ve güzel bir ağaç gibidir.

CÜZ: 13, SÛRE: 14 İBRAHİM SÛRESİ

25. Meyvesini Rabbinin izniyle her an
verir. Öğüt alsınlar diye Allah örnekleri
insanlara açıklar.
26. Kötü sözün örneği ise, yerin üzerinden
koparılmış kötü bir ağaç gibidir ki
hiçbir dayanağı yoktur.
27. Allah, iman edenleri dünya hayatında
ve ahirette sağlam sözle sabitleştirir. Allah,
zalimleri saptırır ve dilediğini yapar.
28-29. Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık
veren ve toplumlarını helak yurduna,
girecekleri cehenneme yerleştirenleri
görmedin mi? Orası en kötü karargâhtır!

30. (İnsanları) Allah’ın yolundan sap-
tırmak için O’na ortaklar koştular. De
ki: “Zevkinizi sürün; (ama şunu bilin
ki,) gidişiniz cehenneme doğrudur.”
31. İman eden kullarıma de ki: “Alışveriş
ve dostluğun olmadığı gün gelmeden
önce namazı hakkıyla kılsınlar
ve kendilerine verdiğimiz rızklardan
açık ve gizli infak etsinler.”
32. Allah gökleri ve yeri yarattı ve gökten
su indirdi, onunla sizin için rızk
olarak meyveler çıkardı. O’nun emriyle
denizde hareket etmesi için gemileri
emrinize verdi, ırmakları emrinize
verdi.
33. Güneşi ve ayı emrinize verdi, gece
ve gündüzü emrinize verdi.

İBRAHİM SÛRESİ CÜZ: 13, SÛRE: 14

34. Ve size istediğiniz her şeyden verdi.
Allah’ın nimetlerini sayacak olursanız,
onu sayıp bitiremezsiniz. Gerçekten
insan çok zalim ve çok nankördür.
35. Hani İbrahim şöyle demişti: “Ey
Rabbim! Bu şehri güvenli kıl. Beni ve
evlatlarımı putlara tapmaktan koru.”
36. “Ey Rabbim! Kuşkusuz o putlar,
insanlardan çoğunu saptırdılar. Kim
bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana
karşı gelirse, kuşku yok ki sen affeden
ve merhamet edensin.”
37. “Ey Rabbimiz! Ben, evlatlarımdan
bir kısmını ekinsiz bir vadide, senin
saygın evinin yanında yerleştirdim. Ey
Rabbimiz! Namazı hakkıyla kılsınlar
diye. Artık sen insanlardan bir kısmının
kalplerini onlara meylettir. Çeşitli
meyvelerden onlara rızk ver. Umulur
ki şükrederler.”
38. “Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi
de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.
Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a
gizli kalmaz.”

39. “Yaşlanmış olmama rağmen İsmail ve
İshak’ı bana veren Allah’a hamdolsun.
Kuşkusuz, Rabbim duayı işitendir.”
40. “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan da (liyakatli
olan) bir kısmını hakkıyla namaz
kılanlar eyle. Ey Rabbimiz! Duamı kabul
buyur.”
41. “Ey Rabbimiz! Hesap görülecek günde
beni, anababamı
ve müminleri bağışla.”
42. Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından
habersiz sanma! Onları gözlerin açık
kalacağı güne ertelemektedir.

CÜZ: 13, SÛRE: 14 İBRAHİM SÛRESİ

43. Boyunlarını uzatıp başlarını dimdik
tutarlar, gözleri kıpırdamaz ve yürekleri
(korkudan) boşalır.
44. Kendilerine azabın geleceği ve zalimlerin,
“Ey Rabbimiz! Yakın bir zamana
kadar bize süre ver de senin davetini
kabul edelim ve peygamberlere uyalım.”
diyecekleri gün hakkında insanları uyar.
(O gün onlara denilir ki:) “Bundan önce,
yok olmayacağınıza dair yemin etmiş değil
miydiniz?!”
45. Oysa siz kendilerine zulmeden kimselerin
yurtlarına yerleşmiştiniz! Onlara
ne yaptığımız da size apaçık belli olmuştu
ve size örnekler vermiştik !
46. Onlar tuzaklarını kurmuşlardı ama
tuzakları Allah’ın katında belliydi. ve
tuzakları dağları yerinden oynatacak
güçte değildi.”
Meşhur kıraate (li-tezule) göre, “Tuzakları
dağları yerinden oynatacak güçte değildi.”
diye tercüme edilir. Yani, güç ve
sağlamlıkta dağlar gibi olan Peygamber
(s.a.a)’in mucizelerini iptal edecek güce
sahip değildi. Ancak meşhur olmayan kıraatte
“le-tezulu” da okunmuş; buna göre “in”
tekit anlamını taşır ve, “Gerçekte onların tuzakları
dağları yerinden oynatacak güçte
idi.” diye mana edilir. (bk Mecmau’l-Beyan
Tefsiri)

47. O hâlde Allah’ın peygamberlerine
verdiği sözünden cayacağını asla sanma.
Allah üstündür ve intikam alandır.
48. Yeryüzünün başka yeryüzüne ve
göklerin de (başka göklere) değiştirileceği
günde tek ve her şeye egemen
olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
49. O gün, suçluların zincirlerle birbirlerine
bağlandıklarını görürsün.
50. Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini
ateş kaplar.
51. Allah, işte böylece herkese kendi
kazandığı ile karşılık verir. Allah çok
çabuk hesap görendir.
52. Bu (Kur’ân), insanlar için yeterince
açık bir mesajdır. Bununla uyarılsınlar,
Allah’ın tek ilah olduğunu bilsinler
ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye
(indirilmiştir).