Hucurât Suresi Türkçe Meali

HUCURÂT SÛRESİ  CÜZ: 26, SÛRE: 49 

Medine’de inmiştir; 18 ayettir.

Bu sûre adını 4. ayetinde geçen odalar
anlamındaki “hucurât” kelimesinden alır.
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
“Kim Hucurât Sûresi’ni her gece
veya gündüz okursa, Muhammed (s.a.a)’in
ziyaretçilerinden olur.” (bk. es-Safî Tefsiri,
Sevabu’l-A’mal’dan naklen.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey iman edenler! (Hiçbir işte) Allah
ve Resulü’nün önüne geçmeyin; Allah’tan
korkun. Şüphesiz, Allah işitendir,
bilendir.

2. Ey iman edenler! Sesinizi Peygamber’in
sesinin üstüne yükseltmeyin.
(Peygamber’in sesini bastıracak şekilde
konuşmayın.) Birbirinizle yüksek
sesle konuştuğunuz gibi onunla
yüksek sesle (bağırarak) konuşmayın.
Yoksa farkına varmadan işledikleriniz
boşa gider.

3. Allah’ın Elçisi’nin huzurunda seslerini
kısanlar, şüphesiz, Allah’ın kalplerini
takva ile sınadığı kimselerdir.
Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat
vardır.

4. Odaların arkasından seni yüksek
sesle çağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.

5. Eğer sen yanlarına çıkıncaya kadar
sabretselerdi, elbette kendileri için
daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır
ve sürekli rahmet edendir.

6. Ey iman edenler! Eğer bir fasık size
bir haber getirirse, onun doğruluğunu
araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa
zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza
pişman olursunuz.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 156)

7. Bilin ki, içinizde Allah’ın elçisi vardır.
Şayet birçok işte size uysaydı,
kesinlikle sıkıntıya düşerdiniz. Fakat
Allah, imanı size sevdirdi ve onu gönüllerinizde
güzel gösterdi. Küfrü, günah
işlemeyi ve emre itaatsizliği size
çirkin gösterdi. İşte bunlar (böyle olanlar),
doğru yolda olanlardır.

8. Bu, Allah’tan bir lütuf ve nimettir.
Allah, bilendir ve hikmet sahibidir.

9. Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle
savaşırlarsa, aralarını düzeltin.
Eğer biri diğerine saldırırsa, Allah’ın
emrine dönünceye kadar saldıranla savaşın.
Eğer dönerse, artık aralarını düzeltin ve adaletli davranın. Kuşkusuz, Allah
adaletli davrananları sever.

10. Muhakkak müminler, ancak kardeştirler.
Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin
ve Allah’tan korkun ki, size rahmet
edilsin.

11. Ey iman edenler! Bir topluluk diğer
bir topluluğu alaya almasın; belki onlar,
kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da
kadınları alaya almasınlar; belki onlar,
kendilerinden daha iyidirler. Kendinizi
ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla
çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne
kötü bir isimdir! Kim tövbe etmezse, işte
onlar zalimlerdir.

12. Ey iman edenler! Birçok zandan sakının;
çünkü bazı zanlar günahtır. Tecessüs
etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın).
Biriniz diğerinin gıybetini etmesin
(arkasından çekiştirmesin). Biriniz,
ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Şüphesiz,
bundan iğrenirsiniz. Ve Allah’tan
korkun. Kuşkusuz, Allah tövbeleri kabul
eden ve sürekli rahmet edendir.

13. Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir
dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız
için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.
Şüphesiz, Allah katında sizin en değerliniz,
en takvalı olanınızdır. Allah bilendir
ve her şeyden haberdardır.

14. Bedeviler, “İman ettik.” dediler. De
ki: “Siz iman etmediniz; ama “Boyun
eğdik.” deyin; henüz iman kalplerinize
girmemiştir. Allah’a ve Peygamberi’ne
itaat ederseniz, amellerinizden hiçbir
şeyi eksiltmez. Şüphesiz, Allah çok bağışlayan
ve sürekli merhamet edendir.

15. Müminler, sadece Allah’a ve Peygamberi’ne
iman eden, sonra da şüpheye
düşmeyen ve Allah yolunda mallarıyla
ve canlarıyla cihad eden kimselerdir.
İşte bunlar, doğru olanlardır.

16. De ki: “Dininizi (imanınızı) Allah’a
mı bildiriyorsunuz?! Oysa Allah göklerde
olanları da, yerde olanları da bilir.
Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”

17. Müslüman oldular diye seni minnet
altında bırakıyorlar. De ki: “Müslüman
olmanızdan dolayı beni minnet altında
bırakmaya kalkışmayın. Aksine,
eğer doğru kimseler iseniz, sizi imana
eriştirdiği için Allah’a karşı siz minnet
altındasınız.”

18. Şüphesiz, Allah göklerin ve yerin
gizliliklerini bilir ve Allah, yaptıklarınızı
görür.