Hakikat Kapısı – Hak ve Hakîkat nedir

Hak ve Hakîkat nedir?

Hakikat’ın ne olduğunu doğru tespit etmek için önce ‘HAK’ nedir onu ortaya koymak ve kavramak lazım.
‘Hak’ kelimesi tarihsel süreç içerisinde kelime manası yanında siyasal, inançsal manalar kazandığı gibi irfan mektebinde de özel manalarda kullanılmıştır.
Hak, Allah-Yaratan manasında kullanılmış.

Hak, Bâtıl’ın karşıtı Gerçek manasında kullanılmış.
Hak, Yanlışın karşıtı, Doğru manasında kullanılmış.
Hak, Allah’tan gelen Mesajlar manasında kullanılmış.
Hak, Kazandıklarımız, Özlük değerlerimiz manasında kullanılmış.

Çoğul ifadesiyle ‘Hukuk’ şeklinde yasalar, kanunlar, uyulması gereken adâletli kurallar manasında kullanılmış.

Nihayetinde bu yolun son kapısı da Hak kavramından türeyen ‘Hakikat’ ile ifâde edilmiş ve gerçeklere ulaşmayı, gerçek ile buluşmayı, gerçeklerden nasiplenmeyi, gerçekler yolundan ayrılmamayı ifâde etmiştir.

Zamane zalimleri nice Hak âşıklarını, gerçekler yolunun bağlılarını birçok manaya gelen bu kavramın kullanımından kaynaklı sudan sebeplerle kafirlikle suçlamışlar ve cezalandırmışlardır.

Hak, kimsenin niyetini kötü kılmaya fırsat vermeye ve kimseyi cahilliği ile baş başa bırakmaya. Bir kısım cahillerde bilgisizliklerinin kurbanı olmuş niyeti bozukların oyununa gelerek en temiz ve en anlamlı kelimeyi nice bozuk hedefler ve amaçlarında malzeme eylemişlerdir.

Hallâcı Mansûr’u ‘Enel Hak’ sözünden dolayı düşmanlar bozuk niyetleri ile suçlamışlar ve haksızca katletmişler, cahiller veya ahmaklar da ‘dost’ görünümle düşmanın değirmenine su taşırcasına, düşmanın ateşini körüklercesine bâtıl ve anlamsız yorumlar yaparak bu hakikat bahçesinin gülünü incitmişlerdir.

Konuştuklarının, savunduklarının hak ve hakikat olduğunu ifâde etmek babından ‘Enel Hak’; ‘ben hak ve hakikat ehliyim, savunduklarım haktır, kâinata nazar kıldığımda Hak’tan gayrı bir nesne görmem, ğayrısı yok hükmündedir’ mealinde söz söyleyen Allah adamını (haşa) ‘Allah’lık iddia ediyor’ iftirası ile suçlayıp katline ferman eyleyenler bir yanda…

Diğer yanda da, bir cümle bile hakikatten nasiplenmemiş veya niyeti bozuk bir kısım dost görünümlü şeytanlar, canileri haklı çıkarırcasına bu sözün Tanrılık manasına geldiğini söyleyerek ve bunu hâlâ da dillendirerek gerçeklerin düşmanlığına taraf olmaktadırlar.

İşte Hak kapısı ve işte Hakikat Makamı…

Şu bilinmelidir ki; Hakikat, inanç ve eylem bazında en üst makama ulaşmak ve Vahdet makamına ermektir.
Hakikat, hakkı kendi özünde bulmaktır. Hak’tan aldığını halka vermek, halktan kopmadan Hak ile Hak’tan ayrılmadan halkla birlik olma makamıdır.
Bu makam, ‘Enel Hak’ makamıdır.

Bu makam her nere baksa, Hak’tan gayrıyı görmeme makamıdır.
Tabiri uygunsa varlığını Hak’ka zerresine kadar adama makamıdır.
Kâinatın her noktasına ibret nazarıyla bakabilme makamıdır.
Hak kapısı hal diliyle, ‘ne ben, ne sen, ne biz, ne gelip geçici maddi varlıklar yok, yalnızca O (Hû-Hak-Allah) vardır’ diyebilme makamıdır.

Bu makam, Hak kelamında buyrulduğu üzere; ‘…Her nerede iseniz O sizinledir…’ [Hadîd: 4] sırrına şeksiz-şüphesiz erme-inanma ve ona uygun yaşama makamıdır.
Bu makam, ‘…kaç kişi isek bizimle olan bir diğeri de Allah’tır…’ [Mücâdele: 7] manasındaki âyeti yakîn derecesinde içselleştirme makamıdır…

Bu makam bir yönüyle de, kendini ve ehlini korkusuzca Hak’ka adayan Hüseyin makamıdır.
Hakikat makamı yüreğe hakikat damlalarının yağdığı ilham makamıdır da…

Üç kapıdan insan olma yolunda başarılı olan mümin Hakikat kapısında erenlere karışma, Hak yolunda ermişlerden olma, Yüce Hak’kın inayetiyle yürek sezgisi de diyebileceğimiz ‘ilâhî ilhâma’ ulaşma evresine gelmiş olur. Kalp gözü açılarak nice hakikatleri görme, basiret gözüyle kavrama, üstün akletme ve sezme gücüne erer.

Bu noktada Hak adamı dünyayı gözünde bir hiç mesabesinde görerek en ufak bir dünyevî kaygıya düşmez ve bütün derdi Hak buyruğudur. Hak için tüm varlığını ortaya koyar, zulmün her çeşidine gözünü kırpmadan karşı durur.
Bu makamda insan âdetâ bir mini Hüseyin olur. Hüseyince, sever, Hüseyince buğzeder. Hüseyince yaşar. Hüseyince zâlime meydan okur. Hüseyince baş verir. Hüseyince kendisinden geçer. Hüseyincedir nefes alış-verişi. Böylece Hakikat Kapısı’na ‘Hüseyin Kapısı’ da diyebiliriz.

İmam Cafer Sâdık’ın nakline göre İmam Ali şöyle buyurdu: Her hakkın üzerinde bir HAKÎKAT, her doğrunun üzerinde de bir NÛR vardır.