Hadid Suresi Türkçe Meali

CÜZ: 27, SÛRE: 57 HADÎD SÛRESİ

Medine’de inmiştir; 29 ayettir.

Bu sûre 25. ayetinde demir anlamında
“hadîd” kelimesini içerdiği için bu adla adlandırılmıştır.

İmam Sadık (a.s)’ın şöyle dediği
nakledilmiştir: “Kim Hadid ve Mücadele
sûrelerini bir farz namazında okumayı âdet
edinirse, Allah ona, ölünceye kadar azap
etmez, kendisi ve ailesi asla bir kötülüğe
uğramaz ve bedeni her türlü afetten uzak
olur.” (bk. Sevabu’l-A’mal.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Göklerde ve yerde bulunan her şey
Allah’ı tesbih ederler. O, üstündür ve
hikmet sahibidir.

2. Göklerin ve yerin hükümranlığı
O’nundur. O, diriltir ve öldürür ve
O’nun her şeye gücü yeter.

3. O ilktir, sondur, aşikârdır, gizlidir.
O, her şeyi bilendir.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 160)

4. Gökleri ve yeri altı günde yaratan
O’dur. Sonra Arş’a hâkim oldu; yere gireni
ve oradan çıkanı, gökten ineni ve
oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız,
O sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı
görmektedir.

5. Göklerin ve yerin hükümranlığı
O’nundur. Bütün işler, ancak Allah’a
döndürülür.

6. Geceyi gündüze geçirir (katar) ve
gündüzü de geceye geçirir. O, gönüllerde
olanı hakkıyla bilir.

7. Allah’a ve Peygamberi’ne iman edin
ve yararlanmada sizi başkalarının yerine
geçirdiği şeylerden (Allah yolunda)
harcayın. Sizden iman edip (Allah
yolunda) harcayan kimselere büyük
bir mükâfat vardır.

8. Peygamber sizi Rabbinize iman etmeye
çağırdığı hâlde niçin Allah’a
iman etmiyorsunuz?! Halbuki eğer
iman etmiş kimseler iseniz, O sizden
sağlam bir söz almıştı.

9. Sizi karanlıklardan nura çıkarmak için
kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Ve
kuşkusuz, Allah size karşı şefkatli ve
merhametlidir.

10. Size ne olmuş da Allah yolunda infak
etmiyorsunuz?! Halbuki göklerin ve yerin
mirası Allah’a aittir. Sizden Mekke’nin
fethinden önce infak eden ve savaşanlar
(diğerleriyle) eşit değildirler.
Onlar, derece olarak sonradan harcayan ve
savaşanlardan daha üstündürler. Allah, hepsine
de güzel mükâfat vadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan
iyice haberdardır.

11. Kat kat geri vermesi üzere Allah’a
güzel bir borç veren kimdir? Ayrıca ona,
(ahirette) değerli bir mükâfat da vardır.

12. O gün mümin erkekler ve mümin
kadınların nurlarının önlerinden ve sağ
yanlarından hareket ettiğini görürsün.
(Onlara şöyle denir:) “Bugün müjdeniz,
altlarından nehirler akan temelli kalacağınız
cennetlerdir. İşte bu, büyük başarıdır.”

13. O gün münafık erkekler ve münafık
kadınlar, iman eden kimselere, “Bizi
bekleyin, nurunuzdan bir parça alalım.”
derler. (Onlara,) “Arkanıza dönün de nur
arayın.” denir. Bu sırada aralarına içinde
rahmet, dışı ise azaba yönelik olan kapılı
bir sur çekilir.

14. Onlara (iman edenlere), “Biz (dünyada)
sizinle beraber değil miydik?!”
diye seslenirler. Onlar, “Evet, ama siz,
Allah’ın emri (ölüm) gelip çatıncaya
kadar kendinizi büyük imtihanlara
soktunuz, bekleyip durdunuz, şüpheye
kapıldınız, kuruntular sizi aldattı ve
o aldatıcı (Şeytan), sizi Allah hakkında
aldattı.” derler.

15. “Bugün artık sizden ve küfre sapan
kimselerden bir bedel alınmaz. Barınağınız
ateştir. Size layık olan orasıdır.
Ne kötü bir dönüş yeridir!”

16. İman edenler için, Allah’ın anılması
ve inen hak (Kur’ân) karşısında kalplerinin
yumuşayıp titremesinin ve daha
önce kendilerine kitap verilip de üzerlerinden
uzun zaman geçmesiyle kalpleri
katılaşan ve birçoğu fasık (yoldan
çıkmış) olan kimseler gibi olmamalarının
zamanı daha gelmedi mi?!

17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra
yeri diriltir. Düşünesiniz diye ayetleri
size açıkladık.

18. Sadaka veren erkeklere, sadaka veren
kadınlara ve Allah’a güzel borç verenlere
kat kat geri ödenir ve onlar için
(ahirette) değerli bir mükâfat vardır.

19. Allah’a ve peygamberlerine iman
edenler, işte onlar, Rablerinin katında
gerçek doğrular ve şahitlerdir; onlara
da onların mükâfatları ve nurları vardır.
Kâfir olan ve bizim ayetlerimizi
yalanlayanlar ise, cehennem ehlidirler.

20. Bilin ki, kuşkusuz dünya hayatı
oyun, eğlence, süslenme, aranızda
övünme, mal ve evlat çokluğuna düşkünlükten
ibarettir; Dünya hayatı
bir yağmura benzer, bitirdiği bitkiler
ekincileri sevindirir. Sonra (o bitkiler)
kurur da sen onun sapsarı olduğunu
görürsün; sonra da çerçöp olur. Ahirette
ise (kâfirler için) çetin bir azap ve
(müminler için) Allah katından bağışlanma
ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı,
aldatıcı bir geçimlikten başka bir
şey değildir.

21. Rabbinizden olan bağışlanma ve
Allah’a ve peygamberlerine iman edenler
için hazırlanmış olan, genişliği gökle
yerin genişliği kadar olan cennet
için yarışın. İşte bu, Allah’ın dilediğine
verdiği bir lütuftur. Allah, büyük lütuf
sahibidir.

22. Yeryüzünde ve kendi nefsinizde
meydana gelen her musibet, ortaya çıkarmadan önce mutlaka bir kitapta yazılıdır.
Kuşkusuz, bu Allah’a göre kolaydır.

23. Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve
size verilene sevinmemeniz içindir. Allah,
kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi
sevmez.

İmam Ali (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Zühdün
tamamı, Kur’ân’da iki kelimede açıklanmıştır:
“Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve
size verilene sevinmemeniz içindir.” Kim geçmişe
üzülmez ve gelecek için de sevinmezse,
o zühdün her iki yanını almıştır.”

24. Onlar, cimrilik eder ve insanları da
cimriliğe emrederler. Kim (infak etmekten)
yüz çevirirse, (bilsin ki,) Allah ganidir
ve övgüye layıktır.

25. Gerçekten biz elçilerimizi apaçık delillerle
gönderdik ve insanlar adaleti ayakta
tutsunlar diye onlarla birlikte kitap ve ölçü
indirdik. Demiri de indirdik, onda çetin
bir güç ve insanlar için faydalar vardır. Bir
de Allah, kendisine ve peygamberlerine
gıyapta yardım edenleri bilmek istiyordu.
Şüphesiz, Allah güçlüdür ve üstündür.

26. Gerçekten biz Nuh’u ve İbrahim’i
(peygamber olarak) gönderdik ve peygamberliği
ve kitabı onların soylarında
kıldık. Onların bir kısmı hidayete ermiştir;
birçoğu da fasıktırlar.

27. Sonra onların izinden peygamberlerimizi
gönderdik. Bunların ardından
Meryem oğlu İsa’yı da gönderdik ve
ona İncil’i verdik. Ona uyanların yüreklerine
şefkat ve merhamet yerleştirdik.
Uydurdukları ruhbanlığa gelince;
biz bunu onlara yazmadık; fakat kendileri
Allah’ın rızasını kazanmak için
onu çıkardılar. Ama onu da gereğince
gözetmediler. Biz de içlerinden iman
edenlere mükâfatlarını verdik; ama
onlardan çoğu fasıktırlar.

28. Ey iman edenler! Allah’tan korkun
ve Peygamberi’ne iman edin ki, size
rahmetinden iki pay versin, sizin için
ışığında yürüyeceğiniz bir nur var etsin
ve sizi bağışlasın. Allah, bağışlayandır
ve sürekli merhamet edendir.

29. Böylece Kitap ehli Allah’ın lütfundan
hiçbir şeyin onların gücü dâhilinde
olmadığını, lütfun Allah’ın elinde olduğunu,
onu dilediğini verdiğini bilsinler.
Allah, büyük lütuf sahibidir.