Hac Suresi Türkçe Meali

CÜZ: 17, SÛRE: 22

Medine’de inmiştir. Bazılarına göre,

51. ayetten 55. ayete kadar olan bölümü
Mekke’de inmiştir. 78 ayettir.

Bu sûrenin 26-37. ayetleri hac amelleri hakkında
olduğundan bu adı almıştır. İmam
Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Kim
Hac Sûresi’ni üç günde bir okursa, yıl dolmadan
Beytullah’ın ziyareti için yolculuğa
çıkar. Eğer bu yolculukta ölürse, cennete
girer.” (Ravi der ki:) “Eğer Ehl-i Beyt’e muhalif
biri ise, durumu ne olur?” diye sordum.
İmam, “O zaman bulunduğu durum (azap)
biraz hafifletilir.” dedi. (bk. Nuru’s-Sekaleyn,
Sevabu’l-A’mal’dan naklen.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey insanlar! Rabbinizden korkun!
Gerçekten kıyametin sarsıntısı, çok
korkunç bir şeydir.
2. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın,
emzirdiğini unutup bırakır; her gebe
kadın, çocuğunu düşürür; insanların da
sarhoş olduğunu görürsün; oysa onlar
sarhoş değillerdir; fakat Allah’ın azabı
çok çetindir.
Ayette Peygamber’e (s.a.a) hitap edilmesi,
kıyametin dehşetinin bütün müminleri ve
velileri bile kapsayacak derecede şiddetli
olduğunu gösterir.

3. İnsanlardan, Allah hakkında bilgisi
olmadan tartışan ve her azgın Şeytan’a
uyan kimseler vardır.
4. Şeytan hakkında yazılmıştır: O, kendisini
dost ve koruyucu edinen kimseyi
saptırır ve yakıcı azaba doğru onu
sürüklerler.
5. Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmek
hakkında şüphede iseniz, (bilin
ki, kudretimizi) size açıklayalım diye,
sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan
pıhtısından (alakadan), sonra (yapısı) tamamlanmış
ve tamamlanmamış olan et
parçasından (muzğadan) yarattık. Dilediğimizi,
belli bir süreye kadar rahimlerde
tutarız. Sonra sizi çocuk olarak (ana
rahminden) dışarı çıkarırız. Sonra olgunluk
çağına erişesiniz diye (sizi besleriz).
İçinizden kimi (çabuk) vefat eder ve kimi
de bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle
gelsin diye ömrün en aşağılık dönemine
eriştirilir. Yeryüzünü de kupkuru görürsün;
ancak üzerine su indirdiğimizde
canlanır, kabarır ve her çeşit iç açıcı bitkiler
verir.

CÜZ: 17, SÛRE: 22 HAC SÛRESİ

6. İşte bunlar, Allah’ın hak olduğuna,
ölüleri dirilteceğine, gücünün her şeye
yettiğine delildir.
7. Ve kıyametin geleceğine, onda hiçbir
kuşku olmadığına ve Allah’ın kabirde
olanları dirilteceğine delildir.
8-9. İnsanlardan bazısı, ne bir ilme, ne
bir hidayete, ne de aydınlatıcı bir kitaba
dayanmadan (halkı) Allah yolundan sap-
tırmak için yanlarını bükerek (tekebbürle)
Allah hakkında tartışmaya girer. Ona
dünyada aşağılanma vardır ve ahirette
de yakıcı azabı ona tattırırız.

10. Bu (ceza), kendi ellerinle hazırlayıp
gönderdiklerinin karşılığıdır. Allah,
kullarına zulmeden değildir.
11. İnsanlardan bazısı da, Allah’a sadece
bir yana yönelmiş olarak (eğrilik
içinde) ibadet eder. Ona bir iyilik dokunursa,
bununla güven bulur; bir imtihana
uğrarsa, yüz çevirir. O, dünyayı
da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık
hüsran budur.
12. Allah’ı bırakıp, O’nun yerine kendisine
ne bir zarar dokundurabilen,
ne de bir yararı olan şeye yalvarır. İşte
uzak sapıklık budur.
13. O, zararı faydasından daha yakın
olan bir şeye yalvarır. Ne kötü dost ve
koruyucu! Ve ne kötü arkadaş!
14. Allah, iman edip doğru işler yapan
kimseleri, altından ırmaklar akan cennetlere
yerleştirir. Allah, dilediği şeyi
yapar.
15. Allah’ın, dünya ve ahirette ona
(peygambere) asla yardım etmeyeceğini
sanmakta olan kimse, yukarıya
bir ip uzatsın, sonra (kendini) boğsun;
sonra baksın, bu çözümü onun öfkesini
giderir mi?

HAC SÛRESİ CÜZ: 17, SÛRE: 22

16. Böylece biz onu apaçık ayetler olarak
indirdik. Allah, dilediği kimseyi
hidayete erdirir.
17. İman edenler, Yahudiler, Sabiîler,
Hıristiyanlar, Mecusiler ve şirke düşenler
arasında Allah, kıyamet günü
kesin hükmü verecektir. Allah, her
şeye şahittir.
18. Görmedin mi, göklerde olan herkes,
yerde olan herkes, güneş, ay, yıldızlar,
dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanlardan
birçoğu O’na secde ederler. (İnsanlardan)
birçoğuna da azaba uğramak hak
olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa,
artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediği
işi yapar.
Bu ve buna benzer ayetlerden hareketle Allah’ın
dilemesinin keyfi bir irade olduğu kesinlikle
söylenemez. Yüce Allah sonsuz ilim,
güç ve merhamete sahip olduğu için onun
bir şeyi dilemesi, ancak işaret edilen sıfatlarına
dayanır. Ehl-i Beyt mektebinin akait
temellerinden biri, Allah’ın adil oluşudur.

19. Şu ikisi, Rableri hakkında birbirleriyle
zıtlaşmış iki hasımdır. Küfre
sapanlara ateşten bir elbise biçilir ve
onların başlarının üzerine kaynar su
dökülür.

20. Karınlarında olan her şey ve derileri
onunla eritilir.
21. Bir de onlar için demir tokmaklar
vardır.
22. Uğradıkları üzüntüden dolayı ne zaman
oradan çıkmak isteseler, oraya geri
çevrilirler ve (onlara) “Tadın yakıcı azabı!”
(denir.)
23. Allah, iman edip doğru işler yapanları,
altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir.
Orada altın bilezikler ve incilerle
süslenirler. Orada giysileri de ipektir.

CÜZ: 17, SÛRE: 22 HAC SÛRESİ

24. Onlar, temiz söze ve hamde layık olan
Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.
25. Kâfir olanlara, (insanları) Allah’ın
yolundan ve yerlisi ile göçebeyi eşit
hakka sahip kıldığımız Mescidu’lHaram’dan
alıkoyanlara ve orada haksızlık
ederek eğrilik peşinde olanlara acı
bir azap tattırırız.
26. Hani İbrahim’e Beyt’in yerini belirlemiş
ve (ona demiştik ki): “Hiçbir şeyi
bana ortak koşma ve evimi tavaf edenler,
ibadet için ayakta duranlar, rükû edenler
ve secde edenler için temizle.”
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Allah
Teala’nın Kâbe’nin etrafında yüz yirmi rah

meti vardır, altmışı tavaf edenler, kırkı namaz
kılanlar ve yirmisi Kâbe’ye bakanlar
içindir.”

27. “İnsanlar arasında hac için duyuru
yap, gerek yaya olarak, gerekse uzak
yolları kat edip gelen zayıf develer
üzerinde sana gelsinler.”
28. “Kendilerine ait yararlara şahit olsunlar
ve belirli günlerde, Allah’ın kendilerine
rızk olarak verdiği (kurbanlık)
hayvanlar üzerine O’nun ismini ansınlar
diye. Sonra onların etinden yiyin ve
zavallı yoksullara ondan yedirin.”
Belirli günlerden maksat, kurban bayramı
günü ve onu takip eden üç gündür. Bu
açıklama, İmam Cafer Sadık (a.s)’dan rivayet
edilmiştir. İmam Ali (a.s) ve İmam Sadık
(a.s)’dan nakledilen diğer bir rivayete göre
ise maksat, zilhiccenin ilk on günüdür. Bu
günler, bilinen ibadet günleri olduğundan
her iki ihtimal de geçerli olabilir. (bk. Nuru’s-
Sekaleyn.)

29. “Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını
yerine getirsinler ve o Beyti
Atik’i
tavaf etsinler.”
Beyt-i Atik, Ka’be’nin adlarındadır ve eski
veya özgür ev anlamındadır.

30. İşte (ilahî hükümler) böyledir. Kim
Allah’ın saygın kıldığı şeylere saygı
gösterirse, bu, Rabbinin katında onun
için daha iyidir. Açıklanacaklar dışında
kalan hayvanlar size helal kılındı.
O hâlde, pislik olan putlardan kaçının;
batıl sözden uzak durun.

HAC SÛRESİ CÜZ: 17, SÛRE: 22

31. Allah’a ortak koşmadan O’na yönelin.
Allah’a ortak koşan, gökten düşüp
de kuşların kaptığı veya rüzgârın
kendisini uzak bir yere attığı bir şey
gibidir.
32. İşte budur (Allah’ın hükümleri).
Kim Allah’ın şiarlarına saygı gösterirse,
bu, kalplerdeki takvadandır.
33. Sizin için onlarda (kurbanlık
hayvanlarda) belli süreye
kadar birtakım yararlar vardır.
Sonra onların (kesilme için) varacakları
yer, Beyti
Atik’tir.
34. Allah’ın kendilerine rızk olarak
verdiği hayvanlar üzerine O’nun ismini
anmaları için her ümmete bir ibadet
merasimi belirledik. İlahınız, tek
ilahtır; öyleyse O’na teslim olun. İtaat
ederek kalpleri güvene kavuşanları
müjdele.
35. Öyle kimselerdir ki Allah anılınca
kalpleri ürperir; başlarına gelen sıkıntılara
sabrederler; namazı hakkıyla yerine
getirirler ve kendilerine verdiğimiz
rızklardan (Allah yolunda) harcarlar.
36. Kurbanlık büyük develeri de sizin
için Allah’ın şiarlarından kıldık.
Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar,
ayakta iken üzerlerine Allah’ın adını
anın. Yanları üzere yere düştüklerinde
ise, onlardan yiyin, yoksula ve zavallıya
da ondan yedirin. İşte şükredersiniz
diye o hayvanları böylece sizin
emrinize verdik.

Develer güçlü hayvanlar olmalarına rağmen
evcil oldukları için insan, onlarda kolayca istediği
gibi tasarruf edebiliyor. Bu da şükrü gerektiren
nimetlerdendir.

37. Onların etleri ve kanları asla Allah’a
ulaşmaz. Sadece sizin takvanız O’na
ulaşır. Böylece sizi hidayete erdirdiği
için Allah’ı büyüklükle anasınız diye bu
hayvanları sizin emrinize verdi. İyileri
müjdele.
38. Kuşkusuz, Allah iman edenleri savunur.
Allah, hıyanet eden hiçbir nankörü
sevmez.

CÜZ: 17, SÛRE: 22 HAC SÛRESİ

39. Kendilerine savaş açılanlara, zulme
uğradıkları için cihad izni verildi. Kuşkusuz,
Allah onları zafere ulaştırmaya
kadirdir.
40. Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır.”
demeleri yüzünden haksız yere yurtlarından
çıkarıldılar. Allah, insanlardan bir
kısmını diğer bir kısmı ile defetmesiydi,
içinde bol bol Allah’ın ismi anılan manastırlar,
kiliseler, havralar ve mescitler
yıkılıp giderdi. Allah, kendisine yardım
edene mutlaka yardım eder. Allah, güçlüdür
ve üstündür.
Bu ayete ve cihad ile ilgili diğer ayetlere dikkat
ettiğimizde İslam’da cihadın genelde savunma
nitelikli olduğu anlaşılır. Bu savunma
sayesinde, zulme uğrayan insanlar zulümden

kurtulduğu gibi, ibadet yerleri de korunabilir.
Bundan da anlaşılıyor ki, kişilere yapılan
haksız saldırılar gibi, dine yapılan taarruz ve
saldırıya karşı da direnmek ve savaşmak
gerekir.

41. Onlara yeryüzünde güç ve iktidar
verirsek, namazı hakkıyla kılar, zekâtı
verir, marufu emreder ve münkerden
sakındırırlar. İşlerin sonu Allah’a aittir.
42. Eğer seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil
ki,) onlardan önce Nuh, Ad ve Semud
kavimleri de yalanladılar.
43. İbrahim’in kavmi ve Lut’un kavmi
de (yalanladılar).
44. Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı.
Kâfirlere işte böyle süre verdim;
sonra onları yakaladım. (Bak,)
benim azabım nasılmış?!
45. (Halkı) zulmeden nice şehirler vardı
ki, onları helak ettik. Artık o şehirler
tavanları üzerine çökmüştür. Nice kullanılmayan
kuyular ve yüksek saraylar
(geriye) kalmıştır.
Yani evlerin ilk önce tavanları yıkılmış, sonra
da duvarlar veya direkler o tavanların
üzerine çökmüştür. Duvarlar ve direkler tavanlara
oranla daha dayanıklı olduğu için
ilk önce tavanlar yıkılır, sonra da direkler ve
duvarlar onların üzerine çöker.

46. Niçin yeryüzünde dolaşmazlar ki,
düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları
olsun? Gerçek şu ki (yalnız) gözler
kör olmaz; göğüslerde olan kalpler
(de) kör olur.
İmam Zeynülabidin (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Her kulun dört gözü vardır. İki gözle
din ve dünya işlerini görür ve diğer iki gözle
de ahiret işlerini görür. Allah bir kul için hayır
dilerse, onun kalbindeki gözlerini açar, o
gözleriyle ayıplarını ve ahiret işlerini görür.
Ama bundan başka bir şey dilerse, onun
kalbini kendi hâline bırakır.” (bk. es-Safî, etTevhid’den
naklen.)

HAC SÛRESİ CÜZ: 17, SÛRE: 22

47. Senden azabın çabuk gelmesini isterler.
Allah, asla sözünden caymaz.
Rabbinin katında bir gün sizin saydıklarınızdan
bin yıl gibidir.
48. (Halkı) zulmeden nice şehirler vardı
ki, onlara süre verdim; sonra onları
yakaladım. Dönüş banadır.
49. De ki: “Ey insanlar! Kuşkusuz,
ben size gönderilmiş apaçık bir uya-
rıcıyım.”
50. İman edip doğru işler yapanlara
bağışlanma ve değerli rızk vardır.
51. (Bizi) yenik düşürmek için ayetlerimizi
inkâra çalışanlar, işte onlar cehennemliklerdir.
52. Senden önce hiçbir resul veya nebi
göndermedik ki, o, bir şeyi arzu ettiğinde,
Şeytan onun arzusuna bir şey
katmaya kalkışmasın. Allah, Şeytan’ın
kattığı şeyi yok eder. Sonra Allah, kendi
ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir,
hikmet sahibidir.
53. Allah, Şeytan’ın ortaya attığı şeyleri
kalplerinde hastalık olan ve kalpleri katılaşmış
kimselere bir imtihan vesilesi kılmak
için böyle yapar. Zalimler, derin bir
ayrılık içindedirler.
54. Bir de, kendilerine ilim verilenler, bunun
Rabbinden gelen bir hak olduğunu
bilsinler de ona iman etsinler ve kalpleri
onunla güven bulsun. Allah, iman edenleri
doğru yola iletendir.
55. Küfre düşenler, o saat (kıyamet) kendilerine
ansızın gelinceye veya sonrası
olmayan bir günün azabı onlara ulaşıncaya
kadar sürekli onun hakkında şüphe
ederler.

CÜZ: 17, SÛRE: 22 HAC SÛRESİ

56. İşte o gün, hakimiyet Allah’a aittir. O,
aralarında hüküm verir. İman edip doğru
işler yapanlar nimetlerle dolu cennetler-
dedirler.
57. Küfre düşüp bizim ayetlerimizi yalanlayanlar
için de aşağılayıcı azap vardır.
58. Allah yolunda hicret eden, sonra öldürülen
veya ölenlere, kuşkusuz, Allah
iyi bir rızk verir. Allah, rızk verenlerin en
iyisidir.
59. Onları, beğenecekleri yere yerleştirir.
Allah, bilendir ve halimdir.
60. Evet böyledir. Kim, kendisine yapılan
eziyete misliyle karşılık verir, sonra zulme
uğrarsa, mutlaka Allah ona yardım
eder. Allah, affeden ve bağışlayandır.

61. Bu böyledir. Çünkü Allah, geceyi
gündüze ve gündüzü geceye dâhil etmektedir.
Allah, işiten ve görendir.
62. Bu böyledir. Çünkü Allah haktır ve
O’nu bırakıp da yalvardıkları şeyler
batıldır. Allah yücedir, büyüktür.
63. Allah’ın gökten su indirdiğini, sonuçta
yeryüzünün yemyeşil olduğunu
görmedin mi? Allah, incelikleri bilen
ve her şeyden haberdar olandır.
64. Göklerde ve yerde olan her şey
O’nundur. Ve kuşkusuz, Allah zengindir,
övgüye layıktır.

HAC SÛRESİ CÜZ: 17, SÛRE: 22

65. Allah’ın yerde olan her şeyi ve emri
uyarınca denizde dolaşan gemileri sizin
emrinize verdiğini görmedin mi?
Göğü de, izni olmaksızın yere düşmekten
O korur. Allah, insanlara çok
şefkatli ve merhametlidir.
66. Sizi dirilten, sonra sizi öldürecek,
sonra yine sizi diriltecek olan O’dur.
Gerçekten insan, çok nankördür.
67. Her ümmete, yerine getirmeleri
için bir ibadet şekli belirledik. Öyleyse
bu konuda asla seninle tartışmasınlar.
Sen, Rabbine çağır. Kuşkusuz sen,
doğru bir hidayet üzeresin.
Allah, son Peygamber’in dinine varıncaya
kadar çeşitli dönemlerin insanlarına özel
şeriatlar indirmiştir. Son Peygamber’in gelmesiyle
o din ve ibadet şekilleri kaldırılmıştır.
Başka bir ihtimale göre ayet, hakkı kabul
etmeyen kimselere ceza veya imtihan olarak
batıl din icat etme gücü verildiğine de
işaret olabilir.

68. Eğer seninle tartışırlarsa, “Allah, sizin
yaptıklarınızı çok iyi bilir.” de.
69. Allah, kıyamet günü ayrılığa düştüğünüz
konular hakkında aranızda
hüküm verecektir.
70. Allah’ın gökte ve yerde olan her
şeyi bildiğini bilmez misin? Şüphesiz
bunlar, bir kitaptadır. Şüphesiz bu iş,
Allah’a pek kolaydır.

71. Allah’ı bırakıp da hakkında bir delil
indirmediği ve kendilerinin de haklarında
herhangi bir bilgiye sahip olmadıkları
şeylere taparlar. Zalimlerin hiçbir yardımcısı
yoktur.
72. Onlara ayetlerimiz apaçık okununca,
küfre düşenlerin yüzünde inkârı fark
edersin. Neredeyse ayetlerimizi kendilerine
okuyan kimselere saldıracaklar. De
ki: “Bundan daha kötüsünü size bildireyim
mi? (Varacağınız yer) Ateş! Allah,
onu küfre düşenlere vadetmiştir. O, ne
kötü varılacak sondur!”

CÜZ: 17, SÛRE: 22 HAC SÛRESİ

73. Ey insanlar! Bir örnek verildi, onu
dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız,
bir araya gelseler de bir sinek bile
yaratamazlar. Sinek onlardan bir şeyi kapacak
olsa, onu kurtaramazlar. İsteyen ve
istenen, her ikisi de güçsüz!
74. Allah’ın makamını gereği gibi bilmediler.
Allah güçlüdür, üstündür.
75. Allah, meleklerden ve insanlardan elçiler
seçer. Allah işitendir, görendir.
76. Onların önünde olan her şeyi ve arkalarında
olan her şeyi bilir. Bütün işler,
Allah’a döner.
77. Ey iman edenler! Rükû edin, secde
edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işler
yapın ki, kurtuluşa eresiniz.
78. Allah uğrunda, gerektiği gibi cihad
edin. O, sizi seçti ve dinde size bir
zorluk yüklemedi. Babanız İbrahim’in
dinine uyun. Peygamber’in size şahit
olması ve sizin de insanlara şahit
olmanız için, O, daha önce ve bunda
(Kur’ân’da) size Müslüman adını verdi.
Artık namazı hakkıyla kılın, zekât
verin ve Allah’a sarılın. O, sizin mevlanızdır
(sahibinizdir). Ne güzel mevla
ve ne güzel yardımcıdır!

İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Peygamber (s.a.a) bir müfrezeyi sefere
gönderdi. Görevlerini yapıp döndüklerinde,
“Merhaba! Küçük cihadı bitirenler ve
henüz büyük cihadı gerçekleştirmeyenler!”
buyurdu. Orada bulunanlar, “Ey Allah’ın
Resulü! Büyük cihad nedir?” diye sorduklarında,
“Nefisle cihad etmektir.” diye karşılık
verdi.” (bk. Vesailu’ş-Şia, cihadu’n-nefs,
bab: 1, hadis: 1.)