Hac Emirliği

Hüsniye dedi ki: “Ey halîfe, bana biraz izin ver; bir soru daha sorayım ve sözümü onunla bağlayayım.”
Hârûn, “Söyle” dedi.
Hüsniye dedi ki: “Ey burada hazır bulunan ulemâ, âlemlerin rabbi olan Allah hakkı için doğruyu söy-leyin! Allah Rasûlü’nün, mescidde yahut herhangi bir yerde, herhangi birisini Ali’nin önüne geçirip ona emir yaptığını gördünüz mü?”
Ulemânın tamamı bunu doğrulayarak, “Hayır” dediler.
Hüsniye dedi ki: “Mademki Allah ve Rasûlü hiç kimseyi onun önüne geçirmemiş; öyleyse ümmetin bazı câhillerinin, birisini ona önder ve emir yapmasını nasıl câiz görebiliyorsunuz?
Ey İbrâhîm, Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve âlih) Berâe  sûresini Ebûbekir’e verdi ve kâfirlere okuması için kendisini kalabalık bir grupla  Mekke’ye gönderdi . Fakat yola koyulduktan sonra; bu görevi onun değil, Ali b. Ebî Tâlib’in yerine getirmesini ve söz konusu bildiriyi kâfirlere onun okumasını emreden ilâhî ferman nâzil oldu. Bunun üzerine Allah Rasûlü, Hz. Ali’yi tek başına gönderdi ve Ebûbekir’den sûreyi aldıktan sonra, onu geri yollamasını  ve kendisinin orduyla birlikte yola devam etmesini istedi.
Ebûbekir utancından Medine’ye geri dönemedi. Hz. Emîru’l-Mü’minîn’den (aleyhisselâm) Allah Rasûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve âlih) birisini gönderip kendisi için hac izni almasını rica etti . Böylece geri dönmeyip onun hizmetinde olabilecekti. Fakat Hazreti Emîru’l-Mü’minîn (aleyhisselâm) ilahî hüküm gereği tek başı-na  gitti ve Berâe sûresinin âyetlerini kâfirlere okudu. Okunanlar arasında şu âyet de vardı: “Haram aylar çıktığında, müşrikleri nerede bulursanız öldürün! Onları yakalayıp tutuklayın ve her gözetle-me yerinde kendileri için pusu kurup bekleyin. Şayet tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekât verirlerse, yollarını serbest bırakın. Gerçekten Allah çok bağışlayan ve fazlasıyla merhamet eden-dir.”
Hz. Ali bunun yanında, ilahî hükümlerden kararlaştırılmış birkaç şartı  da Mekkelilere duyurdu.
Ey İbrâhîm, bu hâdisenin cereyan etme biçimiyle ilgili olarak, ümmetten hiç kimsenin itirazı  yoktur. Bu sizin kitaplarınızda yazmıyor mu?”
Dedi ki: “Evet, kimse bunu inkâr edemez.”