Kuranı Kerim Enfal Suresi – Enfal Suresi Türkçe Meali

Medine’de inmiştir; 75 ayettir. Fakat bazılarına
göre 30. ayetinden başlayan yedi ayet Mekke’de
inmiştir.
İmam Sadık (a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
“Kim Beraat (Tevbe) ve Enfâl sûrelerini her
ay okursa, asla nifak onun kalbine girmez, Hz.
Emirü’l-Müminin (a.s)’ın hakiki şiilerinden olur ve
insanların hesabı sona erinceye kadar onun
şiasıyla birlikte cennet rızıklarından yer.” (bk.
Ayyaşî Tefsiri.) Bu sûre, adını birinci ayetinde
geçen “enfâl” kelimesinden almıştır.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Enfâl (düşmandan anlaşmayla alınan
veya sahipsiz mallar) hakkında sana soruyorlar;
de ki: “Enfâl, Allah ve Resulü’ne
aittir.” Öyleyse Allah’tan korkun ve
aranızdaki ilişkileri düzeltin. Mümin
iseniz, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin.
2. Müminler ancak o kimselerdir
ki, Allah anılınca kalpleri
ürperir, O’nun ayetleri kendilerine
okununca, bu onların
imanlarını artırır ve ancak Rablerine
tevekkül ederler.
3. Onlar, namazı hakkıyla kılarlar ve
kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah
yolunda) harcarlar.
4. İşte gerçek müminler onlardır. Onlara
Rableri katında yüksek mertebeler,
bağışlanma ve güzel rızk vardır.
5. Nitekim Rabbin hak üzere seni evinden
dışarı çıkarmıştı. Hâlbuki müminlerin
bir kesimi bundan hoşlanmıyordu.
Ama sonuçta bu iş Müslümanların yararına
oldu. Ganimetin taksimi konusundaki hoşnutsuzlukları
da işte böyledir.
6. Apaçık ortaya çıkmasından sonra
yine o hak konusunda seninle tartışırlar.
Sanki gözleri baka baka ölüme sürükleniyorlardı.
7. Hani Allah iki topluluktan birini “o
sizindir” diye size vadediyordu ve siz
güçsüz olan topluluğun size ait olmasını
diliyordunuz. Ama Allah, sözleri
ile hakkı yerleştirmek ve kâfirlerin kökünü
kazımak istiyordu.
İki gruptan biri, Kureyş’in ticaret kafilesi ve
diğeri ise, savaş ordusu idi. Kureyş’in ticaret
kafilesi 30 atlıdan ve ordusu ise 950 savaşçıdan
oluşmaktaydı.
8. Bu, suçlular hoşlanmasa da hakkı yerleştirmek
ve batılı yok etmek içindir.
177 ENFÂL SÛRESİ CÜZ: 9, SÛRE: 8
14. İşte bunu tadın! Ve (bilin ki) kâfirlere
cehennem azabı vardır.
15. Ey iman edenler! (Savaş meydanında)
toplu hâlde size saldıran kâfirlerle
karşılaştığınızda onlara sırt çevirmeyin
(savaştan kaçmayın).
16. Tekrar savaşmak (saldırmak) için bir
yana çekilmek veya başka bir topluluğa
katılmak durumu dışında o gün onlara
sırt çeviren, gerçekten Allah’ın gazabı ile
geri dönmüştür (Allah’ın gazabına uğramıştır)
ve barınağı cehennemdir. Ne kötü
varılacak yerdir orası!
9. Hani yalvararak Rabbinizden yardım
istiyordunuz ve O, “Kuşkusuz,
sırayla gelen bin melekle sizi destekleyeceğim.”
diye duanızı kabul etti.
10. Allah bunu (size) ancak bir müjde
kıldı ve kalplerinizin güvene erişmesi
için (böyle) yaptı. Zafer, sadece
Allah’ın katındandır. Kuşkusuz Allah
üstündür ve hikmet sahibidir.
11. Hani (Allah) kendi tarafından bir
güvence olarak sizi bir uyuklamaya
daldırıyordu; sizi arındırmak, şeytanın
vesvese ve pisliğini sizden gidermek,
kalplerinizi pekiştirmek ve adımlarınızı
sağlamlaştırmak için gökten size su
indiriyordu.
12. Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinleyim;
iman edenlere sebat verin. Ben
kâfirlerin kalplerine korku salacağım;
artık boyunlarının yukarısını (başlarını)
vurun ve parmaklarını doğrayın.”
diye vahyetti.
13. Bu, onların Allah ve Resulü’ne karşı
gelmelerindendir. Kim Allah ve Resulü’ne
karşı gelirse, (bilsin ki) Allah’ın
azabı çetindir.
CÜZ: 9, SÛRE: 8 ENFÂL SÛRESİ 178
17. Siz onları öldürmediniz, gerçekte Allah
onları öldürdü ve attığın zaman da
(oku) sen atmadın, gerçekte Allah attı.
Kendi tarafından müminleri güzel bir
imtihan ile denemek için (bunu yaptı).
Şüphesiz, Allah işitendir ve bilendir.
18. İşte böyle ve Allah kâfirlerin tuzağını
zayıf düşürendir.
Müminlerle kâfirlerin yaptıklarının karşılığı işte
böyledir.
19. (Ey müşrikler!) Eğer zafer istiyorsanız,
işte zafer size geldi (Peygamber size
galip oldu). Artık (düşmanlıktan) vazgeçseniz,
bu sizin için daha iyi olur, ama
geri dönerseniz, biz de geri döneriz. Çok
bile olsa topluluğunuz size bir fayda
vermez. Gerçekten Allah müminlerle
beraberdir.
20. Ey iman edenler! Allah’a ve Resulü’ne
itaat edin ve (çağrısını) duyduğunuz
hâlde ondan yüz çevirmeyin.
21. (Hakkı) işitmedikleri hâlde işittik
diyen kimseler gibi olmayın.
22. Gerçekten Allah katında canlıların
en kötüsü, anlayıp düşünmeyen sağırlar
ve dilsizlerdir.
23. Allah onlarda bir hayır olduğunu
bilseydi, mutlaka onların işitmelerini
sağlardı. Onların işitmelerini sağlasaydı
bile, onlar yine de benimsemeyerek
geri dönüp giderlerdi.
24. Ey iman edenler! Size hayat verecek
olan şeye çağırdığında Allah’a ve
Peygamber’e icabet edin ve Allah’ın kişi
ile kalbi arasına girdiğini ve toplu hâlde
ona doğru götürüleceğinizi bilin.
İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan şöyle
dediği nakledilmiştir: “Allah, mümin kul ile
günahının arasına girer, onu cehenneme
götürülmesine engel olur ve kâfir ile itaati
arasına girer ve onun cennete girmesine
engel olur.” (bk. es-Safî Tefsiri.)
25. İçinizden yalnız zulmedenlere erişmeyen
fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın
azabı çetindir.
179 ENFÂL SÛRESİ CÜZ: 9, SÛRE: 8
32. Hani onlar, “Ey Allah! Eğer bu, senin
katından olan bir hak ise, bizim üzerimize
gökten taş yağdır veya bize acı bir
azap getir.” dediler.
33. Sen aralarında olduğun sürece Allah
onlara azap edecek değildir. Onlar
Allah’tan bağışlanma diledikleri sürece
de Allah onlara azap edecek değildir.
İmam Ali (a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
“Yeryüzünde Allah’ın azabına karşı iki güven
vesilesi vardı. Biri kaldırılmıştır, ikinciye bakın
ve ona sarılın. Kaldırılan güven, Peygamber
(s.a.a)’dir ve kalan güven, bağışlanma dilemektir.”
Sonra yukarıdaki ayeti okudu. (bk.
Nehcü’l-Belağa.)
26. Yeryüzünde az olduğunuz ve zayıf
sayıldığınız zamanı hatırlayın. İnsanların
sizi kaçırmalarından korkuyordunuz.
Ama O size barınak verdi, yardımıyla
sizi destekledi ve temiz şeylerden
size rızık verdi ki şükredesiniz.
27. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e
hıyanet etmeyin; yoksa bilerek
kendi emanetlerinize hıyanet etmiş
olursunuz.
28. Ve bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız
sizin için bir sınamadır ve büyük
mükâfat Allah’ın katındadır.
29. Ey iman edenler! Eğer takvalı olursanız,
(Allah) size hakkı batıldan ayırt
etme gücü verir, kötülüklerinizi giderir
ve sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf
sahibidir.
30. Hani bir zaman kâfirler seni hapsetmek
veya öldürmek yahut (Mekke’den)
çıkarmak için düzen tertipliyorlardı.
Onlar düzen hazırlarken Allah da düzen
hazırlıyordu. Allah, düzen hazırlayanların
en iyisidir.
31. Onlara ayetlerimiz okununca, “Duyduk;
eğer isteseydik, biz de bunun
benzerini söylerdik; bu, öncekilerin
masallarından başka bir şey değildir.”
dediler.
CÜZ: 9, SÛRE: 8 ENFÂL SÛRESİ 180
34. Niçin Allah onlara azap etmesin ki?!
Oysa onlar Mescidu’l-Haram’ın yolunu
kesmektedirler. (İnsanların Kâbe’yi ziyaret
etmelerine engel olmaktadırlar.) Oysa
onlar oranın velileri (yönetici ve koruyucuları)
değillerdir. Oranın velileri, sadece
takvalılardır, fakat onların çoğu (bunu)
bilmezler.
35. Onların Beyt’in yanında namazları,
ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir
şey değildir. Öyleyse küfre saptığınızdan
dolayı azabı tadın.
36. Küfre düşenler, mallarını Allah’ın yolunu
kesmek için harcarlar. Onlar mallarını
(bu yolda) harcayacaklar; sonra bu,
kendileri için pişmanlık vesilesi olacak,
sonra yenilecekler ve kâfir olanlar
cehenneme doğru toplanacaklar.
37. Allah, pisi (kötü insanları) temizden
(iyi insanlardan) ayıracaktır. Pisleri
birbirinin üzerine atıp toplayacak ve
hepsini yığarak cehenneme yerleştirecektir.
İşte onlar, ziyan edenlerdir.
38. Kâfirlere de ki: “Eğer (küfürden)
vazgeçerlerse, geçmiş olan (günahları)
onlar için bağışlanır; yok, geri dönecek
olurlarsa, şüphesiz öncekiler hakkındaki
(ilahî) kanunlar gerçekleşmiş
bulunmaktadır. (Aynı akıbet onları da
beklemektedir.)
39. Artık fitne kalmayıncaya ve din
yalnız Allah’a ait oluncaya kadar onlarla
savaşın. Eğer onlar vazgeçerlerse,
kuşkusuz Allah onların yaptıklarını
görmektedir.
İmam Cafer Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğu
nakledilmiştir: “Bu ayetin tevili (gerçek
yorumu) gelmemiştir. Bizim Kaim (kıyam
edecek olan İmam Mehdi) geldiğinde onu
görecek olan kimseler bu ayetin gerçek yorumunu
anlayacaklardır. O zaman Muhammed
(s.a.a)’in dini gecenin kavuştuğu her
yere ulaşacak ve artık yeryüzünde hiçbir
müşrik kalmayacaktır. Nitekim Yüce Allah
şöyle buyuruyor: ‘Artık bana ibadet eder
ve hiçbir şeyi bana ortak kılmazlar.’ Onlar
küfürden el çekince Allah onların yaptıklarından
haberdardır ve onları küfürden
uzaklaştıkları ve Müslüman oldukları için
mükâfatlandıracaktır.” (bk. Ayyaşî Tefsiri.)
40. Eğer sırt çevirirlerse, bilin ki, Allah
sizin mevlanızdır (koruyucu ve yöneticinizdir).
O, ne güzel mevla ve ne güzel
yardımcıdır!
181 ENFÂL SÛRESİ CÜZ: 10, SÛRE: 8
43. Hani Allah uykunda sana onları az
gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi,
yılıp gevşerdiniz ve savaş hususunda
anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat
Allah (size) esenlik verdi. Şüphesiz O,
gönüllerde olanı bilendir.
44. Hani Allah gerçekleşecek olan işi
gerçekleştirsin diye birbirinizle karşılaştığınızda
onları sizin gözünüzde az gösteriyor
ve sizi de onların gözünde azaltıyordu.
İşler, ancak Allah’a döndürülür.
45. Ey iman edenler! Herhangi bir toplulukla
karşılaştığınızda direnin ve Allah’ı
çok anın ki kurtuluşa erişesiniz.
41. Allah’a ve (hakkın batıldan)
ayrılış günü olan iki topluluğun
karşı karşıya
geldiği gün (Bedir Savaşı’nda) kulumuza
indirdiğimize inanıyorsanız,
şunu bilin ki, elde ettiğiniz her türlü
ganimetin (maddi yararın) beşte biri
Allah’a, Resulü’ne, Peygamber’in yakınlarına
ve (onlardan olan) yetimlere,
fakirlere ve yolda kalmışlara aittir.
Allah’ın her şeye gücü yeter.
(bk. Açıklamalar Bölümü: 79)
42. Hani siz (vadinin Medine’ye) yakın
yakasında idiniz, onlar da uzak yakasında
idiler, kafile ise sizden aşağıda
yer almıştı. Birbirinizle sözleşseydiniz,
karşılaşma zamanı (ve yeri) konusunda
ihtilaf ederdiniz. Fakat Allah, gerçekleşecek
olan işi gerçekleştirsin, helak
olan apaçık delil üzere helak olsun,
yaşayacak olan da apaçık delil üzere
yaşasın diye böyle yaptı. Gerçekten
Allah işitendir, bilendir.
Ayette açıklanan durumu tasvir etmekten
maksat, Bedir Savaşı’nda Müslümanların
zayıf, kâfirlerin ise güçlü bir konumda olduklarını
ve böyle bir durumda zaferin maddî
güçle değil, ilahî yardımla gerçekleştiğini
ve ilahî iradeye karşı gelmenin azgın kimselere
ne kötü sonuç doğurduğunu bildirmektir.
Çünkü müşriklerin ordusunun bulunduğu
tarafta su bulunuyordu ve Müslümanların
bulunduğu yakın yakada ise su bulunmuyordu.
Üstelik yer kumsal olduğundan
ayakları yere batıyordu. Kureyş’in ticaret
kafilesi de Müslümanların araksında yer almıştı.
(bk. Mecmau’l-Beyan ve Menhecu’s-
Sadıkin Tefsirleri)
CÜZ: 10, SÛRE: 8 ENFÂL SÛRESİ 182
46. Allah’a ve Peygamberi’ne itaat edin
ve (birbirinizle) çekişmeyin; yoksa zayıf
düşersiniz ve gücünüz kaybolup gider.
Sabredin (direnin); kuşkusuz, Allah sabredenlerle
beraberdir.
47. Yurtlarından (savaş gayesiyle) böbürlenerek,
insanlara gösteriş için çıkan ve
(insanları) Allah’ın yolundan alıkoyanlar
gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını
kuşatmıştır.
48. Hani Şeytan, onlara işlerini güzel gösterdi
ve, “Bugün insanlardan size galip
olacak kimse yoktur. Ben de sizin destekçinizim.”
dedi. İki topluluk birbiriyle
karşılaşınca geriye dönüp, “Ben sizden
uzağım; sizin görmediğinizi ben görüyorum;
ben Allah’tan korkuyorum;
Allah’ın azabı çetindir.” dedi.
49. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık
olanlar, “Dinleri bunları aldatmıştır.”
dediler. Oysa kim Allah’a tevekkül
ederse, (bilmelidir ki) kuşkusuz, Allah
üstündür ve hikmet sahibidir.
50. Keşke meleklerin kâfirlerin yüzlerine
ve arkalarına vurarak canlarını
aldığını görseydin! (Onlara şöyle derler:)
“Tadın yakıcı azabı!”
51. İşte bu, kendi elinizle yapıp gönderdiğiniz
işler yüzündendir. Kuşkusuz,
Allah kullara zulmeden değildir.
52. (Onların tutumu,) Firavun soyunun
ve onlardan öncekilerin tutumu
gibidir. Ayetlerimizi inkâr ettiler ve Allah
da günahları yüzünden onları yakalayıverdi.
Allah, güçlüdür ve azabı
çetindir.
183 ENFÂL SÛRESİ CÜZ: 10, SÛRE: 8
59. Kâfir olanlar, (bu işlerle) öne geçtiklerini
sanmasınlar. Kuşkusuz, onlar (bizi)
aciz bırakamazlar.
60. Onlara karşı kudretiniz dâhilinde
olan her türlü güç ve bağlanıp beslenen
atlar hazırlayın. Bu yolla Allah’ın düşmanını,
kendi düşmanlarınızı ve bunların
dışında sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği
diğer kimseleri korkutursunuz. Allah
yolunda harcadığınız her şey, tam olarak
(bol ilahî mükâfatlar şeklinde) size ödenir
ve asla zulme uğramazsınız.
61. Eğer barışa eğilimli olsalar, sen de ona
eğilimli ol ve Allah’a tevekkül et. Gerçekten
O, işitendir, bilendir.
53. Bu böyledir; çünkü Allah bir topluluğa
vermiş olduğu nimeti, onlar kendi
durumlarını değiştirmedikçe asla
değiştirmez. Allah, gerçekten işiten ve
bilendir.
İmam Cafer Sadık (a.s)’ın şöyle dediği nakledilmiştir:
“Babam şöyle diyordu: Allah kesin
hüküm vermiştir: Kuluna verdiği bir nimeti,
kul bir günah işleyerek cezalandırılmayı
hak etmedikçe ondan almaz.” (bk. el-Kâfî
ve Nuru’s-Sekaleyn Tefsiri.)
54. (Onların tutumu,) Firavun soyunun
ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir.
Onlar Rablerinin ayetlerini yalanladılar,
biz de onları günahları yüzünden
yok ettik ve Firavun soyunu suda
boğduk. Hepsi zalimlerden idiler.
55. Kuşkusuz, Allah katında canlı yaratıkların
en kötüsü, küfre sapanlardır;
artık onlar iman etmezler.
56. Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın
kimselerdir. Sonra her defasında
antlaşmalarını bozarlar ve (Allah’tan)
korkmazlar.
57. Savaşta onları ele geçirecek olsan,
onlar ile (onlara karşı kullanacağın
şiddet ile) arkalarındaki destekçilerini
dağıt. Belki öğüt alırlar.
58. Bir kavmin (antlaşmalarını bozarak)
hıyanet etmesinden korksan, (sen
de sözleşmenin iptal edildiğini belirtmek
için ) misliyle mukabelede bulunmak
üzere (sözleşmelerini) üzerlerine
at. Kuşkusuz, Allah hıyanet edenleri
sevmez.
CÜZ: 10, SÛRE: 8 ENFÂL SÛRESİ 184
62. Seni aldatmak isteseler, şüphesiz Allah
sana yeter. O, yardımı ve müminler
ile seni destekledi.
63. Ve (müminlerin) kalpleri arasında samimiyet
oluşturdu. Yeryüzünde olan her
şeyi harcasaydın, onların kalpleri arasında
samimiyet oluşturamazdın. Ama
Allah onların arasında samimiyet oluşturdu.
Gerçekten O, üstündür ve hikmet
sahibidir.

Bu ayet, Ensar hakkında nazil olmuştur. Ensar’dan
olan Evs ve Hazrec kabileleri arasında
cahiliye döneminde büyük bir ihtilaf ve anlaşmazlık
vardı. Bu iki kabile İslam sayesinde birbirleriyle
kaynaşmış ve eski sürtüşme ve ihtilaflarından
kurtulmuşlardır.
64. Ey Peygamber! Allah ve sana uyan
müminler sana yeter.
65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa
teşvik et. Sizden sabırlı (direnen) yirmi
kişi olursa, iki yüz kişiyi yener ve sizden
yüz kişi olursa, küfre sapanlardan
bin kişiyi yener; çünkü onlar, anlamayan
bir topluluktur.
66. Şimdi Allah sizin yükünüzü hafifletti
ve sizde zaaf olduğunu bildi. Şu
hâlde sizden sabreden (direnen) yüz
kişi olursa, iki yüz kişiyi yener ve sizden
bin kişi olursa, Allah’ın izni ile iki
bin kişiyi yener. Allah, sabredenlerle
beraberdir.
67. Hiçbir peygambere, yeryüzünde
düşmanı ezmeden esir almak düşmez.
Siz geçici dünya malını istiyorsunuz,
oysa Allah, ahireti (ahiretteki nimetlere
erişmenizi) istiyor. Allah üstündür
ve hikmet sahibidir.
68. Allah tarafından önceden verilmiş
bir yazı (hüküm) olmasaydı, aldığınız
şeyler yüzünden size büyük bir azap
erişirdi.
69. Artık ele geçirdiğiniz ganimetlerden
helal ve temiz olarak yiyin ve
Allah’tan korkun. Gerçekten Allah bağışlayandır
ve merhamet edendir.

70. Ey Peygamber! Elinizde olan esirlere
de ki: “Allah kalbinizde bir iyilik
olduğunu bilse, sizden alınandan
daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar.
Allah bağışlayandır ve merhamet
edendir.”
71. Sana hıyanet etmek isterlerse, şüphesiz
onlar önceden de Allah’a hıyanet
etmişlerdi. Ama (Allah) onlara karşı
sana imkân verdi. Allah bilendir ve
hikmet sahibidir.
72. Şüphesiz, iman edip hicret eden ve
mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda
cihad eden kimseler ile (hicret edenleri)
barındıran ve (onlara) yardım eden
kimseler, işte onlar, birbirlerinin velileridirler
(dost ve koruyucularıdırlar).
İman eden, ama hicret etmeyen kimselere
gelince, hicret edene kadar sizin
onlarla asla velilik (dostluk ve koruyuculuk)
ilişkiniz yoktur. Fakat din
konusunda sizden yardım isterlerse,
aranızda antlaşma olan topluluğa karşı
yardım dilemeleri dışında, (onlara)
yardım etmek üzerinizde bir yükümlülüktür.
Allah, yaptıklarınızı görür.

185 ENFÂL SÛRESİ CÜZ: 10, SÛRE: 8
73. Kâfir olanlar da birbirlerinin velileridir
(dost ve koruyucularıdır). Eğer bunu (bu
emri) yerine getirmezseniz, yeryüzünde
fitne ve büyük bozgun meydana gelir.
74. İman edip hicret eden ve Allah yolunda
cihad edenler ile (onları) barındırıp
yardım edenler, işte onlar, gerçek müminlerdir.
Onlar için bağışlanma ve değerli
rızık vardır.
75. Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle
birlikte cihad edenler, işte onlar da
sizdendir. Allah’ın kitabında, akrabalar
birbirlerine göre (miras konusunda) öncelik
taşırlar. Şüphesiz, Allah her şeyi bilir.