Ek Olarak

“Ali’ninki hâriç, mescide açılan bütün kapıları kapatın!”
Hüsniye nüshalarından birinde; İbrâhîm b. Hâlid’in Hârûn’a Hüsniye’yi şikâyet ettiği, Hârûn’un da bu durumdan rahatsızlandığını ifade ettiği görülmüştür. Hüsniye, Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve âlih) amcası Abbâs’ın asaletini ortaya koymak için; Hazreti Rasûl’ün talimatıyla, “mescide açılan bütün kapı-ların kapatılması” hâdisesini  gündeme getirmişti. Allah’ın hükmü geldikten sonra, Ali ve Fâtıma’nınki (aleyhimesselâm) dışında, bütün evlerin mescide bakan kapıları kapatılmıştı . Abbâs , Hz. Rasûlüllâh’ın (sallallâhu aleyhi ve âlih) yanına geldi ve bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti. Allah Rasûlü onu sevdi, ikramda bulundu ve “Sizin kapılarınızı kapatıp Ali’ninkini açık bırakan, ben değilim; Al-lah’tır!” buyurdu .
Hz. Abbâs, yeğeninden ricâda bulunarak; kendi kapısının da açık kalmasını istedi. Allah’ın Rasûlü (s.a.a) “Bu mümkün değil!” buyurdu. Bunun üzerine Abbâs, hiç olmazsa, evinden çıkan suları mescide akıtacak bir oluğunun(?) olmasını istedi! Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve âlih) de, Allah’tan gelen özel bir izinle, onun bu ricasını kabul etti ve oluğu evin bir köşesine, kendi elleriyle yerleştirdi. Ardından şöyle buyurdu: “Ey Müslümanlar! Allah, amcamı bu oluk ile şereflendirdi! Amcamı sakın ha incitmeyin; çünkü atalarımdan bir o ge-riye kaldı! Onu incitenlere Allah lanet etsin!”
Bu durum, Ömer’in hilâfetine kadar böyle devam etti. Bir gün mescide giden yolda, evin oluğundan su dökülüp Ömer’in üzerine sıçradı. Ömer buna çok hiddetlenerek, oluğun sökülmesini emretti. Oluk sö-küldükten sonra, Abbâs Ali’nin yanına giderek Ömer’in yaptıklarını şikâyet etti. Hz. Emîru’l-Mü’minîn (aleyhisselâm) geldi ve oluğu tekrar yerine taktı.
Hikâyenin sonunda Hârûn Reşîd İbrâhîm’e öfkelendi ve Hüsniye’yi onore ederek, kendisine özgürlük / dokunulmazlık verdi. Böylece onun tartışmalarda rahat hareket etmesini sağladı.