On İki İmamlar – İmam Ali

Hz. Emirül Müminîn Ali (a.s), Beni Haşim kabilesinin büyüğü, Hz. Peygamberin amcası Ebu Talib’in oğludur. Ebu Talib, Peygamber efendimizi çocukluk döneminden itibaren kendi evinde büyütüp himayesi altına almış, Hazret’in peygamberliğe seçilmesinden sonra da hayatta bulunduğu sürece o ilahi nuru, kafirlere, özellikle de Kureyş kafirlerine karşı korumuş, bu uğurda hiçbir fedakarlıktan geri durmamıştır.

Hz. Ali, (meşhur rivayete göre) bi’setten on yıl önce dünyaya gelmiştir. Altı yaşında iken de Peygamber’in isteği üzerine, Mekke ve yöresinde meydana gelen kuraklık nedeniyle maddi sıkıntıya giren babasının yanından ayrılarak, Peygamber’in evinde yaşamaya başlamış, böylece bizzat o Hazret’in eğitimi altına girmiştir.   Bu arada Peygamber-i Ekrem, gelenek haline getirdiği Hire dağındaki yıllık ibadeti esnasında ilk vahiy inerek peygamberliğe seçildikten sonra eve dönüp olayı anlattığında, o Hazret’e ilk iman getiren kişi Hz. Ali (a.s) olmuştur.

Yine İnzar ayeti ismiyle meşhur olan “En yakın aşiretini uyar”   ayet-i kerimesi nazil olarak Peygamber-i Ekrem yakın akrabalarını uyarmakla görevlendirildiğinde, Hz. Resul akrablarını toplayarak onlara: “Sizlerden kim, benim bu görevimde bana yardım etmeye hazırdır ki, benim kardeşim, vasim ve aranızda halifem olsun?” buyurduğunda, onların arasından yalnızca Hz. Ali (a.s) ayağa kalkarak imanını ibraz etmiş, buna müteakip Peygamber-i Ekrem de mübarek elini Hz. Ali’nin omuzuna koyarak:
“Bu benim kardeşim, vasim ve sizin aranızdaki halifemdir; onu dinleyin, ona itaat edin” buyurarak o Hazret’in iman etmesini kabul etmiş ve İslam dininin ilk başından itibaren kendinden sonra Hz. Ali’nin geldiğini vurgulamıştır. Böylece Ali (a.s) Müslümanlar arasında ilk iman
getiren ve hayatı boyunca Allah’tan başkasına tapmayan ilk şahsiyet olmakla birlikte, Hz. Resulullah (s.a.a)’dan sonra İslam dininin ikinci şahsiyeti oluvermiştir.
– Fusul-ul Mühimme, 2. b. s.14, Harezmi’nin Menakıb kitabı, s.17.
 – Zehair-ul Ukba, Kahire b. yıl 1356, s.58. Harezmi’nin Menakıb kitabı, Necef b. yıl 1385 H. s.16-22. Yenabi-ul Mevedde, yedinci baskı, s.68-72.
  – Şuarâ: 214
Ali (a.s), Peygamber-i Ekrem’in hicretine kadar devamlı onunla birlikte olmuş, düşmanlarına karşı onu savunmuş, kafirlerin Allah Resulü’nü katletme kararı aldıkları hicret gecesi de Ali (a.s), canını feda etmek pahasına, Peygamber efendimizin yatağında yatmış ve Resul-ü Ekrem bu sayede gizlice evden ayrılarak emniyet içerisinde Medine’ye doğru yola koyulabilmiştir.  Hz. Rusulullah’ın emniyete kavuşmasından sonra da o Hazret’in vasiyeti üzerine, Peygamber-i Ekrem’in nezdinde emanet olan halkın emanetlerini sahiplerine iade ederek annesini, Resul-ü Ekrem’in sevgili kızı Fatimei Zehra’yı başka iki kadınla birlikte alıp Medine’ye doğru hareket etmiştir.
Medine’de devamlı Resulullah’la birlikteydi. Peygamber-i Ekrem hiçbir zaman gizlide ve açıkta onu kendisinden ayırmadı. Biricik sevgili kızı Hz. Fatıma’yı zevce olarak ona münasip gördü. Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okuttuğunda, Ali’yi (a.s) kendisine kardeşliğe layık gördü.
Ali (a.s) Peygamberin katıldığı tüm savaşlarda hazır bulundu. Bir tek Tebuk savaşına katılmadı. O da Peygamberin emri ile Medine’de Peygamberin yerinde kaldığı içindi. İşte o zaman, yine Hz. Ali’nin seçkin makamını ümmetine bildirmek gayesiyle Hz. Ali’ye hitaben: “Sen bana oranla Harun’un Musa’ya oranla sahip olduğu mevkie sahipsin; ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir” buyurdu.“  Böylece peygamberlik dışında sahip olduğu makamlarının tamamın Hz. Ali (a.s)’da da bulunduğunu açıkca gözler önüne sergiledi.
Hz. Ali hiç bir savaşta geri adım atmadı; hiçbir an düşmandan kaçmadı; hiçbir şart altında Peygamberin emrinden çıkmadı. İşte bu nedenledir ki, Peygamber-i Ekrem’in: “Hiç bir zaman Ali haktan ve hak da Ali’den ayrılmaz”  övgüsüne mazhar oldu.
Ali (a.s) Peygamber’in vefatında otuz üç yaşındaydı. Tüm dini faziletlere sahip olup, sahabe içerisinde her açıdan en seçkin mevkide olmasına ve Hz. Resulullah (s.a.a)’ın ümmete açıkça: “Ben kimin mevlası (efendisi) isem Ali de onun mevlasıdır”   ve “Ali benden sonra her mü’min erkeğin ve mü’me kadının velisidir”   buyurmasına rağmen o Hazret’in genç olması ve Peygamber’in savaşlarında kafirlerden bir çoğunu öldürüp, onlardan düşman kazanması bahane edilerek hilafetten kenara itildi. Böylece o Hazret’in eli tüm genel olaylardan kesildiğinde evinin bir köşesine çekilerek özel kişileri eğitmeye başladı. Peygamber’in vefatından sonra 25 yıl üç halifenin hilafet zamanı geçti. Üçüncü halife Osman öldürüldüğünde halk Hz. Ali’ye (a.s) biat ederek onu hilafete seçti.
 – İrşad-i Şeyh Müfid, Tahran baskısı, 1377 yılı, s.4, Yenabi-ul Mevedde, s.122, Tefsir-i Taberi c. 19 s. 68, Dürr-ül Mensur c. 5 s. 97
 – Fusul-ul Mühimme, s.28-30. Tezkiret-ül Havass, Necef baskısı, 1383 H. yılı, s.34. Yenabi-ul Mevedde, s.105. Menakıb-ı Harezmi, s.73-74.
 – Fusul-ul Mühimme, s.34.
 – Fusul-ul Mühimme, s.20. Tezkiret-ul Havass, s.20-24. Yenabi-ul Mevedde, s.63-65.
 – Tezkiret-ul Havass, s.1. Fusul-ul Mühimme, s.21. Menakıb-ı Harezmi, s.74.
 – Muhammed b. Şehraşub’un “Menakıb-ı Al-i Ebu Talib” kitabı, Kum baskısı, c.3, s.62 ve 218. Gayet-ul Meram, s.539. Yenabi-ul Mevedde, s.104.
  – Müsned-i Ahmet bin Hanbel 606, 906, 915, 1343, 2903, 17749, 18497, Sahih-i Tirmizi 2646, Sünen-i İbn-i Mace 113, 118 numaralı hadisler  vs.
  – Müsned-i Ahmet 2903, 1908, 21934, 211883, 21889 numaralı hadisleri vs.
Hz. Ali (a.s) dört yıl dokuz ay süren hilafeti müddetinde Peygamber’in siretine uyup, hilafet’e inkılap ve kıyam ruhu verdi. Toplumda çeşitli ıslahlara baş vurdu. Elbette bu ıslahlar, bir kısım çıkar peşinde koşanların zararına olduğu için sahabeden bazıları, Ümm-ül Mü’minin “Ayşe” “Talha” “Zübeyr” ve “Muaviye” liderliğinde üçüncü halifenin kanını bahane ederek halifeye karşı çıkıp, çeşitli çirkin olaylara sebebiyet verdiler.
O hazret bu fitneleri yatıştırmak için Basra yakınlarında Ayşe, Talha ve Zübeyr ile savaştı ve bu savaş, Cemel savaşı adında maruf oldu. Irak ve Şam sınırlarında Muaviye ile savaştı; bu savaş Sıffın savaşı adını aldı ve bir buçuk yıl devam etti. Nehrevan adıyla maruf olan muharebesinde de Hariciler ile savaştı.
Böylelikle o hazretin hilafet müddetice gösterdiği çabaların bir çoğu iç kargaşaları gidermek yolunda geçti. Çok geçmeden Hicretin 40. yılı Ramazan ayının 19. günü Kufe mescidinde, sabah namazında, Hariciler tarafından yaralanıp iki gün sonra şehit oldu.
Hz. Emir-ül Mü’minin (a.s) tarihin tanıklığına, dost ve düşmanın itiraflarına göre insani değerlerde hiçbir eksikliği olmayıp İslami faziletlerde Peygamberin terbiyesine tam bir örnek idi. Onun şahsiyeti hakkında yapılan bahisler, Şia ve Ehl-i Sünnet ve bu konuda bilgi sahibi olanlar tarafından yazılan kitaplar hiç kimse hakkında olmamış ve yazılmamıştır.
Ali (a.s) ilim ve bilgi açısından Peygamberin ashabı arasında en üstünüdür. İlmi açıklamalarıyla özgür kanıtlama ve burhan tarzını ortaya koyduğu gibi, ilahi öğretilerde ve felsefi bahislerde de bulundu. Kur’an’ın lafzını korumak için Arapça dilbilgisi kurallarını icat ettiği gibi Kur’an’ın batınında da konuştu. Hitabet etmekte en becerikli, Araplar içinde (birinci bölümde geçti) şecaatte dillere destan idi. Peygamberin zamanında ve ondan sonra yaptığı savaşlarda hiçbir zaman paniğe kapılmadı. Defalarca çeşitli olaylar örneğin Uhud, Huneyn, Hayber ve Hendek gibi savaşlarda
Peygamberin ashabı ve ordusu paniğe kapılıp titrediler, bazıları da firar ettiler. Fakat Ali (a.s) bunların hiç birinde düşmana sırt çevirmedi. Savaşta ün kazanan yiğitlerle savaştığında hiçbiri kurtulamadı. Bu güce sahip olduğu halde güçsüzlerle savaşmadı. Firar edeni takip etmedi, gece saldırı yapmazdı ve suyu düşmana kesmezdi.
Hayber savaşında hücum edip kalenin kapısını yerinden söküp bir kenara atması tartışılmaz tarihi bir realitedir .
Yine Mekke’nin fethinde Peygamber-i Ekrem (s.a.a) putların kırılmasına emir verdiğinde Ali (a.s), Peygamberin isteğiyle, o hazretin omuzlarına ayaklarını koyarak Kabe’nin üzerine çıkıp, oraya dikilen taştan yontulmuş koskocaman Hübel denilen putu yıktı.
Ali (a.s) takva ve abitlikte de tek idi. Onun sertliğinden şikayet edenlerin cevabında, Peygamber; “Onu kınamayın. Çünkü o Allah’a aşıktır.” buyurdu.
Sahabeden olan Ebu Derda, o hazretin kupkuru cesedini Medine hurmalıklarının birinde görünce haber vermek için onun evine gelip Hz. Fatıma’ya “Kocandan taraf başın sağ olsun” dedi.
 – Menakıb-ı A-li Ebu Talib, c.3, s.312. Fusul-ul Mühimme, s.113-123. Tezkiret-ul Havass, s.172-183.
 – Tezkiret-ul Havass, s.27.
 – Tezkiret-ul Havass, s.27. Menakıb-ı Harezmi s.71
 – Menakıb-ı Al-i Ebu Talib, c.3 s.221. Menakıb-ı Harezmi, s.92.
Peygamberimizin kızı “Amcam oğlu ölmemiş, ibadet ederken ilahi korkudan bayılmıştır. Onun bu hali çokça görülmektedir” buyurdu.
Ali’nin (a.s) fakirlere yardım etmesi, emri altında olanlara muhabbet etmesi, çaresizlerin imdadına koşması, cömertliği ve affı hakkında bir çok kıssalar vardır. Eline geleni Allah yolunda fakir ve miskinlere verip kendisi çok zor koşullarda yaşıyordu. Çiftçiliği, fidan dikmeyi, su kuyuları kazmayı ve bayır yerleri yeşillendirmeyi severdi. Fakat bu yolda elde ettiği şeyleri fakirlere vakfederdi. O Hazretin vakıfları “Ali (a.s) sadakaları” adında meşhurdur. Hilafetin sonlarında bunların epeyce (yirmi dört bin dinar) geliri vardı.
Mübâhele âyeti (Mâide; 61)
Fecr suresi…

Nehc-ül Belağa, üçüncü bölüm, 24. mektup.

İLK   MÜSLÜMAN  :

Üzerinde dikkatle durulması gerken konunun temel taşını oluşumunun kaynaklarından biri olan İmam Ali ( a.s )’ın ilk Müslüman oluşumunun gündem konusunun tartışmasısnın oluşmasıdır . Gerçeklerin inkar ve saklanmasında büyük rölu ınkar edilmesinin nedenlerin belgelerini sergiliyeceğiz .

Bu dönem’de İmam Ali ( a.s. ) ‘ın ilk iftiharı , İslam’ı kabul etmekte en önder yer almasıdır . Daha doğrusu , kendisinde olan İslam’i izhar etmesi ve açıklamasıdr . Çünkü İmam Ali ( a.s. ) Küçüklükten beri muvahhit idi ve hiç bir  zaman putperest’liğe bulaşmamıştır . ( Ahteb-i Harezm , El- Menakip , Necef Hayderiyye Matbaası H. 1385 s .189 – Hadid Suresi- 1.) Dolayısıyla onun  İslam’ı kabul etmesi putperetlikten çıkmak anlamında değildir.

İslam’ı kabul etmede ön adım olmak , Kur’ân-ı Kerim’in çok önem verdiği bir konudur . Kur’ân açıkça bildirmiştirki , İslam’ı kabul etmede öncü olan lar , Allah katında çok büyük  bir değere sahiptirler : “Önde olan birinciler , onlar , yakınlaştırılmış oanlardır .”

Allah Teala’nın “İslam’a girmede önce olma” konusuna verdiği önem o kadar fazladırki , Mekke’nin fethinden sonra iman getirip canını ve malını Allah yolunda adayanları , Mekke’nin fethinden sonra iamn edip cihat edenlerden üstün tutmüştür . Böylelikle Hicret’tenönce İslam’ın zuhurunun ilk yıllarında  Müslüman olanların ne kadar üstün olduğu  ortaya çıkıyor . Kur’ân’ı  Kerim söyle buyuruyor :

“… Sizden ( Mekke’nin ) fethinden önce infak eden ve savaşanlar , sonra infak eden ve savaşanlardan daha üstündürler . Allah , hepsine de iyiliği vaat etmiştir .” ( Hadid Suresi :1. )

Hethinden önce Müslüman olanların imanlarının daha değerli olmasının sebebi : Arap Yarım adas’ında putperestlerin karagâhı durumuna gelmiş olan , yani Mekke’nin henüz sağam bir kale olarak yerinde kaldığı ve Müslümanların canının ve malının tehlike altında olduğu bir zamanda iman etmiş olmalarıdır.  Medine’ye hicretten sonra Evs , Hazreç ve Medine’nin etrafında ki kabilelerin de Müslüman olmasıyla Müslümanların nispi bir emniyete kavuştular ; ancak tehlike henüz tamanem ortadan kalkmamiştı . Böylelikle şartlarda bile İslam’a girmek , canı’nı , malını ortaya koymak , özel bir değere sahipse , Peygamber’in davetinin  başarında Kureşy’ten ve putperstlerden başka bir gücün hakim olmadığı bir ortamda ima elinin İslam’ı yaymaları ve izhar etmeleri , tabii ki daha değerli olacaktır . Bundan doayı daha önce Müslüman olmak , Resullah’ın ashabı arasında büyük bir iftihar sayılıyordu .

Bu ölçü ile İmam Ali ( a.s. )’ın ilk Müslüman olmasının değernin büyüklüğü ortaya çıkmaktadır.

İmam Ali (a.s.)’ın İlk Müslüman olduğunun Delilleri :

İmam Ali (a.s. )’ın ilk Müslüman olduğuna dair deliller ve şahitler islam’i metinlerde o kadar fazladırki , onların hepsini burada beyan etmemizin imkânı yoktur . Yinede bunlardan öncelik örnek olarak onlardan bazılarını simgeliyeceğimki kimselerin bunda her hangi bir itirazları bulunmasın . Aynı zamanda ilk Müslümanların gerçekliği ortaya çıksın . Belge ve kaynaklara dayandırarak bu konun çok uzayacağının inancındayım .

a–) Bu konuyu herkesten önce Peygamber (s.a.v ) , ashabından  bir kısmına açıkça  buyurmuştur : 

( Kevser )  Havuzunun başına ilk gelecek olanınız , ilk  iman edeniniz İmam Ali İbn-i Ebi Talib’tir .” ( İbn-i Abdulbir , el-istiab Fi Marifeti’l -Ashab ,c. 3,s . 28 , birinci baskı , Beyrut , Daru ihyai’t- Turasi’l Arabi , Hicri 1328 ; İbn-i Ebi’l- Hadid , Şerh-i Nechü’l- Belağa ,c . 13 , S . 119 , Tahkik : Muhammed Ebulfazl İbrahim , birinci baskı , Kahire , Daru İhyai’l-Kütübi’l-Arabi , Hicri 1378 ; Hakim  Nişaburi , el-Müstedrek Ale’s- Sahihayn ,c .3 , s .17 , Tahkik : Abdurrahman Mer’aşi , birinci baskı , Bayrut , Daru’l- Marife ,Hicri 1406 ).

b–) Alimler ve hadisçiler şöyle naklediyorlar :

” Hz : Muhammed ( s.a.v. ) pazartesi günü peygamber’liğe mebus oldu , İmam Ali ( a.s. ) bir gün sonra onunla namaz kıldı .” ( İbn-i Abdulbir , el-İstiab Fi Marifeti’l- Ashab , c .3 , S . 32 , birinci baskı Beyrut , Daru İhya’t-Turasi’l-Arabi , Hicri 1328 ; İbn-i Esir el-Kamil Fi’t-Tarih , c. 2, s . 57 , Daru Sadr , Hicri 1399 ; Hakim Nişaburi , el-Müstedrek Ale’s- sahihayn , c. 3 , s . 122 , Takik : Abdurrahman Mer’ aşi , birinci baskı , Beyrut , Daru’l-Marife , Hicri 1406 .) ”

c–) Hz. İmam Ali ( a.s. ) ” Kasia” adlı hutbesinde şöyle buyurur :
” o gün İslam , resulullah ( s.a.v. )ve  Hatic’nin evinin  dişinda hiçbir evde yoktu ve ben de onların üçüncüsüydüm . Vahyin ve risaletin  nurunu görüyor , nübüvevetin kokusunu alıyordum .” Nehcü’l- Belağa ,Subhi salih , 192 ci hutbe .

d–) İmam Ali ( a.s. ) Başka bir yerde de şöyle  buyuruyor :

“Allah’ım , ben sana dönüp yönelen , işitip icabet eden ilk kişiyim . Benden önce Resulullah’tan başka hiç kimse namaz kılmadı . ” ( Nehcü’l-Belağa , Subhi salih , 131 .ci hutbesi .)

e–) Yine şöyle buyuruyor :

“Ben Allah’ın kulu resulünün kardeşi ve Sıddıyk-ı ekber!im (en büyük doğru konuşan ) . Bu sözü benden sonra yalancı ve iftiracıdan başkası söylemez . Ben insanlardan önce yedi yıl Resulullah ile namaz kıldım . ” ( Taberi , Muhammed b. Cerir , Tarihu’l-Ümem ve’l- Müluk ,c .2 , s .312 Beyrut , Daru’l-Kamusi’l-Hadis ; İbn-i Esir ,el-Kamil Fi’t-Tarih , c . 2, s . 57 ,Beyrut Daru Sadır , Hicri 1399 ; Buna yakın ibareler ile Hakim Nişaburi , el-Müstedrek Ale’s- sahihayn , c .3 , s . 112 , Tahkik : Abdurrahman Mer’aşi , birinci baskı , Beyrut , Daru’l-Marife , Hicri 1406 ).

f–) Ufeyl b . Kays-i Kindi şöyle diyor :

“Ben cahiliye döneminde ıtır ( güzel koku ) ticareti yapardım . Ticari seferlerimden birinde Mekke’ye geldim ve Hz. Abbas’ın misafiri oldum . Günlerin birinde Mescid’i Haram’da Abbas’ın yanına oturmuştum . Güneşin tam tepeye ulaştığı sırada ,yüzü dolunay gibi nurani olan bir genç Mescid’e geldi ; gökyüzüne baktı , sonra Kâbe’ye doğru durdu ve namaz kılmaya başladı . Biraz sonra güzel yüzlü bir çocuk onun sağ tarafında durarak ona bağlandı . Sonra kendisini örtmüş olan bir kadın geldi ve o ikisinin arkasında durdu . Üçü beraber namaz kılıp , rüku ve secde ediyorlardı . Ben ( Putperestlerin merkezinde , üç kişinin değişik bir şekilde ibad ettikleri bu sahneyi görünce ) çok şaşırdım . Hz. Abbas’a ;
Büyük bir olay ! dedim .
O da bu cümleyi tekrar etti ve ekledi :
-Bu üç kişiyi tanıyormusun ?
-Hayır , dedim .

İlk olarak gelen , öbür ikisinin  önünde duran yeğenim Hz. Muhammed b. Abdullah , ikincisi diğer yegenim Hz. Ali b. Ebi Talib , üçüncüsü de Hz. Muhammed’ın eşidir . o , kendi dininin Allah tarfından indiğini iddia ediyor . Şu anda dünyada bu üç kişiden başka hiçkimse bu dini  yaşamıyor .” ( İbn-i Ebi’l-Hadid , Şerh-i Nehcü’l- Belağa , c. 13 s .226 , Tahkik :Muhammed Ebulfazl İbrahim , birinci baskı , Kahire , Daru İhyai’l-Kütübi’l-Arabiyye Hicri 1378 ; Muhammed b. Cerir Taberi , Tarihu’l-Ümem ve’l-Mülük ,c .2 , s .212 , Beyrut , Daru’l-Kamusi’l-Hadid biraz farklılıkla İbn-i Ebi’l-Hadid , zikredilen kitapta bu olayı Abdullah b. Mesud’dan da nakletmiştir . O da Mekke’ye seferi sırasında böyle bir sahneye şahit olmuştur .”

Bu rivayet açıkça gösteriyorki , Hz. Peygamber-i Ekrem ( s.a.v. ) ‘in davetinin başlagıncında , eşi Hz. Hatice’nin dişinda sadece İmam Ali ( a.s ) onun dinini kabul etmişti ve daha sahi delil ve belgeleri sergilemeye devam edeceğiz. Ayrıca ilk Müslumanların kimlerin olacaklarını açıkliyacağiz değerli araştırmacı arkadaşlarım ve saygı değer Müsluman kardeşlerimde şaşkınlık içerisinde kalacaklardır.

Medine devri bölümünun ikinci cild’in ( 215 ci sayfasında ) İbn-i Abdul Ber’in İstihabında İbn-i Esir’in üstülgabesi’inde , Ahmet b. Hanbel’in Müsned’tinde Hz. Peygamber’imiz şöyle beyan etmektedir :

Ey Fatıma :
“Ne diye ağlıyorsun ? ”
“Ben seni istiyenlerin en bilgilisine , Yumuşak huylulukta ve akıl’lılıkta en üstününe  ve ilk Müslüman olanına  nikâhla’dım .”

İmam Ali ( a.s. ) b . Ebi Talib’ın Allah (Azze ve celle ) katındaki dereceleri :

Sa’d’ın kızı Ayşe  şöyle naklediyor : Babam’dan  ( sa’d bin  ebi Vakkas’tan ) duydum ; dedi ki : Cuhfe  günü Allah Resulü ( Sallahu aleyhi vesseleam ) hutbe okudu . Allah’a hamd’u senadan sonra İmam Ali ( a.s. ) ‘ın ellini tutup şöyle buyurduğunu duydum .

“ey insanlar ben sizin velinizim ! ” İnsanlar şöyle şöylediler :
“Doğru söyledin , Ey Allah’ın Resulluh !”
Sonra İmam Ali ( a.s. ) ellini tutup kaldırdı ve şöyle dedi .
” Bu da bemin velim dir ; bemin namıma borcumu öder . Ben ona dost olanın  dostuyum ;düşmanın da düşmanıyım . ( Ancak bu zaaf , şiddetli olmayıp hadisin ravilerinden Hilal bin Bişr ile  Muhacir bin Mismar’dan kaynaklanmaktadır . Her ikiside üzerinde güvenilirlik ihtilafı olan kişilerdir . İbn-i Kesir’e göre ( Bidayet 5 . 212 ) bu hadisin senedi hakkın da Zehebi , “hasen garib” hükmünü vermiştir ).

Bir insanın hakında bilgi edinmek istiyorsan o insanın dostundan değilde o insanın düşmanından onun kişiliği hakkında bilgi edineceksinki araştırdığın insan hakkında doğru bilgi sahibi edinesin ve asla yanılgıya düşmiyesin. Onun içinde bizde İmam Ali ( a.s. ) evladı olarak İmam Ali ( a.s. ) mın evladı olarak bizim dostlarımızdan değildi Kur’ân’nın ve Ehl-i beyt düşmanlarında belgeler detirerek çalışmalarımızı güçlendireceğizki filizlemnmiş yep yeni bir İslam yeşersin.

Amir bin Sa’d bin Vakkâs , babasın dan , dedi ki :

Muaviye , sa’d’a emretti: “ebü Türab’a ( yani İmam Ali ( a.s. ) ma  sövmekten seni alıkoyan nedir ?”; Cevap verdi : “Allah Resülünün ( Sallalahu aleyhi vesselem ) ona söylediği üç şey vardır ki , onları hatırlayınca ben ona asla sövemem ! Hatta şu üç şeyden birine sâhip olmam benim için kızıl tüylü deve sürüsüne sâhip olmamdan daha iyidir :

Muharebelerin birinde , Allah Resülü 8 Sallallahu aleyhi vesselem ) İmam Ali (a .s. ) ı kendi yerine bıraktığında , İmam Ali ( a.s. ) şöyle dedi:

” Ey Allah’ın Resülü ! Beni çocuk ve kadınlarla mı bırakıyorsun ?” Bunun üzerine allah Resülü ( Sallallahu aleyi vesellem ) şöyle buyurdu :

Benim katımda sen , Hârun’un Müsâ’nın katında olduğu derecede olmaktan hoşnut olmaz mısın ? ( Sen aynen o mevkidesin ! ) Ne varki , ben den sonra peygamberlik yoktur . İşte ben buna şahit oldum… ( Bu hadisin isnadı sahihtir. Bunu Müslim ( Nevevi 15 ,cilt sayfa 175-176 ) Tirmizi ( Tuhfe 10 . cilt . sayfa 228-229 ) ve Ahmet ( Müsned , 1, 185 ) tahric etmişlerdir. )

Bir de Hayber günü şöyle duydum :

“Yarın ben sancağı mutlaka allah ve Resülü’nün seven ve Allah ile  Resülü’nün de kendisini sevdiği kimseye vereceğim !” Heyecanla onun kim olduğunu görmek için bekleyip durduk ; sonra şöyle dedi :

“Haydi bana İmam Ali’yi çağırın !” Hemen İmam Ali’yi çağırdılar, getirildi . Gözleri ağrıyordu . Hemen mübarek tükürüğünü gözlerine sürdü ve sancağı eline verdi .

“Ey Peygamber ev halkı ! Şüphesiz Allah sizin kusurunuzu gigerip , sizi tertemiz yapmak ister . ” ( Ahzâb süresi 33 ) âyeti n^zil olduğu zaman , Ali , Fâtıma , Hasan ve Hüseyin ( a.s. ) ları çağırıp , şöyle buyurdu :

ALLAH’IM ! İŞTE bunlar benim EHL_İ BEYT’İM dirler .”

( Bu hadisin isnadı sahihtir .) Bütün kaynak ve belgelerde mevcuttur.

Abdurrahman bin Sâbit’ten , oda Sa’d dan ;

Oturuyordum , Ebu Taliboğlu İmam Ali ( a.s. )ın hakkında ileri geri konuştular ; ben hemen şöyle dedim : “Onun hakkın da  Allah resülün den ( Sallallahu aleyhi vessellem ) üç haslet duydum ki , onlardan birinin benden bulunması , için kırmızı tüylü deve sürüsüne sahip olmamdan  daha iyidir :

Onun şöyle buyurduğunu duydum :”O ,benim katımda Hârün , Müsâ’nın nezdinde ne ise benim nezhinde İmam Ali ( a.s. ) da odur. Ne varki , benden sonra peygamber yoktur ! . ”

Yine şöyle buyurduğunu duydum :

“Yarın mutlaka sancağı , Allah ve Resülünü seven , Allah ve Resülü tarafından sevilen bir adama vereceğim !”

Onun hakkın daşöyle buyurduğunu da duydum:

“Ben kimm mevlâsı isem , İmam Ali ( a.s. ) onun mevlasııdr !” ( İsnâdı hasendir . Senedinin ricali güvenilir râvilerden oluşmuştur .

Abdü’l-Vâhid bin Eymen’den o da babasından , o da Sa’d  dedi .
“Allah Resülü ( s.a.v. ) şöyle buyurdu: ” Mutlaka sancağı ben , Allah ve Resülünü seven , Allah ve Resülü tarafından  sevilen bir adama vereceğim ; Allah onun elinde fethi müyesser kılacaktır …”

Ashabı o adamın kim olacağını heyacanla bekledi ; ve ( nihayet ) sancağı İmam Ali ( k.v . ) ‘ın eline verdi . ( Butün hadıs kıtaplarında mevcut’tur.)

Önemli hadis kaynaklarından  ilk müslüman  kim olduğunu hakkındaki konuyu elle alırken elbette önümüze ister istemez değişik fikirlerden  düşüncelerin oluşumunu göze çarpma zorunluğun getirir , bunların gerçeklikler hakkındaki doğruluk belgelerin ve kaynakların araştırma zorunluluğunu getirir. Onun içinde bizim tarafsız bir araştırma yapabilmemiz için detaylı olarak çok yünlü olarak belgelere baş vurmamız lazım gelecektır.

İlk bakışta birbirinden  farklıymış gibi görünen , ancak sonuç olarak birbirini teyid ve destekliyici eden rivayetlerin bulunması sevindirici bir kavramdır .Mesela Rüdâni’de şu kayıt yer almaktadır : Zeyd bin Erkam’dan ( r.a. ) gelen bir rivayete göre , ilk müslüman olan  İmam Ali ( a.s. ) dir. Amr bin Merre dedi ki , “Bunu ben İbrahim en- Nehâi’ye anlattım ,kabul etmedi ve şöyle dedi : İlk müslüman olan Ebu Bekir!dir dedi “? Bunun gerçekle bir bağlantısı olamaz , nedeni’nide İmam Ali ( a.s.) mın çocuk olamasıdır. Halbuki Asıl kıtabı’mız olan Kur’ân’ı Kerim bize Hz. İbrahim ( a.s. ) Hz. Musâ ( a.s. ) ve Hz. İsa ( a.s. ) Bunların analarının rahimlerinde iken kendilerine peygamber’lik verilmiştır .

Biz kaltıp bunların haş’şa peygamber’ler olmadığını söylersek bizim Müslüman!lıkla bir bağlantımız kalırmı . Bunun için de İmam Ali ( a.s. ) mın da çocuk olduğunu söylemek aynı anlama gelirki , Müslüman’lıktan haş’şa çıkmış olacağız. Kaldıki Ebu Beki’in ne zaman müslüman olduğu ve kaçıncı müslüman olduğuda ellimizde sayısız belge ve kaynak vardır , onlarında yeri geldikçe sergileyeceğiz ? ( Rüdani , 8683 )

Tırmızı’deki kayıtlara göre ise : İbrahim  en- Nehâi , “ilk Müslüman olan kişi İmam Ali Bin Ebi Talib’tır”. Sözünü red etmiş ve erkeklerden müslüman olan ilk kişi İmam Ali ( a.s. )’dır Kadınlardan ise Hz. Hatice ananmız’dır ve ayrıca bu yorumun tartışması  ( Tırmızı ,6- 281-3980 )

Burada rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyle , Hz. Ali ( a.s. ) o zamanlar çocuk yaşta olduğu için yani yetişkin kabul edilmediği için “Erkek’lerden ilk müslüman  Ebu Bekir kabul ediliyor bu da çok büyük yanlışlıktır ” düzeltilmesi gerekir ki bunu da yapacağız. Aslın da Allah’ın Resülü ile surekli birlikte bulunan ve onun terbiyesiy le büyü’yüp yetişen ve ondan ilham alan İmam Ali ( a.s. ) mı ilk müslüman kabul etmemek isyan’dan başka ne ola bilinir. ( İbn-i ishak’ın da rivayetleri Hz. Peygamber’e iman edip onun arkasında namaz kılan ilk kişi erkek  Hz. İmam Ali ( a.s. ) dir. İbni Hişam ,1-262 ; İbni Esir , üsdü’l Ğabe , 2-57/59 ; İbni Sa’d , 3-20 ; İbni Hacer ,el-İsabe 2/51 )

Bazı yerlerde Hz. Ali ( a.s. ) nin Hz. Peygamber tarafından  İslam’a davet edildiğinde 1 Babama bir danışayim ” dediği kayıtlı ise de , böyle bir durum söz konusu değildir . ( Abdülfettâh Abdülmaksut , s. 78 , talegâni’nin notu ) Hz. Ali illahi tebliğe mazhar olunca , önce belki “Babama bir danışayim ” demiş , amabir müdet sonra bu düşüncesinden fikrini değiştirmiş ve Peygamber’mize gelerek : “Allah beni yaratırken Ebu Talib’e sordu’mu ki ben Allah’a kulluk için ona sormaya gerek duyamam ! ” demiş ve müslüman olduğunu söylemiştir .( Berki ve Keskioğlu , sayfa 54. )

b–) Alimler ve hadisçiler şöyle naklediyorlar :

” Hz : Muhammed ( s.a.v. ) pazartesi günü peygamber’liğe mebus oldu , İmam Ali ( a.s. ) bir gün sonra onunla namaz kıldı .” ( İbn-i Abdulbir , el-İstiab Fi Marifeti’l- Ashab , c .3 , S . 32 , birinci baskı Beyrut , Daru İhya’t-Turasi’l-Arabi , Hicri 1328 ; İbn-i Esir el-Kamil Fi’t-Tarih , c. 2, s . 57 , Daru Sadr , Hicri 1399 ; Hakim Nişaburi , el-Müstedrek Ale’s- sahihayn , c. 3 , s . 122 , Takik : Abdurrahman Mer’ aşi , birinci baskı , Beyrut , Daru’l-Marife , Hicri 1406 .) ”

c–) Hz. İmam Ali ( a.s. ) ” Kasia” adlı hutbesinde şöyle buyurur :

” o gün İslam , resulullah ( s.a.v. )ve  Hatic’nin evinin  dişinda hiçbir evde yoktu ve ben de onların üçüncüsüydüm . Vahyin ve risaletin  nurunu görüyor , nübüvevetin kokusunu alıyordum .” Nehcü’l- Belağa ,Subhi salih , 192 ci hutbe .

d–) İmam Ali ( a.s. ) Başka bir yerde de şöyle  buyuruyor : 

Allah’ım , ben sana dönüp yönelen , işitip icabet eden ilk kişiyim . Benden önce Resulullah’tan başka hiç kimse namaz kılmadı . ” ( Nehcü’l-Belağa , Subhi salih , 131 .ci hutbesi .)

e–) Yine şöyle buyuruyor :

“Ben Allah’ın kulu resulünün kardeşi ve Sıddıyk-ı ekber!im (en büyük doğru konuşan ) . Bu sözü benden sonra yalancı ve iftiracıdan başkası söylemez . Ben insanlardan önce yedi yıl Resulullah ile namaz kıldım . ” ( Taberi , Muhammed b. Cerir , Tarihu’l-Ümem ve’l- Müluk ,c .2 , s .312 Beyrut , Daru’l-Kamusi’l-Hadis ; İbn-i Esir ,el-Kamil Fi’t-Tarih , c . 2, s . 57 ,Beyrut Daru Sadır , Hicri 1399 ; Buna yakın ibareler ile Hakim Nişaburi , el-Müstedrek Ale’s- sahihayn , c .3 , s . 112 , Tahkik : Abdurrahman Mer’aşi , birinci baskı , Beyrut , Daru’l-Marife , Hicri 1406

f–) Ufeyl b . Kays-i Kindi şöyle diyor :

“Ben cahiliye döneminde ıtır ( güzel koku ) ticareti yapardım . Ticari seferlerimden birinde Mekke’ye geldim ve Hz. Abbas’ın misafiri oldum . Günlerin birinde Mescid’i Haram’da Abbas’ın yanına oturmuştum . Güneşin tam tepeye ulaştığı sırada ,yüzü dolunay gibi nurani olan bir genç Mescid’e geldi ; gökyüzüne baktı , sonra Kâbe’ye doğru durdu ve namaz kılmaya başladı . Biraz sonra güzel yüzlü bir çocuk onun sağ tarafında durarak ona bağlandı . Sonra kendisini örtmüş olan bir kadın geldi ve o ikisinin arkasında durdu . Üçü beraber namaz kılıp , rüku ve secde ediyorlardı . Ben ( Putperestlerin merkezinde , üç kişinin değişik bir şekilde ibad ettikleri bu sahneyi görünce ) çok şaşırdım . Hz. Abbas’a ;
Büyük bir olay ! dedim .
O da bu cümleyi tekrar etti ve ekledi :
-Bu üç kişiyi tanıyormusun ?
-Hayır , dedim .

– İlk olarak gelen , öbür ikisinin  önünde duran yeğenim Hz. Muhammed b. Abdullah , ikincisi diğer yegenim Hz. Ali b. Ebi Talib , üçüncüsü de Hz. Muhammed’ın eşidir . o , kendi dininin Allah tarfından indiğini iddia ediyor . Şu anda dünyada bu üç kişiden başka hiçkimse bu dini  yaşamıyor .” ( İbn-i Ebi’l-Hadid , Şerh-i Nehcü’l- Belağa , c. 13 s .226 , Tahkik :Muhammed Ebulfazl İbrahim , birinci baskı , Kahire , Daru İhyai’l-Kütübi’l-Arabiyye Hicri 1378 ; Muhammed b. Cerir Taberi , Tarihu’l-Ümem ve’l-Mülük ,c .2 , s .212 , Beyrut , Daru’l-Kamusi’l-Hadid biraz farklılıkla İbn-i Ebi’l-Hadid , zikredilen kitapta bu olayı Abdullah b. Mesud’dan da nakletmiştir . O da Mekke’ye seferi sırasında böyle bir sahneye şahit olmuştur .”

Bu rivayet açıkça gösteriyorki , Hz. Peygamber-i Ekrem ( s.a.v. ) ‘in davetinin başlagıncında , eşi Hz. Hatice’nin dişinda sadece İmam Ali ( a.s ) onun dinini kabul etmişti ve daha sahi delil ve belgeleri sergilemeye devam edeceğiz. Ayrıca ilk Müslumanların kimlerin olacaklarını açıkliyacağiz değerli araştırmacı arkadaşlarım ve saygı değer Müsluman kardeşlerimde şaşkınlık içerisinde kalacaklardır.

Medine devri bölümünun ikinci cild’in ( 215 ci sayfasında ) İbn-i Abdul Ber’in İstihabında İbn-i Esir’in üstülgabesi’inde , Ahmet b. Hanbel’in Müsned’tinde Hz. Peygamber’imiz şöyle beyan etmektedir :
Ey Fatıma :
“Ne diye ağlıyorsun ? ”

“Ben seni istiyenlerin en bilgilisine , Yumuşak huylulukta ve akıl’lılıkta en üstününe  ve ilk Müslüman olanına  nikâhla’dım .”

Kur”ân’ın Yazılmasında ki İmam Ali ( a.s. )’ın Rolu :

Kur’ân’ın yazılmasında ki tarifleri pek çok tarihçierin değeşik deyim ve yorumlarında okuyoruz, fakat bunların içerilikleri  içerrisinde değişik fikir uyüşsuzmaların olduğunu göruyoruz. Bunların sağlam ve eksız güvensiz ve hiç bir ispaklayıcı belge ve kaynaklara dayanılmadığı ve şeşitli iftiralarala halkı yanıltıkları bir gerçektir.

Kur’ân’ı yazılmasının tarih’ı ve siyasi belgeleri tanzim etmek, davet ve tebliğ mektuplarını  yazmak vb. gibi işler Hz. İmam Ali ( a.s )’ın en mühim ve hassas işlerindenki Emir’el Mü’minin Mekke’de ve Medine’de indirilen tüm  Kur’ân ayetlerini peygamberin hayat’ta olduğu dönemde dikkatlıca yazdı Bu yüzden o vahiy katiplerinden ve Kur’an hafızlarından biridir. Bunun yanında onun  tanzim ettiği pekçok siyasi ve tarihi belgeler ile tebliğ mektupları tarih kitaplarında yazılıdır. Bu yüzden Hz. Ali ( a.s. ) İslâm’in ilk katibi’dir.  Hatta Hudeybiye sulhnamesi bile peygamber’in imzası ve Hz. Ali’nin yazısı ile tanzim edilmiştir.

Hz. Ali’nin ilmi ve kalemi hizmetleri sadece bunlarla kalmıyordu. O, peygamber’in eser ve sünnetlerini korumak için çok çalışıyor; her fıtsatta peygamberin ahkam, vacibatı, ahlak, sünnet,gaybı haberler ve hadisler hakkında ki konuşmalarını yazıyordu. Bu yüzden Hz. Ali, peygamberden duyduklarını altı kitap halinde miras bırakmaya muvaffak oldu.  İmamın  şehadetinden sonra bu kitaplar onun  evlatları tarafından en değerli hazine ünvaniyle  muhafaza edildi ve Emir’el-Mü’minin’den sonra gelen imamlar bu kitapları diğerlerine kanıt olarak göstermişlerdir. İmam Cafer’i Sadık ( a.s. )’ın seçkin  öğrencilerinden olan Zürare, bu kitaplardan bazılarını İmam Sadık’ın  ( a.s. ) yanında görmüş ve onların hususşyetlerini nakıetmiştir. ( Tehzib’el-Ahkam-i Şeyh Tusi, c. 2, s. 209, Necef baskısı; Fihrist-i Neccaşi, s. 255 Hindistan baskısı ve  Berresi-i Müsned-i Ahmet ) ve Kur’ân yazılışı hakkında daha çok belge ve kaynaklarla simgelecek ve detaylı

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir