İmam Ali Aleyhisselam’ı Sevmek

Ehli Beyt’i sevmenin fazileti, özellik ve nişanelerini açıklayan İslamî nassların özet olarak söylediği şeylerin Ehli Beyt’in fertleri hakkına da geçerliliği vardır; bunun en belirgin örneğini Ehli Beyt-i sevmenin nişanesi olarak Emirulmüminin Ali’yi sevmek hususunda rivâyet edilen hadislerde görmek mümkündür.

Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’ten şöyle rivâyet edilir? “Benim sevgimden dolayı Ehli Beyt’imi sevmeden hiç kimse iman getirmiş olamaz.” “Bunun üzerine Ömer, “Senin Ehli Beyt’ini sevmenin nişanesi nedir?” diye sorunca Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih eliyle Ali aleyhisselam’a vurarak “budur” buyurdu

İşte böylece Emirulmüminin Ali’yi sevmeye tekit Ehli Beyt’in tümünü sevmeye, onlara sarılmaya ve onlara uymaya tekit etmek demektir.

Ali’yi Sevmenin Fazileti

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: “Müminin sayfasının (amel defterinin) başlığı, Ali sevgisidir”

2- Yine buyuruyor ki: “Cehennem ateşinden kurtuluş, Ali sevgisidir”

3- Başka bir yerde ise şöyle buyuruyor: “Ey Ali! Ne mutlu seni sevene ve sende sadık olana ve vay haline sana düşmanlık edenin ve seni yalanlayanın”

1-Savaik-ul Mahrika, s.228; Nezm-u Durer-is Simtayn, s.233.

2-Tarih-u Bağdad, c .4, s.410; el-Câmi-us Sağir-Siyuti- c.2, s.182/5233, Beyrut- Dar-ul Fikr, 1. baskı, el-Menakıb -İbn-i Meğazili- s.243.

3-Tarih-u Bağdad, c .4, s.410; el-Câmi-us Sağir-Siyuti- c.2, s.182/5233, Beyrut- Dar-ul Fikr, 1. baskı, el-Menakıb -İbn-i Meğazili- s.243.

Niçin Ali’yi Seviyoruz?

 


Emirulmüminin Ali’yi sevmemiz bir alışkanlık değildir; bu sevgi samimi İslamî inanç-tan kaynaklanmış olup onun en önemli kesin hükümlerindendir; hadislerde bu kaynağa, boyut-larına ve nedenlerine değinen naslarımız vardır; eğer bu naslar üzerinde düşünecek olursak, bu sevginin doğruluğu ve temelinin derinliği anlaşılacaktır; ve işte bunlar aşağıdaki sebeplerden kaynaklanmaktadır:

A- Ali aleyhisselam’ı Sevmek İlahi Bir Emirdir

Allah Teala, Resul-i Ekrem’e Ali aleyhisselam’ı sevmeyi emretmiştir ve bu da bize Allah Teala’nın, Resulullah’a sallallah’u aleyhi ve âlih emrettiği şeye uymamızın gereğini gösteriyor.

Bureyde babasından şöyle nakleder: Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyurdu ki: “Allah Teala bana dört kişiyi sevmemi emretti ve kendisinin de onları sevdiğini bildirdi.” Oradakiler, onlar kimlerdir ya Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih? diye sorunca, üç defa, “Ali onlardandır, Ali onlardandır” buyurdu ve sonra da, “Ebuzer, Mikdad ve Selman; bana bunları sevmemi em-retti”[1]  buyurdu.

Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in, Ali’nin aleyhisselam ismini üç defa tekrar-lamasın nedeni ise bu konunun önemini vurgulamak içindir. Ebuzer, Mikdad ve Selman’ı sev-menin emredilmesi ise Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ı sevmenin bir parçasıdır; çünkü bu sa-habeler Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ın Şiâsının, onun sevenlerin ve yolunu izleyenlerin ger-çek bir örneğiydiler. Onların gidişatı Hz. Ali aleyhisselam’a karşı ihlas ve sevgilerinin derinliğini göstermektedir.

Allah ve Resulü sallallah’u aleyhi ve âlih, Ali aleyhisselam’ı Sevmekteler
Bunu destekleyen bir çok açık naslar vardır; biz burada onlardan sadece ikisine değine-ceğiz:

1-Tayr Hadisi

Bu hadis Allah Teala’nın insanlar arasında Hz. Ali aleyhisselam’ı herkesten çok sevdiğine delalet eder. Enes b. Malik’ten şöyle nakledilir: Resulullah’ın yanında bir kuş eti vardı. O sırada Resul-i Ekrem sallallah’u aleyhi ve âlih, “Allah’ım! Bu kuşun etini benimle birlikte yemesi için se-nin yanında kullarının en sevgilisi olanı getir bana.” buyurdu. Bunun peşinden Ali içeri girdi; fakat onu geri çevirdim; sonra yine geldi; tekrar onu geri çevirdim. Ve üçüncüsünde veya dör-düncüsünde gelerek içeri girdi. Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih, “Seni benden uzak tutan şey ne idi ya Ali?” diye sordu. Ali dedi ki: “Seni peygamberliğe gönderene andolsun, ben üç defa kapıyı çaldım; fakat her defasında Enes beni geri çevirdi.”

Bunun üzerine Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih, “Neden onu geri çevirdin?” diye sordu. Ben, onun beraberinde Ensar’dan bir kişinin de olmasını istedim, dedim. Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih bu cevaba tebessüm etti.[2]

2- Bayrak Hadisi

Bayrak hadisi de, Allah ve Resulü sallallah’u aleyhi ve âlih’in Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ı sevdiklerini gösteren ve bize onu sevmeyi, velâyetine sarılmayı, onun hidâyetiyle hareket etmeyi farz kılan başka bir delildir. Hayber savaşında Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih bayrağı önce Ebubekire vermiş, Ebubekir giderek bir şey yapamadan geri dönmüş, sonra Ömer’e vermiş, o da gitmiş, ama Hayber’i fethedemeden geri dönmüştür.[3] Taberî’nin rivâye-tinde ise şöyle geçer: Ömer geri dönünce ashabını korkaklıkla itham ediyordu, onlar da onu korkaklıkla itham ediyorlardı. [4]

Bunun üzerine Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih ayağa kalkarak şöyle buyurdu: “Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki, Allah ve Resulü’nü sever, Allah ve Resulü de onu severler; o, kaçmaz ve sürekli hamle eder.” Başka bir rivâyette ise: “Hiçbir zaman Allah onu alçaltmaz ve ona fetih vermedikçe asla geri dönmez.” [5]

Ali aleyhisselam’ı Sevmek, Allah ve Resulü sallallah’u aleyhi ve âlih’i Sevmektir

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyurmuştur ki: “Kim Ali’yi severse beni sevmiş olur ve kim de Ali’ye düşmanlık yaparsa bana düşmanlık yapmış olur.”[6]

2- Yine Buyurmuştur ki: “Beni seven Ali’yi sevsin; Ali’ye düşmanlık yapan bana düş-manlık yapmış olur; bana düşmanlık yapan Allah’a düşmanlık yapmış olur ve Allah’a düşman-lık yapanı da Allah cehenneme sokar.” [7]

3- “Ali’yi seven beni sevmiş, beni seven de Allah’ı sevmiş olur; Ali’ye düşmanlık yapan bana düşmanlık yapmış ve bana düşmanlık yapan da Allah’a düşmanlık yapmış olur.” [8]

Bu rivâyetlerden, Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ı sevmenin insanın Allah ve Resulünü sevmesine neden olduğu anlaşılmaktadır ve bu da Allah’a inananların amaçları ve arzu edenelerin arzularının zirvesidir.

Ali aleyhisselam’ı Sevmek İman, Ona Düşmanlık Yapmak İse Nifaktır

1- Senetlerle Ümm-ü Seleme’den şöyle rivâyet edilir: Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih şöyle buyuruyordu: “Münafık Ali’yi sevmez; mümin ise Ali’ye buğzetmez.” [9]

2- Emirulmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Tohumu yaran ve mahlukatı ya-ratana andolsun ki Ümmi Peygamber’in bana ahdidir bu: Beni ancak mümin sever ve bana an-cak münafık düşmanlık yapar.”[10]

3- Yine buyurmuştur ki: “Bana düşmanlık yapması için bu kılıcımla müminin genizine vursam, yine de bana düşmanlık yapmaz ve beni sevmesi için dünyayı ondaki tüm varlıklarla birlikte münafığın üzerine (ayağına) döksem, yine de beni sevmez; çünkü buna hükmedilmiş ve Resul-i Ekrem’in sözünde geçmiştir. Nitelim şöyle buyurmuştur: Ey Ali! Mümin sana düş-manlık yapmaz ve münafık seni sevmez.”[11]

4- Eba Said-i Hudrî’den şöyle rivâyet edilir: “Biz -Ensar topluluğu- münafıkları, Ali b. Ebutalib’e düşmanlık yapmalarıyla tanırdık.” [12]

5- Ebuzer’den şöyle rivâyet edilmiştir: “Biz, münafıkları ancak Allah ve Resulünü ya-lanlamaları, namaz kılmamaları ve Ali’ye düşmanlık yapmalarıyla tanırdırk.”[13]

Dolayısıyla, Emirulmüminin Ali aleyhisselam’ı sevmek imanın nişanelerindendir. Allah ve Resulü sallallah’u aleyhi ve âlih’e iman eden herkes, iman sıfatlarına bürünmeyi sevmelidir ve bunun en önemli örneklerinden biri de Allah Teala’nın sevmeyi emrettiği kimseyi ve yine Al-lah ve Resulü sallallah’u aleyhi ve âlih’in sevdiği kimseyi sevmektir.

Emirulmüminin Ali aleyhisselam’a düşmanlık yapmak ise nifak nişanelerindendir ve yu-karıdaki sarih hadislerde belirtildiği gibi ona münafıktan başkası düşanlık yapmaz. Bu hususta Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: “Ancak Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih hiçbir şüphe olma-yan hadisinde, “Seni ancak mümin sever ve sana ancak münafık düşmanlık yapar” buyurmuş-tur ve Allah Teala da şöyle buyurmuştur: “Münafıklar, ateşin en aşağı tabakasındadır-lar.”[14]  Dolayısıyla, Ali aleyhisselam’a düşmanlık yapan cehennemin en aşağı tabakasında-dır.”[15]

 

 

 

Kaynaklar
1-Sünen-i Tirmizî, c.5, s.636 / 3718; Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.53 / 149; el-Müstedrek-u ale’s Sahihayn, c.3, s.130; Müsned-i Ahmed, c.5, s.351; Usd-ul Gabe, c.5, 253; Tercemet-u min Tarih-i İbn-i Asakir, c.2, s.172 / 666; el-İsabe, c.6, s.134; Savaik-ul Muhrika, s.122, bab:9; Tarih-u Hulefa / Siyuti, s.187; Siyer-u A’lam-un Nübela, c.2, s.61; er-Riyaz-un Nezire, c.3, s.188; Menakıb-i Harezmi, s.34.

2-Sünen-i Tirmizî, c.5, 636 / 3721; el-Hasais / Nesaî, s.5; Fezail-us Sahabe / Ahmed b. Hanbel, c.2, s.56 / 945; el-Müstedrek-u ale’s Sahihayn, c.3, s.130-132 ve onun Sahih’i ve der ki: Bunu otuzu aş-kın kişi Enes’ten rivâyet etmiştir; Misbah-us Sünne, c.4, s.173 / 4770; Usd-ul Gabe, c.4, s.110-111; Ta-rih-ul İslam, c.3, s.633; el-Bidâyet-u ve’n Nihaye, c.7, s.350-353; Cami-ul Usul, c.8, s.653 / 6494; İbn-i Asakir de bunu Emirulmüminin Ali’nin aleyhisselam hal tercemesinde kırk dört kanalla tahriç etmiştir, c.2, s.106-134; er-Riyaz-un Nezire, c.3, s.114-115; Zehair-ul Ukba, s.61; Kifâyet-ut Talib, s.144-156 ve tümü Enes’ten rivâyet eden 86 kişinin ismini saymıştır. Maktel-ul Hüseyin aleyhisselam / Harezmi, s.46, İbn-i Merduveyh’in bu hadisi yüz yirmi kanalla tahriç ettiğini söyler.

3  – el-Kamil-u fi’t Tarih, c.2, s.219; Usd-ul Gabe, c.4, s.104 ve 108; Hasais / Nesai, s.5; el-Bidâyet-u ve’n Nihaye, c.7, s.336; Hilyet-ul Evliya, c.1, s.62; Delail-un Nubuvve / Beyhakî, c.4, s.209, Dar-ul Kutub-ul İlmiyye-Beyrut, 1. baskı.

4  – Tarih-i Taberî, c.3, s.93; Hakim de bunu Müstedrek’inde sahih bilmiştir, c.3, s.37; Zehebî ise bu konuda onunla aynı görüşte olduğunu belirtmiştir.

5 – Sahih-i Buharî, c.5, s.87 / 197-198 ve 279 / 231, Fezail-us Sahabe babı, Sahih-i Müslim, c.4, s.1871 / 32-34; Sünen-i Tirmizî, c.5, s.638 / 3724; Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.43 / 117; Müsned-i Ahmed, c.1, s.185 ve c.5, s.358; el-Müstedrek-u ale’s Sahihayn, c.3, s.37 ve 109; Misbah-us Sünne, c.4, s.93 / 4601; Hasais-i Nesaî, s.4-8; Delail-un Nubuvve / Beyhakî, c.4, s.205-206; el-İstiab, c.3, s.36; Fezail-us Sahabe / Ahmed b. Hanbel, c.2, s.584 / 987 ve bu ikisinden başkaları; Tarih-i Taberî, c.3, s.93; el-Kamil-u fi’t Tarih, c.2, s.219; Usd-ul Gabe, c.4, s.104 ve 108; el-Bidâyet-u ve’n Nihaye, c.7, s.224 ve 336; Hilyet-ul Evliya, c.1, s.62; Cami-ul Usul, c.8, s.650 / 6491, 6495, 6497 ve çok sayıda di-ğer kaynaklar.

6  – el-Müstedrek-u ale’s Sahihayn, c.3, s.130; Menakıb-ı Harezmî, s.41; Cami-us Sağir, c.2, s.554 / 8319; Usd-ul Gabe, c.4, s.383; el-İsabe, c.3, s.497; Zehair-ul Ukba, s.65; er-Riyaz-un Nezire, c.1,s 165; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.108 ve 129; Kenz-ul Ummal, c.6, s.154.

7  – Tarih-u Bağdad, c.13, s.32.

8 – er-Riyaz-un Nezire, c.3, s.122, Savaik-ul Muhrika, s.123, el-İstiyab, c.3: 1100.

9  – Sünen-i Tirmizî, c.5, s.635 / 3717; Cami-ul Usul, c.8, s.656 / 6499; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.133.

10  – Sahih-i Müslim, c.1, s.86 / 131, Sünen-i Tirmizî, c.5, s.643 / 3736; Sünen-i Nesaî, c.8, s.116 ve 117; Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.42 / 114; Misbah-us Sünne, c.4, s.171 / 4763; Tercemet-u Emirulmüminin Ali aleyhisselam min Tarih-i Medinet-i Dimaşk, c.2, s.190 / 682-685; el-Bidâyet-u ve’n Nihaye, c.7, s.54; el-İsabe, c.4, s.271; Müsned-i Ahmed, c.1, s.84, 95 ve 227; Tarih-ul Hulefa, s.187.

11  – Nehc-ul Belağa, hikmetli sözler, 45, Mecma-ul Beyan, c.3, s.532; Usul-i Kafî, c.8, s.224 / 396; Ravzat-ul Vaizin / Fettal Nişaburî, c.323, Menşurat-ı Razî-Kum.

12  – Sünen-i Tirmizî, c.5, s.635 / 3717; İs’af-ur Rağibin, s.113; Nur-ul Ebsar, s.88; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.132; er-Riyaz-un Nezire, c.3, s.242; Savaik-ul Muhrika, s.122; Taberanî de bunu Mu’cem-ul Evset’te Cabir’den tahriç etmiştir, c.2, s.s.391 / 2146.

13  – el-Müstedrek-u ale’s Sahihayn, c.3, s.129 ve bu iki Şeyhin şartıyla sahihtir demiş, fakat onu tahriç etmemiştir; Esme’l Menakıb fi Tehzib-i Esne’l Metalib / Cezrî-i Şafiî, s.57, Mahmudî Müessesesi-Beyrut; Kenz-ul Ummal, c.13, s.106.

14  – Nisâ, 145.

15  – Muhtasar-u Tarih-i Medinet-i Dimaşk / İbn-i Menzur, c.17, s.375, Dar’ul Fikr-Dimaşk, 1. baskı.

 

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir