Ehlibeyt Sevgisi Nedir? Ehlibeyti Sevmek Ne Anlama Gelmektedir

 

Ehl-i Beyt aleyhimusselam’ı sevmek, sadece geçici ve atifi bir duygu değil, Allah’ın Kitabı ve Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’in sünnetinden kaynaklanan bir inançtır. Ehl-i Beyt aleyhimusselam’ı sevmek, Allah Teala’nın yüce peygamberinden sonra insanların hidâyet vesilesi kıldığı, kendilerine şecaet, af ve bağışlama, doğruluk, ilim ve hikmet ve güzel ahlak gibi en üstün kâmal sıfatlarını verdiği, onları kendi kapıları, kendine giden yollar, kendisine dalalet eden nişaneler, ilminin sırrı, marifetinin hazineleri, vahyinin açıklayıcıları ve tevhidinin rükünleri kıldığı ilahi önderleri sevmekten kaynaklanmaktadır.

Ehli Beyt aleyhimusselam’ı sevmek, Resul-i Ekrem sallallah’u aleyhi ve âlih’in, ümmete havu-zun başında kendisine varıncaya kadar kendilerine sarılmayı farz kıldığı, tıpkı gökyüzündekile-re güvence olan yıldızların gibi yeryüzündekiler için güvence kıldığı kimselerdir; onlar kendi-sine binenlerin kurtulduğu ve kendisinden ayrılanların ise boğulup yok olduğu Nuh’un gemisi gibidirler.

Allah Teâlâ, müminlere Resûlü’nün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
“Resûl’üm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum.” (Şûrâ/23)

Bu âyet, tefsir, hadis, siret ve tarih kitaplarından bir çoğunun, Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in yakınları olan Ali, Zehra, Hasan, Hüseyin ve onların pâk soyunu sevmek hususunda nazil olduğunu tekit ettiği meveddet âyetidir

Siyuti ve diğerleri bu âyetin tefsirinde İbn-i Abbas’a istinat ederek şöyle rivâyet etmiş-lerdir: “De ki: Ben buna (tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgiden başka sizden bir ücret is-temiyorum” âyeti nazil olunca, -insanlar- ya Resulullah! sevgileri bize farz olan yakınlarınız kimlerdir? diye sordular. Bunun üzerine o hazret, “-Yakınlarım- Ali, Fatıma ve onların iki oğ-ludur” buyurdu.

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: “Allah’ı, sizi rızıklandırdığı için için se-vin beni, Allah’ı sevdiğiniz için sevin; Ehlibeytimi, beni sevdiğiniz için sevin.”

2- Zeyd b. Erkam’dan şöyle rivayet edilir: Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in yanındaydım; o sırada Fatma aleyhisselam geçti; evinden çıkmış Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in evine gidi-yordu. Oğulları Hasan ve Hüseyin de yanındaydı. Ali aleyhisselam arkalarından hareket ediyor-du. Resul-i Ekrem sallallah’u aleyhi ve âlih onlara bakarak buyurdu ki: “Kim onları severse, beni sevmiştir; kim onlara buğzederse, bana buğzetmiştir.”

3- Emirulmüminin Ali aleyhisselam diyor ki: “Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duydum: Ben, Adem oğullarının efendisiyim; ya Ali sen ve senden sonraki İmamlar da ümmetimin efendilerisiniz; kim bizi severse, Allah’ı sevmiş olur; kim bize buğzederse, Allah’a buğzetmiş olur; kim bizi dost edinirse Allah’ı dost edinmiş olur, kim bize düşmanlık ederse Allah’a düş-manlık etmiş olur; kim bize itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur; kim ize isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur.”

Ehlibeyti Sevmeye Teşvik

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: “Evlatlarınızı üç özellik üzere terbiye edin: Peygamberinizi sevmek, Onun Ehlibeyt’ini sevmek ve Kur’an okumak.”
2- Yine buyuruyor ki: “Ehlibeytim hakkında size Allah’ı hatırlatıyorum, Ehibeytim hakkın-da size Allah’ı hatırlatıyorum, Ehlibeytim hakkında size Allah’ı hatırlatıyorum.”
3- Emirulmüminin Ali aleyhisselam buyuruyor ki: “İyiliklerin en iyisi, bizi sevmektir ve kö-tülüklerin en kötüsü de bize düşman olmaktır.” 4- İmam Sadık aleyhisselam buyuruyor ki: “Kim bizim hakkımızı tanıyıp da bizi severse, Al-lah Tebarek ve Teala’yı sevmiştir.”

Ehlibeyti Sevmek İslam’ın Temelidir

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: “İslam’ın temeli; benim ve Ehlibey-timi sevmektir.”

2- Yine buyurmuştur: “Her şeyin bir temeli vardır; İslam’ın temeli ise, biz Ehlibeyti sev-mektir.”

3- Emirulmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyuruyor: “Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih bana buyurdu ki: Ya Ali! İslam çıplaktır; elbisesi takvadır; tüyü hidayettir; ziyneti hâyadır; direği (haram ve şüpheli şeylerden) sakınmaktır; ölçüsü salih ameldir. İslam’ın esası, benim ve Ehli-beytimin sevgisidir.”

Ehlibeyti Sevmek İbadettir

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih şöyle buyuruyor: “Âl-i Muhammed’in bir gün sevmek bir yılın ibadetinden daha hayırlıdır; kim bu sevgiyle ölürse cennete girer.”

2- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih yine şöyle buyuruyor: “Bil ki, Allah’a ibadetin evveli O’nu tanımaktır; sonra bana inanmaktır; Allah’ın beni, müjdeleyici, korkutucu, Allah’ın izniyle -insanları- O’na davet etmek ve parlak bir lamba olarak bütün insanlar için gönderdiğine ikrar etmek, sonra Allah’ın kendilerinden her türlü kötülüğü giderdiği ve tertemiz kıldığı Ehlibeytimi sevmektir.”

3 – İmam Sâdık aleyhisselam buyuruyor ki: “Her ibadetin üstünde bir ibadet var; biz Ehlibey-ti sevmek ise ibadetlerin en üstünüdür.”

Ehlibeyti Sevmek İmanın Nişanesidir

1- Resulullah aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse, ben kendisine kendi canından, Ehlibeytim kendi ehlibeytinden; soyum, kendi soyundan ve zatım kendi zatından daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz.”

2- Yine o hazret buyuruyor ki: “Biz Ehlibeyti takvalı müminden başkası sevmez; katı kalp-li münafıktan başkası da bize düşman olmaz.”

3- İmam Bâkır aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Bizi sevmek iman, bize düşmanlık etmek ise küfürdür.”

4- İmam Bâkır aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Biz

Ehlibeytin sevgisi; Allah’ın, kulun kal-bine yazdığı bir şeydir. Allah Teala onu, birinin kalbine yazdığında hiç kimse onu silemez; Al-lah Teala’nın, “Onların kalbine iman yazılmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir” buyurduğunu duymadınız mı? O halde biz Ehlibeyti sevmek, imanın aslından kaynaklanmak-tadır.”

 

Ehlibeyti Sevmek Evlatların Helâlzade Oluşunun Nişanesidir

1- Resululallah sallallah’u aleyhi ve âlih Emirulmüminin Ali aleyhisselam’a işaret ederek şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Evlatlarınızı (helâlzade olup olmadığını öğrenmek için) onun sevgisiyle imtihan edin; doğrusu Ali dalalete davet etmez ve hidayetten de uzak olmaz; dolayısıyla kim onu severse, sizdendir ve kim de ona düşmanlık ederse, sizden değildir.”

2- Ebubekir’den şöyle rivayet edilir: Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in bir çadır kurarak bir arap kavsine yaslandığını gördüm. Çadırda Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’in bulunduğu bir sı-rada buyurdu ki: “Ey Müslümanlar! Ben, bu çadırdakilerle sulh içinde olanlarla sulh içindeyim; bunlarla savaş halinde olanlarla savaş halindeyim; bunları sevenlerle dostum. Bunları ancak ceddi said ve doğumu güzel (helâlzâde) olan sever; bunlara ancak ceddi şakiy doğumu kötü (haramzâde) olan düşman olur.”

3- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’in Ebuzer’e vasiyeti hususunda Emirulmüminin Ali aleyhisselam’dan şöyle rivayet edilir: Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyurdu ki, “Ey Ebazer! Kim biz Ehlibeyti severse, Allah’a, (bu) ilk nimetinden dolayı hamdetmelidir.” Ebuzer, ya Resulellah! İlk nimet nedir? diye sorunca buyurdu ki: “Doğumunun iyi (helâlzâde) olmasıdır; bizi doğumu iyi olandan başkası sevmez.”

4- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyurmuştur ki: “Ey Ali! Beni seven, seni seven ve se-nin evlatlarından olan imamları seven doğumunun iyi (helâlzâde) olmasından dolayı Allah’a hamdetmelidir; bizi doğumu iyi olandan başkası sevmez ve bize doğumu habis (harâmzâde) olandan başkası düşmanlık yapmaz.”

Kıyamet Günü İnsanlar Ehlibeytin Sevgisinden Sorguya Çekilecek

1- Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih buyuruyor ki: “İnsanın sorguya tabi tutulacağı ilk şey, biz Ehlibeyti sevmektir.”
2- Yine o hazret buyurmuştur ki: “Kıyamet günü insan dört şeyden sorguya çekilmedikçe adım atmaz: Ömrünü nede geçirdiğinden, bedenini nede çürüttüğünden, malını nerede harcadı-ğı ve nereden kazandığından ve biz Ehlibeyti sevmekten.”
3- Yine Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih’ten bunun  benzeri bir rivayet edilmiştir; şu farkla ki sonuna şöyle eklenmiştir: Ya Resulullah sallallah’u aleyhi ve âlih! Sizi sevmenin alameti nedir? diye sorulması üzerine, O hazret eliyle Ali’nin omuzuna vurdu.”

Ehlibeyt’ten ilim ve mârifet almayanlar, ilim ve nurdan yoksundurlar ve arkaları sıra gidenleri daha fazla karanlığa doğru çekerler. Çünkü Yüce Allah son Peygamberden sonra Ehlibeyt’in ilim ve mârifet kaynağı olmalarını istemiştir. İlâhî irâde yalanlanamayacağına göre başka yerlerde nur ve kurtuluş arayanlar serap peşindedirler.

Allah’ın emri üzere Peygamber defalarca hayatının son günlerinde ve özellikle veda haccında ümmetine, kendinden sonra sapıklığa düşmemeleri için başvuracakları tek kaynağın Kur’an ve Ehlibeyt olduğunu açıklamış ve şöyle buyurmuştur:

“Ehlibeytten öne geçmeyin yoksa helak olursunuz ve onlardan geri de kalmayın ki yine helak olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın, çünkü onlar sizden daha bilgindirler.”

Bizzat Ehlibeyt İmamları da bu gerçeği defâlarca ifâde etmişlerdir. Örneğin İmam Câfer Sâdık şöyle buyurmuştur :

“İnsanlar, âlimler, öğrenenler ve çer-çöpler olarak üç kısma ayrılırlar. Biz Ehlibeyt âlimleriyiz, bize uyanlar öğrenenlerdir ve diğerleri ise çer-çöptür.[1]

İmam Muhammed Bâkır da iki büyük Kur’an Müfessiri olan Selmet b. Kuheyl ve Hakem b. Uteybe’ye hitâben şöyle buyurmuştur:

“Doğuya da gitseniz batıya da gitseniz, biz Ehlibeyt’ten kaynaklanan ilimden başka doğru bir ilim bulamazsınız.”[2]

Biz herhangi bir bağnazlığa kapılmadan, gerçek hayat bilinci peşinde olan araştırmacı kimseleri, Ehlibeyt’i tanımaya ve sonra ister nesnel hayat bâzında isterse ortaya koydukları ilim ve öğreti yönünden diğer mektep ve okul sâhipleriyle ve kurtarıcı vasfını taşıyan şahsiyetlerle mukâyese etmeye çağırıyoruz.

Elinizdeki bu mütevâzi çalışmadan gâyemiz de inşaallah siz kardeşlerimizi Ehlibeyt’in nurlu şahsiyetleriyle ve kutlu öğretileriyle tanıştırmaktır. Bundan başka hiçbir gâye gütmüyoruz, Allah buna şâhittir ve O şâhit olarak yeter.

Yine mütevatir olarak şöyle rivayet edilmiştir: “Onları sevmek imanın ve onlara düşman olmak ise nifakın belirtisidir.” “Kim onları severse Allah ve Resulünü sevmiş olur; kim de onlara düşmanlık ederse Allah ve Resulüne düşmanlık etmiş olur.” Onları sevmeye teşvik eden ve onlara düşmanlık etmekten sakındıran buna benzer onlarca diğer hadisler vardır

Şüphesiz Allah Teala Ehlibeyt aleyhimusselam’ı sevmeyi farz kılmasının nedeni, onların kendisine yakınlıkları, kendi yanındaki makam ve mevkileri, günahtan, şirkten ve insanı Allah’ın lütuf ve kereminden, rıza ve hoşnutluğundan uzaklaştıran her şeyden tertemiz olmaları sebebiyle sevgi ve muhabbete ehil olmalarıdır.

Ehli Beyt’i Sevmek, Allah ve Resulünü Sevmektir
Ehli Beyt’i Sevmek İslam’ın Temelidir
Ehli Beyt’i Sevmek İbâdettir
Ehli Beyt’i Sevmek İmanın Nişanesidir
Kıyamet Günü İnsanlar Ehli Beyt’in Sevgisinden Sorguya Çekilecek

Bir sadık âşık demiştir ki: “Sevgilinin yaptığı her şey sevgilidir. Eğer senin Allah ve Resûl’ü için muhabbetin sahih ise, Hz Peygamber’in (s.a.v) Ehl-i Beyt’ini de seversin. Herkesin imanı onların muhabbeti ile ölçülür.” (İbn u Arabî, el-Futûhâtu’1-Mekkiyye, I, 29. Bölüm. (Kısa bir özet)

 

1-Mufredat-ı Ragıb, s.64, “Beyt”.

2-Ahzab, 33. Bkz. Sahih-i Buhari, “Fezail-us Sahabe” kitabı, c.4, 1883/2424. Sünen-i Tirmizi, “Tefsir” kitabı, c.5, s. 351,3205; Mesabih-us Sunen (Beğavi), c.4. s.183 4796; Cami-ul Usul, c.9,155/6702, 6703 ve 6705 Müsned-i Ahmed, c.4 s.107; Müstedrek-ul Hakim, c.2 s.416, c.3, s.147-148.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir