Kuran ve Ehlibeyt Buyruklarında – Dört Kapı

Gel tâlip dört kapı kırk makam sende,
Irak gezme, yakın gözle cânânı…
Arayıp maksûdun bulasın tende,
Vücûdun şehrinde gözet mihmânı…
Esirî Baba
Bu ‘Dört Kapı’ mertebelerine göre şu şekilde sıralanmaktadır.
1. Şerîat Kapısı
2. Tarîkat Kapısı
3. Marifet Kapısı
4. Hakîkat Kapısı

Bu kapılar ve makamlar üzerinde söz söyleyen, kalem oynatan canlarımız, erenlerimiz bu Dört Kapı’yı çeşitli manalar ve simgelerle de ifâde buyurmuşlardır.Erenler kendi dönemlerinde, dönemlerinin insanlarına hakikati anlatma noktasında bu Dört Kapı’yı o günlerin anlayışı ve güncelliği ile açıklama yoluna gitmişlerdir. Bu inceliği fark edemeyen bazı canlarımız da maalesef olayı farklı noktalara çekmişler ve kafa karışıklığına sebebiyet verecek açıklamalarda, yazımlarda bulunabilmişlerdir.

Oysa tarihsel değerlerin konuları anlatım tarzlarına vakıf olanlar görürler ki halka halkın anladığı dille konuşulur, yazılır.
Âlemlere Rahmet Muhammed Mustafâ efendimiz de bu konuda şöyle buyurmuşlardır: Biz peygamberler halka anlayacakları şekilde / akıllarının derecesine göre konuşmakla emrolunduk.

Alevi ozanlar, erenler, canlar da Dört Kapı gerçeğini zamanlarının anlayışı ve toplumsal değerler-kabuller noktasında örneklendirmişler, tanıtmaya çalışmışlar, simgeler üzerinden tanımlamışlardır.

Doğruyu konuşmak-yazmak gerekirse Dört Kapı’yı teşbih ve temsilen anlatmaya gayret edenlerin hemen hepsi hakikatte hakkı ve doğruyu demişlerdir. Ancak, herkes içinde bulunduğu toplumun değerleri, hoşuna giden örneklendirme, ruhunu ısıtan sembol ve muhatabının anlayışına uygun dili, örneği, simgeyi seçmiştir.
Biz de bu çerçevede deriz ki bu Dört Kapı ifadesi, çeşitli şekillerde tanımlanabilir, örneklerle açıklanabilir… Hatta bu tanımlamalara günün anlayışına uygun olarak başka örnekler de eklenebilir…

Bizler zamanımızda nasıl ki insanlara Kurân’ı anlatma, tanımlama noktasında; doktorun yazdığı reçete, bir şeyin kullanım kılavuzu, sevdiğimizden gelen bir mektup, ülkelerin yönetildiği anayasa, hükümetin genelgesi vs. gibi örneklendirmelerle anlatmaya çabalıyorsak, geçmişte de Dört Kapı deyimi benzeri yöntemlerle anlatılmaya, açıklanmaya çalışılmıştır.

Aşağıdaki tablo da bu hakikati gözler önüne sermektedir. Herkes kendince, kendi dönemine, kendi muhataplarının değerlerine, kendi dünyasınca, kendi gözü önündeki değerler çerçevesinde örneklendirmeye gitmiştir.
Elbette bütün bu örneklendirmeler dört dörtlük konuya uygun tanımlamalar değildir. Bazı örnekler tam olarak maksadı ifâde etmemektedir. Ancak konunun anlaşılmasına yardımcı olması amacıyla söylenmiş, yazılmıştır.

Biz de bu DÖRT KAPI anlayışını çeşitli şekillerde tanımlayabiliriz…
Mesela; Birimiz çıkar; “Şeriat; Tohum gibi ise, Tarikat; Fidana benzer. Marifet; Fidanın dikilerek ağaç olması, çiçek açması, Hakikat ise ağacın meyve vermesi gibidir” der.
Bir diğeri; “Şeriat; Suyu bilmek, Tarikat; Suyu görmek, dokunmak, Marifet; Suyu içmek, Hakikat ta; Sudan gereken faydayı görmektir” diyebilir…
D

iğeri; “Şeriat; Kabuk ile birlikte Ceviz, Tarikat; Cevizin içi, Marifet; Cevizi yemek, Hakikat ta; Yenilenden gıdayı almaktır” diyebilir…

Bir diğerimiz de “Şeriat; Musa dönemine benzer, zira Tevrat Şeriat-Yasa-Hukuk ağırlıklıdır. Tarikat; Davudî yaşayış ve Zebur’a benzer, zira Zebur ilahi yakarış ve Davudî ilahilerle-dualarla Hakk’a yakarış ağırlıklıdır. Marifet; İsa’nın halini ve İncil’i çağrıştırır, zira o yolda ibadet ve şeriatın hikmeti dikkatlere sunulmuştur. Hakikat ta; Muhammed devri ve Kurân’a benzer. Zira burada şeriat, tarikat ve marifet cem edilerek hikmet ile hayata yön verilmiştir” diyebilir, vs…
Bu tanımlamaları aşağıdaki tabloda gösterildiği şekilde hatta daha da fazlası ile arttırabiliriz…
4 Kapı ve Farklı Örneklendirmelerle Tanımlama…

ŞERİAT TARİKAT          MARİFET   HAKİKAT

Yaşamın Kuralları
Yel  (Hava)
Ateş
Anadan Doğmak
El Oğlu
Ana
Deniz
Kulluk
Kemik
İşitmek
Lamba
Kapı
İlkokul
Lise
H. Muhammed Devri
Ağacın kökü
Tevrat
Musa
Farz
Şekeri duymak
Denize varmak
Sonbahar
Doğu Yolun Kuralları
Ateş (Alev)
Su
İkrar vermek
Yol Oğlu
Baba
Gemi
Bilmek
Et
Görmek
Fitil
Eşik
Ortaokul
Üniversite
H. Ali devri
Dalları
Zebur
Davud
Vacip
Görmek/tutmak
Denize dalmak
Yaz
Batı Bilginin Kuralları
Su
Rüzgar (Gök)
Nefsini bilmek
İl Oğlu
Oğul
Dalgıç
Ermek
Deri
Anlamak
Yağ
Sövedir / kol
Lise
Yüksek Lisans
Bu çağ
Çiçekleri
İncil
İsa
Sünnet
Tatmak
İnci bulmak
Kış
Kuzey Hak’ka Erişmek
Toprak
Toprak (Yer)
Hakkı özde bulmak
Âlemin Oğlu
Torun
Mercan/inci
Görmek
Can
Bilmek
Işık
Kilit
Üniversite
Hizmete Başlamak
Gelecek çağ
Meyvesi
Kurân
Muhammed
Nafile
Şeker olmak
Paylaşmak
İlkbahar
Güney

Muhabbet eyleyin; sevin, sevişin,
Yâd bülbül konmasın güllerimize…
Dört kapı içeri sırra erişin,
Sakın toz kondurman yollarımıza…

Dört kapı sırrında olalım üryân,
Devâsız dertlere olalım dermân.
Cümleye evvelden ölmedir nişan,
Böyle müjde eylen canlarımıza…

Can kuşu kafesten uçsa gerektir,
Cesetler toprağa düşse gerektir.
Gerçekler dâim ‘Hû’ dese gerektir,
‘Lâ’ gelmesin sakın dillerimize…

Bazı yorumlarda da Dört Kapı’nın insan eğitme tarzı enfes bir şekilde özetlenmiştir:
Şerîat kapısında; Sen ‘sen’sindir, ‘ben’ de ben.
Tarîkat kapısında; Ben ‘sen’ olurum, ‘sen’ de ben.
Marifet kapısında; Sen-ben, benlik duygusu kalmaz, ikimiz de ‘biz’ oluruz.
Hakîkat kapısında; Ben, sen, biz yok oluruz ve artık sadece ‘O-Allah’ vardır.

Yine bir rivâyete göre Mevlânâ Celâleddîn Rûmî de Dört Kapı davranışlarını şöylece açıklamıştır.
Öğrencilerinden biri Mevlânâ’ya sormuş: Efendim bu Dört Kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?

Mevlânâ buyurmuş: Bak şimdi, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.

Öğrenci gitmiş birincinin ensesine bir tokat atıvermiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaratan’a güvenip ikinciye de bir tokat atmış. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.

Öğrenci Mevlânâ’ya dönmüş, olanları anlatmış.

Mevlânâ: İşte sana istediğin örnekler… Birinci, Şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriat’ta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iâde etti. İkinci, Tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iâde edecekti ki Tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. ‘Sana kötülük yapana bile iyilik yap.’ Onun için döndü, oturdu. Üçüncü, Marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaratan’dan geldiğini bilir, inanır. Yaratan bu kötülüğe hangi İblis’i alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. Dördüncü, Hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sâhibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile.

Teslim Abdâl her dem yüksek uçar mı?
Hak yoluna teslim olan kaçar mı?
Dört kapıdan, kırk makamdan geçer mi?
Bir olup, birliğe yeten ağlar mı?