Kuranı Kerim – Câsiye Suresi Türkçe Meali

CÂSİYE SÛRESİ CÜZ: 25, SÛRE: 45 

14. ayeti müstesna, Mekke’de inmiştir; 37 ayettir.

28. ayetinde ümmetlerin diz çökmüş hâlde kendi
kitaplarına çağrılacağı anlatıldığından diz çökmek
anlamında “Casiye” olarak adlandırılmıştır.

İmam Sadık (a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
Kim Casiye Sûresi’ni okursa, onun mükâfatı cehennemin
ateşini asla görmemek, cehennemin
inilti ve bağırışını asla işitmemek olur ve (cennette)
Peygamber (s.a.a) ile birlikte olur.”

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ha, Mîm.

2. Bu kitabın indirilişi, üstün ve hikmet
sahibi Allah tarafındandır.

3. Göklerde ve yerde iman edenlere nice
ayetler vardır.

4. Sizin yaratılışınızda ve yaydığı canlılarda
kesin olarak inanan bir topluluk
için ayetler vardır.

5. Gece ve gündüzün birbiri ardınca
gelmesinde, Allah’ın gökten indirdiği
rızkta (suda), ölümünden sonra yeri
onunla diriltmesinde ve rüzgârları
dolaştırmasında düşünen bir topluluk
için ayetler vardır.

6. İşte bunlar, hak olarak sana okuduğumuz
Allah’ın ayetleridir. Allah’tan
ve ayetlerinden sonra artık hangi söze
inanacaklar?!

7. Yazıklar olsun çok günah işleyen yalancıya!

8. Kendisine okunan Allah’ın ayetlerini
işitir, ama sanki onları hiç duymamış
gibi büyüklük taslayarak (küfür ve
inadında) direnir. Onu acı bir azapla
müjdele!

9. Ayetlerimizden bir şeyi bildiği zaman
onu alaya alır. İşte bunlar için
aşağılayıcı bir azap vardır.

10. Ötelerinde de cehennem vardır.
Elde ettikleri şeyler ve Allah’ı bırakıp
edindikleri dost ve koruyucular da,
onlara hiçbir yarar sağlamaz. Onlara
büyük bir azap vardır.

11. İşte bu (Kur’ân), bir hidayettir. Rablerinin
ayetlerini inkâr edenlere, çetin
olan acı bir azap vardır.

12. Emri ile içinde gemilerin yüzmesi
ve lütfundan bir pay aramanız için ve
belki şükredersiniz diye denizi hizmetinize
veren, Allah’tır.

13. Göklerde ve yerde kendi katından
olan her şeyi sizin hizmetinize verdi.
Gerçekten bunda düşünen bir topluluk
için ayetler vardır.

14. İman edenlere de ki: “Allah’ın her
kavmi kendi yaptıklarıyla cezalandırması
için, Allah’ın günlerini ummayan
kimseleri affetsinler. (Onları cezalandırmada
acele etmesinler.)”

15. Kim iyi iş yaparsa, kendi yararınadır;
kim de kötülük yaparsa, kendi
aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize döndürüleceksiniz.

16. Gerçekten biz, İsrailoğulları’na kitap,
hüküm ve peygamberlik verdik;
onlara temiz şeylerden rızık verdik ve
onları dünya halkına üstün kıldık.

17. Din konusunda onlara apaçık deliller
verdik. Ama onlar, kendilerine bilgi
geldikten sonra aralarındaki çekememezlik
yüzünden ayrılığa düştüler.
Kuşkusuz Rabbin, kıyamet günü ayrılığa
düştükleri şeyler hakkında aralarında
hüküm verecektir.

18. Sonra seni din konusunda bir yol
yordam sahibi kıldık. Sen ona uy ve
bilgisi olmayanların isteklerine (heva
ve heveslerine) uyma.

19. Şüphesiz, onlar Allah’tan gelecek
bir şeyi asla senden uzaklaştıramazlar.Doğrusu, zalimler birbirlerinin dostudurlar
ve Allah takvalıların dostudur.

20. İşte bu (Kur’ân), insanlar için apaçık
bilinçlerdir; yakin eden topluluk için de
hidayet ve rahmettir.

21. Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini
iman edip doğru işler yapanlar gibi
kılacağımızı mı sandılar?! Hayatları ve
ölümleri bir mi olacak?! Ne kötü hüküm
veriyorlar!

22. Allah, gökleri ve yeri hak olarak ve hiçbir
kimseye zulmedilmeksizin her kişinin
kendi kazandığıyla mükâfatlandırılması
için yarattı.

23. Heva ve hevesini kendine ilah edinen
ve Allah’ın bilerek saptırdığı, kulağını ve
kalbini mühürlediği ve gözünün üzerine
perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık
Allah’tan başka kim onu hidayete erdirebilir?
Hâlâ öğüt almaz mısınız?!

24. Onlar, “Bu dünya hayatımızdan başka
bir hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi
sadece zaman ve tabiat yok eder.” dediler.
Onların bu hususta bir bilgileri yoktur.
Onlar, sadece zannediyorlar.

25. Apaçık ayetlerimiz onlara okunduğu
zaman, “Doğru söylüyorsanız, babalarımızı
bize getirin.” demekten başka bir
delilleri olamamıştı.

26. De ki: “Allah sizi diriltir, sonra öldürür,
sonra kendisinde bir şüphe olmayan
kıyamet gününde sizi toplar. Fakat
insanların çoğu (bunu) bilmezler.”

27. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır.
Kıyametin kopacağı gün, işte
o gün, batıla uyanlar ziyana uğrarlar.

28. Her topluluğu diz çökmüş görürsün.
Her ümmet, kendi kitabına (amel
defterine) çağrılır. “Bugün yaptıklarınızla
cezalandırılacaksınız.” (denir.)

29. Bu kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor.
Kuşkusuz, biz yaptıklarınızı
kopyalıyorduk.

30. İman edip doğru işler yapanları,
Rableri onları kendi rahmetine yerleştirir.
İşte bu, apaçık bir başarıdır.

31. Kâfir olanlara ise, “Ayetlerimiz size
okunmuyor muydu?! Ama siz büyüklük
taslayıp suç işleyen bir topluluk
oldunuz.” (denir.)

32. “Allah’ın vaadi haktır ve kıyamet
saatinde bir şüphe yoktur.” denildiği
zaman, “Biz kıyamet saatinin ne olduğunu
bilmiyoruz. Bunu bir tahmin
sanıyoruz. Bizim yakinimiz yoktur.”
derdiniz.

33. Yaptıklarının kötülükleri
onlar için ortaya çıkar ve alay
ettikleri şey onları kuşatır.

34. “İşte bugünkü kavuşmanızı
unuttuğunuz gibi, biz de sizi
unuttuk. Yeriniz ateştir ve sizin yardımcılarınız
da yoktur.” denir.

35. Bu, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan
ve dünya hayatının sizi aldatmasından
dolayıdır. Artık bugün oradan
çıkarılmazlar ve özür dilemeleri
de istenmez.

36. O hâlde hamd, göklerin Rabbi, yerin
Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah
içindir.

37. Göklerde ve yerde yücelik yalnız
O’nundur ve O üstündür, hikmet sahibidir.