Aşura Nedir? Aşura Ne Anlama Gelmektedir? Aşura Çorba mıdır?

Muharrem ve Âşûrâ!
Her yıl gelir 10 Muharrem; Âşûrâ günü…
Nedir Âşûrâ-Aşure?
Evet, nedir Âşûrâ?
Çorba mıdır, Aş mıdır? Teenni ya telaş mıdır? Bağrı yakan ataş mıdır?

Bakın cehâlet kokan târih kitaplarına, gazete köşelerine, takvim sayfalarına, gönül levhalarına? Ne yazıyor bu güne ilişkin? Tatlı, helva, çorba tarifleri mi veriyor? Bayram havası içinde kutlanması gereken bir gün bilgisi mi sunuyorlar?

 

Yoksa ne…?

 

Sizin sayfalarınız nelerden bahsediyor? Neler anlatıyorlar o gün hakkında? Yığın yığın hurâfeler mi, kaynaksız hikâyeler mi, düzmece yalanlar mı, saptırıcı-uyutma amaçlı piyasaya sürülmüş asılsız târîhî bilgiler mi?

 

 

Bakın bakın… Bakın da Hakka karşı cinâyetler nasıl işlenir, hak nasıl örtülmeye çalışılır, gündem nasıl yapayla saptırılır şâhit olun… Sonra da Hakk yazan târihe bir göz atın, doğruları görün.

Zulme lanet edin, zâlime dur deyin, mazlûma her halde yardımcı olun. Elinizle, dilinizle, kaleminizle, kalbinizle zulme düşman, adâlete dost olun… Dilerseniz önce çoğunluk denilen kalabalıkların, nere gittiklerinden haberdar olmayan, nerden beslendiklerini bilemeyen, hak nedir farkına varamayan, bâtıla kasıtlı ya da kasıtsız taraf olanların yazdıklarına bir göz atalım;

Elde edebildiğimiz, ulaşabildiğimiz kadarıyla bir çok yerde 10 Muharrem Âşûrâ gününde (çoğu aşure derler cahilce) târihte bazı olayların gerçekleştiği yazılır.

Bunları şöyle özetlemek mümkündür;

1. Cebrâîl, İsrâfîl, Mikâîl, Arş, Kürsü, Levh, Kalem, Cennet-Cehennem o gün yaratılmış(mış)!

2. Yerler ve gökler o gün yaratılmış(mış)!

3. Dağlar ve denizler o gün yaratılmış(mış)!

4. Dünyâ’nın yaratılmasına ilk olarak o gün başlanmış(mış)!

5. Yeryüzüne yağmur ilk olarak o gün yağmış(mış)!

6. Hz. Âdem (a.s) o gün yaratılmış(mış)!

7. Hz. Âdem (a.s) o gün cennete konulmuş(muş)!
8. Hz. Âdem’in (a.s) tevbesi o gün kabûl edilmiş(miş)!

9. Hz. Âdem (a.s) o gün Safiyyullâh olmuş(muş)!

10. Hz. İdris (a.s) o gün göğe kaldırılmış(mış)!

11. Hz. Nûh’un (a.s) gemisi o gün Cûdi dağına oturmuş(muş)!

12. Hz. İbrâhîm (a.s) o gün doğmuş(muş)!

13. Hz. İbrâhîm (a.s) o gün Allâh’a Halîl (dost) kılınmış(mış)!

14. Hz. İbrâhîm (a.s) o gün Nemrut’un (l.a) ateşinden kurtulmuş(muş)!

15. Hz. İsmâîl (a.s.) o gün doğmuş(muş)!

16. Hz. Eyyûb (a.s) o gün hastalığından şifâ bulmuş(muş)!

17. Hz. Dâvûd’un (s.a) tevbesi o gün kabûl olunmuş(muş).!

18. Hz. Süleymân (a.s) o gün saltanata kavuşmuş(muş)!

19. Tevrât Mûsâ’ya (a.s) o gün verilmiş(miş)!

20. Hz. Mûsâ (a.s) o gün kurtarılmış, Firavun (l.a) o gün boğulmuş(muş)!

21. Hz. Yûnus (a.s) o gün balığın karnından kurtulmuş(muş)!

22. Hz. Yûsuf (a.s) o gün kuyudan kurtulmuş(muş)!

23. Hz. Yûsuf (a.s) o gün zindandan kurtulmuş(muş)!

24. Hz. Yakûb (a.s) Hz. Yûsuf’a (a.s) o gün kavuşmuş(muş)!

25. Hz. Yakûb’un (a.s) gözleri o gün eski hâl üzere görmeye başlamış(mış)!

26. Hz. Îsâ (a.s) o gün doğmuş(muş)

27. Hz. Îsâ (a.s) o gün göğe kaldırılmış(mış)!

28. Kabe’nin örtüsü önceleri Âşûrâ gününde değiştiriliyormuş(!)

29. Hz. Muhammed (a.s) o gün Hatîce (r.a) ile evlenmiş(mi

30. Hz. Muhammed (s.a.a) o gün Hicretle Medine’ye ulaşmış(mış)!

31. Hz. Muhammed (s.a.a) o gün geçmiş ve gelecek günahlarından affedilmiş(miş)!32. Kıyâmetin kopması o gün olacak(mış). (Cuma günü imiş)!

33. Hz. Hüseyin o gün şehit edilmiştir…

[Kaynak: Bakınız Aşura ve Muharrem Ayı: Adem Şener ve konu ile ilgili takvim sayfaları, köşe yazıları ve ilgilli klasik risaleler… Her ne hikmetse konu başka bilen yok gibi Abdulkadir Geylani’nin Günyettüt Tâlibîn adlı eserinden ve başka sahabe yok gibi Abdullah İbni Abbas rivayetiyle naklediliyor.]

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım ve insaflıca düşünelim.
Hemen hemen tüm insanlık târihindeki mutlu günler, hatta varlıkların oluşum sürecindeki güzellikler nasıl aynı güne denk gelmiş?

Kim bu gaybî bilgileri hangi kanalla bizlere ulaştırmış?

Adı sayılan peygamberlerin ne zaman ve ne kadar yaşadıkları bile kesin-mütevâtir bir bilgi ile sâbit değilken, nasıl onların çok mutlu günlerinin hep aynı güne denk geldiği öğrenildi? Ve kim aracılığı ile?

Hz. Peygamber efendimizden bu olayların aynı günde gerçekleştiğine dâir inkarı mümkün olmayacak kadar sağlam yollarla bize ulaşmış bir rivâyet var mıdır?

Ehli Beyt İmamları bu olayların bahsedilen günde meydana gelip gelmediği ile ilgili neler buyurmuşlar?

Acaba tüm bu yazılan ve görüldüğü üzere sevinç günleri olan olaylar bir başka hüzün verici ama kesin olan bir olayın unutturulması için hedef saptırma olmasın?

Her insan biraz dikkatle bakarsa yaşadıkları zaman dilimlerinde egemen güçlerin halkın hoşuna gitmeyecek bir olaya sebep olduklarında hemencecik onu örtecek bir sun’î gündem oluşturduklarını görür. Acaba târihin tüm zâlimlerinin uyguladığı bu taktik üstadları olan Yezit’ten onlara kalmış bir mîrâs olmasın?

Evetttt…

Hz. Peygamberin Hakka vuslatından henüz pek fazla zaman geçmemişti ki, bir meşûm el, inananların yönetimini zorba, haksızlık ve hile ile ele geçirmişti. İnsanlık, adâlet, sevgi, îmân, hak, hukûk, asâlet, hamiyet, dürüstlük, şecâat, kardeşlik, dostluk adına ne varsa erozyona uğramıştı. Müslümanların üzerine âdeta bir ölü toprağı serpilmiş, nerdeyse Allâh’ın dini olan İSLÂM zorba güçlerin zulüm aygıtı olan DEVLET İSLÂM(!)’ı hâline dönüşmüştü.

Bu kötü gidişe “dur” denilmeliydi… Ama kim olacaktı bu kervanın başını çekecek olan? Bu, Ehli Beyt’ten olup ta Peygamberi görenlerden hayatta kalan tek kişi olan Hz. İmam Hüseyin’den başkası olabilir miydi? İşte İslâm’ın ve insanlığın omuzlarına yüklediği bu ağır sorumluluğu yerine getiren bu korkusuz kahraman, hunharca Kerbelâ’da onlarca yakını ile şehit edildi.

Kalbinde zerre miktarı insanlık ve adâlet aşkı olan insanlar bu olayı unutamazlardı. Hüseyin’i rahmet ve O’na kastedenleri ise lanetle anacaklar, onlara düşmanlık besleyeceklerdi. Ve onları bir şekilde alaşağı etmenin hesaplarını yapacaklardı. İşte o günün alçakları bunun bilincinde olarak Kerbelâ katliâmının gerçekleştiği gün olan 10 Muharrem Âşûrâ gününü belleklere farklı bir anlam ve içerikle yerleştirmenin hesâbını yaptılar. Peygamberimiz adına hadisler uydurdular.

O gün bilmem nelerin gerçekleşmiş olduğuna dâir yalanlar düzdüler. Ve bunu yalanla bezedikleri târih kitaplarına, hadis eserlerine serpiştirdiler. Ve sonuçta yukarıdaki sıraladığımız olayların o gün gerçekleştiği yolunda aslı olmayan bilgiler zamânımıza kadar geldi… Ve bu gündem saptırma da kısmen başarılı da oldular. Ama “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” demişler. Mum söndü gayrı. İnsanları yanıltamayacakları bir şekilde Hak aşikar oldu elhamdulillah.

Canlar şu gerçek artık tüm dünyada bilindi ki;

Bugün sevinç günü, bayram günü, çorba-tatlı günü değildir. Bu gün Kerbelâ’yı anma ve anlama günüdür. Bugün İmam Hüseyin ve yârenlerinin başkaldırısının bilincine varma günüdür. Bugün her nerde Yezit varsa orada Hüseyin olma günüdür. Zâlimlere; “dur”, mazlumlara; “el ver, zulme dur diyelim” deme günüdür. Bu gün Hâbil’i, İbrâhîm’i, Yûsuf’u, Mûsâ’yı, Îsâ’yı, Muhammed’i (Selâm olsun üzerlerine), Ali’yi anlama günüdür. Bugün zulmün yıkılış günüdür. Sönmeyecek olan adâlet ateşinin yanış, kalplerin ilâhî aşka susayış günüdür.

Ehli Beyt dostları canlar, 10 Muharrem veya daha sonraki günlerde Peygamber soyunun kendisinden devâm ettiği mazlûm İmam Zeynelâbidîn’in sağ kurtuluşuna şükrün nişânesi olarak aşure çorbası yapılmaktadır,  kurban kesilmektedir, 12 gün matem orucu tutulmaktadır … Elbette bu niyetle yapılan amellerin Hak katında makbûl olması ümid edilir. Allâh bizleri her ne şekilde olursa olsun Hüseyin’i ve mesajını anlayıp, anlatanlardan, bu sevdâyı ebedî yaşatma gayreti içerisinde olanlardan eylesin…

Selâm olsun Hüseyin’e ve Hüseynîlere…
Lanet olsun Yezît ve Yezîdîlere….

BU KISA NOTU DA LÜTFEN DİKKATLE OKUYALIM!

Ehli Beyt Mektebinin büyük âlimlerinden olan Merhum Şeyh Mufid şöyle diyor: “Muharrem ayının onuncu gününde Hz. Hüseyin (a.s) şehit edilmiştir. İmam Cafer Sâdık’tan gelen rivayetler gereğince bu günde neşeden uzak durmak, yas merasimleri düzenlemek ve öğle oluncaya kadar bir şey yiyip içmemek ve öğleden sonra, sadece yaslı insanların yediği içtiği miktarda bir şeyler yemek gerekir.” [Vesâilü’ş Şîa c.10, s. 394.]

Ehli Beyt Mektebinin en büyük hadisçilerinden olan Şeyh Saduk İmam Rızâ (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakleder:

“Âşûra gününü kendisine hüzün ve musibet ve ağlama günü yapan kimseye, Allah kıyamet gününü sevinç ve neşe günü kılar.”[İlelu’ş-Şerâyi, S.227.]

Şeyh Saduk kendi senediyle İlelu’ş-Şerâyi ve Emâli kitaplarında Cibille-i Mekkiye’den şöyle nakleder:

“Hz. Ali (a.s)’ın sır dostlarından olan Meysem Temmar’dan şöyle nakleder: Allah’a yemin olsun ki bu ümmet kendi peygamberlerinin torununu Muharrem ayının onuncu günü öldürecekler ve Allah’ın düşmanları o günü bereket günü yapacaklar. Bu iş Allah’ın ilminde geçmiş kesin kazalardandır. Hz. Ali’nin bana öğrettiği ilim üzere ben bundan haberdar oldum.

Hz. Ali bana bildirdi ki tüm yaratıklar hatta çölün yırtıcı hayvanları, denizdeki balıklar ve gökte uçan kuşlar bile Peygamber’in torununa ağlayacaktır.

Güneş, ay, yıldızlar, gök, yer, insan ve cinlerin mü’min olanları göklerdeki tüm melekler Rıdvan meleği (cennetin koruyucusu melek) ve cehennemle görevli olan Malik, tüm koruyucu melekler, gök ve arşı koruyan meleklerin hepsi Hüseyin’e ağlayacaklar.

Sonra Meysem şöyle dedi: Allah’a ortak koşanlara, Yahudi, Hrıstiyan ve Mecusilere Allah’ın laneti gerekli olduğu gibi Hz. Hüseyin’i öldürenlere de bu lanet gerekli olmuştur.

Cibille diyor ki Meysem’e “Nasıl halk Hz. Hüseyin’in şahadet gününü bereket günü bileceklerdir?” diye sordum.

Meysem bu soruya karşılık ağlayarak şöyle dedi:

Kendileri uydurdukları bir hadis gereğince Aşura gününün Hz. Adem’in tövbesinin kabul olduğu gün olduğunu söyleyecekler; oysa Hz. Adem’in tövbesi Zilhicce ayında kabul olunmuştur.

Yine onlar Aşura gününde Yüce Allah’ın Hz. Davud’un tövbesini kabul ettiğini söyleyecekler; oysa Davud’un tövbesi de Zilhicce ayında kabul olmuştur.

Onlar bu günde Allah’ın Hz. Yunus’u balığın karnından kurtardığını söyleyecekler; oysa Allah-u Teâlâ Hz. Yunus’u Zilkaade ayında balığın karnından çıkarmıştır.

Onlar Aşura gününde Hz. Nuh’un gemisinin sahile yanaştığını söyleyecekler; oysa bu Zilhicce ayının 18. günü vuku bulmuştur.

Onlar bu günde Beni İsrail’in kurtulması için denizin Allah tarafından Hz. Musa (a.s) için yarıldığını söyleyecekler; oysa bu Rebiulevvel ayında gerçekleşmiştir….”

Ehli Beyt mektebinin kaynaklarında çeşitli senetlerle İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan nakledilen ve Ehli Beyt dostlarınca sürekli okunan Aşura Ziyâreti duâsında şu cümleler yer almaktadır:

“Allah’ım bu Âşûra günü Ümeyye oğulları ve ciğer yiyen kadının oğlu tarafından kutlu ve mübârek bir gün olarak bilinir…. Bugün Ziyad oğullarının ve Mervan oğullarının Hz. Hüseyin’i (Allah’ın selamı ona olsun) öldürdükleri için sevindiği bir gündür. Allâh’ım onlara olan lanet ve azabını iki kat eyle….”

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir