Kuranı Kerim – Ankebût Suresi Türkçe Meali

(29)
Mekke’de nazil olmuştur. İlk on ayetinin Medine’de
nazil olduğu rivayet edilir. 69 ayettir.

Bu sûre, adını Allah’tan başka dost edinenlerin
ağ kuran örümceğe benzetildikleri
açıklanan 41. ayetinden almaktadır.

Ankebut; örümcek anlamındadır.

İmam Sadık
(a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Kim Ankebut
ve Rum Sûrelerini Ramazan ayının yirmi
üçüncü gecesinde (yirmi ikiyi yirmi üçe
bağlayan gecede) okursa, Allah’a yemin
ederim ki, o, cennet ehlindendir. Asla kimseyi
de istisna etmiyorum. Allah’ın bu yeminimden
dolayı bana bir günah yazacağından
da korkmuyorum. Çünkü bu iki sûrenin
Allah katında önemli bir yeri vardır.” (bk. es-
Safî Tefsiri, Sevabu’l-A’mal’dan naklen.)
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Elif, Lâm, Mîm.

2. İnsanlar, “iman ettik” demeleriyleimtihan edilmeden kendi başlarına bırakılacaklarını
mı sandılar?!

3. Biz, onlardan öncekileri de imtihan
ettik. Allah, doğru söyleyenleri ortaya
çıkaracak ve yalancıları da ortaya çıkaracaktır.

4. Yoksa kötü işler yapanlar, bizi geçebileceklerini
mi sandılar?! Ne de kötü bir
yargıda bulunuyorlar!

5. Kim Allah’la buluşmayı umuyorsa,
(bilsin ki,) Allah’ın belirlediği vakit gelmektedir.
O, işitendir ve bilendir.

6. Çaba gösteren, kendisi için çaba gösterir.
Allah, âlemlerden müstağnidir.

 

7. İman edip doğru işler yapanların kötülüklerini
gideririz ve yaptıklarının en
güzeli ile onlara karşılık veririz.

8. İnsana, baba ve annesine iyi davranmasını
tavsiye ettik. Eğer onlar, seni, hakkında
bilgin olmayan bir şeyi bana ortak
koşmaya zorlarlarsa, onlara itaat etme!
Dönüşünüz banadır. Orada yaptıklarınızı
size bildiririm.

9. İman edip doğru işler yapanları, iyilerin
arasına katarız.

10. İnsanlardan kimileri de var ki, “Allah’a
iman ettik.” derler; ancak Allah yolunda bir
eziyete uğradıklarında, insanların işkencesini
Allah’ın azabı gibi sayarlar. Rabbinden
bir zafer gelirse de, “Kuşkusuz, biz
sizinle beraberdik.” derler. Allah, herkesin
kalbinde olanı en iyi bilmez mi?

11. Allah, mutlaka iman edenleri ortaya
çıkaracaktır ve münafıkları da ortaya
çıkaracaktır.

12. Kâfir olanlar, iman edenlere, “Yolumuza
uyun, günahlarınızı biz üstlenelim.”
dediler. Oysa onların günahlarından
hiçbir şeyi üstlenecek değiller.
Gerçekten onlar yalancıdırlar.

13. Kuşkusuz, kendi yüklerini (günahlarını)
ve kendi yükleriyle birlikte
nice yükleri de taşıyacaklar ve kıyamet
günü uydurdukları şey hakkında mutlaka
sorguya çekilecekler.

14. Gerçekten biz, Nuh’u kavmine
gönderdik. Aralarında dokuz yüz elli
yıl kaldı. Sonunda zulmettikleri hâlde
tufan onları yakalayıverdi.

15. Sonuçta onu ve gemide olanları
kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet
yaptık.

16. İbrahim’i de (gönderdik). Hani o
kavmine şöyle demişti: “Allah’a ibadet
edin ve O’ndan korkun. İşte bu, bilseniz
sizin için daha iyidir.”

17. Kuşkusuz, siz Allah’ı bırakıp da
O’nun yerine birtakım putlara tapıyorsunuz
ve yalan uyduruyorsunuz.
Allah’ı bırakıp O’nun yerine taptıklarınız,
size bir rızk verme gücüne sahip
değillerdir. Öyleyse rızkı Allah’ın katında
arayın, O’na ibadet edin ve O’na
şükredin. O’na döndürüleceksiniz.

18. Eğer (Peygamber’i) yalanlayacak
olursanız, (bilin ki,) sizden önceki ümmetler
de yalanladılar. Peygamber, ancak
apaçık bir tebliğle görevlidir.

19. Onlar, Allah’ın, yaratılışı nasıl başlatıp,
sonra onu geri çevirdiğini görmediler
mi? Kuşkusuz bu, Allah için
kolaydır.

20. De ki: “Yeryüzünde gezin de, Allah’
ın yaratılışı nasıl başlattığına bakın. Sonra O, son hayat aşamasını (ahireti)
yaratır. Kuşkusuz, Allah’ın her şeye gücü
yeter.”

21. O, dilediğine azap eder ve dilediğine
merhamet eder. Ve siz O’na doğru döndürüleceksiniz.

22. Siz ne yerde, ne de gökte (Allah’ı)
güçsüz bırakacak değilsiniz ve sizin
Allah’tan başka bir veliniz (yönetici ve
koruyucunuz) ve yardımcınız yoktur.

23. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı
inkâr edenler, işte onlar, merhametimden
ümitlerini kesmişlerdir ve onlara
acı bir azap vardır.

24. Kavminin cevabı ise, sadece, “Onu
öldürün veya onu yakın.” demek oldu.
Ama Allah, onu ateşten kurtardı. Kuşkusuz
bunda, iman eden topluluk için ayetler
vardır.

25. (İbrahim,) “Siz, Allah’ı bırakıp da
dünya hayatında aranızda bir muhabbet
vesilesi olsun diye kendinize putlar
edindiniz; sonra kıyamet günü birbirinizi
reddedecek ve birbirinize lanet okuyacaksınız.
Barınacağınız yer ateştir ve size
yardım eden de olmaz.” dedi.

26. Lut ona iman etti ve, “Ben Rabbime
hicret ediyorum. Kuşkusuz O, üstündür
ve hikmet sahibidir.” dedi.

27. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık;
peygamberlik ve kitabı onun soyuna
yerleştirdik. Dünyada ona mükâfatını
verdik ve ahirette de o iyilerdendir.

28. Lut’u da (gönderdik). Hani o, kavmine
şöyle demişti: “Âlemlerden hiçbir
kimsenin yapmadığı kötü ve çirkef
bir işe mi yelteniyorsunuz?”

29. Siz erkeklerle ilişki kurup, yol kesiyor
ve toplantılarınızda kötü işler
yapıyorsunuz. Kavminin cevabı ise,
şöyle demek oldu: “Eğer doğru söylüyorsan,
Allah’ın azabını bize getir.”

30. (Lut,) “Ey Rabbim! Beni, fesat çıkaran
bu kavme karşı muzaffer eyle.”
dedi.

31. Elçilerimiz İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde,
“Biz şu şehrin halkını helak
edeceğiz. Kuşkusuz, oranın halkı
zalim kimselerdir.” dediler.

32. (İbrahim,) “Ama orada Lut var.”
dedi. Onlar, “Biz orada kimin olduğunu
daha iyi biliriz. Biz onu ve -karısı
müstesna- ailesini kurtaracağız. Karısı,
geride kalanlardan olacaktır.” dediler.

33. Elçilerimiz Lut’a geldiklerinde,
(Lut) onlardan ötürü sıkıldı ve onları
savunmada yetersiz kaldı. Ona: “Korkma
ve üzülme. Biz seni ve aileni kurtaracağız;
yalnız karın müstesna; o, geride
kalanlardan olacaktır.” dediler.

34. “Biz, bu şehrin halkına, yoldan çıktıkları
için gökten bir azap indireceğiz.”

35. Gerçekten düşünen bir topluluk
için o şehirden açık bir ayet bıraktık.

36. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik).
O, “Ey kavmim! Allah’a ibadet
edin, o son güne ümit besleyin ve yeryüzünde
bozgunculuk gayesiyle taşkınlık
yapmayın.” dedi.

37. Ama onlar, onu yalanladılar. Derken
şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı,
yurtlarında cansız diz üstü yere çöküverdiler.

38. Ad’ı ve Semud’u da (yok ettik). Onların
yurtlarından bir bölümü size belli olmuştur.
Şeytan, yaptıklarını onlara güzel
gösterdi de doğru yoldan onları alıkoydu.
Oysa onlar, ferasetli kimselerdi.

39. Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da
(yok ettik). Gerçekten Musa, apaçık delilleri
onlara getirmişti. Ama onlar, yeryüzünde
büyüklük tasladılar. Fakat bizi
geçemezlerdi.

40. Onlardan her birini günahı sebebiyle
yakaladık. Kimine taş yağdıran bir
fırtına gönderdik, kimini öldürücü ses
yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik,
kimini de suda boğduk. Allah, onlara
zulmedecek değildi; fakat onlar, kendilerine
zulmediyorlardı.

41. Allah yerine kendilerine dost ve koruyucu
edinenlerin durumu, kendisine
yuva kuran örümceğin durumu gibidir.
Gerçekten yuvaların en dayanıksızı,
örümceğin yuvasıdır. Keşke (bunu)
bilselerdi.

42. Gerçekten Allah, kendisini bırakıp
da yalvardıkları şeyleri bilir. O, üstündür
ve hikmet sahibidir.

43. İşte biz bu örnekleri insanlara açıklıyoruz;
ama bunları ancak bilginler
anlıyor.

44. Allah, gökleri ve yeri hak olarak
yarattı. Gerçekten bunda müminler
için bir ayet vardır.

45. Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku
ve namazı hakkıyla kıl. Gerçekten namaz,
hayâsızlıktan ve beğenilmeyen
işlerden alıkoyar. Allah’ı anmak, daha
büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı
bilir.

CÜZ: 21, SÛRE: 29

46. Kitap ehli ile -zalim olanları bir
yana- ancak en güzel yolla tartışın ve
deyin ki: “Bize indirilene de, size indirilene
de biz iman ettik. Bizim ilahımız
da, sizin ilahınız da birdir. Biz O’na
teslim olmuşuzdur.”

47. İşte böyle bu kitabı sana indirdik.
Kendilerine kitap verdiklerimiz, ona
iman ederler. Bunlardan da (Mekkelilerden
de) ona iman edenler var. Ayetlerimizi
ancak kâfirler inkâr ederler.

48. Bundan önce sen ne bir kitap okumuş,
ne de elinle onu yazmışsın. Öyle
olsaydı, batıla uyanlar şüpheye kapılırlardı.

49. Fakat o, kendilerine ilim verilmiş
olanların göğüslerinde olan apaçık
ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak
zulme denler inkâr ederler.

50. “Ona Rabbinden ayetler (mucizeler)
indirilse ya!” dediler. De ki: “Ayetler,
yalnız Allah’ın katındadır ve ben sadece
apaçık bir uyarıcıyım.”

51. Kendilerine okunmakta olan bu kitabı
sana indirmemiz, onlara yetmedi mi?
Kuşkusuz, onda iman eden topluluk için
rahmet ve öğüt vardır.

52. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit
olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde
olan her şeyi bilir. Batıla inanan ve Allah’ı
inkâr edenler var ya, işte zarara uğrayanlar
onlardır.”

53. Senden, azabın çabuk gelmesini isterler.
Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı,
mutlaka azap onlara gelirdi. Kuşkusuz,
onlar farkında olmadan, ansızın azap
kendilerine gelecektir.

54. Senden azabı çabuk isterler; oysa cehennem
kâfirleri kuşatmıştır.

55. O gün azap, üstlerinden ve ayaklarının
altından onları sarar ve (Allah), “Yapmakta
olduğunuz işleri tadın!” der.

56. Ey iman eden kullarım! Şüphesiz,
yeryüzüm geniştir. O hâlde yalnız bana
kulluk edin.
İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:
“Fasık olan yöneticilere itaat etmeyin.
Eğer onların sizi dininizden çıkarmak için
ağır sıkıntılara uğratmalarından korksanız, o
zaman bilin ki, Allah’ın yeri geniştir. O diyor
ki: “Melekler, kendi nefislerine zulmetmekte
olan kimselerin canlarını aldığında, onlara,
“Ne durumda idiniz?” derler. Onlar, “Biz yeryüzünde
güçsüz düşürülen (ezilen) kimseler
idik.” derler. Melekler, “Allah’ın yeri, onda
hicret etmeniz için geniş değil miydi?” derler.”
bk. Kummî Tefsiri.

57. Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra
bize döndürüleceksiniz.

58. İman edip doğru işler yapanları,
kuşku yok ki onları, altlarından ırmaklar
akan ve içinde ebedi kalacakları
cennet köşklerine yerleştireceğiz.
Amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!

59. Onlar, sabrederler ve yalnız Rablerine
güvenirler.

60. Nice canlı var ki, rızkını taşımaz.
Onlara da, size de Allah rızk verir. O,
işitendir ve bilendir.

61. Onlara, “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi
ve ayı emri altında tutan kimdir?”
diye sorsan, mutlaka “Allah’tır.” derler.
Öyleyse nereye çevrilmekteler?!

62. Allah, rızkı kullarından dilediğine yayar
da, kısar da. Allah, her şeyi bilendir.

63. Onlara, “Gökten su indirip ölümünden
sonra onunla yeri dirilten kimdir?”
diye sorsan, mutlaka “Allah’tır.” derler.
De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat
onların çoğu düşünmezler.”

64. Bu dünya hayatı, boş bir eğlence ve
oyundan başka bir şey değildir. Ahiret
yurdu, gerçek dirilik odur. Keşke
(bunu) bilselerdi.

65. Gemiye bindiklerinde, kulluklarını
Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar.
Fakat onları kurtarıp karaya
çıkardığında, bir bakarsın ki (O’na)
ortak koşarlar.

66. Bırak kendilerine verdiklerimizi
inkâr etsinler, bırak eğlensinler. Yakında
bilecekler.

67. Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken,
güvenli ve korunmuş bir
harem var ettiğimizi görmediler mi?
Hâlâ batıla inanıp, Allah’ın nimetini
inkâr mı ediyorlar?!

68. Yalan uydurup Allah’a isnat eden
veya hak kendisine geldiğinde onu yalanlayan
kimseden daha zalim kimdir?
Kâfirlerin yeri cehennem değil midir?

69. Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri,
elbette yollarımıza iletiriz. Gerçekten
Allah, iyilerle beraberdir.