Hacı Bektaş-ı Veli ( r) Okulu

Allah ondan razı olsun,Hacı Bektaş-ı Veli bilgiyi ibadeti ve kılıcı kendi kişiliğinde birleştirmiş devrimciliği olgunlaştırmış bir Alevi alimidir. yamanla Hünkar, Baba îlyas ( r) hareketine katılmış (22) yenilgiye uğrayan hareketin ardından.dağılan kitleleri yeniden örgütlemek amacıyla Suluca Karahöyük ‘te – şimdiki Hacı Bektaş’ da – kendi tekkesini; açmıştır. Gerçekten de Baba îlyas ( r)’ın kıyamından sonra, etraf toz – duman olmuş, Moğol istilası da ortalığı iyice karıştırmıştır.

Işte böylece dağınık, insanların başsız olduğu bir dönemde Hünkar, Ehl-ı Beyt dostlarını kendi tekkesi etrafında toplamış ve onları eğiterek, yeniden örgütlemiştir. Hayatı boyunca birçok öğrenci yetiştiren Hünkar, bunları Anadolu’nun ve çevresinin değişik yerlerine yayarak, bu tekkeler (okullar) etrafında Ehl-i Beyt dostlarını yeniden toparlamıştır. Bu suretle, sonraki dönemlerde meydana gelecek olan Alevi Başkaldırıları’na ortam hazırlamıştır.

Burada Hacı Bektaş-ı Veli hakkında konuşuyorken, Hünkar ‘a yapılan bir eleştiriyi cevaplamak yerinde olacaktır. Bundan yaklaşık dört yıl önce güya Alevilik adına çıkan Kervan adındaki bir dergide Emekçi adlı bir şarkıcının, yaptığı bir konuşmada Hacı Bektaş-ı Veli ( r) ‘ye”korkak” dediğini okumuştum. Sebebi ise mezkur şarkıcıya göre, Hacı Bektaş-ı Veli’nin BabaIlyas Hareketi’nden sonra bir daha başkaldırmaması ve eceli ile ölmesi imiş (!).

Birinci olarak, eğer Hünkar, hiç ortalığa çıkmayıp. Baba ,îlyas ‘in yenilgiye uğramasından sonra izini kaybettirse idi, belki bu şarkıcının dediği doğru olabilirdi. Ancak Hazret-i Pir, hiçbir zaman ömrünü saklanarak geçirmemiş, aksine yeniden mücadele meydanlarına koşarak Ehl-i Beyt dostlarım örgütleme işine koyulmuştur. Çünkü o zamanda yapılması gereken, bundan başka bir şey değildi. Bildiğiniz üzere, başkaldırının koşulları vardır. Eğer koşullar yerine gelmeden başkaldırı. yapılırsa, hiç şüphesiz bu başkaldırı yenilgi ile sonuçlanır. Koşullar yerine geldiğinde yapılan başkaldırının zaferle sonuçlanma ihtimali ise, her zaman daha yüksektir.

Hacı Bektaş-ı Veli ( r) ‘nin eceliyle ölmesi bunun korkak olduğunu göstermez. Elbette savaş meydanlarında şehit olması, eceli ile ölmesinden daha iyidir; ama eceliyle ölmesi onun korkak olduğuna delil olamaz. Çünkü daha öncede anlattığımız gibi Alevi, içinde bulunduğu durumu geniş ölçekte değerlendirir. Ortaya zamanlı zamansız atılıp ucuz kahramanlık yaparak, ölüme koşmanın şehadet değil, enayilik olduğunu bilir. Bu, kişinin kendisin! ateşe atmasından başka bir şey değildir.

Neyse….

Konuyu fazla dağıtmayalım ve şarkıcıya olan cevabımızı burada bitirerek konuya kaldığımız yerden devam edelim.

Hacı Bektaş-ı Veli (r) çalışmalarına devam ettiği bir sırada, Hakk ‘a yürüdü. Bundan sonra okulun basma, sırasıyla Seyyid Ali Sultan, O ‘nün oğlu Resul Bali ve yine Seyyid Ali Sultan ‘in öteki oğlu Mürsel Bali geçti. Mürsel Bali ‘nin Hakk ‘a yürümesinden sonra Osmanlı Sultanı 11. Beyazıt ‘in çabalarıyla bir Sırp devşirmesi olan Balım sultan okulun başına geçti Hacı Bektaş-ı Veli ‘nin öğretilerinde tahrifler meydana getirerek”mücerretlik” gibi bir dizi hurafeyi okulun eğitim müfredatına katmış ve kendi döneminde bunu uygulamıştır. Ancak Balım Sultan ‘dan sonda okulun basma geçen Kalender Çelebi (r) bu hurafeleri büyük çapta kaldırmıştır.

Allah O ‘na rahmet etsin, Kalender Çelebi kendi deyimi ile “İslamı ve Hilafeti yüceltmek için” kıyam etti ve savaş meydanlarında şehadet mertebesine yükseldi. Kalender Çelebi ‘nin şehadetinden sonra, okul yirmi – yirmibeş yıllık bir süre başsız kaldı. Sonraki yıllarda Osmanlı Imparatorluğu “Balım Sultan ‘a mürid olmakla şöhret bulan” Sersem Ali Baba ‘yı tekkenin başına geçti. Bundan. sonra Hacı Bektaş Tekkesi, «Bektaşi Tarikatı” olarak değîştirildi ve Osmanlı ‘ya bağlandı.

Buna yer yer tepkiler gelmeye başlamıştı Nitekim Üstadımız, Pir Sultan Abdal ( r)  şu şiiri buna güzel bir örnektir.

“Hacı Bektaş oğlun günahkar gördüm
Aradım isyanım özümde buldum”

Yani Hacı Bektaş ‘in oğulları veya O ‘nun yolunu sürdürdüğünü iddia edenler, tekkeyi bir tarikata dönüştürerek, yolumuzda olmayan inançları yola katarak, Hacı Bektaş’ın mirasına sahip çıkmayarak ve tekkeyi Osmanlı yanlısı zalim
otoriteye bağlıyarak büyük bir günah işledi. Ama oraya gerektiği gibi sahip çıkmayarak asıl sucu biz işledik.

Sersem Ali Baba ‘nın başa gelmesi ile yeniden başlayan bu bozulma süreci Cumhuriyet’in ilanına kadar devam etti. Bu süreç içerisinde Balım Sultan’n başlattığı bu hurafe inançlar yeniden uygulamaya koyuldu. Sünni Fıkhı yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Tarikat Masonların ve bunlar gibi bir dizi batıl inançlara sahip insanların yatağı oldu. Öyle ki herşey karıştı ve karmakarışık bir yapı ortaya çıktı.

Buraya kadar konuştuklarımız Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi ile Bektaşi Tarikatı’mn farklı şeyler olduğunu ortaya koydu. O yüzden Hacı Bektaş-ı Veli ‘yî Bektaşi Tarikatı ‘ndan ayırmak gerekiyor.

Author: Remzi Zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir